POLİTİKA
MHP’li Özdemir: "Gabar’dan çıkarılan petrolün arttırılması ve sabit nakil hatlarıyla rafineye taşınması için sağlıklı bir yönetim anlayışını ortaya koymak milli çıkarlarımız için şarttır" 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:48:01 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, "Gabar’dan çıkarılan petrolün arttırılması ve sabit nakil hatlarıyla rafineye taşınması için sağlıklı bir yönetim anlayışını ortaya koymak milli çıkarlarımız için şarttır" dedi. Özdemir, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Gabar dağından çıkardığımız petrolün günlük miktarı 81 bin varil düzeyinde. 2023 yılında ilan edilen 100 bin varil seviyesine çıkarılması hedefi ise ne yazık ki henüz gerçekleştirilemedi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerle artan petrol fiyatı küresel seviyede fiyatlanmada dalgalanmayı beslerken, petrolde kaynak çeşitliliği sağlamak elbette önemlidir. Ancak kaynak çeşitliliği sağlamak bahanesiyle dışa bağımlılığı arttıracak girişimlere karşı mutlaka dikkatli olunmalıdır. Bu gelişmelerden daha önemlisi kendi rezervlerimizden elde ettiğimiz petrol üretim miktarını arttırabilmektir. İyi bir enerji yönetimiyle de bu mümkündür. Aynı sebeple, Gabar’dan çıkarılan petrol miktarının arttırılması, dahası karayoluyla değil, sabit nakil hatlarıyla rafineye taşınması için sağlıklı bir yönetim anlayışını ortaya koymak milli çıkarlarımız için şarttır. Benzer bir durum Karadeniz’de keşfettiğimiz Doğalgazın çıkarılması, miktarının arttırılması ve işlenmesi için de söz konusudur. Dahası Hürmüz krizi gübre fiyatlarını yukarı yönlü çıkarmışken, ülkemizin doğalgazdan kendi gübresini üretmesine yönelik çok önceden yapılan planlamaların hayata geçirilmesi de elzemdir. Türkiye, enerjide yaşanan kriz ve kaosu kendi imkanlarıyla aşabilecek potansiyel ve kaynaklara sahipken, bu durum milli akıl, milli vicdan ve milli tavır ile fırsata dönüştürülebilir."
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 21:29 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "İki ülke arasındaki ticaret hacmi oldukça dengeli bir seviyede ilerliyor" Belçika Kraliçesi Mathilde’nin ziyareti çerçevesinde İstanbul’da düzenlenen programda Belçikalı ve Türk firmalar arasında çeşitli alanlarda iş birliği protokolleri imzalandı. Törene katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, iki ülke arasındaki ticaret hacminin oldukça dengeli bir seviyede ilerlediğini belirterek, "Sadece ticaret değil aynı zamanda akademik seviyede de pek çok anlaşma imzalandı" dedi. Beşiktaş’taki bir otelde düzenlenen programda Belçikalı ve Türk firmalar arasında çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzalandı. Programa Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Belçika Kraliçesi Mathilde de katıldı. 11 firma arasında iş birliği anlaşması imzalanırken, beş stratejik sektörde yaklaşık 35 faaliyetin gerçekleştirileceği belirtildi. "Sadece ticaret değil aynı zamanda akademik seviyede de pek çok anlaşma imzalandı" Yapılan işbirliği anlaşmalarının ardından değerlendirmelerde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, "Şu anda ülkemizde 450’ye yakın büyük bir heyetle katılım var ve üst düzeydeki her türlü yatırımcının bulunduğu kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdik. Sadece savunma sanayi alanında 80’den fazla heyet üyeleri bulunmakta. Savunma bakanı, başbakan yardımcısı, aynı zamanda dışişleri bakanı da heyette. Üç bölge başbakanı ve özellikle yerel düzeydeki ticaret başkanları ve özellikle federasyonlar, iş dünyasının çok geniş temsilcileri var. Sadece ticaret değil, aynı zamanda akademik seviyede de pek çok anlaşma imzalandı. Bunun önümüzdeki süreçlerde aslında Belçika ve Türkiye arasındaki ilişkilerin çok daha ileriye taşınabilecek noktaya geleceğine inanıyoruz. İş dünyasının farklı temsilcileriyle Kraliçe bir araya