POLİTİKA
28 Nisan 2026 Salı - 16:59 Bakan Fidan, Avusturya’yı ziyaret edecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 29-30 Nisan tarihleri arasında Avusturya’ya gerçekleştireceği ziyarette Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile görüşecek. Bakan Fidan’ın ziyaret kapsamında, Avusturya Şansölyesi Christian Stocker tarafından kabul edilmesi, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’yla bir görüşme gerçekleştirmesi, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenecek konferansta hitapta bulunması ve Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi öngörülüyor. Fidan’ın ziyaret kapsamında Avusturyalı yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde; Türkiye ile Avusturya arasındaki ikili ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, askeri, kültürel ve beşeri boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşımla ele alması ve mevcut iş birliği alanlarının daha da derinleştirilmesine yönelik imkanları değerlendirmesi öğrenilirken, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi, ticaret hacminin artırılması ile karşılıklı yatırımların teşvik edilmesine yönelik mevcut potansiyele ve fırsatlara dikkat çekmesi ve Avusturya’yla enerji, dijitalleşme, bağlantısallık ve savunma sanayii başta olmak üzere, stratejik nitelik taşıyan alanlarda iş birliği potansiyelinin altını çizmesi ve bunu geliştirmeye yönelik imkanları kapsamlı şekilde ele alması planlanıyor. Türkiye’nin, Avusturya’daki Türk toplumunun huzur, refah ve toplumsal uyumuna verdiği önemi vurgulaması ve bu bağlamda Türk toplumunun hak ve menfaatlerinin korunmasının öncelikli bir husus olduğunun altını çizmesi beklenen Fidan’ın, öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan vizyon doğrultusunda, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik perspektifini koruduğunu ifade etmesi, Türkiye-AB ilişkilerine stratejik bir vizyonla yaklaşılması, ilişkilerin dar siyasi hesaplara alet edilmemesinin tüm tarafların çıkarına olduğunu vurgulaması ve Türkiye-AB ilişkilerindeki mevcut tıkanıklıkların aşılması için daha kapsamlı ve kurumsal bir iş birliği yaklaşımına ihtiyaç olduğunu dile bekleniyor. Ayrıca Bakan Fidan’ın, Türkiye’nin, Rusya-Ukrayna savaşında tarafların tekrar müzakere masasına oturmasına ve savaşın adil ve sürdürülebilir bir barışla sona erdirilmesine yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceğini belirtmesi, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın kalıcı şekilde sona erdirilmesi amacıyla ortaya konulan çabalara Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini ifade etmesinin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin bir an önce sağlanması ve anılan Boğaz’da savaş öncesi statükoya dönülmesine yönelik küresel ihtiyacın altını çizmesi hedefleniyor. Öte yandan, İsrail’in Gazze’de ateşkes ihlallerini ve barış planını akamete uğratmaya yönelik adımlarını sürdürdüğüne dikkat çekeceğini vurgulayan Fidan’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik ettiğine ve işgalini sistematik biçimde genişlettiğine işaret etmesi, İsrail’in işgal ve yıkım politikalarının tüm bölgede barış ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulaması öngörülüyor. Türkiye-Avusturya ilişkileri Türkiye ve Avusturya arasındaki çok yönlü ve tarihi ilişkiler olumlu mecrada ilerliyor. İki ülkenin üst düzeyli yetkilileri arasında özellikle uluslararası konferanslar ve toplantılar marjında son dönemde görüşmeler gerçekleşti. Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Meinl-Reisinger son olarak 17 Nisan tarihinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış ve Bakan Fidan’la bir araya gelmişti. Avusturya’yla ikili ticaret hacmi 2025 yılında 4,3 milyar doları aştı ve bunun kısa vadede 5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. Avusturya’nın Türkiye’ye doğrudan yatırımları 2005-2025 döneminde 11,2 milyar doları aşarken, aynı dönemde Türkiye’nin Avusturya’daki yatırımları 887 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülkenin ortak zenginliği olarak görülen, Avusturya’da yaşayan yaklaşık 350 bin nüfuslu Türk toplumu, Türkiye- Avusturya ilişkilerinde önemli bir beşeri bağ oluşturuyor. 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Avusturyalı turist sayısı 563 bini aştı. İkili ilişkileri ilgilendiren konuların yanı sıra, Avrupa güvenliği dahil güncel bölgesel ve küresel meseleler bağlamında da iki ülke arasında yakın eşgüdüm ve iş birliği bulunuyor.
28 Nisan 2026 Salı - 16:45 AYM Başkanı Özkaya: "Mahkememiz tarafından başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir" Anayasa Mahkemesi’nin 64. Kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Başkan Kadir Özkaya, "2025 yılı, başvuru yoğunluğunun devam ettiği bir yıl olmuştur, bu kapsamda mahkememiz tarafından sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır. Başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, aynı yıl içerisinde yapılan başvurulardan daha fazlası sonuçlandırılmış ve derdest dosya sayısında azalma sağlanmıştır" dedi. Anayasa Mahkemesinin 64. kuruluş yıldönümü ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Şaban Kazdal için and içme töreni düzenlendi. Yüce Divan Salonu’nda düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaköse ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, törende yaptığı konuşmada yeni seçilen üye Şaban Kazdal’ı tebrik ederek kendisine görevinde başarılar diledi. "Mahkememize göre adalet, hakkı esas alarak hareket etmektir" Başkan Özkaya hukukun üstünlüğü bağlamında Anayasa Mahkemesi’nin bağlı olduğu değerlerin başında hiç kuşkusuz adalet geldiğini söyleyerek, "Mahkememize göre adalet, her bir şeyi yerli yerine koymak, hakkı esas alarak hareket etmektir, hakkaniyete uygun hüküm kurmaktır. Hem ahlaki hem de hukuki bir kavramdır. Zıddı zulümdür, zorbalıktır, haddi aşmaktır. Bazen hak edene hakkını vermek bazen de hak etmeyene hak etmediğini vermemektir. Hukuk önünde eşit olmaktır. Hiç kimseye soyundan, inancından, makamından ya da başka herhangi bir sebepten dolayı ayrıcalık göstermemek; ayrımcılık yapmamaktır. Devletin varlığının ve meşruiyetinin ölçüsüdür. Kainatı ayakta tutandır. Köklü düşünce geleneğimizde adalet, bireysel ilişkilerden devlet düzenine kadar uzanan geniş bir alanda temel ölçü olarak kabul edilmiştir. Adalet, kadimden beri gerek ilahi kaynaklarda gerek beşeri sistemlerde yüceltilen bir gaye olmuştur" diye konuştu. Başkan Özkaya konuşmasına şöyle devam etti: "Yargısal diyaloğu daha yaygın ve daha etkin hale getirmek için hakim ve savcılarımızla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılarda, bireysel başvurularda verilen ihlal kararlarının hem başvurucular açısından hem de objektif etkileri bakımından sonuçlarını değerlendiriyor, adaletin en süratli şekilde tecellisi için çözüm yolları arıyoruz. Üniversiteler ve akademik dünya ile sürekli iletişim hâlinde olan mahkememiz, hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmektedir. Anayasa yargısı alanına ilgi duyan ve bu alanda tecrübe kazanmak isteyen hâkim ve savcı yardımcıları, avukat stajyerleri ile hukuk fakültesi öğrencilerine Mahkememizde staj imkânı sunuyoruz. Yürüttüğümüz tüm bu çalışmalar aracılığıyla, bir Yüksek Mahkeme olarak yalnızca bugünün kararlarını