POLİTİKA
AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. Küçükoğlu: "CHP’de başarıya nasıl gölge düşürürüz zihniyeti var" 14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:18:37 Kardelen TV’de Esat Bindesen ve Soner İstanbullu’nun sunduğu "Analiz" programına Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile birlikte katılan AK Parti Erzurum İl Başkanı Av. İbrahim Küçükoğlu, sosyal medyada Mehmet Sekmen’e yönelik yapılan "hediye" eleştirilerine tepki gösterdi. Başkan Küçükoğlu, "CHP’de başarıya nasıl gölge düşürürüz zihniyeti var. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle ya da şantajla değil; eserle, hizmetle, yatırımla ve icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, güvensin. Biz bu güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık, bundan sonra da çıkarmayacağız." dedi. "Vicdani ve ahlaki sorumluluğumuz var" Erzurum’a hizmet noktasında doğru, ilkeli ve şeffaf bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Küçükoğlu, "Vicdani ve ahlaki olarak sorumluluğumuz var. AK Parti olarak bunun bilincindeyiz. Türkiye’nin 81 ilinde yaptığı başarılı projelerle adından söz ettiren Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen var. CHP’nin ne yaptığı ise ortada. Cumhur İttifakı belediyeleri olarak son bir yılda önemli hizmetlere imza attık. 14 halk pazarını hizmete açtık. Vatandaşın cebine dokunan projeler gerçekleştirdik. Devletimiz denetimlerini yapıyor, biz de sorunların çözümü için çalışıyoruz." diye konuştu. Mehmet Sekmen’e yönelik eleştirilerin haksız olduğunu belirten Küçükoğlu, "Bu kadar başarılı hizmetlerin ardından gündemi değiştirmeye yönelik bir anlayış sergileniyor. Vatandaşlarımız yapılan hizmetleri görüyor. Cenabı Allah bu milleti CHP zihniyetine mahkûm etmesin. Biz önce Allah’a, sonra yasalara saygılıyız. Erzurum’a 14 market kazandıran, başarılı projeleriyle Türkiye’nin tanıdığı bir Büyükşehir Belediye Başkanımız var." ifadelerini kullandı. "Erzurum’a hizmet sevdamız var" Başkan Küçükoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in başarılı çalışmalara imza attığını belirterek, "Büyükşehir Belediyemizin ve ilçe belediyelerimizin yaptığı hizmetlerin farkındayız. CHP zihniyeti ise bu başarılara nasıl gölge düşürürüz anlayışı içerisinde hareket ediyor. Vatandaşlarımız bu haksız suçlamalara itibar etmiyor. Biz sorumluluğunun farkında olan bir teşkilatız. Kış mevsiminden çıktık, yaz döneminde vatandaşlarımız hizmet bekliyor. Erzurum’daki 736 bin hemşehrimize ve şehir dışında yaşayan vatandaşlarımıza hizmet sevdamız var." dedi. "Telefonlarımız 24 saat açık" Teşkilat olarak yılın 365 günü sahada olduklarını kaydeden Küçükoğlu, "Tüm hemşehrilerimize ulaşmaya çalışıyoruz. Partimize gelen vatandaşlarımızı kayıt altına alıyoruz. Mahalle, ilçe ve il teşkilatlarımız koordinasyon halinde çalışıyor. Genel merkezimiz de süreci takip ediyor. Her ay il danışma toplantılarımızı gerçekleştiriyoruz. Teşkilatlarımızla geniş kapsamlı değerlendirmeler yapıyoruz." diye konuştu. "Seçimden seçime değil, her zaman sahadayız" Yerel yönetimlerle koordineli şekilde çalıştıklarını belirten Küçükoğlu, "20 ilçemizde teşkilatlarımızla birlikte 24 saat hizmet etmeye devam edeceğiz. Biz seçimden seçime değil, her zaman sahadayız. Haftada bir gün halk günü düzenliyoruz. AK Parti İl Başkanlığımızda nöbetçi meclis üyelerimiz vatandaşlarımızı dinliyor. Milletvekillerimiz de programları dışında partimizde vatandaşlarla bir araya geliyor. Kapımız 24 saat açık." ifadelerini kullandı. "Erzurum Cumhurbaşkanımız için özel bir şehir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Erzurum’a ayrı bir önem verdiğini vurgulayan Küçükoğlu, "Erzurum özel bir şehir. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan için de özel bir yere sahip. İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi de Erzurum’a 2,5 yıl hizmet etmiş, Erzurumluların gönlünde yer edinmiş değerli bir isimdir. Erzurum’u kendi şehri gibi görüyor. Göreve başlamasının ardından Tortum ve Hınıs Kaymakamlık hizmet binaları yatırım programına alındı. Bakanlarımızı şehrimizde birçok kez ağırladık. Erzurum’a ciddi önem veriliyor." dedi. "Sekmen başkanımıza ülkemize hizmet etmeyi nasip etsin" Mehmet Sekmen ile uyum içerisinde çalıştıklarını belirten Küçükoğlu, "Gerçekten samimi olarak söylüyorum, Mehmet Sekmen Başkanımızın benim için yeri çok farklı. Yaptığı icraatlarla ülkeye hizmet etme noktasında da başarılı işler yapacağına inanıyoruz. Rabbim hayırlısını nasip etsin. Kişiliği, ağabeyliği ve hizmet anlayışıyla ülkemize daha uzun yıllar hizmet etmeyi nasip etsin." şeklinde konuştu. "Bizi milletin derdiyle dertlenirken bulurlar" AK Parti’nin kuruluşunun 25’inci yılına yaklaştığını hatırlatan Küçükoğlu, "14 Ağustos 2001’de başlayan yürüyüşümüzde, 14 Ağustos 2026’da 25’inci yılımızı kutlayacağız. Bizim gerilim siyasetimiz olmaz. Ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz. Millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla da işimiz olmaz. Bizi arayan; açılışlarda, yatırımların temelini atarken, hizmetleri vatandaşla buluştururken bulur. Bizi arayan, milletin derdiyle dertlenirken ve sevincine ortak olurken bulur." dedi. Cumhur İttifakı olarak çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini ifade eden Küçükoğlu, "Cumhuriyetimizin 103’üncü yılında ilk günkü aşkla çalışmaya devam ediyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız üçüncü döneminde hizmetlerini sürdürüyor. Bir saniyemizi bile boşa geçirmeden çalışıyoruz. Sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. "Sorunları ajandamıza almıyoruz, çözüm üretiyoruz" AK Parti teşkilatlarının düzenli olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplantılar gerçekleştirdiğini belirten Küçükoğlu, "İl başkanları toplantılarında şehirlerin sorunları aktarılıyor. Biz de sahada gördüğümüz sorunları rapor halinde genel merkeze iletiyoruz. Erzurum’un herhangi bir sokağında ya da caddesinde sorun varsa bunu sadece ajandamıza almıyor, çözümü için gereken adımları atıyoruz." dedi. Erzurum’un tarih, kültür ve gastronomi açısından önemli bir şehir olduğunu ifade eden Küçükoğlu, "61 tescilli ürünümüz var. 6 bin yıllık kadim bir şehirde yaşıyoruz. Erzurum’u çok seviyoruz. Yatırımlarımızı yaparken kültürümüze nasıl katkı sağlarız anlayışıyla hareket ediyoruz. Dağ, kültür ve gastronomi turizminde önemli mesafeler kat edildi. 2011 yılı ile 2025 verileri arasında büyük fark var. İkinci Organize Sanayi Bölgesi’nde ciddi yatırımlar yapılıyor. Üretim ve istihdam alanında önemli gelişmeler yaşanıyor." diye konuştu. "Stadyum ve yem fabrikası hayata geçiyor" Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attıklarını belirten Küçükoğlu, Kazım Karabekir Stadyumu’nun yenilenme sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Stadyumun 1969 yılında yapıldığını, 2011 Kış Oyunları kapsamında tadilat gördüğünü ve 6 Şubat depremlerinden etkilendiğini ifade eden Küçükoğlu, "Yeni stadyumun şehrimize kazandırılması noktasında siyasetçiden vatandaşına kadar herkesin emeği var. Ticaret erbabının, basının, 736 bin Erzurumlunun katkısı bulunuyor. Bakanlarımızın, milletvekillerimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve Sayın Cumhurbaşkanımızın destekleri büyük" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Aralık 2014’te Erzurum İl Kongresi’nde verdiği stadyum ve yem fabrikası sözünü hatırlatan Küçükoğlu, "Her iki proje de hayata geçiriliyor. Stadyum projesi Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından onaylandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile TOKİ tarafından süreç yürütülüyor. En kısa sürede ihale aşamasına geçilecek. Erzurum’umuza hayırlı olsun." ifadelerini kullandı. Küçükoğlu, "Rabbim ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürmeye devam edeceğiz. Allah devletimize zeval vermesin." dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:13 Gümüşhane’nin 3 bin seçmenli Tekke beldesinde 11 adaylı seçim yarışı Gümüşhane’de yaklaşık 3 bin seçmenin bulunduğu Tekke beldesinde 7 Haziran’da yapılacak belde belediye başkanlığı seçimlerinde 11 aday yarışacak. Köy statüsünden nüfus nedeniyle belde statüsüne dönüştürülen Gümüşhane’nin merkeze bağlı Tekke beldesinde 7 Haziran’da yapılacak belediye başkanlığı seçimi öncesi heyecan arttı. 2 bin 969 seçmenle merkeze bağlı beldeler arasında en fazla seçmen sayısına sahip olan Tekke’de 11 aday belediye başkanı olmak için yarışacak. Seçim kapsamında beldede 9 sandık kurulacak. Çok sayıda adayın yarışacağı seçimde en güçlü adaylar arasında gösterilen AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak adayı Kemalettin Demirkıran ile Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Barış Demirkıran’ın akraba olması ise seçim sürecine ayrı bir dikkat çekiyor. Beldede seçim çalışmalarının sakin ve saygılı bir ortamda sürdüğü belirtilirken, vatandaşlar seçim atmosferinin dostane bir şekilde devam ettiğini ifade ediyor. Küçük bir yerleşim yeri olması nedeniyle adayların ve seçmenlerin büyük bölümünün birbirini yakından tanıdığı Tekke’de, seçimlerin demokratik bir ortamda geçmesi bekleniyor. "Demirkıranlar arasında saygılı bir seçim süreci var" Beldede 11 ayrı partiden adayların olduğunu ifade eden ve en güçlü iki adayın da birbiriyle akraba olduğunu ifade eden Ömür Alkan, "Burada diğer partiler de aday gösteriyor ama ağırlıklı olarak Kemalettin Demirkıran ile Barış