POLİTİKA
Bakan Uraloğlu: "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:34:42 Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü dolayısıyla Ankara’da düzenlenen resepsiyonda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. Azerbaycan’ın Bağımsızlık Günü ve Silahlı Kuvvetler Günü, Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, diplomatik misyon temsilcileri, askeri yetkililer ve çok sayıda davetli katıldı. Azerbaycan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanması ile ilk tanıyan devletin Türkiye olduğunu anımsatan Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Memmedov, "Bu manalı destek sadece diplomatik bir adım değil, tarihin, gönüllerin ve kardeşliğin sesiydi. Bugün Azerbaycan hızla gelişiyor. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri de ulu önder Haydar Aliyev tarafından kurulan sağlam temeller üzerinde, fatih Cumhurbaşkanı İlham Aliyev önderliğinde olumlu şekilde devam ediyor" dedi. "Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız" Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin sıradan bir dostluk olmadığına işaret eden Büyükelçi Memmedov, "Ortak tarihin, ortak hafızanın, ortak acının ve ortak zaferlerin yoğurduğu ebedi bir kardeşliktir. Biz Çanakkale’de omuz omza şehit olanların torunlarıyız. Biz Bakü’nün kurtuluşu uğrunda Anadolu’dan Kafkasya’ya yürüyen yiğitlerin evlatlarıyız" ifadelerini kullandı. Resepsiyonda konuşan Bakan Uraloğlu, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin "herhangi iki devlet arasındaki münasebetlerin çok ötesinde" olduğunu ifade ederek, iki ülkeyi ortak tarih, kültür, dil ve gönül bağının birleştirdiğini söyledi. Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in "Bir millet, iki devlet" sözünün bugün ilişkilerin özü haline geldiğini belirten Uraloğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir" anlayışı temelinde şekillenen kardeşliğin her geçen gün daha da güçlendiğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderlikleri sayesinde iki ülke ilişkilerinin stratejik ortaklığın da ötesine geçtiğini kaydetti. 2021 yılında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerin müttefiklik seviyesine taşındığını belirten Bakan Uraloğlu, "Türkiye ile Azerbaycan, kötü günde birbirinin yanında duran, birbirine omuz veren, birbirinin gözyaşını silen, sevincine ortak olan iki kardeş ülkedir. İkinci Karabağ Zaferi sürecinde Türkiye’nin, Azerbaycan’ın haklı davasına verdiği güçlü destek nasıl tarih sayfalarında bir gurur vesikası olarak yerini aldıysa, asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin ardından Azerbaycan’ın milletimize uzattığı kardeşlik eli de daima gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olacaktır. O zor günlerde Azerbaycan halkının gösterdiği dayanışma, aslında aramızdaki kardeşliğin ne kadar derin ve samimi olduğunun en güçlü göstergelerinden biri olmuştur. Karabağ’da yeniden imar ve ihya çalışmalarında ortaya koyduğumuz ortak irade, bölgenin geleceğine dair umutlarımızı daha da güçlendirmektedir" şeklinde konuştu. "Karabağ’da yükselen her eser Türk dünyasının ortak gururudur" Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla 2025 yılında açılışı yapılan Laçın Uluslararası Havalimanı’nın Karabağ’ı dünyaya bağlayan önemli kapılardan biri olduğunu ifade ederek, "Karabağ’da yükselen her eser, ayağa kalkan her şehir ve yeniden hayat bulan her yuva aynı zamanda Türk dünyasının ortak gururudur" dedi. İki ülke arasındaki üst düzey temasların her geçen yıl arttığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Aliyev’in ortaya koyduğu 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine kısa sürede ulaşılacağına inandığını belirtti. "Orta Koridor bölgesel refaha katkı sağlayacak" Ulaştırma ve bağlantısallık alanındaki iş birliğinin önemine işaret eden Bakan Uraloğlu, Orta Koridor’un güçlendirilmesi, "Trump Uluslararası Barış ve Refah Koridoru (TRIPP)" girişimi ile Hazar’dan Avrupa’ya uzanan ulaşım ve enerji hatlarının bölgesel refah ve ekonomik entegrasyon açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye ve Azerbaycan’ın yalnızca kendi halklarının değil, daha geniş bir coğrafyanın barış ve istikrarına katkı sunduğunu kaydeden Bakan Uraloğlu, iki ülkenin başta Birleşmiş Milletler, Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere uluslararası platformlarda dayanışma içinde hareket ettiğini ifade etti.