geldi, Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edildi. Hanımefendi ile beraber Dolmabahçe’de bir ziyaret gerçekleşti. Baykar’a bir ziyaret gerçekleştirdik. Savunma sanayii alanında Türkiye’nin geldiği noktadan duydukları büyük memnuniyeti ve bu konudaki iş birliğine yönelik pek çok konuya değinildi" diye konuştu. "Belçika, Türkiye’nin en büyük sekizinci yatırımcısı" Belçika’nın Türkiye’nin en büyük sekizinci yatırımcısı olduğunu belirten Bakan Göktaş, "Heyet bugün de yine çalışmalarına devam edecek. Yarın yine çok yoğun bir programla beraber Kraliçe’nin başkanlığında Ekonomik Kraliyet Misyonu çalışmalarını sürdürecek. Çarşamba günü de heyetin büyük bir kısmı Ankara’da özellikle savunma sanayii ve dış politika alanında çeşitli temaslarda bulunacak. Hem bugün için hem yarın için orada da farklı anlaşmaların olduğunu biliyoruz. Özellikle savunma sanayii alanında, lojistik alanında, enerji alanında pek çok sektörün ilgi duyduğunu ve ikili iş birliğinin giderek arttığını çok iyi biliyoruz. Belçika, Türkiye’nin en büyük sekizinci yatırımcısı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi oldukça dengeli bir seviyede ilerliyor. Bu görüşmelerin önümüzdeki süreçte özellikle ticari anlamda ama aynı zamanda hem NATO kapsamında hem de dış politika kapsamında, Gümrük Birliği kapsamında da çeşitli iş birliğinin yeni perspektifler açacağına inanıyoruz. İki ülke için de hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:11 Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş: "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak, 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır" dedi. Belçika Ekonomik Misyonu’nun ziyareti kapsamında İstanbul Ticaret Odası (İSO) ev sahipliğinde ‘Kadınların Ekonomik Katılımı ve İş Dünyasında Kadın Hakları Paneli’ düzenlendi. İSO’da yapılan panele Belçika Kraliçesi Mathilde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Belçika heyeti ve çok sayıda davetli katıldı. Panelin açılış konuşmasını İSO Başkanı Bahçıvan yaptı. "Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor" Dünya ekonomisinin dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün ele aldığımız konu, sadece kadınların iş hayatındaki temsiliyle sınırlı değildir. Bu mesele kalkınmanın yönü, üretimin niteliği, toplumsal refahın derinliği ve gelecek nesillere bırakacağımız ekonomik düzenle doğrudan ilgilidir. Dünya ekonomisi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zeka, yeni üretim teknolojileri ve küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerle yeniden şekilleniyor. Bu yeni dönemde ülkelerin gücü, sermaye birikimi, pazar büyüklüğü ya da doğal kaynaklarla sınırlı kalmayacak. Asıl belirleyici olan insan kaynağını harekete geçirme, bilgiyi değere dönüştürme ve fırsatları toplumun tüm kesimlerine açma kabiliyeti olacak" dedi. "Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor" Kadınların ekosistemdeki varlığının her geçen yıl daha da artığını ifade eden Bakan Göktaş, "Türkiye olarak son 24 yılda kadınların sosyal ve ekonomik hayattaki konumunu güçlendirmek için önemli adımlar attık. Kadınlara eğitim, dijital beceri, teknolojiye erişim, mentorluk, pazara açılma, finansmana erişim imkanları sunuyoruz. Güvenli çalışma koşullarını güçlendiriyor, karar alma süreçlerinde daha fazla temsil edilmelerini destekliyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız ‘Yükselen Kadınlar, Kendi İşim, Benim İzim’ programıyla girişimcilik desteklerini yerelden ulusala uzanan güçlü bir ekosisteme dönüştürüyoruz. Bugün ülkemiz, küresel ölçekte rekabet eden dinamik girişimcilik ekosistemiyle kadın girişimcilere güçlü üretim ve inovasyon fırsatları sunuyor. Kadınların bu ekosistemdeki varlığı her geçen yıl daha da artıyor. Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile teknoparklarda çalışan kadın Ar-Ge personeli sayısı son 10 yılda yaklaşık sekiz kat artarak 61 binin üzerine çıkmıştır. Bunun yanı sıra Türkiye, uluslararası patent başvurularında yüzde 26’yı aşan kadın buluşçu oranıyla dünyada ilk sırada yer almaktadır. Bu başarı, kadınların bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki güçlü potansiyelini ortaya koymaktadır. Diğer yandan Türkiye’de kadınlar, yazılımdan yapay zekaya, savunma sanayiinden temiz teknolojilere, ileri üretimden dijitale kadar pek çok stratejik alanda başarı hikayeleri yazıyor. Belçika Kraliyet Ekonomik Misyonu’nun Türkiye ziyareti, ülkelerimiz arasında ticaret, yatırım, teknoloji ve inovasyon alanlarında yeni temaslara kapı aralıyor. Bugünkü panelin de bu temaslara stratejik bir boyut kazandıracağına inanıyorum. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, kadınların iş dünyasında güçlenmesi, sadece ulusal politikalarla sınırlı kalamayacak kadar büyük bir meseledir. Türkiye olarak, kadınların üretimde, girişimcilikte, teknolojide ve liderlikte daha etkin yer almasını sağlayacak her ortak çabaya katkı sunmaya hazırız" şeklinde konuştu. "Çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" Çalışma hayatında kadının güçlenmesi, güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemeyeceğine değinen Belçika Kraliçesi Mathilde, "Belçika deneyimine dayanan üç düşüncemi sizlerle paylaşmama izin verin: Birincisi, kadınların ekonomik ve siyasi karar alma süreçlerine eşit ve anlamlı katılımı; kapsayıcı ekonomik büyüme, inovasyon ve toplumsal direnç için bir ön koşuldur. Belçika’nın deneyimi, eşitliğin tesadüfen değil, bilinçli ve yapısal seçimlerle elde edildiğini göstermektedir. Geleceği şekillendirmek istiyorsak şimdi harekete geçmeliyiz. İlerleme, ücret şeffaflığı ve sosyal diyalog girişimleri ve ayrıca erişilebilir, yüksek kaliteli çocuk bakımına yönelik sürdürülebilir yatırımlar gerektirir. Aynı zamanda, eğitimde, mentorlukta ve mesleki ağlarda gerçek eşitlik, kadınları ve kız çocuklarını güçlendirmek için gerekli olsa da bu yeterli değildir; buna ayrımcılık ve stereo tipleştirme gibi kalıcı engelleri ortadan kaldırma çabaları da eşlik etmelidir. İkincisi, çalışma hayatında kadının güçlenmesi; güvenli, saygın ve onurlu çalışma ortamlarından ayrı düşünülemez" ifadelerini kullandı. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ettiklerini belirten Kraliçe Mathilde, "Belçika, kapsamlı bir yasal ve politika çerçevesi aracılığıyla önleme, koruma ve hesap verebilirliği birleştiren entegre bir yaklaşım benimsemektedir. Mevzuatı; işverenler için önleyici yükümlülükler, gizli danışmanlık mekanizmaları, misillemelere karşı korumalı resmi şikayet prosedürleri, gayri resmi uyuşmazlık çözüm prosedürleri ve son olarak gerektiğinde iş müfettişlerine ve mahkemelere erişim gibi stratejiler sunar. Uygulamada, gizli ve gayri resmi mekanizmalar hayati bir rol oynamaktadır: Belçika’daki iş yeri vakalarının yüzde yetmişinden fazlası, sesini çıkarmakta tereddüt edebilecek mağdurlar için güvenli alanların önemini yansıtacak şekilde arabuluculuk veya gayri resmi prosedürler yoluyla çözülmektedir. Uluslararası düzeyde Belçika, iş yerinde şiddet veya tacizin önlenmesini güçlendiren ve mağdurları koruyan mekanizmaları güçlü bir şekilde desteklemektedir. Bu hedefleri teşvik ederek ve en iyi uygulamaları paylaşarak, dünya çapında daha güvenli ve daha kapsayıcı iş yerlerine doğru ilerleme kaydedeceğiz. Bu sadece kadınlara değil, bir bütün olarak topluma fayda sağlayacaktır. Bugün kadınlara ve kız çocuklarına bilinçli bir şekilde yatırım yaparak, sadece daha adil değil, aynı zamanda gelecek için daha donanımlı bir işgücü piyasası inşa ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından panele geçildi. Etkinlikte kadınların ekonomik yaşama tam katılımı, iş dünyasında fırsat eşitliği, girişimcilik ve kadın haklarının ekonomik alanda desteklenmesine ilişkin konular ele alındı.
