POLİTİKA
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:24 AK Parti’den Karşıyaka Belediyesi’ne ’yönetim krizi’ tepkisi: "Artık yönetilemiyor" AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediye Meclisinin CHP’li meclis üyelerinin boykotu nedeniyle toplanamamasına tepki göstererek, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir" dedi. İzmir’de Karşıyaka Belediye Meclisinin mayıs ayı ikinci oturumu, CHP’li 18 meclis üyesinin toplantıya katılmaması nedeniyle yeter sayıya ulaşılamadığı için gerçekleştirilemedi. Yaşanan yönetim krizine karşı tavrını ortaya koymak amacıyla AK Parti grubu da meclise katılım sağlamadı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediyesi’nin siyasi çekişmelerin ve şahsi hesapların esiri haline geldiğini belirtti. "Belediye dışarıdan dayatılan isimlerle yönetilmeye çalışılıyor" Meclisin toplanamamasını CHP içerisindeki çatlağın açık bir göstergesi olarak nitelendiren Köse, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir. Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, Karşıyaka’yı ortak akılla değil, dışarıdan dayatılan isimlerle ve tek merkezden gelen talimatlarla yönetmeye çalışmaktadır" ifadelerini kullandı. Kararların dar bir kadro tarafından alındığını öne süren Köse, sürecin CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve belediyede etkili olduğu iddia edilen Utku Yılmaz üzerinden yürütüldüğünü iddia ederek şunları kaydetti: "Karşıyaka halkının oylarıyla oluşmuş belediye yönetimi bugün fiilen başka isimlerin kontrolüne bırakılmıştır. Meclis iradesi ve Belediye Başkanı’nın iradesi yok sayılmakta, Karşıyaka’nın şansı birkaç kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmaktadır. Özellikle Utku Yılmaz’ın tek imzayla belediyede belirleyici hale gelmesi, CHP’li meclis üyelerinin dahi artık isyan ettiği bir noktaya ulaşmıştır. Karşıyaka’nın taşınmazlarının ve değerlerinin yetkili kişilerin yönettiği iştiraklere devredilmesi, bu yönetim zaafının en somut örneğidir." "Kişisel kavgaların bedelini Karşıyakalılar ödüyor" Mevcut yönetim ile geçmiş dönem Karşıyaka Belediye Başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasındaki siyasi gerilimin ilçeyi felç ettiğini kaydeden Köse, "Karşıyaka Belediyesi’nin her geçen gün kan kaybetmesinin en büyük sebeplerinden biri de Sayın Cemil Tugay ile mevcut yönetim arasında yaşanan siyasi ve kişisel kavgalardır. Karşıyaka halkına hizmet etmek yerine birbirleriyle hesaplaşan bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu kavganın bedelini ise sokakta çöp gören vatandaş, maaşını alamayan işçi ve hizmet bekleyen Karşıyakalı ödemektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık" AK Parti grubunun meclise katılmama kararının siyasi bir şov değil, halka karşı sorumluluğun bir gereği olduğunun altını çizen Başkan Köse, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Biz AK Parti grubu olarak bu çürümüş yönetim anlayışına meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık. Çünkü ortada ne mali disiplin ne kurumsal ciddiyet ne de belediyeyi yönetecek irade kalmıştır. İşçisinin maaşını ödeyemeyen, memuruyla kavgalı, esnafıyla karşı karşıya gelen ve kendi meclis çoğunluğunu dahi bir arada tutamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Karşıyaka Belediyesi bugün borç batağı içerisinde, siyasi hiziplerin savaş alanına dönüşmüş durumdadır. Karşıyaka’nın kaybedecek bir günü dahi kalmamıştır. Belediye kişisel hesapların değil, halkın makamıdır."