15 Mayıs 2026 Cuma - 21:37 CHP Genel Başkanı Özel: "Didişmek yerine kentleri depreme hazırlamak lazım" İzmir’in Karabağlar ilçesinde düzenlenen Osman Aksüner Mahallesi 1. Etap Kentsel Tasarım Projesi lansmanına katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Didişmek yerine kentleri depreme hazırlamak lazım" dedi. Karabağlar Belediyesi tarafından hayata geçirilen Osman Aksüner Mahallesi 1. Etap Kentsel Tasarım Projesi’nin lansmanı gerçekleştirildi. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra CHP İçişleri Politika Kurulu Başkanı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, eski Başbakan Yardımcısı ve eski CHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ile Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay katıldı. CHP Genel Başkanı Özel, lansmanda projenin önemine dikkat çekerek, "Farklı 4 belediyede açılış yaptık. Çok önemli projelerin açılışlarında buradaydık. Karabağlar’da ise Helil Kınay’ın hizmetlerini memnuniyetle izledik. Ancak birlikte 3 Nisan’da çok özel bir projeye tanıklık ettik. 3 Nisan’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Çeşme’de sosyal konut projesi vardı. Ben 10 yaşında İzmir’e geldim. Ortaokulu da üniversiteyi de İzmir’de okudum. Askerliği de burada yaptım. Hep de Karabağlar’dan geçtim. Kentsel dönüşümün yerel yönetimlere bırakılması lazım. Ankara’daki bürokratı kim arayacak, kim hesap soracak? Kentsel dönüşüm belediyelere bırakılmalı. İzmir hak etmediği üvey evlat muamelesini hükümetten görüyor. Özellikle kentsel dönüşüm projelerinde geri planda bırakıldı. Helil gibi sivil toplumdan gelen, kentsel dönüşüm fikrine hem partimize uygun olarak hareket eden bir belediye başkanı olarak gayret etti. Elinden geleni muhtarımızla birlikte yaptı. Umarım yapıcı diyaloglar devam eder. Allah nasip ederse 3 yılı bulmadan anahtarları teslim etmek isteriz" şeklinde konuştu. "3 yılda önemli çalışmalar yapılacak" Özel, "Biz 2 yıldır 31 belediyenin 29’unu yönetiyoruz. 2024 yılında CHP’den bir değişim beklendi. CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün 100 yıl önce yaptığı gibi ve emanet ettiği 3 anahtarla yola çıktı. Bilimsel çalışmak, gençlere güvenmek ve kadınlara imkan vermekti. Helil Kınay yüzde 46 oyla emanet ettiğimiz görevle hizmet etmeye devam ediyor. Belediyenin harcına, borcuna bakıyorum. Burası da yüzde 35’ti, yüzde 33 bütçe açığıyla alınmış. 2 yılda yüzde 15’e indi. Gelecek yıl yüzde 6’ya düşeceğini söyledi. Personelin borcu olmadığını takip ediyorum. Kiralama ihalelerine son verilmesini önemsiyorum. 5 tane Halk Ekmek noktası, 3 Kar Kafe, 2 sosyal marketin mevcut olması, kreş sayısının 1’den 3’e çıkması, kadın kooperatifinin kurulmuş olmasını da önemsiyorum. Bu kadar zorluğa rağmen yokuş aşağı ilerlenmeyecek. 3 yılda da önemli çalışmaların yapılacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 20:46 TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı" dedi. Bursa’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını belirterek, halkın ihtiyaçlarını, fikirlerini ve beklentilerini doğru analiz etmenin siyaset kurumunun temel görevi olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın merkezi sayılabilecek bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, küresel krizlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş, "İsrail’in 3 yıla yaklaşan bir süre içerisinde acımasızca, insafsızca ve bütün insani değerlerden uzak bir şekilde Gazze halkına saldırması, arkasından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a, Katar’a, birçok farklı ülkelere saldırmasıyla birlikte Ortadoğu’nun bir cehennem çukuruna döndü. Yine benzer şekilde, dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere bir takım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın bir çok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönemi yaşıyoruz" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz" Böylesine zor bir dünyada Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yol alacağını söyledi. Kurtulmuş, "Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye’yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat vermez, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız. Son zamanlarda iftiharla takip ettiğimiz gibi, Türkiye’nin her alanda yıldızı parlamaktadır. Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ve birtakım batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika’nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir" dedi. Türkiye olarak ortak bir hedefte bir araya gelmemiz gerektiğini belirten Kurtulmuş, "2. asırda da güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturuyoruz. Allah’a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz. Bu ülkenin maalesef 1 asırlık cumhuriyet tarihinin yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz, kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önüne açtıkları birtakım vekalet unsurları olan terör örgütlerinin işleriyle Türkiye’nin maalesef 1 asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi 2. asrımızın hemen başında, terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah’ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz" diye konuştu. "Terör örgütü şimdiye kadar üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi, bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacaktı" Terörsüz Türkiye’nin sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması anlamına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bunun için Türkiye bütün dünyada çatışma çözümlerinde örnek teşkil eden bir süreci başlatmıştır. Bildiğiniz gibi geçen sene 5 Ağustos tarihinde başlattığımız Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 21 toplantısı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerimizin katılımıyla ve kararıyla ortak bir komisyon raporu benimsemiş, bir yol haritası benimsemiş ve bu yol haritasıyla da terörün sona erdirilmesi için nelerin yapılabileceği tavsiye edilmiştir. Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda hem elinde silah olanlarına, ’Silahlarınızı bırakın’ çağrısını yapıyor, hem de Türkiye’de yeni bir dönemin kapılarının açılabilmesi için siyasetin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif bir şekilde iş yapmasını da bir önemli ödev olarak görüyor. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Ümit ve temenni ediyoruz ki şimdiye kadar silahla Türkiye’de bir şeyler yapmaya kalkan örgütün elindeki silahlarını tamamıyla bırakması ve silahlı dönemin bütünüyle geride bırakılarak Türkiye’nin önündeki demokratik süreçlerin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede özellikle Suriye’deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran’da terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. Ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye’de tam manasıyla kardeşlik hâkim olacaktır" dedi. Terörden medet umanlara seslenen Kurtulmuş, "Bu bölgedeki isimleri lazım değil. Onlarca silahlı terör örgütüne on yıllar boyunca kim, kimler, hangi amaçla, niçin silah verdiler? Hatta birbirine rakip gibi görünen örgütlere, birbirleriyle sahada çatışan örgütlere hem ona hem ona silah verip bunları sahada çalıştırmak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk’ün, Kürt’ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır" dedi. "Allah’ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Terörü Türkiye’nin gündeminden ilanihaye kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra kültürü, sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye’yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinden başka bir şey saldır olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de, gönlümüz de, elimiz de, yürüyüşümüz de birdir. Hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır."