Adalet Bakanı Tunç: "Küresel Sumud Filosu’ndaki vatandaşlarımıza ve çeşitli ülkelerden aktivistlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum"
04 Ekim 2025 Cumartesi - 20:07 Adalet Bakanı Tunç: "Küresel Sumud Filosu’ndaki vatandaşlarımıza ve çeşitli ülkelerden aktivistlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Hoş geldiniz cesur yürekler. İşgalci İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulmalarının ardından İstanbul’a ulaşan Küresel Sumud Filosu’ndaki vatandaşlarımıza ve çeşitli ülkelerden aktivistlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" dedi. Bakan Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Hoş geldiniz cesur yürekler. İşgalci İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulmalarının ardından İstanbul’a ulaşan Küresel Sumud Filosu’ndaki vatandaşlarımıza ve çeşitli ülkelerden aktivistlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir saldırının ardından ülkemize kavuşan aktivist kardeşlerimizin, talepleri üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumunda sağlık muayeneleri gerçekleştirilecek, fiziksel ve psikolojik durumları titizlikle kontrol edilecektir" ifadelerini kullandı. Aktivitlerin adli tıp kontrolünün ardından bilgi amaçlı ifadelerine başvurulacağını ifade eden Bakan Tunç, "Adli tıp kontrolünün ardından 11 Cumhuriyet savcımız, avukatları ve tercümanları eşliğinde aktivistlerin bilgi amaçlı ifadelerine başvuracaktır. Zulmün karşısında susmayan, Filistin halkının yanında duran cesur yürekler, sadece birer aktivist değil insanlığın vicdanını taşıyan, adaletin sesi olan gerçek birer kahramandır. Gazze’de savaş ve insanlık suçu işleyen İsrail’in uluslararası sularda gerçekleştirdiği hukuksuz müdahale; hakikate, dayanışmaya ve barışa yapılmış bir saldırıdır. Bilinmelidir ki hiçbir baskı ve zorbalık, zulme karşı duran vicdanları susturamayacaktır" dedi.