Demirkıran, Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Parti-MHP ittifakı arasında bir seçim süreci devam ediyor. Kemalettin Bey de burada ittifak adayı olarak seçim süreci belirlenmeden önce kayyım olarak atanmış. Seçim startı belli olmadan önce de bir şeyleri başarmış, başarmaya çalışan, mücadele eden bir karakter, bir abimiz. Tecrübesi de var. Onunla birlikte biz de seçim çalışmalarına şu anda devam ediyoruz. İnşallah beldemiz daha iyi noktalara gelecek. Belki daha büyük belediyeler göz önünde bulundurulduğunda burada saygılı bir seçim süreci var. Kırma, kırılma politikası falan yok. Kesinlikle saygılı bir seçim süreci yürütülüyor. Küçük bir yer olduğu için herkes birbirine akraba. Demirkıranlar da zaten birbirlerine akrabalar. Barış Demirkıran kardeşimiz de saygıdeğer, karakter sahibi bir arkadaşımız. Burada öyle kırıcı bir seçim politikası kesinlikle olmaz. Başarılı ve güzel bir şekilde seçim çalışmamız devam ediyor" dedi. "11 aday çok fazla, ne yapacaklar burada" Seçimler için 11 kişinin aday olmasına şaşırdığını belirten Nizamettin Taşdelen, "11 aday ne yapacak burada? Tekke’de siyaset oturmuştur. Ufak tefek olumsuzluklar yaşansa bile herhangi bir nahoş hareket olmaz, kötü bir şey yaşanmaz. Birisi kazanır, öbürü kutlar yoluna devam eder" diye konuştu. Aday fazlalığının demokrasinin bir güzelliği olduğunun altını çizen Murat Soydaş da, " 11 adayın olması demokrasinin güzelliği. Şu anda Tekke Köyü’nde iki tane aday çarpışıyor. Bu sebeple her iki adaya da başarılar diliyorum. Şu anda hiçbir gerginlik yok Tekke Köyü’nde. İnşallah da olmayacak. Kendi akrabaları, aslında ufak bir kırgınlık olabilir ama o da zamanla geçer" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İmla, dil bayrağımız Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur"
26 Eylül 2025 Cuma - 21:32 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İmla, dil bayrağımız Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" İstanbul Üniversitesi’nde ‘Geçmişten Günümüze Türkçe’nin İmlası Uluslararası Sempozyumu’na katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Tarihi derinliği ve coğrafi genişliği ile Türkçe bir yandan zengin bir söz varlığı da ifade kabiliyetine erişmiş, diğer yandan ise yazı dilinde doğal dönüşümler geçirmiştir. İmla, dil bayrağımız Türkçemizin anlaşılabilirliğini, birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Üniversitesi, Uluslararası Balkan Üniversitesi ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği tarafından düzenlenen ‘Geçmişten Günümüze Türkçe’nin İmlası Uluslararası Sempozyumu’na katıldı. İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasında düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ekrem Erdem ve davetliler katıldı. Dilin anlamına, önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Dil, düşüncenin sınırlarını belirliyor aslında. Düşüncenin derinliğini, büyüklüğünü. Diliniz ne kadar gelişmişse, güçlüyse düşünce ufkunuzda o kadar gelişmiş oluyor. Diğer taraftan dil, aynı zamanda geçmişle bugünü irtibatlandırıyor. Geçmişi, medeniyet değerlerinizi dil taşıyor. Dildeki bozulma aynı zamanda geçmişle ilişkinizin bozulması anlamına geliyor. Tarihi birikiminizin bugüne güçlü bir şekilde yansıması anlamına geliyor. Dillerin bir ruhu var, içinde bir ruh var. Diller mekanik hadiseler değildir. Aynı zamanda içinde bir dünya görüşünü barındırıyor. Dünyaya bakış barındırıyor. Onu koruyamadığınız zaman başkalarının dünyaya baktığı gibi bakmak zorunda kalıyorsunuz. Buna da kültür emperyalizmi diyorlar. Dünyadaki güç çatışmaları sadece silahlarla olmuyor. Sadece ekonomik unsurlarla da olmuyor. Aynı zamanda kültürel mücadele sahası içinde gerçekleşiyor. Dünya hiyerarşini oluşturup tepeye oturmaya çalışanlar, aynı zamanda kültürlerini, medeniyetlerini bütün dünyaya empoze etmeye çalışıyorlar. Bunu da yapmalarının en etkili yollarından biri dillerini yaygınlaştırmak veya alternatif olabilecek onlara rakip olabilecek dilleri bozmak, zayıflatmak dolayısıyla burası da bir mücadele alanı gerçekten. Hiç hafife alınmaması gereken çok önemli çok kıymetli bir alan" dedi. "Yazılı örnekleri yüzyıllar öncesine dayanan Türkçe, dünyanın en kadim dillerinden biridir" Türkçe’nin en kadim dil olduğunu söyleyen Yılmaz, "İmladan hareketle Türkçemizin dününü, bugününü ve yarınını değerlendiren bu sempozyum dilimizin kültürel kimliğimizdeki yerini daha da pekiştirecek ve medeniyet vizyonumuza katkı sunacak. Yazılı örnekleri yüzyıllar öncesine dayanan Türkçe, dünyanın en kadim dillerinden biridir. Türkçe’nin 3 boyutlu olarak düşünülmesi lazım bence. Birincisi resmi dilimiz, bir defa devletimizin resmi dili. İkincisi ortak dilimiz bütün toplumun ortak dili, üçüncüsü de