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 22:35 Başkan Boltaç: "Denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Tarsus Belediyesi Mayıs Ayı Meclis Toplantısının 2. birleşiminde öğrenci yurdu, Avrupa Birliği projesi ve yeni araç alımları görüşülürken, Başkan Ali Boltaç, "Vatandaşlarımızın sağlığını ilgilendiren hiçbir konuda taviz vermeden denetimlerimizi sürdüreceğiz" dedi. Tarsus Belediye Meclisi Mayıs Ayı Olağan Toplantısının 2. Birleşimi, Belediye Başkanı Ali Boltaç başkanlığında gerçekleştirildi. Meclis toplantısında kent gündemine ilişkin çeşitli başlıklar değerlendirilirken, alınan kararlar ilgili komisyonlara sevk edildi ve oy birliğiyle kabul edilen maddeler meclisten geçti. Mecliste görüşülen gündem maddelerinden biri, Kaleburcu Mahallesi’nde öğrenci yurdu yapılması amacıyla taşınmaz tahsisi konusu oldu. Mülkiyetinin bir kısmı Tarsus Üniversitesine, bir kısmı ise Tarsus Belediyesine ait olan alanın Gençlik ve Spor Bakanlığına tahsisi değerlendirilirken, konunun hukuki ve teknik yönleriyle incelenmesi amacıyla ilgili komisyonlara sevk edilmesine karar verildi. Başkan Boltaç, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, öğrenci yurdu yapılmasına karşı olmadıklarını belirterek sürecin kamu yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Boltaç, "Benim bu konudaki tavrım yurda karşı olmak değil. Bu süreçte kurumlarla diyalog içerisinde hareket ediyoruz. Ancak burası belediyemizin mülkü. Verilecekse de yurt yapılması şartıyla değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. Avrupa Birliği projesi kapsamında teknik heyet görevlendirilecek Mecliste, Avrupa Birliği İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında Polonya’ya teknik heyet görevlendirilmesi konusu görüşüldü. Yapılan değerlendirmelerin ardından 5 kişilik teknik heyetin belirlenmesi konusunda Başkan Boltaç’a yetki verilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Boltaç, "Teknik bilgi akışını yerinde inceleyip ilgili çalışmaları hızlı bir şekilde başlatmak istiyoruz. Sürecin tüm masrafları da proje kapsamında karşılanıyor" dedi. Belediye envanterine yeni araçlar kazandırılacak Toplantıda, veteriner ve temizlik hizmetlerinde kullanılmak üzere 3 panelvan ile 3 sıkıştırmalı çöp kamyonunun belediye envanterine kazandırılması konusu görüşüldü. Araçların satın alınabilmesi için gerekli işlemlerin yürütülmesi oy birliğiyle kabul edildi. "Denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Toplantıda Tarsus Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği denetimler ve uygulanan idari işlemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Başkan Boltaç, "Ben bu memlekette yaşayan her bir vatandaşımın sağlığından sorumluyum. Bu kentte yaşayan her çocuk bizim evladımız. Vatandaşlarımızın sağlığını ilgilendiren hiçbir konuda taviz vermeden denetimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" sözleriyle Tarsus Belediyesinin yaklaşımını ortaya koydu. Mecliste söz alan farklı siyasi partilerden üyeler de zabıta ekiplerine destek verirken, halk sağlığının korunmasının Tarsus’un geleceği açısından siyaset üstü bir sorumluluk olduğu görüşü öne çıktı.
DEM heyeti Selahattin Demirtaş’la görüştü
19 Ekim 2025 Pazar - 15:39 DEM heyeti Selahattin Demirtaş’la görüştü DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Görüşmede, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecine dair olumlu adımları desteklediği vurgulandı. Sabah saatlerinde gerçekleşen görüşmenin yaklaşık 2,5 saat sürdüğü öğrenildi. Parti eş başkanları, cezaevi programı kapsamında eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ile de bir araya geldi. Görüşme sonrası açıklama yapan Tülay Hatimoğulları, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin ilerlemesine yönelik atılacak olumlu ve yapıcı adımların önemine dikkat çektiğini söyledi. Hatimoğulları, Demirtaş’ın hem cezaevi içinde hem de toplumda sürece katkı sunmayı hedeflediğini söyledi. Hatimoğulları, "Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettik. Kendisi sağlık ve moralleri açısından iyi durumda. Barışa dair umutları yüksek. Arkadaşlarımızın dışarıya gönderdiği mesaj, barış sürecini sonuna kadar destekledikleri yönünde. Demirtaş, barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi için yasal düzenlemelerin hızlanması gerektiğini de vurguladı" dedi. Tuncer Bakırhan ise, Demirtaş’ın demokratik çözüme önemli katkılar sunacağına inandıklarını ifade ederek, "Arkadaşlarımızın yeri artık hücreler ve cezaevleri değil, yanımızda olmalılar. Barışı toplumsallaştırmak için özgür bir şekilde sürece katkı sunmaları gerekiyor. Bu konuda Türkiye halklarının duyarlı olmasını bekliyoruz" diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, Lüksemburg’da Bakanlar Toplantısı’na katılacak