Saadet Partisi Lideri Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır"
04 Ekim 2025 Cumartesi - 17:06 Saadet Partisi Lideri Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır" Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır. Bu Siyonizm’e hizmet planıdır" dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Arıkan, İsrail’in Gazze’ye yaptığı soykırımı sert bir dille eleştirirken, vatandaşların ve özellikle çiftçilerin ekonomik olarak zorlandığını, bu durumun kabul edilemez hale geldiğini vurguladı. Saadet Partisi il başkanları ve il müfettişlerinin yer aldığı basın toplantısı, Arıkan’ın açıklamalarının ardından sona erdi. "İsrail’in Küresel Sumuf Filosu’na nasıl saldırdığını bütün dünya izledi" İsrail ve Amerika’nın barış konusunda iki yüzlü davrandığını ve bu şartlar altında barışın olamayacağını belirten Arıkan, "Netanyahu ve Trump’ın sözde ‘Barış Planı’nı’ konuştuğumuz bu günlerde, işgalci İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na, hem de uluslararası sularda nasıl saldırdığını bütün dünya canlı yayında izledi. İktidara defalarca çağrıda bulunduk. ‘Uluslararası kamuoyunu harekete geçirin, Sumud’un güvenliğini sağlayın, fırkateyn gönderin dedik.’ Hiçbir çağrımıza kulak verilmediği için, şu an 49 vatandaşımız İsrail’de bekletiliyor. Bu tablo, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne asla yakışmaz. İşgalci İsrail sadece Filistin için değil, Türkiye başta olmak üzere bütün bölge için büyük bir tehdittir. Bu tehdit ve tehlikenin bir an evvel bertaraf edilmesi için Türkiye’nin diğer bölge ülkelerine de öncülük ederek somut adım atılması temin edilmelidir. Bütün olan bitenlerden yola çıkarak, yetkililere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. İlk çağrımız Cumhurbaşkanı’na. Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu’nu ve tüm güvenlik bürokrasisini harekete geçirin. İsrail için ticari, hukuki, siyasi ve askeri tüm caydırıcı tedbirleri kamuoyuna açıklayın. İlk iş olarak İncirlik ve Kürecik üssünü kapatın, İsrail’in gözleri kör olsun. Petrol vanalarını kapatın, İsrail’in uçakları kalkamaz olsun. Bütün limanları kapatın, İsrail’in can damarı kökten kesilsin" ifadelerini kullandı. "Amerika’nın planından Müslümana hayır gelmez" Amerika’nın yıllardır Müslümanlara zulüm ettiğini ve sözde ‘barış planı’ adı altında kendi çıkarlarını uyguladığını belirten Arıkan, "Şunu herkes bilmelidir ki; Amerika’nın planından, Müslümana hayır gelmez. 23 Eylül günü, Müslüman devletlerin liderleriyle ile Trump çok taraflı bir zirve yaptı. Bu toplantı için çekilmiş bir fotoğraf üzerinden birçok algı yapıldı, birçok hikaye yazıldı. Toplantının ardından bir bildiri yayınlandı. İşte o bildiri burada. Bu 2 sayfalık, 425 kelimelik bildirinin özelliği ne biliyor musunuz? İçinde bir tane ‘İsrail’ kelimesi, bir tane ‘soykırım’ kelimesi geçmiyor. Asıl failin, asıl sorumlunun adının bile anılamadığı bir bildiriden bahsediyorum. Ne acıdır ki, bu toplantıdan sadece 6 gün sonra Trump ve Netanyahu yan yana, el ele adına ‘barış’ dedikleri 20 maddelik bir eylem planı açıkladı. Bu bir barış planı değil. Bu Gazze’yi, Filistin’i bütünüyle işgal planıdır. Bu Siyonizm’e hizmet planıdır. Anlaşmazlığı bitirmek değil Filistin’i ve mazlumları yok etme planıdır" diye konuştu. "Bir telefon, 2 tır patates ediyor" Ekonominin son yıllarda iyice düşüşe geçtiğini ve çiftçilerin ürettiği ürünleri satmakta zorluk çektiğini açıklayan Arıkan, "Bugün bir çiftçimiz son model bir telefon alabilmek için tam 20 ton domates satmak zorunda veya son model bir telefon alabilmek için tam 50 ton yani 2 tır patates satmak zorunda. Bir telefon 2 tır patates ediyor. Bu ülkede asgari ücretli bir genç, evlenebilmek için tam 45 ay yemeden içmeden çalışmak zorunda. Emekli maaşıyla ise ne bir kira ödenebiliyor, ne bir dolap doldurulabilir, ne de memlekete gidilebiliyor" dedi.