uluslararası bir dil. Çok çeşitli coğrafyalarda işte Balkanlardan Orta Asya’ya birçok coğrafyada konuşulan bir dil çeşitli farklılıklar içinde de olsa" şeklinde konuştu. "İmla, dil bayrağımız Türkçemizin birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" Türkçedeki sıradanlaşmanın kurumların çalışması ile hareketlilik kazanacağını söyleyen Yılmaz, "Dolayısıyla bütün bu işlevleriyle birlikte Türkçe son derece kıymetli. Tarihi derinliği ve coğrafi genişliği ile Türkçe bir yandan zengin bir söz varlığı da ifade kabiliyetine erişmiş, diğer yandan ise yazı dilinde doğal dönüşümler geçirmiştir. İmla, dil bayrağımız Türkçemizin anlaşılabilirliğini, birliğini ve kültürel hafızasını koruyan temel unsurdur" ifadelerini kullandı. "Dijital bir çağ bu imla kuralları bütün bu tartışmaların dijitalleşmeyle birlikte de yeniden ele alınmasında büyük fayda var" Dijital çağda dil kurallarının gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Dilde çeşitli dönemlerde yeni özellikler de kazanabiliyor. Yani bir tane şeye hani bir kalıba oturtmaya da gerek yok. Yeter ki bu gelişme tabiri caizse organik olsun dıştan dayatılmış, bozucu, zayıflatıcı değil kendi dinamikleriyle dilin daha fazla gelişmesine, yenileşmesine, sergilenmesine vesile olsun. Bu perspektifle de bakmak gerektiğine inanıyorum doğrusu. Bir de tabii içinde bulunduğumuz çağ, dijital bir çağ bu imla kuralları bütün bu tartışmaların dijitalleşmeyle birlikte de yeniden ele alınmasında büyük fayda var. Bu dijital ortamda sosyal medyada adeta yeni bir dil gelişiyor. Kendine göre emojilerle, kısaltmalarla işte bir takım yeni yaklaşımlar, ifade biçimleri gelişiyor. Bunların da çok iyi analiz edilmesi lazım. Sadece yabancı veya işte uluslararası bir takım yazılım sistemlerinin değil Türkçemizin de bu dijital ortamında uyumunu güçlendirici çalışmaların yapılmasında da büyük fayda var diye inanıyorum" şeklinde konuştu. "Belki yeni bir imla kılavuzu hazırlamak gerekiyor" Dil yapısıyla ilgili meydana gelen tartışmalarla ilgili konuşan Yılmaz, "Türkçe, medeniyet dili, geçmişimizi barındıran bir dil. Ama aynı zamanda geleceğimizdir. İyi bir şekilde sağlam bir şekilde geliştirdiğimiz de yeni teknolojilerle, yeni medyalarda oluşturduğumuzda gelecek açısından da son derece etkili bir rol oynayacaktır, diye inanıyorum. Belki yeni bir imla kılavuzu hazırlamak gerekiyor. Bütün bu tartışmaların sonucunda yeni bir imla kuralı yazmak gerekiyor. Belki bu imla kuralları kitapçığına hiç ihtiyaç yok noktasına da geldi. O da olabilir ya acaba bunlar mı problem oluşturuyor? Çok fazla kısıt koyarak yanlış yönlendirmelerle bir bozulmaya dolaşıyor olabilirler. Dolayısıyla farklı şeyler hakikaten farklı alternatifler tartışılmalı burada. Ama madem büyük kılavuzumuz var, kurumlarımız var, herhalde bu tartışmalarla dijital çağın gereklerini de dikkate alarak medeniyet değerlerimizi de dikkate alarak yeni bir kılavuz hazırlanmasında ben faydalı olacağımı düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Gazze’ye yönelik yapılan saldırılara değinen Yılmaz, "Dünyada maalesef adaletli bir ortam olduğunu ifade edemeyiz. Gazze’de yaşananlar bize bunu en güzel şekilde gösteriyor. Adalet kavramının içini boşaltıyor, aslında Gazze’de yaşananlar. Uluslararası hukukun, insani tüm değerlerin ayaklar altına alındığı bir görüntüyü hep birlikte izliyoruz. Bu görüntüler, teknolojik olarak ekonomik olarak en kalkınmış dediğimiz toplumların olduğu ortamda gerçekleşti. Demek ki mesele sadece teknik bir ilerleme, teknik bir gelişmeyle hal olmuyor. Dünyanın en iyi üniversitelerine sahip olabilirsiniz, en yüksek teknolojilerini üretebilirsiniz ama hiçbir insani değerini dikkate almadan katliamlar, zulümler istiyorsanız o sağladığınız ilerlemenin hiçbir anlamı da yoktur. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak şuna inanıyoruz: Hem bu alanlarda ilerleyeceğiz hem de adaleti, ahlakı, erdemi, merhameti hukuku yücelteceğiz" diye konuştu. "Dil, bir milletin hem hafızası, hem de onun kimliğidir" Programda konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Dil, bir milletin hem hafızası, hem de onun kimliğidir. İmla kuralları da sadece teknik bir mesele değildir. Kültürel, toplumsal ve tarihi önemi olan bireylerin arasındaki sağlıklı iletişimin temeli olup eserlerinin, metinlerinin de güvenilirliğini garanti belgesidir" dedi. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ekrem Erdem, "1965’te imlamızda uzatma işareti taşıyan her kelime yabancı kabul edilmiş, yeni bir karışıklığa zemin hazırlamıştır. Uzun ünlü Arapça ve Farsça’dan Türkçe’ye giren adalet, işaret, idare ve benzeri kelimelerin girdiği görülür" diye konuştu. Program, hediye takdiminin ardından sona erdi.