BBP Başkanı Destici: "Nükleer silahınız yoksa caydırıcılığınız da yoktur"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 20:07 BBP Başkanı Destici: "Nükleer silahınız yoksa caydırıcılığınız da yoktur" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Nükleer silahınız yoksa caydırıcılığınız da yoktur. Caydırıcılık için nükleer silah şarttır" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, İl Başkanları ve İl İcra Kurulları İstişare Toplantısı öncesinde basın toplantısı düzenledi. Parti Genel merkezinde düzenlenen toplantıda konuşan Destici, İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma karşı İslam dünyasının sessiz kalmasını üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, "İsrail’in bunu tek başına yapması mümkün değildir. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa gibi ülkelerin İsrail’e verdiği destek İsrail’i bu kadar şımartmıştır, bu kadar saldırgan hale getirmiştir ve İsrail’in yaptığı bu soykırım cezasız kalırsa o zaman başka güçlü ülkeler de kendi toprakları içinde yaşayan azınlıklara ya da hemen sınır komşularına ya da işgal etmek istedikleri ülkelerdeki insanlara bu tür soykırımlar gerçekleştirebilir. İşin kötü olan tarafı da budur" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 2 hafta önce BBP Genel Başkan Yardımcısı Emin Serin’in Gazze’nin refah kapısına gittiğini hatırlatan Destici, "Bu tür faaliyetlerin devam etmesi gerekiyor. Sumut filosu Gazze’den yaklaşık 2 bin mil uzakta ortalama 14 günlük bir seyahat süresi var. Doğu Akdeniz’e girdiklerinde Türkiye Mısır Donanması tatbikatı orada gerçekleşiyor olacak. İnşallah Türkiye Mısır tatbikatı İspanya gibi Akdeniz’deki başka vicdanlı yöneticiler tarafından yönetilen ülkelerin de katılımıyla daha geniş bir tatbikata dönüşür ve yine bu devletlerin ortak girişimiyle bir ortak askeri filo tarafından korunarak Sumut filosu Gazze’ye ulaşır ve Gazze’ye yardımlarını götürür ve Gazze’deki durumu da bütün çıplaklığıyla bütün insanlığa bir kez daha göstermiş olur" şeklinde konuştu. "Nükleer silahınız yoksa caydırıcılığınız da yoktur" Son yıllarda savunma sanayiinin başarılarının kıymetli olduğuna değinen Destici, "Yeterli midir? Hala yetersizdir. Hala savaş uçağımızın seri üretimine geçmiş durumda değiliz. Hala istediğimiz mesafeye kadar gidebilecek balistik füzelerimiz yok. Nükleer silahımız yok. Nükleer silahınız yoksa caydırıcılığınız da yoktur. Caydırıcılık için nükleer silah şarttır. Yıllarca bu ülkede yurtta sulh, cihanda sulh diyerek maalesef bunları geciktirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü emperyalistlerin işine geldiği gibi kullandılar" değerlendirmesinde bulundu. "Biz ifşa etmeseydik yasayla bir komisyon kurulacaktı, ama buna müsaade etmedik" Destici ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin ise şu ifadeleri kullandı: "Geldiğimiz noktada 20-30 silah yakıldı. PKK silah bırakmadı, PJAK bırakmadı, Kandil bırakmadı. PYD bırakmadı, YPG bırakmadı, SDG bırakmadı. Kendini feshetti mi? Bunlar hiçbiri kendini feshetmedi. Mecliste bir komisyon kuruldu. Bizim uyarılarımız olmasaydı, biz ifşa etmeseydik yasayla bir komisyon kurulacaktı. Ama buna müsaade etmedik, bunu ifşa ettik. DEM ve CHP, Yeni Yol grubu yasayla bir komisyon kurulmasını istiyordu. Ama biz yaptığımız açıklama ve görüşmeler neticesinde bunun gerçekleşmesini engelledik. Şimdi bir usul komisyonu var, normal bir komisyon. Biz bu komisyonun çalışmalarına katılmadık. Fakat takip ediyoruz. Gelinen noktada ne oldu? Henüz somut bir şey yok. Zaten somut bir şey çıkması da mümkün değil. PKK’nın ve onun siyasi uzantılarının ya da İmralı Canisinin talepleri belli. Bu talepleri Türk milletinin kabul etmesi mümkün değil. Nedir bu talepler, açıkça söylenmeyen talepler. Din meselesi, Türk kimliği meselesi, belediyelerde Avrupa Birliği yerel yönetimler şartının getirilmesi ve İmralı Canisinin de içinde olduğu genel af meselesi. Bunları bu milletin kabul etmesi mümkün değil."