19 Ekim 2025 Pazar - 13:34 Dışişleri Bakanı Fidan, Lüksemburg’da Bakanlar Toplantısı’na katılacak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Konseyi kapsamında yapılacak "Bölgelerarası Güvenlik ve Bağlantısallık" konulu Bakanlar Toplantısı’na katılmak üzere 19-20 Ekim tarihlerinde Lüksemburg’u ziyaret edecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre, toplantıya Bakan Fidan’ın yanı sıra Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı/Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Marta Kos, AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları ile Azerbaycan, Ermenistan, Moldova, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan temsilcilerinin iştirak etmesi öngörülüyor. Bakan Fidan, Karadeniz’in stratejik önemi, bölgedeki mevcut jeopolitik gelişmeler ve güvenlik dinamiklerinin ele alınacağı "Karadeniz Bölgesi’nde Güvenlik, İstikrar ve Dayanıklılık" başlıklı oturuma iştirak edecek. Bakan Fidan’ın söz konusu oturumda, Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik bir vizyonla ele alınarak kurumsal, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir zeminde güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulaması, Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’nin jeostratejik konumu ve askeri kapasitesiyle bölge güvenliği ve istikrarının korunmasında oynadığı önemli rolün altını çizmesi, Montrö Sözleşmesi’nin Karadeniz bölgesinin güvenliğinin yapı taşlarından birini oluşturduğuna dikkat çekmesi, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ve Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR) gibi kuruluşlara öncülük ederek, kıyıdaş devletler arasında "bölgesel sahiplenme" hissiyatını güçlendirdiğini kaydetmesi, Rusya-Ukrayna savaşının bölgenin güvenliğine oluşturduğu tehditlere karşı Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi’nin tatbiki, Karadeniz Tahıl Anlaşması ve Bulgaristan ile Romanya’yla tesis ettiği Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu gibi adımlar atarak, Karadeniz’de seyrüsefer emniyeti ve istikrarına katkılarda bulunduğunu vurgulaması ve Avrupa ile Asya arasında bir köprü görevi gören Karadeniz bölgesinin AB’nin özellikle bağlantısallık odaklı proje ve girişimlerine önemli bir katma değer sağlayacağına dikkat çekmesi bekleniyor. Öte yandan Bakan Fidan’ın, toplantı vesilesiyle ikili görüşmeler de gerçekleştirmesi de öngörülüyor. Fidan’ın bu görüşmelerde, Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir stratejik vizyon ve derinlik kazandırılması gerektiğini vurgulaması ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi Diyaloğu’nun yeniden canlandırılmasının önemini ve Avrupa’da sürdürülebilir ve caydırıcı bir güvenlik mimarisinin ancak Türkiye’nin katılımıyla mümkün olabileceğini dile getirmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ikili görüşmelerinde bölgesel gelişmeler bağlamında ayrıca, Türkiye’nin, Gazze’de ateşkes mutabakatının tam olarak uygulanmasına ilişkin görüş ve beklentilerini paylaşması, Türkiye’nin, Gazze’ye insani yardımların kesintisiz biçimde ulaştırılması amacıyla attığı somut adımları aktarması, önümüzdeki dönemde uluslararası toplumun Gazze ve Filistin’deki çabalarını iki devletli çözüm vizyonu doğrultusunda yürütmesinin önemini ifade etmesi, Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemi ile 10 Mart Mutabakatı’nın tam anlamıyla ve ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulaması, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel sonlandırılarak, adil ve kalıcı bir barışa ulaşılması için Türkiye’nin her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi öngörülüyor.