Bakan Tunç: "Bir gün gelecek İsrail insanlığın ve uluslararası mahkemelerin önünde hesap verecek"
26 Eylül 2025 Cuma - 20:10 Bakan Tunç: "Bir gün gelecek İsrail insanlığın ve uluslararası mahkemelerin önünde hesap verecek" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Soykırımcılar mutlaka gün gelecek cezalarını çekeceklerdir. Bugün uluslararası mahkemeler, uluslararası kuruluşlar etkisiz kılınıyor. Ama bir gün gelecek bunlar insanlığın ve uluslararası mahkemelerin önünde hesap verecek" dedi. Çeşitli programlara katılmak üzere İstanbul’da bulunan Adalet Bakanı Tunç, Ümraniye Belediyesi tarafından kurulan Filistin Farkındalık Çadırını ziyaret etti. Bakan Tunç, çadırda bulunan stantları tek tek ziyaret ederek görevlilerden bilgi aldı. Filistin Farkındalık Çadırının önemli bir amaca hizmet ettiğini vurgulayan Bakan Tunç, Filistin’de 7 Ekim’den bu yana 2 yıldır devam eden soykırım suçu işlendiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde her zaman Filistin’in yanında olmaya devam edeceklerinin altını çizen Bakan Tunç, şöyle konuştu: "Buradan soykırım suçlularını lanetliyoruz, şehit olan Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Soykırımcılar mutlaka gün gelecek cezalarını çekeceklerdir. Bugün uluslararası mahkemeler, uluslararası kuruluşlar etkisiz kılınıyor. Ama bir gün gelecek bunlar insanlığın ve uluslararası mahkemelerin önünde hesap verecek. İlahi adaletten hiçbir zaman kaçamayacaklar. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya, Filistin davasını desteklemeye devam edeceğiz. Destek olan herkese teşekkür ediyoruz."
İletişim Başkanı Duran: "CHP’nin içeride ısrarla Cumhurbaşkanımızı hedef alması, milli menfaatler açısından da ciddi bir sorundur"
26 Eylül 2025 Cuma - 19:55 İletişim Başkanı Duran: "CHP’nin içeride ısrarla Cumhurbaşkanımızı hedef alması, milli menfaatler açısından da ciddi bir sorundur" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Ülkemiz, dış politikada prestij kazanırken, CHP’nin içeride ısrarla Cumhurbaşkanımızı hedef alması, bilgi kirliliği üretmesi, hakikati perdelemeye çalışması sadece siyasi etik açısından değil, milli menfaatler açısından da ciddi bir sorundur" dedi. İletişim Başkanı Duran sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Son yıllarda Türkiye, küresel arenada sergilediği dış politika performansıyla yalnızca bölgesel bir aktör değil, küresel bir denge unsuru olduğunu da ispatlamıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen dış politikamız; milli menfaatlerimiz temelinde barış, istikrar ve insanlık onurunu önceleyen bir anlayışla şekillenmektedir. Gazze’deki soykırım başta olmak üzere dünyanın birçok kritik bölgesinde insani duyarlılığın sesi ve diplomatik çözüm arayışının adresi olmuştur. Bu yaklaşımın en net yansımalarından biri, geçtiğimiz günlerde düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda görülmüştür" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin üzerine yaptığı konuşmanın uluslararası camiada büyük takdirle karşılandığını belirten Duran, "Filistin üzerine en etkili konuşmayı yapan Cumhurbaşkanımızın sözleri, uluslararası camiada büyük takdirle karşılanmıştır. Cumhurbaşkanımızın senelerdir en yüksek sesle ifade ettiği BM reformu konusu artık birçok ülkenin programında ana gündem maddesi haline gelmiştir. Cumhurbaşkanımızın