Saadet Partisi Lideri Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır"
04 Ekim 2025 Cumartesi - 16:52 Saadet Partisi Lideri Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır" Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: "Bu bir barış planı değil, Gazze’yi ve Filistin’i bütünüyle işgal planıdır. Bu Siyonizm’e hizmet planıdır" dedi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Arıkan, İsrail’in Gazze’ye yaptığı soykırımı sert bir dille eleştirirken, vatandaşların ve özellikle çiftçilerin ekonomik olarak zorlandığını, bu durumun kabul edilemez hale geldiğini vurguladı. Saadet Partisi il başkanları ve il müfettişlerinin yer aldığı basın toplantısı, Arıkan’ın açıklamalarının ardından sona erdi. "İsrail’in Küresel Sumuf Filosu’na nasıl saldırdığını bütün dünya izledi" İsrail ve Amerika’nın barış konusunda iki yüzlü davrandığını ve bu şartlar altında barışın olamayacağını belirten Arıkan, "Netanyahu ve Trump’ın sözde ‘Barış Planı’nı’ konuştuğumuz bu günlerde, işgalci İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na, hem de uluslararası sularda nasıl saldırdığını bütün dünya canlı yayında izledi. İktidara defalarca çağrıda bulunduk. ‘Uluslararası kamuoyunu harekete geçirin, Sumud’un güvenliğini sağlayın, fırkateyn gönderin dedik.’ Hiçbir çağrımıza kulak verilmediği için, şu an 49 vatandaşımız İsrail’de bekletiliyor. Bu tablo, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne asla yakışmaz. İşgalci İsrail sadece Filistin için değil, Türkiye başta olmak üzere bütün bölge için büyük bir tehdittir. Bu tehdit ve tehlikenin bir an evvel bertaraf edilmesi için Türkiye’nin diğer bölge ülkelerine de öncülük ederek somut adım atılması temin edilmelidir. Bütün olan bitenlerden yola çıkarak, yetkililere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. İlk çağrımız Cumhurbaşkanı’na. Sayın Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik Kurulu’nu ve tüm güvenlik bürokrasisini harekete geçirin. İsrail için ticari, hukuki, siyasi ve askeri tüm caydırıcı tedbirleri kamuoyuna açıklayın. İlk iş olarak İncirlik ve Kürecik üssünü kapatın, İsrail’in gözleri kör olsun. Petrol vanalarını kapatın, İsrail’in uçakları kalkamaz olsun. Bütün limanları kapatın, İsrail’in can damarı kökten kesilsin" ifadelerini kullandı. "Amerika’nın planından Müslümana hayır gelmez" Amerika’nın yıllardır Müslümanlara zulüm ettiğini ve sözde ‘barış planı’ adı altında kendi çıkarlarını uyguladığını belirten Arıkan, "Şunu herkes bilmelidir ki; Amerika’nın planından, Müslümana hayır gelmez. 23 Eylül günü, Müslüman devletlerin liderleriyle ile Trump çok taraflı bir zirve yaptı. Bu toplantı için çekilmiş bir fotoğraf üzerinden birçok algı yapıldı, birçok hikaye yazıldı. Toplantının ardından bir bildiri yayınlandı. İşte o bildiri burada. Bu 2 sayfalık, 425 kelimelik bildirinin özelliği ne biliyor musunuz? İçinde bir tane ‘İsrail’ kelimesi, bir tane ‘soykırım’ kelimesi geçmiyor. Asıl failin, asıl sorumlunun adının bile anılamadığı bir bildiriden bahsediyorum. Ne acıdır ki, bu toplantıdan sadece 6 gün sonra Trump ve Netanyahu yan yana, el ele adına ‘barış’ dedikleri 20 maddelik bir eylem planı açıkladı. Bu bir barış planı değil. Bu Gazze’yi, Filistin’i bütünüyle işgal planıdır. Bu Siyonizm’e hizmet planıdır. Anlaşmazlığı bitirmek değil Filistin’i ve mazlumları yok etme planıdır" diye konuştu. "Bir telefon, 2 tır patates ediyor" Ekonominin son yıllarda iyice düşüşe geçtiğini ve çiftçilerin ürettiği ürünleri satmakta zorluk çektiğini açıklayan Arıkan, "Bugün bir çiftçimiz son model bir telefon alabilmek için tam 20 ton domates satmak zorunda veya son model bir telefon alabilmek için tam 50 ton yani 2 tır patates satmak zorunda. Bir telefon 2 tır patates ediyor. Bu ülkede asgari ücretli bir genç, evlenebilmek için tam 45 ay yemeden içmeden çalışmak zorunda. Emekli maaşıyla ise ne bir kira ödenebiliyor, ne bir dolap doldurulabilir, ne de memlekete gidilebiliyor" dedi.