CHP Genel Başkanı Özel memleketi Manisa’da konuştu
19 Ekim 2025 Pazar - 13:08 CHP Genel Başkanı Özel memleketi Manisa’da konuştu MANİSA (İHA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da partisinin il kongresinde yaptığı konuşmada, "Ekrem başkanın yerine bize Cumhurbaşkanı adayı soruyorlar. Ekrem başkanın yerine Cumhurbaşkanı adayınız var mı?’ Diyorum ki ‘Var.’ ‘Kim?’ Vallahi ben değilim. Sensin, bu salonda oturan herkes benim Cumhurbaşkanı adayım. Benim Cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim" dedi. CHP Genel Başkanı Özel, memleketi Manisa’da partisinin 39. Olağan İl Kongresine katıldı. Partililerin yoğun katılım gösterdiği kongre Atatürk Spor Salonunda gerçekleştirildi. Mevcut CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper’in tek aday olarak girdiği kongrede konuşma yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duygu dolu anlar yaşadı. Konuşması sırasında genel başkanlık sürecine ve geçtiğimiz aylarda yaşamını yitiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’le olan anısına değinen Özel’in gözleri dolarken, konuşmakta da güçlük çekti. Özel, "Bugün çok farklı anlamları olan, benim açımdan duygusal yönü çok ağır basan bazı sevinçlerin bazı gururların, bazı başarıların ve taşınması zor hüzünlerin bir arada olduğu bir dönemin sonunda ilk kez Manisa İl Kongresinde, kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak bulunuyorum. Emeği geçen, birlikte yol yürüyen, elini sırtımızdan hiç eksik etmeyen, emeklerini partimizden esirgemeyen her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ferdi benim genç yaşlarımızdan beri birlikte hayal kurduğumuz, hayallerimizi birlikte gerçekleştirdiğimiz bir kardeşimiz ve hep beraber o il kongresinde Ferdi il başkanı olduktan benim genel başkan adaylığım için hep birlikte yollara düştük. Türkiye’nin dört bir yerinde ellerinin erdiği yere, nefeslerinin yettiği yere benimle birlikte koşturdular. Kurultay salonuna girdiğimizde böyle burada olduğu gibi arena salonunda bir tur atıyoruz. Bir miktar turladıktan sonra karşıda İstanbul delegasyonu var. Kalabalık. Özgür Başkan gösterdi. Dedi ki: ’Başkanım işte İstanbul orada’ dedi. Hakikaten İstanbul belki 800 kişiyle salonda büyük bir destek veriyor. Sonra köşeyi döndük. Orada 2 bin 500 kişiyle Manisa vardı, siz vardınız. O sırada, o sırada arkamdan Ferdi’nin sesini duydum. Özgür Çelik başkana dedi ki: ’Aha bu da Manisa abi nasıl olmuş?’ dedi. O gün il başkanı olarak Ferdi başkanla beraber bana sahip çıktınız ve o günden sonra hep birlikte daha büyük hayallere inanmaya başladık" dedi. Belediye başkanlarının tutuklanmasıyla ilgili konuşan Özel, "Bizim 47 yıl gösterdiğimiz sabrı 31 Mart seçimlerinde yenildikten sonra 47 gün gösteremeyenler var şu anda karşımızda. 47 ay bekleselerdi Cumhurbaşkanlığı seçim takvimi başlıyordu. 47 gün sabredemediler ve kadın kolları var onlara güvenmediler. Gençlik kolları var onlara güvenmediler. Ana kademelerine güvenmediler. Bakan yardımcısı olan siyasi bir kişiliği İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı olarak atadılar ve o günden bugüne; 30 Ekim günü Ahmet Özer’e Türkiye’nin en büyük ilçesine Esenyurt’a kayyum atayarak, belediye başkanımızı içeri atarak, takip eden süreçte de 16 belediye başkanımızı hapiste tutarak üç belediyemize kayyum atayarak, partimizin İstanbul İl Kongresi’ne dava açarak il başkanlığına kayyum atayarak, binamıza 5 bin polisle girerek, partimizin genel merkez seçimine o 2 bin 500 kişiyle şahitlik ettiğiniz o demokrasi şölenine kara çalmaya çalışarak, partiye kayyum atamaya çalışarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni karıştırmayı, paralize etmeyi, felç etmeyi, sürekli bir şeylerle uğraşırken iktidar umudu olmamasını sağlamayı hedefleyen bir savaşın içine girdiler, bize saldırdılar" dedi. "Biz Manisa’da AK Partili, MHP’li, Dem Partili, İYİ Partili, Saadetli, Yeniden Refahlı akrabalarımızla, kardeşlerimizle, komşularımızla kol kola, omuz omuza geçiniriz" diyen Özel, konuşmasına şöyle devam etti: "Onların oy verdiği partilerin yöneticileriyle bazen kavga ederiz, yanlış yaparlar söyleriz, gerekirse tartışırız ama biz Manisa’da el ele, omuz omuza, yan yana, tasada, kıvançta, iyi günde, kötü günde, bayramda, cenazede bir aradayız. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin böyle yönetilmeye ihtiyacı var. Türkiye’nin seçimleri demokratik birer yarış olarak görüp sonuçlarına herkesin saygı duyduğu ve daha iyi yönetenin iktidara geldiği, yönetemeyenin gittiği, iktidarların değiştiği, bunun için tüm partilerin siyasi kadrolarının devlet yönetimi deneyiminin olduğu, devlet memurları içinde siyasi görüşleriyle her tarafın kadrolar yetiştirebildiği, her tarafın birbirini dengelediği, denetleyebildiği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. İçinde bulunduğumuz yürüyüş, yürüdüğümüz yol, anlayışımız, yaklaşımımız tamamen bundan ibarettir" dedi. "Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olacak" Cezaevinde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu ile ilgili de konuşan Özel, "Adayımız Silivri’de ve ümidimiz iddianame çıksın, tutuksuz yargılanma başlasın. Gün gelip özgür kalıp ya da adaylığı önünde bir engel olmayıp, aday gösterdiğimizde Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olacak ve cumhurbaşkanı olacak. İşte hem o gün gelene kadar, o gün tut ki aday yapamadık, bir nefer, partiden bir nefer adaylaşacak. Ama mücadelede en ufak bir eksilme olmayacak. Ve hep beraber bu süreci birlikte götüreceğiz. Şimdi Ekrem başkanın yerine bize Cumhurbaşkanı adayı soruyorlar. Ben geçmişte de bunu hep öyle düşündüm, hep öyle söyledim. ‘Ekrem başkanın yerine Cumhurbaşkanı adayınız var mı?’ Diyorum ki ‘Var.’ ‘Kim?’ Vallahi ben değilim. Sensin, bu salonda oturan herkes benim Cumhurbaşkanı adayım. Benim Cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim. Sabahleyin yataktan ‘Eyvah ya, bugün de başımıza ne gelecek?’ diye değil, ‘Hadi bakalım iktidara bir gün daha yaklaştık’ diye kalkmanın zamanıdır. Partinin politikalarını, söylemlerini dinlemek, anlamak, öğrenmek, anlatacak kadar iyi bir noktaya gelmek durumundayız her birimiz. Nasıl geçen sefer kurultayda, İstanbul İl Başkanlığı 800 kişiyle dururken, hemen yanında 2 bin 500 kişiyle aslan gibi karşımda beni genel başkan yapanlar, benim gözümün içine bakıyorlarsa, bugün de bu salonda Ekrem başkanı Cumhurbaşkanı, partimizi iktidar yapacaklar gözümün içine bakıyorlar" dedi. "Beni seven arkamdan gelsin" Manisa’daki kongreden İstanbul’daki kongreye gideceğini ifade eden Özel, "Şimdi ben buradan; Fatih Sultan Mehmet’in altına binip, ‘Beni seven arkamdan gelsin’ deyip, İstanbul’u fethetmeye, bir devri kapatıp, bir devre açmaya gittiği bu topraklardan yine İstanbul’a, Türkiye’nin dört bir yanında il kongreleri yapılırken en çok uğraştıkları ve en çok mücadele ettikleri, en büyük mücadeleyi de hep beraber verdiğimiz İstanbul’a doğru yola çıkıyorum. Beni seven arkamdan gelsin. İktidara yürümeye, bir devri kapatıp bir devri açmaya hazır mıyız? Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin. Hepinizi seviyorum. Biz başaracağız; demokratlar kazanacak, Cumhuriyetçiler kazanacak, Atatürk’ü sevenler, Cumhuriyet’i sevenler kazanacak. Beni seven arkamdan gelsin, onu seven arkamdan gelsin yürüyelim arkadaşlar" dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye sürecine sabotaj düzenleyerek terör propagandası yapanların kardeşlik mayamıza tasallutunu reddediyoruz"