dün ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşme de gayet yapıcı ve olumlu bir çerçevede gerçekleşmiş, ikili ilişkiler ve bölgesel konularda önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Türkiye karşıtı çevrelerin tüm çaba ve beklentilerine rağmen iki lider arasındaki dostane ilişkiler ve stratejik anlamda ortak perspektif ziyarete damgasını vurmuştur" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki görüşmenin öncesinde ve sonrasında dezenformasyon kampanyası başlatıldığını belirten Duran, şunları kaydetti: "Cumhurbaşkanımız, Başkan Trump’la hem BM marjındaki Gazze toplantısında hem de ikili görüşmesinde Filistin konusunu geniş şekilde ele almıştır. Türkiye’nin diplomatik cephede son bir haftadaki başarıları, ne yazık ki içeride bazı muhalif çevreler tarafından ya görmezden geliniyor ya da manipüle ediliyor. Ülkemiz, dış politikada prestij kazanırken, CHP’nin içeride ısrarla Cumhurbaşkanımızı hedef alması, bilgi kirliliği üretmesi, hakikati perdelemeye çalışması sadece siyasi etik açısından değil, milli menfaatler açısından da ciddi bir sorundur. Öte yandan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başkan Trump ile görüşmesi öncesinde ve sonrasında yurt dışından ve yurt içinden bilinçli bir dezenformasyon kampanyası başlatıldığı görülmektedir. Son derece verimli geçen görüşmeyi karalamak için CHP yönetiminin bu kampanyaya öncülük etmesi acziyet ve kötü niyet göstergesidir. CHP seçmenine haksızlık olduğunu düşündüğüm bu gayrimilli yaklaşımın milletimiz nezdinde karşılık bulmayacağı aşikardır."
CHP’li Akay, Eskipazar Devlet Hastanesi için suç duyurusunda bulundu
26 Eylül 2025 Cuma - 17:41 CHP’li Akay, Eskipazar Devlet Hastanesi için suç duyurusunda bulundu Karabük’ün Eskipazar ilçesinde 2013 yılında yapımına başlanan ve 2017’de hizmete açıldıktan sonra zemin göçüğü nedeniyle 2020’de kapatılan 25 yataklı Devlet Hastanesi hakkında CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Akay, beraberinde CHP İl ve İlçe Başkanlarıyla birlikte savcılığa giderek dilekçe sundu. Milletvekili Akay, yaptığı açıklamada Eskipazar halkının yıllardır mağdur edildiğini belirterek, "Başsavcımıza bir şikayet dilekçesinde bulunduk. Daha doğrusu soruşturma talebinde bulunduk. Biliyorsunuz vekil olduğumuzdan bu yana örgütümüzle beraber Karabük’ün sorunlarıyla ilgili olarak gece gündüz çalışıyoruz. Eskipazar Devlet Hastanesi’ni de sürekli gündemde tuttuk. Hastane faaliyete geçtikten kısa süre sonra zemindeki göçük nedeniyle hizmet edemez hale geldi ve boşaltılmak zorunda kaldı" dedi. O dönemde hastanenin yaklaşık 12 milyon TL’ye mal olduğunun belirtildiğini söyleyen Akay, bu rakamın bugünkü kurla 135 milyon TL’nin üzerinde kamu zararına denk geldiğini ifade etti. Akay, "Sayıştay raporunda da zemin etütlerinin sağlıklı yapılmadığı, eğimle ilgili hatalı kararlar alındığı, yeraltı suları ve jeolojik sorunların dikkate alınmadığı tescillenmiş vaziyette. Burada çok ciddi bir kamu zararı var" diye konuştu. Akay, aynı büyüklükte bir hastanenin bugün 300 milyon TL’nin altında yapılmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, "Biz görevimizi yaptık. İl başkanımız, ilçe başkanlarımız ve Karabük milletvekili olarak bizzat suç duyurusunda bulunduk. Kamu kaynaklarının hesabı sorulmalı, sorumlular cezasız kalmamalı" ifadelerini kullandı.