Bakan Kurum: "Siz önce gidin kendi belediyelerinizde yapmanız gereken sorumluluklar çerçevesinde çöpünüzü toplayın"
04 Ekim 2025 Cumartesi - 16:51 Bakan Kurum: "Siz önce gidin kendi belediyelerinizde yapmanız gereken sorumluluklar çerçevesinde çöpünüzü toplayın" Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kasım ayı içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 350 bininci konutun anahtarının teslim edileceğini belirterek CHP’li belediyelere asli görevleri olan çöp toplama hizmetini yerine getirmelerini söyledi. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hatay’a geldi. Bakan Kurum, ilk olarak Antakya ilçesinde bulunan AFAD koordinasyon merkezinde değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının ardından kent merkezinde bulunan Kemal Paşa Caddesi’nde incelemelerde bulunan Bakan Kurum, basın açıklaması yaptı. Bakan Kurum, İskenderun sahilinde yürütülen çalışmaların tamamlanarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açılış gerçekleşeceğini belirterek "Hatay; binlerce yıllık medeniyetlerin buluştuğu, kardeşliğin, hoşgörünün ve birlikte yaşamanın en güzel mekânıdır. İşte bu yüzden Hatay’ı ayağa kaldırmak sadece bir imar faaliyeti değildir. Aynı zamanda ecdat mirasına sahip çıkma meselesidir. Biz de; bu anlayışla hareket ediyor, tarihî mirasımızı yeniden ihya ediyoruz. Bir yandan Habib-i Neccar Camii’ni eşsiz tarihî dokusuna uygun şekilde ayağa kaldırırken; diğer yandan Kurtuluş Caddesi’ni, Kemalpaşa’yı ve Tarihi Meclis Binamızı yeniden ihya ediyoruz. Asi Nehri çevresini yürüyüş yolları ve yeşil alanlarla canlandırıyoruz. Bu devasa alanı Hataylıların nefes alacağı, çocuklarımızın huzurla vakit geçireceği bir yaşam mekânına dönüştürüyoruz. Kültürel bir buluşma noktası olan Uzun Çarşımızı da tüm özgün dokusuyla yeniden ayağa kaldırıyoruz. İnşallah yıl sonuna kadar projemizi tamamlayarak vatandaşımızın hizmetine sunacağız. Ayrıca yaklaşık 10 ay gibi kısa bir süre önce başlattığımız Türkiye’nin sahillerinde yapılan en büyük düzenleme projesi olan İskenderun Sahil Düzenleme ve Yenileme Projemizde sona geldik. İnşallah projemizin açılışını da Cumhuriyetimizin 102. Yılında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızda yapacağız. Büyük bir şölenle kutlayacağız" dedi. "Önümüzdeki ay 350 bininci konutumuzun anahtarlarını yine Cumhurbaşkanımızla birlikte teslim edeceğiz" Asrın felaketinin, asrın inşa seferberliğine dönüştüğü ifade eden bakan Kurum, Kasım ayı içerisinde 350 bininci konutun anahtarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla hak sahibi vatandaşa teslim edileceğini belirterek "Devlet-millet el ele vererek, Asrın Felaketini Asrın İnşa Seferberliğine dönüştürdük. Bugün depremden etkilen 11 ilimizde 7 gün 24 saat alın teri döken 200 bin mühendis, mimar ve işçi kardeşimizle birlikte, depremzede kardeşlerimizi bir an önce yuvalarına kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Geçtiğimiz ay Malatya’da Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle 304 bininci yuvamızın anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Söz verdiğimiz 453 bin yuvanın, yüzde 70’ini tamamladık. Yani şu anda; her 3 depremzede kardeşimizden 2’sini yeni yuvasına kavuşturduk. Önümüzdeki ay 350 bininci konutumuzun anahtarlarını yine Cumhurbaşkanımızla