vermediğimizi, yarınların adaletini tesis edecek genç hukukçulara 64 yıllık birikimimizi güçlü bir bilinçle aktarma gayretinde olduğumuzu ifade etmek isterim." "Sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır" AYM’nin görev ve yetkisine giren tüm alanlarda icra ettiği çalışmaların sonuçlarını paylaşan Özkaya, "Bireysel başvuru sisteminin kabul edildiği tarihten itibaren geçen süreçte Anayasa Mahkemesine yapılan toplam başvuru sayısı 700 bini geçmiştir. Geride kalan 14 yıl boyunca bu başvuruların büyük bir kısmı karara bağlanarak önemli bir içtihat birikimi oluşturulmuştur. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru mekanizmasındaki etkin rolü, insan haklarının korunması ve ihlallerin önlenmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Ancak bu süreçte karşılaşılan en önemli zorluklardan biri, her yıl artan başvuru sayısının oluşturduğu yoğunluktur. Nitekim 2025 yılı, başvuru yoğunluğunun devam ettiği bir yıl olmuştur, bu kapsamda mahkememiz tarafından sonuçlandırılan başvuru sayısı 71 bin 175’e ulaşmıştır. Başvuruları karşılama oranı yaklaşık yüzde 111 olarak gerçekleşmiştir. Böylece, aynı yıl içerisinde yapılan başvurulardan daha fazlası sonuçlandırılmış ve derdest dosya sayısında azalma sağlanmıştır. Norm denetimi alanında ise 51 iptal davası ve 226 itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapılmış, önceki yıldan devredenlerle birlikte 43’ü iptal davası, 235’i itiraz başvurusu olmak üzere toplam 278 dava karara bağlanmıştır. Bu alanda da başvuruları karşılama oranı yüzde 100’ün üzerinde gerçekleşmiştir" diye konuştu. "Mahkememiz, siyasi parti kapatma davalarına ilişkin inceleme süreçlerinde de önemli bir hızlanma sağlanmıştır" Özkaya, 2025 yılı içerisinde siyasi parti mali denetimine ilişkin 128 başvuru yapıldığını, önceki yıldan devreden dosyalarla birlikte toplam 164 dosyanın karara bağlandığını ifade ederek, "Mahkememiz, Yüce Divan sıfatıyla yürüttüğü yargılamalarda biri hariç tüm davaları karara bağlamıştır. Bunun yanı sıra siyasi parti kapatma davalarına ilişkin inceleme süreçlerinde de önemli bir hızlanma sağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin karşı karşıya olduğu yoğun iş yükü, bir yönüyle bireysel başvuru mekanizmasına duyulan güvenin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum, aynı zamanda Mahkemenin mevcut kapasitesini zorlayan yapısal ve pratik sorunları da beraberinde getirmektedir. Mahkememiz, artan iş yüküne rağmen başvuruların etkin ve makul sürede sonuçlandırılabilmesi amacıyla çeşitli tedbirler almaya devam etmektedir" dedi. Tören, yeni seçilen üye Şaban Kazdal’ın yemin etmesinin ardından noktalandı.
MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:04 MHP Milletvekili Aydın, Akdeniz Forumu’nda, Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi MHP Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi (AGİT PA) 23. Sonbahar Genel Kurul Toplantısında çalışmalarına devam ediyor. Prof. Dr. Kamil Aydın, toplantı kapsamında düzenlenen Akdeniz Forumu’nda Gazze’deki insanlık dramını ve kalıcı barış çağrısını dile getirdi Akdeniz Forumu kapsamında düzenlenen "Ortadoğu’daki Durum (Gazze, Bugünü ve Geleceği)" başlıklı oturumda, Türkiye adına söz alan Erzurum milletvekili Kamil Aydın, İsrail’in Gazze’de insanlık dışı uygulamalarını ve yaşanan insani krizi uluslararası kamuoyuna bir kez daha taşıdı. Konuşmasına, İsrail’in son iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü saldırıların insanlık vicdanını ve uluslararası normları hiçe saydığını vurgulayarak başlayan Aydın, "İsrail’in eylemleri sonucunda yaklaşık 70 bin Filistinli hayatını kaybetti, 170 bine