CHP’den ihraç edilen Gürsel Tekin’den açıklama
26 Eylül 2025 Cuma - 16:55 CHP’den ihraç edilen Gürsel Tekin’den açıklama Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararıyla partiden ihraç edilen Gürsel Tekin, "Bugün bizi ihraç edenler bilsinler ki aslında ihraç ettikleri biz değiliz; ihraç ettikleri kendi vicdanlarıdır, partinin onurlu geçmişidir. Bizim varlığımızı yok edemezsiniz. Çünkü biz CHP’nin vicdanıyız, kökleriyiz, hafızasıyız" dedi. CHP Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla partiden ihraç edilen Gürsel Tekin, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Tekin, bu kararın onurunu zedelemesinin mümkün olmadığını belirterek, "Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir neferi olarak ömrümü verdiğim partiden suça bulaşmış kişilerin, partinin değil kendi şahsi çıkarlarının temsilciliğini yapanların aldığı bir kararla ihraç edildik. Bu kararın bizim onurumuzu zedelemesi mümkün değildir. Biz bu partinin emektarlarıyız. Bu partiye yıllarımızı, alın terimizi, mücadelemizi verdik. Bizimle aynı yolda yürüyen binlerce yol arkadaşımızın emeğini yok sayarak kendi düzenlerini sürdürmeye çalışanların vereceği hiçbir karar CHP tarihine gölge düşüremez" ifadelerini kullandı. "Bizler, partimizi namussuzlardan, şaibelerden ve kirli düzenlerden temizlemek için mücadelemize devam edeceğiz" CHP’nin vicdanı olduğunu ifade eden Tekin, şu ifadeleri kullandı: "Bugün bizi ihraç edenler bilsinler ki aslında ihraç ettikleri biz değiliz; ihraç ettikleri kendi vicdanlarıdır, partinin onurlu geçmişidir. Bizim varlığımızı yok edemezsiniz. Çünkü biz CHP’nin vicdanıyız, kökleriyiz, hafızasıyız. Şunu açıkça söylüyorum: Sizler bu partiden gittiğinizde, bu partiyi şaibelerden, kişisel hırslardan arındırdığınızda Cumhuriyet Halk Partisi daha da büyüyecek. Çünkü CHP, birkaç kişinin koltuğunu korumak için tasfiye ettiği insanların değil, Mustafa Kemal’in izinden giden milyonların partisidir. Bizler, partimizi namussuzlardan, şaibelerden ve kirli düzenlerden temizlemek için mücadelemize devam edeceğiz. İhraç kararlarıyla bizi susturamazsınız. Tarih, bugün alınan bu haksız kararları değil, bu kararların karşısında dimdik duran bizleri yazacaktır."
MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir"
26 Eylül 2025 Cuma - 16:36 MHP Genel Başkan Yardımcısı Özdemir: "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, ’Terörsüz Türkiye’nin siyasi bir proje olmadığını söyleyerek, "Bizim buradaki muradımız hiçbir Mehmetçiğin saçının teline zarar gelmeden, hiçbir vatandaşımız zarar görmeden birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak. Sadece Türkiye’nin gündeminden değil, terörü Ortadoğu bölgesinin gündeminden çıkarmaktır" dedi. Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret eden MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Halkı yarın Adana’da yapılacak olan ’Terörsüz Türkiye, Asırlık Kardeşlik’ temalı toplantıya davet eden Özdemir, "Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir" dedi. Asıl amaçlarının birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak olduğunu vurgulayan Özdemir, "Türkiye, 40 yılı aşkın süreden bu yana mücadele ettiği terör meselesini inşallah yakın bir sürede tamamen gündemden çıkaracaktır. Türkiye, son yıllarda giderek artan milli birlik ve beraberliğimize yönelen ve boyutları derinleşen tehditlerle yüzleşmek durumunda kalmıştır. Bu tehdit ve tehlikelerin bize göre zirve yaptığı nokta 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ ile gerçekleşen darbe girişimi olmuştur ve bu millet iradesiyle defedilmiştir. Uzun yıllardan bu yana Türkiye’de etnik ve mezhep temelli ayrımcılık ve bölücülük fitnesi üzerinden ve bunlara dayalı terör faaliyetleri üzerinden netice almaya çalışan çevreler oldu. Bu çevreler Türkiye’yi kendi iç gündemine hapsetme, kendi iç gündemiyle oyalama, dışarıda yaşanan gelişmelerden ise Türkiye’yi uzak tutma çabalarının birer parçası olmak suretiyle farklı senaryoları hayata geçirdiler. Bugün bilhassa İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırımın akabinde aynı ülkenin Filistin, Lübnan, Suriye, İran, Yemen ve son olarak Katar’a yönelik saldırılarından sonra ve buna mukabil İsrailli bazı yetkililerin bizzat açıklamalarına bakmak suretiyle İsrail’in fütursuzluğuna ve saldırganlığında sınır tanımayacağı, İsrail’in asıl maksadının topraklarını genişletmek olduğu, safsata bir hayalin peşine düşmek suretiyle hem bölge ülkelerinin istikrarını bozmak hem de toprak bütünlüğünü bozmak gayretiyle faaliyetlerini yürüttüğünü gözlemliyoruz. Bu şartlar altında da Türkiye, iç barışını tesis etmeye yönelik üstün gayretler sergilemiştir. Cumhurbaşkanımızın 2024 yılında Türkiye’nin iç cephesinin güçlendirilmesi gerektiğine yönelik açıklamaları