birlikte teslim edeceğiz. inşallah yılsonuna geldiğimizde burada olacağız, son anahtarlarımızı da vatandaşlarımızla buluşturacağız. Biz milletimize ne söz verdiysek, fazlasıyla yerine getirmek için gece gündüz durmaksızın ilerliyor, milletimizin dualarına nail olabilmek için var gücümüzle azimle, kararlılıkla çalışıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Hatay’ımızda 86 bin konut ve iş yerimizi tamamladık ve hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Şu anda şehrimizde 66 binin üzerinde konut, iş yeri ve köy evinin inşaatına süratle devam ediyoruz. Söz verdiğimiz gibi bu yılın sonuna kadar Hatay’ımız da 153 bin bağımsız bölümü teslim edeceğiz. Deprem bölgesinin tamamın da ise 453 bin yuvamızı tamlayarak hak sahibi kardeşlerimizi güvenli ve huzurlu yuvalarına kavuşturacağız" ifadelerini kullandı. CHP Genel Başkan Yardımcısının İzmir’de çöp depolama tesisinin bakanlık tarafından kapatıldığını söylemesinin algı politikası olduğunu belirten Bakan Kurum, CHP’li belediyelerin çöp toplamak gibi öncelikli işlerini yapmaları gerektiğini ifade ederek "Tabi biz bunları yaparken; Asrın İnşa Seferberliğinde gece gündüz çalışırken; muhalefet de en iyi bildiği işi yapmayı; yalanla, iftiralarla gündem olmayı sürdürüyor. İşte bunun en son örneğini İzmir’de gördük. İzmir’de en basit belediyecilik hizmetini bile yapamayan, çöp toplayamayan partinin genel başkan yardımcısı; bunun üstünü kapatmak için her zamanki gibi suçu bize attı, mağduru oynamaya çalıştı. Ne dedi CHP Genel Başkan Yardımcısı? Güya, çöp tesisini biz kapatmışız. İzmir’de çöpler bizim yüzümüzden toplanmıyormuş. Kendisi, tesisin mahkeme kararıyla kapatıldığından bile habersiz. Zaten kendi belediye başkanları da hemen düzeltti. Burada üzücü olan ne biliyor musunuz. Bunların ifadeleri tamamen bilgi eksikliğinden kaynaklı ve bilerek isteyerek algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bunu neden mi anlatıyorum. Aslında memleketimizin her yerinde, deprem bölgesinde de tam olarak bunu yapıyorlar. Burada da yapılanların ve özellikle kendi yapmadıklarının üstünü örtmek için böyle yalanlar söylüyorlar. Siz önce gidin kendi belediyelerinizde yapmanız gereken sorumluluklar çerçevesinde ilk önce çöpünüzü toplayın. Daha çöp bile toplayamayan anlayış, deprem bölgesinde konut yapmayı bırakın İzmir’de milletimize bedava konut yapacağız deyip, mağdur ettikleri binlerce vatandaşımızı görmezden geliyorlar. "Ev yapacağız" diye para toplayıp mağdur ettiğiniz vatandaşlarımıza verdiğiniz sözleri tutun. Burada da "bedava konut yapacağız" demiştiniz, Peki nerede o konutlar? Bırakın ev yapmayı, ev sunmayı; deprem bölgesine tek bir çivi bile çakmadınız. Bize laf etmeden önce kendinize bakacaksınız. Algıyla siyaset yaparsanız böyle duvara toslarsınız. Algıyla siyaset olmaz, işle olur. İftirayla, yalanla, dolanla siyaset olmaz; projeyle, üretimle, alınteriyle olur. Şükürler olsun ki; bizim milletimiz onlarla aramızdaki bu farkı 23 yıldır görüyor. Varsın onlar daima tüketerek, daima karalayarak konuşsunlar; biz, eser üreterek konuşmaya; açılışlarla, anahtar teslimleriyle koşmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki; Hatay’ı, Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü kalelerinden biri yapana kadar tek bir an bile durmayacağız" dedi.