Er Şehit ve Gaziler Platformu: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapılan eylem bizleri asla temsil etmemektedir"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 18:32 Er Şehit ve Gaziler Platformu: "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapılan eylem bizleri asla temsil etmemektedir" Er Şehit ve Gaziler Platformu, "Gaziler günümüzde maksadı siyasi olan ve kanun çalışmalarını hedef alan; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapılan eylem bu düşünce ve hedefin eseridir, bizleri asla temsil etmemekte, irademizi yansıtmamaktadır" açıklamasında bulundu. Er Şehit ve Gaziler Platformu tarafından yapılan açıklamada, yaklaşık 3 yıldır süren kanun düzenleme taleplerinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde karşılık bulduğu, çalışmaların halihazırda devam ettiği belirtilerek, "Sürecin her aşaması şeffaf şekilde yürütülmekte olup, Meclis Milli Savunma Komisyonu da ‘Şehit ve Gazilerimizin her meselesi bizim için siyaset üstüdür; onlar için ne yapsak azdır’ anlayışıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Komisyon, ilgili diğer komisyonlarla eşgüdüm içinde hareket ederek taleplerimizin kanunlaşması için sorumluluk almaktadır" ifadeleri kullanıldı. "Camia üyelerimizi, kamu bilgi güvenliğini tehlikeye atmayacak çerçevede bilgilendirmeye devam etmekteyiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve ilgili bürokratlarla, Komisyon Başkanı, milletvekilleri ve yasama uzmanlarıyla haftalık en az iki toplantı gerçekleştirdikleri belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Kanunlaşma süreçlerini kamu düzenine uygun destek ve takip sağlıyoruz. Camia üyelerimizi, kamu bilgi güvenliğini tehlikeye atmayacak çerçevede bilgilendirmeye devam etmekteyiz. Bununla birlikte belirtmek isteriz ki; geçmişte Şehit Yakını ya da Gazi sıfatını taşıdığı halde bu makamların gereğini yapmak yerine, siyasi bağlılıklarını öne çıkararak camiamızı dar bir çerçeveye hapseden davranışlarda bulunan kişiler olmuştur. Bu tür kişiler, süreçleri ve ziyaretler esnasında makamlara saygısızlıkla baltalamış; bazen devlet kurumlarına, bazen de kamu görevlilerine hakaret ederek partilerinin amaçları doğrultusunda milletimizin yumuşak karnı olan Şehitlik ve Gazilik makamını kullanmaya çalışmış, suistimal etmişlerdir. Biz, bu kişileri düzeltme ve topluma kazandırma gayretiyle hareket ettik; ne yazık ki bunda sonuç alamadık. Devletin farklı kademeleri de benzer rehabilitasyon çabalarını sürdürmüştür; ancak bu da sonuç vermemiş, Devlet Ricalimizi zor durumda bırakmıştır." "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapılan eylem bizleri asla temsil etmemektedir" Açıklamada ayrıca, "Bir avuç siyasi saiklerle hareket eden şehit yakını ve gazi, büyük camiamızı temsil edemez ve temsil ettiği düşünülmemelidir. Gaziler günümüzde maksadı siyasi olan ve kanun çalışmalarını hedef alan; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapılan eylem bu düşünce ve hedefin eseridir, bizlerin asla temsil etmemekte, irademizi yansıtmamaktadır. Kimse, uğruna Şehit ve Gazi olduğumuz Devletimizi aciz, zayıf veya muhatapsız gösteremez; hakikatleri çarpıtıp şahsi ve siyasi amaçları doğrultusunda kullanamaz. Şehitlik ve Gazilik; milletimizin ortak değeri, hiçbir partinin arka bahçesi değildir" ifadelerine yer verildi. "Devlet nezdinde adalet, toplum önünde saygıdır" Açıklamada, "Bizler, devletimize yürekten bağlı olarak çalışmalarımızı sürdürüyor; Meclis komisyonlarımızdaki müzakere sürecine inanıyor ve sürecin hukuka, kamu düzenine ve onaylanmış usullere göre tamamlanmasını bekliyoruz. Tek talebimiz; kanun önünde eşitlik, Devlet nezdinde adalet, toplum önünde saygıdır. Terörle mücadelede iliklerine kadar bedel ödemiş kişiler olarak sahadaki fedakarlığın masada da karşılık bulmasını istiyor, terörün masada da bitirilmesini ‘Terörsüz Türkiye’ hedefimizin vücut bulmasını temenni ediyoruz" denildi. "Hak ve onur mücadelemiz, yasal zeminde kararlılıkla devam edecektir" Devletin şehit ve gazileri incitmeyeceğine dair güvenlerinin tam olduğu vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi: "Vatan uğruna canını verenlerin hatırası ve onuru, hiçbir siyasi ideoloji veya şahsi çıkar için istismar edilemez. Bu tür istismarları kınıyor, kabul etmiyor ve Devletimizin bu konuda caydırıcı tedbirler almasını talep ediyoruz. Kamuoyundan ricamız; bilgi kirliliğine, ajitasyona ve şahsi menfaat uğruna yürütülen çarpıtmalara itibar etmemenizdir. Hak ve onur mücadelemiz, yasal zeminde, Devletimizin güvencesiyle ve kamu vicdanının desteğiyle kararlılıkla devam edecektir."