19 Ekim 2025 Pazar - 11:28 AK Parti Sözcüsü Çelik: "Terörsüz Türkiye sürecine sabotaj düzenleyerek terör propagandası yapanların kardeşlik mayamıza tasallutunu reddediyoruz" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye sürecine sabotaj düzenleyerek terör propagandası yapanların millet hayatımıza ve kardeşlik mayamıza tasallutunu reddediyoruz ve bu gayrı meşru yaklaşımlarla mücadelemizi sürdürüyoruz" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Siyasi fikir ifade etmekle, siyaseti ve demokrasiyi zehirlemek aynı şey değildir. ‘Devletimizin niteliklerine’ ve ‘milletimizin değerlerine’ dönük saldırgan ve hakaretamiz söylem ve eylemler ‘siyasi tartışma’ ya da siyasi fikir beyanı değildir. Bunlar siyaseti zehirleme ve demokrasiye suikast teşebbüsleridir. Öte yandan, devletimizin niteliklerini demokrasi karşıtlığı üretmek için kullananlar da, milletimizin değerlerini kardeşlik mayamızın zıddı olan bir fanatizm için istismar edenler de aynı şekilde zehirlidir. Birbirine zıt gözüken tüm bu zehirli sözde siyasetlerin karşısındayız. Tarihi olayları güçlü bir gelecek için değerlendirmek yerine, bir rövanş ve savaş alanı gibi görmek sağlıklı bir zihniyet ortamı doğurmaz. Tam tersine tarihi ‘travmatik bir siyasetin mühimmatı haline getirir. Bu son derece yanlıştır. Tarih, fanatik ideolojilerin savaş arenası değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve İstiklal Mücadelemizin değerlerine dönük kullanılan dilin hakaret içermesi asla kabul edilemez. Bu zehirli yaklaşımları ve ‘yalan siyasetini’ lanetliyoruz" dedi. "‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sabotaj düzenleyerek terör propagandası yapanların kardeşlik mayamıza tasallutunu reddediyoruz" Terörün tüm insanlığın düşmanı olduğuna dikkati çeken Çelik, "Ülkemizin terörden tümüyle kurtulması için yürütülen ‘terörsüz Türkiye süreci, ülkemizdeki her bir vatandaşımızın daha güçlü yarınlara kavuşması ve ülkemizin çevresindeki bölgenin emperyalist vesayetlerden kurtulması içindir. ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde, devlet politikası olan bu sürecin milli dinamiklerine, Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye dönük haksız iftira ve ithamları en güçlü şekilde kınıyoruz. Öte yandan ‘terörsüz Türkiye’ sürecine ‘sabotaj’ düzenleyerek terör propagandası yapanların millet hayatımıza ve kardeşlik mayamıza tasallutunu reddediyoruz ve bu gayrı meşru yaklaşımlarla mücadelemizi sürdürüyoruz. Kahraman emniyet ve güvenlik güçlerimizi lanetli bir zihniyet ve zehirli bir dille ‘düşman’ diyerek hedef alanları ve terör propagandası yapanları lanetliyoruz. Bunların ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ’suikast’ teşebbüsünde bulunmaları beyhudedir ve cevabını siyaset ve hukuk zemininde alacaktır" ifadelerine yer verdi. "Türkiye, ‘ortak gelecek’ bilince sahip evlatları sayesinde ana istikametinde ilerlemektedir" Terörsüz Türkiye sürecinin milli bir gözle yürütülen ve milletimin değerlerine yaslanan bir süreç olduğunu belirten Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "Bunun istismar edilmesine, marjinal ve faşist ajandaların payandası yapılmasına asla müsaade etmeyiz. Siyasi hayatımız, demokrasimiz ve milletimizin bilinci, tüm gelişmeleri yerli yerine oturtacak olgunluğa ve yüksek niteliklere sahiptir. Türkiye ‘ortak kader’ ve ‘ortak gelecek’ bilincine sahip evlatları sayesinde, hiçbir yan yola sapmadan ve çıkmaz sokağa girmeden ana istikametinde ilerlemektedir. Yanlış işlere tevessül edenler, milletin iradesiyle ve hukukla yüzleşecektir. Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı hedeflerine en güçlü adımlarla ilerliyoruz. Bunun provokasyonlarla önünün kesilmeye çalışılmasına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye Yüzyılı hedefleri, her bir vatandaşımızın emeğinin eseri olacaktır. Siyasi sağduyumuz, toplumsal basiretimiz ve kardeşlik mayamız, her türlü kötülük projesini mağlup edecektir. Cumhurbaşkanımızın sık sık vurguladığı ‘tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak’ ilkesi bugünümüzün ve geleceğimizin pusulasıdır."