yakını ise yaralandı. Bu saldırılar, Gazze’nin sivil altyapısını yok etmiş ve insanları derin bir insani felaketin içine sürüklemiştir" ifadelerini kullandı. Filistinli sivillerin barınak, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimden büyük oranda mahrum kaldığını belirten Aydın, "Nüfusun tamamı açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalık riskiyle karşı karşıya. Koşullar her geçen gün daha da kötüleşmektedir" uyarısında bulundu. Aydın, İsrail’in eylemlerinin soykırım boyutunun Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu tarafından da teyit edildiğini hatırlattı. Sivil hayatın korunması ve insani yardımların ulaştırılabilmesi için ateşkes anlaşmasının gecikmeksizin, şartsız ve tam olarak uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Aydın, "Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu anlaşmanın sağlanabilmesi için her türlü diplomatik çabayı gösterdik. Ayrıca, Gazze’ye kapsamlı insani yardım ulaştırma taahhüdümüzü sürdürüyor ve bu yöndeki faaliyetlerimize aktif olarak devam ediyoruz" dedi. Ortadoğu’da kalıcı ve adil bir barışın ancak Filistinlilerin ve İsraillilerin güvenliğini, varlığını ve onurunu güvence altına alan, adil ve eşitlikçi iki devletli çözümle mümkün olabileceğinin altını çizen Aydın, "Uluslararası toplum olarak, Filistin meselesi hakkaniyetli ve kalıcı bir şekilde çözülene kadar siyasi ve diplomatik çabalarımızı sürdürmeliyiz" çağrısında bulunarak sözlerini tamamladı. Öte yandan AGİTPA’nın 3. Oturumu’nda AGİTPA Terörle Mücadele Özel Komisyonu başkanı olarak konuşan Aydın, temel değerlere vurgu yaparak "insanlık onuru tüm politik değerlerin üstünde olmalı" dedi. "İnsan Onuru Öncelikli: Yaşamları Korumak, Hakları Gözetmek ve Aileleri Toplulukları Desteklemek" temalı oturumda konuşan Kamil Aydın, dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemde insan onuru ilkesinin sadece siyasi tartışmalara değil, tüm günlük eylemlere rehberlik etmesi gerektiğini vurguladı. Aydın, yaptığı konuşmada, insan onurunun AGİT’in en temel değeri olduğunu belirterek, "Her politikamızın, her yasamızın, her uluslararası çabamızın, her şeyden önce yaşamı koruması ve her bireyin milliyeti, etnik kökeni veya inancı ne olursa olsun sahip olduğu içsel değeri gözetmesi gerektiğini bize hatırlatır" ifadelerini kullandı. Bölgenin birçok yerinde bu onurun ağır tehdit altında olduğuna dikkat çeken Aydın, "Milyonlarca insan, özellikle kadınlar ve çocuklar, çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş; sömürü, insan ticareti ve sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmıştır. Gazze’deki trajik insani durum, sivilleri korumanın ve temel haklarını güvence altına almanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk kapsamında bir zorunluluk olduğunun acı bir hatırlatıcısıdır" şeklinde konuştu. Onurun sadece güvenlik ve haklarla değil, aynı zamanda ailelerin ve toplulukların gücüyle de ayakta durduğunun altını çizerek, aileleri güçlendirmeye, eğitimi desteklemeye, zihinsel sağlığı teşvik etmeye ve insana yakışır yaşam koşullarına erişimi sağlamaya odaklanılması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin inancını, "Kalıcı barış ve istikrara, ancak güvenliği şefkat, adalet ve sosyal sorumlulukla birleştiren, insanı merkeze alan bir yaklaşımla ulaşılabileceği" şeklinde dile getiren Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün, onurun birkaç kişi için ayrıcalık değil, herkes için birlikte yaşamanın temeli olduğu bir geleceğe olan ortak taahhüdümüzü bir kez daha teyit edelim." Aydın’ın konuşması katılımcılar tarafından ilgiyle dinlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz"