Bakan Yumaklı: "Üreticimizin emeği kırmızı çizgimizdir"
20 Eylül 2025 Cumartesi - 17:54 Bakan Yumaklı: "Üreticimizin emeği kırmızı çizgimizdir" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya’da tarım sektörü temsilcileriyle buluştu. Bakan Yumaklı, "Hiç kimsenin üreticilerin emeğini yok sayarak Türkiye’de tarımsal üretimin bittiğiyle alakalı dezenformasyonu kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi programa katılmak üzere Sakarya’ya geldi. Program kapsamında traktör fabrikasında ve süs bitkileri üretim tesislerinde incelemelerde bulunan Yumaklı, ardından Sakarya Valiliği’ni ziyaret etti. Ardından tarım sektörü temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Yumaklı, hem sektöre dair güncel verileri paylaştı hem de destekleme politikaları ve yeni yatırımlar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında özellikle iklim değişikliği, tarımsal üretim planlaması, hayvancılık destekleri ve Sakarya’ya yapılan yatırımlara dikkat çeken Yumaklı, üreticilerin emeğinin her zaman öncelikleri olduğunu vurguladı. "2024 yılında suyu merkeze alan üretim planlamasını uygulamaya koyduk" Tarım ve orman sektörünün dünyadaki stratejik konumuyla ilgili artık hiç kimsenin herhangi bir tereddüdünün söz konusu olmadığının altını çizen Bakan Yumaklı, "Bu dönemde küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunu çok sıklıkla ifade ediyoruz. Ancak bu yıl bunu sadece dile getirmekle kalmadık, aynı zamanda özellikle dış etkilere açık bir sektör olması hasebiyle tarım, orman ve su sektöründe bizzat yaşadık. Bir tarafta orman yangınlarıyla mücadelemiz sürdü, diğer tarafta kuraklık sorunlarıyla ülkemizin dört bir tarafında üreticilerimizi zorlayan bir yıl geçirmiş olduk. Mutlaka suyu verimli, dengeli bir şekilde kullanmanın bütün yollarını, bütün yöntemlerini, bütün metotlarını uygulamamız gerekecek. Bunun için de 2024 yılında suyu merkeze alan üretim planlamasını uygulamaya koyduk. Suyun tarımda kullanılmasına yönelik verimlilik unsurlarının tamamını hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız" diye konuştu. "2024 ve 2025 yıllarında yoğun bir dönem geçirmiş olduk" Hayvansal üretimle alakalı konuşan Bakan Yumaklı, "2024 yılının başında hayvancılık yol haritamızı açıklamıştık ve onu da peyderpey hayata geçiriyoruz. Özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, daha verimli ve kaliteli üretim yapılmasını sağlamak, kadınların ve genç kardeşlerimizin tarımsal üretimin içerisinde olması için bütün destek ve teşvik sistemlerimizi buna göre düzenledik, 2024 ve 2025 yıllarında yoğun bir dönem geçirmiş olduk. Sakarya ilimiz, elbette diğer 80 ilimizde olduğu gibi, hem bitkisel üretimde hem de hayvansal üretimde çok önemli bir potansiyele sahip. Bilinçli üretim anlamında da bizler için uygulamalarıyla örneklik teşkil eden bir ilimizdir" şeklinde konuştu. "Destek katsayısını 2025 yılına göre 2026 yılında dekar başına yüzde 27 artırdık ve 310 liraya çıkardık" Geçen hafta tarımsal bitkisel ve hayvansal üretimle alakalı yeni destek miktarları açıklandığını hatırlatan Bakan Yumaklı, "Üretim maliyetlerinin de göz önüne alınarak önemli artışlar gerçekleştirdik. Destek katsayısını 2025 yılına göre 2026 yılında dekar başına yüzde 27 artırdık ve 310 liraya çıkardık. Organik üretim yapanlara destek katsayısını yüzde 25 ilave olarak belirledik. Soya üretimini teşvik etmek amacıyla yerli sertifikalı tohum kullanımını sağlayacağız ve buna ilişkin desteğimiz olacak. Yine hububat ürünlerinde sertifikalı tohum destek katsayısını 0,50’den 0,56’ya yükselttik. Tarımsal su kısıtı olmayan illerde ve havzalarda tane mısır üretimini teşvik etmek için destek katsayısını 1’den 1,3’e çıkardık. Özellikle Sakarya gibi taban suyunun yüksek olduğu yerlerde bu ürünün üretimi artırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Destek birim miktarında yüzde 21 oranında artış sağladık" En önemli çalışmalarından olan pestisit ile mücadele konusuna değinen Bakan Yumaklı, "Biyolojik ve biyoteknik mücadeleyi öncelediğimizi söyledik. Bununla ilgili çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Özellikle