olmuştur. Buna mukabil genel başkanımız da benzer bir ifadeyi tekrarlayınca Mecliste DEM Partililerin elini sıkmış ve DEM Parti’ye terörle arasında mesafe koyması gerektiği yönünde çağrıda bulunmuştu. Aradan geçen zaman zarfında terör örgütü de kurucusu Abdullah Öcalan’ın çağrısına uymak suretiyle kongresini toplamış, silahlarını yakmış ve bugün de PKK terör örgütünün elinde bulunan silahların peyderpey güvenlik güçlerinin kontrolünde teslim alındığını görüyoruz. Dolayısıyla milli birlik ve beraberliğimiz, ’Terörsüz Türkiye’ gerçeğiyle bundan sonraki dönemde daha da fazla pekişecek ve 21. yüzyıla doğru yeni hayatımızla beraber Türkiye iç barışını da tesis etmek suretiyle etnik ve mezhep temelli ayrımcılık fitnesine karşı toplumda oluşturulan bu ayrımcılığı yönetimde kaynaşmaya çevirmek suretiyle inşallah aşacak ve daha büyük potansiyele erişecek. Bizim buradaki muradımız hiçbir Mehmetçiğin saçının teline zarar gelmeden, hiçbir vatandaşımız zarar görmeden birlik, beraberlik ve kaynaşma ruhuyla terörü sona erdirmek, terörü Türkiye’nin gündeminden çıkarmak. Sadece Türkiye’nin gündeminden değil, terörü Ortadoğu bölgesinin gündeminden çıkarmaktır. Çünkü uzun yıllardan bu yana baktığınız vakit hem etnik hem mezhep temelli ayrımcılık ve bölücülük fitnesi ile terör faaliyetleri Ortadoğu’da ne yazık ki hemen hemen her ülkenin rejimlerinin zayıflamasına sebebiyet verdi. Hatta ve hatta devlet otoritesinin çökmesine sebebiyet verdi. Şimdi 21. yüzyılda Türkiye, bölgesinde lider ülke olarak artık küresel liderlik hedefiyle hareket ederken, terörden tamamen kendisini ve çevresini arındırmak suretiyle kendi istikrarını tesis ederken bölgesine de istikrar vaat eden bir anlayışı yayabilmenin arayışı içerisindedir. Terörsüz Türkiye projesi siyasi bir proje değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi projesidir" dedi. Terörsüz Türkiye düşüncesinden rahatsız olanların Ortadoğu’da kan ve gözyaşının hakim olmasını isteyen çevreler olduğuna dikkat çeken Özdemir, "Baktığınız vakit bugün ’Terörsüz Türkiye’ düşüncesinden ve hedefinden rahatsız olan çevrelerin ne hikmetse Ortadoğu bölgesinde kan ve gözyaşının hakim olmasını isteyen, sınırları değiştirmek isteyen çevrelerle aynı görüşü paylaştıklarını da ne yazık ki gözlemlemiş bulunuyoruz. Hasbelkader bir dönem Milliyetçi Hareket Partisi içerisinde bulunup bugün başka yerde olanlar; adeta utanmasalar dönüp PKK terör örgütüne ‘Siz niye silah bırakıyorsunuz’ çağrısında dahi bulunacak bir fütursuzlukla siyaset yaptıklarını zannediyorlar. Bunu da aziz milletimizin takdirine bırakıyoruz. Buradaki temel muradımız Türkiye’nin huzur iklimine kavuşmasıdır. Çünkü bu huzuru yakaladıktan sonra Türkiye, diğer alanlarda önemli atılımlar yapabilecek kuvvet ve kudreti kendisinde bulabilecektir" şeklinde konuştu. MHP kadrolarının Türkiye’nin 81 ilin tamamında milletle el ele olduğunu da belirten Özdemir, "En başından itibaren Kayseri’de teşkilatlarımız sahada. Bizler, 81 ilin tamamında Milliyetçi Hareket Partisi kadroları olarak genel başkanımızın talimatlarıyla aziz milletimizle el eleyiz. Bizi sevindiren ve memnun eden durum şu; kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı vatanımızın neresi olursa olsun gittiğimiz her yerde bizi karşılayan her bir vatan evladının ’Terörsüz Türkiye’ hedefini kabullenmiş olması ve bu çabalarının arkasında desteğini sunmasıdır" ifadelerini kullandı. "Yeni ve sivil bir Anayasa’nın yapımına ihtiyaç var" Gündemde olan Anayasa değişikliği ile ilgili olarak da açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, "Mecliste komisyon ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Hem siyasi partilerin görüşlerini almak suretiyle hem toplumun diğer kesimlerini temsil eden sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşların görüşlerini almak suretiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürdürülen komisyon faaliyetleri, çalışmalarını ekim ayı ortasına kadar tamamlayacaktır. Bu çalışma ve çabaları bir anayasa değişikliği olarak farklı fitne yaymak suretiyle toplumun aklını bulandırmaya çalışanlara karşı aziz milletimizin şunu bilmesi lazım; burada hassasiyet terörün bitmesidir. Ne Anayasa’nın ilk 4 maddesi tartışılması gündemdedir ne de bu anlamda ilgili maddelerle beraber Türkiye’yi kendi bünyesinde meşgul edecek tartışmalara sebebiyet verecek bazı hususların değerlendirilmesi konusu gündemde değildir. Anayasa’nın ilk 4 maddesi, Milliyetçi Hareket Partisi’nin her zaman olduğu gibi kırmızı çizgisidir. Bundan geri dönüş olmaz. Toplumumuzun ihtiyaç duyduğu yeni hükümet sistemimizle beraber uyumlu olacak, Türkiye’yi milli hedeflere ulaştıracak yeni ve sivil bir Anayasa’nın yapımına da ihtiyaç olduğu gerçeğini de vurgulamaktan geri durmuyoruz" diye konuştu.