son dönemde kahverengi kokarcanın hızlı yayılımı bizim bu konudaki mücadelemizin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Başarılı sonuçlar da aldık. Bu alandaki destek birim miktarında yüzde 21 oranında artış sağladık. Böylece yalnızca temel destek ve planlı üretim desteği kapsamında 2026 yılında, 2025 yılına göre; buğday ve arpada yüzde 27 artışla 806 lira, tane mısırda yüzde 65 artışla 806 lira, mercimek ve nohutta yüzde 27 artışla 620 lira, patates ve soğanda yüzde 27 artışla 620 lira destek sağlamış oluyoruz" dedi. "Türkiye genelinde 471 bin üreticimiz zirai don hadisesinden olumsuz şekilde etkilendi" Geçen sene hem şubat ayında hem de nisan ayında iki farklı don olayı yaşandığını aktaran Yumaklı, "Özellikle nisan ayındaki don 65 ilimizi etkiledi. Türkiye genelinde 471 bin üreticimiz zirai don hadisesinden olumsuz şekilde etkilendi. TARSİM (Tarım Sigortası) kapsamında sigortası olan bütün üreticilerimizin kayıplarını karşılamaya başladık, Ancak sigortası olmayan veya don sigortası yaptırmamış üreticilerin de o zamana kadar yapmış oldukları maliyetlerini karşılamak için de çiftçi kayıt sistemine kayıtlı olanlar için söylüyorum bir program geliştirdik. Cumhurbaşkanımız bununla ilgili gerekli açıklamayı yapmıştı. Bizler de çalıştık, ödemeleri yakın zamanda başlatacağız" diye konuştu. "Meteorolojik olayın bize olan olumsuz etkisinin bedeli, sadece tazminat bakımından 46,5 milyar lira oldu" Sigorta konusuna değinen Bakan Yumaklı, "TARSİM sigortası ödemeleri, bu zirai don hadisesi ile ilgili 16 ürün için 23 milyar lira civarında olup, kasım ayı sonuna kadar tamamlayacağız. Sigortası olmayan üreticilerimizin maliyet tutarları ise yaklaşık 23,5 milyar liradır. Bunu da kasım ayı sonuna kadar ödemesini bitireceğiz. Maalesef bu olağanüstü meteorolojik olayın bize olan olumsuz etkisinin bedeli, sadece tazminat bakımından 46,5 milyar lira oldu. Bunun ekonomik kayıplarını, gelir kayıplarını saymıyorum bile. Sakarya’da da elbette bu don hadisesinden etkilenen üreticilerimiz oldu. Fındık, ayva, kiraz, ceviz ve şeftali üretimi yapan 6 bin 252 üretici Sakarya’da etkilenmişti. Bunlara da 366 milyon lira ödemeyi kasım ayı sonuna kadar yapmış olacağız" şeklinde konuştu. "Malak desteği yüzde 180 artırıldı" Hayvansal üretimdeki desteklerin önemli ölçüde arttırdıklarını söyleyen Bakan Yumaklı, "Büyükbaş hayvancılık destekleri kapsamında buzağı desteği yüzde 40 artışla bin 400 yüz liraya yükseltildi. Malak desteği yüzde 180 artırıldı ve 2 bin 800 liraya çıkarıldı. Küçükbaş hayvancılık desteklerinde de kuzu ve oğlak desteği yüzde 50 artışta 300 liraya yükseldi. Çoban desteği de yüzde 125 artışla 81 bin liraya çıkmış oldu. TÜİK tarafından yayımlanan haziran ayı verilerine göre 2023 yılının başından itibaren bu yana kadar büyükbaş varlığımızda yüzde 3,65’lik bir artışla 17.2 milyon başa çıkmış olduk. Özellikle aşılamalarla teyit ettiğimiz bu sayılarla ilgili bizim herhangi bir tereddüdümüz yok. Bu rakamlar kesinlikle ve de kesinlikle teyitlidir. Yine küçükbaş hayvan varlığımızda yüzde 11,6 artışla 58,2 milyon başa yükselmiş durumda" ifadelerini kullandı. "Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz" Konuşmasını sürdüren Yumaklı, "Hiç kimsenin üreticilerin emeğini yok sayarak Türkiye’de tarımsal üretimin bittiğiyle alakalı dezenformasyonu kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Üreticilerimizin alın teri ve emeği bizim kırmızı çizgimiz. Dolayısıyla bu konudaki yapılan yorumlara hiçbir şekilde itibar edilmemesini, devletimizin gerek kendi açıklamaları, gerekse uluslararası kuruluşların açıklamalarında da ifade edildiği üzere Türkiye’nin önemli tarımsal üretim gücünün olduğunu hiçbir zaman unutulmaması gerektiğini tekrar ifade etmek istiyorum" dedi. "Sakarya’da çiftçilere 458 milyon lira prim desteği verdik" Son 23 yılda Sakarya’da yaklaşık 46 milyar lira tarım-orman-su alanında destek verdiklerini ve yatırım yaptıklarını aktaran Bakan İbrahim Yumaklı, "Su ve sulama alanında 96 tesisi hizmete aldık. Bu sulama tesisleri ile 62 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 581 bin dekar alana sahip 13 ovamızı koruma altına aldık. Üreticimizin alın terini ve emeğini TARSİM ile güvenceye kavuşturduk. Bu kapsamda Sakarya’da 2006 yılından bu yana 329 bine yakın poliçe düzenlendi. Bu poliçelere 458 milyon lira prim desteği verdik. Yine bu zaman zarfında üreticimizin zarar gören ürünleri için yaklaşık 247 milyon lira tazminat ödedik" diye konuştu. "Sakarya’nın tarımsal hasılası 21 kat artışla yaklaşık 17 milyar liraya ulaştı" Konuşmasını sürdüren Bakan Yumaklı, "Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Sakaryalı üreticilerimiz, hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini artırdı. Bu sayede; bitkisel üretim miktarımız yüzde 26, büyükbaş varlığımız yüzde 54, küçükbaş varlığımız yüzde 69, kanatlı hayvan varlığımız yüzde 89, arılı kovan varlığımız yüzde 170, su ürünleri üretimimiz yüzde 26 artmış durumda. Yapılan bu çalışmalar ile Sakarya’nın tarımsal hasılası 21 kat artışla yaklaşık 17 milyar liraya ulaşmış durumda. Tarımsal ihracatta da 6 katlık bir artış sağladık" şeklinde konuştu. "Sakarya-Kocaeli içme suyu isale hattı birinci kısım işi inşallah yakında ihale edilecek" Su ve sulama projeleriyle ilgili konuşan "1 milyar 6 milyon liralık, 8 adet su ve sulama projesini Devlet Su İşleri’nin yatırım programına aldık. Toplam maliyeti 8 milyar lira olan Sakarya-Kocaeli içme suyu isale hattı birinci kısım işi inşallah yakında ihale edilecek. 2.4 milyar lira maliyetli Adapazarı ve İzmit’e hizmet verecek olan 143 milyon metreküp depolama kapasitesine sahip Sakarya Ballıkaya Barajı da inşallah önümüzdeki yıldan itibaren su tutmaya başlayacak. 160 milyon lira maliyetli Pamukova ilçesine hizmet verecek Turgutlu Göleti ve ikmal sulaması dün tamamlandı. Çok şükür 98 hektarlık bir alan sulamaya hazır hale getirilmiş oldu. 202 milyon lira maliyetli Taraklı ilçesine hizmet verecek Kayaboğazı Göleti’ne su aktarma işi de kasım ayında tamamlanacak inşallah. Bu konuda arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu iş ile de bin 504 hektarlık bir alan sulamaya hazır hale getirilmiş olacak. 215 beş milyon lira maliyetli Adapazarı ilçesine hizmet verecek Kışlaköy Göleti ve Büyükhataplı sulaması ihmali ikinci kısım işini de yine kasım ayına kadar bitirmeyi planlıyoruz. Bu iş ile de 682 hektarlık alan sulanacak. Son olarak da 158 milyon lira maliyeti Adapazarı’nda taşkın kontrol için hizmet verecek Yazlık Mahallesi, Çark deresi ve Yandere’si ıslahı birinci kısım işini de bu yıl bitmeden tamamlamayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Tunç’a Antalya’da esnaf sevgisi: Tatlı ikramı ve Antalyaspor atkısı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 17:18 Bakan Tunç’a Antalya’da esnaf sevgisi: Tatlı ikramı ve Antalyaspor atkısı Antalya programı kapsamında esnafla bir araya gelen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Tatlı ikramını geri çevirmeyen Bakan Tunç, kendisine hediye edilen "Aksekililer" yazılı Antalyaspor atkısını da kabul etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" kapsamında Antalya’daki temaslarını sürdürüyor. Antalya Ticaret Borsası ziyaretinde Başkan Ali Çandır ve yönetim kurulu üyeleriyle bir araya gelen Tunç, ardından Kapalıyol’da esnaf ziyaretinde bulundu. Vatandaşlarla selamlaşan ve esnaflarla sohbet eden Bakan Tunç’a, ziyaret sırasında tatlı ikram edildi. İkramı kabul eden Tunç, tattığı tatlıları vatandaşlara da ikram ederek çevresindekilerle sohbet etti. Ziyaret boyunca vatandaşlarla bol bol hatıra fotoğrafı çektiren Tunç, esnaflara sezonun nasıl geçtiğini sordu. Yolda kuyumcu dükkanı bulunan bir esnaf, üzerinde "Aksekililer" yazılı Antalyaspor atkısını Bakan Tunç’a hediye etti. Tunç’a Dışişleri eski Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti İl Başkanı Ali Çetin, AK Parti Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve İbrahim Ethem Taş eşlik etti. Kapalıyol’daki programını tamamlayan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, daha sonra Anadolu Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Derneği’ni ziyaret etti. Program kapsamında daha sonra şehit ailesine konuk olan Bakan Tunç, günün sonunda avukatlarla toplantı yapacak.