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:48 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya evine girecek gençlerimize destek tutarını, 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kütüphanesi’nde "Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu"na katılarak konuşma yaptı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve diğer davetliler katıldı. Hem Kültür ve Sanat Kurulu’nun hem de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kendi alanlarında başarılı ve ufuk açıcı işlere imza attığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün süren ve altı oturumda akademisyenlerin, bağımsız araştırmacıların, uzmanların ve daha pek çok katılımcı bildirilerini tebliğ ederek dijital kültürden sanat ve medyaya, aile içi iletişimden nüfus politikalarına, kentleşmeden aile sağlığına geniş bir kapsamda birçok konunun enine boyuna tartışıldığını kaydetti "Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz" Aile kurumunun bir milletin özünü teşkil etmekle kalmadığını, milli bir çekirdek olarak geçmişte aldığı müktesebatı geleceğe taşıdığını ve istikbale yön verdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçtimai bünyemizin en küçük fakat en sağlam hücresi olan aile, işte bu müesseselerden biridir. Aileye baktığımızda milleti millete baktığımızda da onu meydana getiren büyük medeniyeti görürüz. Bu yönüyle aile kimlik ve kültürün yaşatıldığı milli ve manevi değerlerin muhafaza altına alındığı ve bu kıymetlerin nesilden nesle aktarıldığı bir okul hükmündedir. "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız" Aile mektebinden yetişen bireylerin ne kadar bilgili, ne kadar şuurlu olursa toplumun da o derece güçlü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyi güçlendirmeden aileyi, aileyi güçlendirmeden de milleti ve devleti yaşatamazsınız. Bunun için her fırsatta kamil insan, huzurlu aile, güçlü millet diyoruz. Zübde-i alem olan insandan başlayarak aileye oradan da topluma, millete giden bir silsileden bahsediyoruz. Eğer müreffeh bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla yürümek çağa ve dünyaya yön vermek istiyorsak bu silsileyi özenle korumamız gerekiyor. Hepimize bu anlamda çok önemli vazifeler düştüğü kanaatindeyim. Öğretmenlerimizden anne babalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan merkezi ve yerel yönetimlere bu konuda hepimiz elimizi taşın altına koymakla mükellefiz. Aksi takdirde arzu ettiğimiz nesilleri yetiştiremez, bu konuda hiçbir mesafe kat edemeyiz" ifadelerine yer verdi. Aile gibi kültür ve sanatın da milleti ve değerlerini yansıttığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Kuşaklar ve insanlar arasında bağ kuran bu yönüyle devamlılığı sağlayan alanların en başında hiç şüphesiz kültür-sanat gelir. Hamdolsun, bu noktada dünyanın imrenerek baktığı bir birikimin sahibiyiz. Edebiyatta, müzikte, mimaride, el sanatlarında ve hatta kısacası kültür ve sanatın her şubesinde yüksek bir estetiğin fevkalade bir müktesebatın temsilcileriyiz. Ecdadımız bir yandan üç kıtayı imar ve ihya edip gönüllere girerken diğer yandan askeri, siyasi ve idari kabiliyetlerini kültürle, irfanla, sanatla birleştirmiştir. Rahmetli Semiha Ayverdi bu noktada milletimizin karakteristik özelliğini şu cümlelerle anlatıyor, ‘Kılıç tutan elleri icabında sanat şaheserleri ortaya koyar. Maddi ve bedeni bünyelerini hazırlayıp terbiye ederken manevi yapılarını da ıslah etmekten geri kalmazlar.’ İşte bunun için de fütuhat ve yükseliş asırları Türk coğrafyasını bir refah medeniyet ve adalet zemini halinde çiçeklendirmiştir." "Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz" Geçmişten gelen ilhamla aileye dönük çalışmaları kültür ve sanatla beslemeye, ‘Türkiye Yüzyılına’ giden yolun kilit taşlarını döşemeye devam ettiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek bakanlıklarımız gerekse ilgili kurum ve kuruluşlarımız risk önleyici ve çok boyutlu bir yaklaşımla hareket ediyor. Küresel kapitalizmin yeni cepheler açtığı kültürel emperyalizm ve dijital kuşatmanın dünya genelinde şiddetini artırdığı bir dönemde aile kurumunun adeta üzerinde titriyoruz. Cinsiyetsizleştirime gibi dayatmaları ve LGBT gibi sapkın akımlara karşı gerekli tüm önlemleri alıyor, bu noktada en küçük bir tavize, ihmale rehavete mahal vermiyoruz. Sosyal medya ve dijital mecralarda insanla birlikte aileyi, toplum yapımızı ve mukaddes değerlerimizi hedef alan içeriklerle etkin şekilde mücadele ediyoruz. Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim şu noktaya tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum. Nüfusumuz artıyor. Fakat nüfus artış hızımız azalıyor. Toplam doğurganlık oranı nüfusun kendisini yenileme seviyesinin altında gerçekleşiyor. TÜİK’in açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl ölçülen toplam doğurganlık hızı 1,48. Şu anda bir felaketi yaşıyoruz. Bu oran nüfusun kendisini yenileme düzeyi olan 2,10 bandının çok altında. Geleceğimiz açısından alarm zilleri hem de çok yüksek sesle çalıyor. Bu ülkenin istikbalini düşünen hiç kimse buna kayıtsız kalamaz" şeklinde konuştu. "Kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor" 2022 yılı verilerine bakıldığında istihdamda olan kadınların toplam doğurganlık hızının 1,38, istihdam sürecinde yer almayan kadınların toplam doğurganlık hızının ise 1,72 olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çalışma hayatının doğurganlık hızı üzerinde sınırlı bir etkisi olduğu istihdamda olmayan kadınların da çocuk sayısının düştüğü ortaya çıkıyor. Bundaki temel etken hiç şüphesiz şehirde kadınların giderek daha fazla yalnızlaşmasıdır. Şunu bir defa burada açık açık söylemek durumundayım. Beyler alınmasın, kusura da bakmasın. Ama kadınlar çocuk yetiştirme noktasında çoğu zaman eşlerinden gerekli desteği göremiyor. Yükün büyük bir bölümü maalesef kadınların omuzlarına yükleniyor. Oysa aile hayatıyla da bizlere en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam şöyle buyuruyor, ‘Kadınlar, erkeklerle birlikte bir bütünü tamamlayan diğer yarılarıdır.’ Evet tam olarak mesele budur. Bizim zihniyetimizin bizim toplum ve aile yapımızın omurgası işte budur. İnancımızın bize emrettiği budur. Bizim hem yaşayacağımız hem sonraki nesillere aşılayacağımız en güzel haslet de bu olmak zorundadır. Çocukların kendisiyle birlikte ailesine, topluma ve insanlığa faydalı birer fert olarak yetişmesinde anneler kadar babalara da sorumluluk düşüyor" ifadelerini kullandı. "Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz" Veriler göre, gençlerin artık daha geç yaşlarda evlenmeyi tercih ettiğini gösterdiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024’te evlenme yaşı kadınlar için 25,82’e, erkekler için 28,3’e yükseldi. Boşanmaların üçte biri evliliğin ilk 5 yılı içerisinde meydana geliyor. Toplum olarak giderek daha fazla bireyselleşiyor, bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşıyoruz. 2008’de 4 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğü 2024 senesinde 3,11 kişiye geriledi. Aynı şekilde yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halkı oranı son 8 yılda 5 puan artarak yüzde 20’ye çıktı. TÜİK verilerine göre tek kişilik hane oranlarımız yıldan yıla artıyor. Bu tabloyla sadece metropollerde değil nüfusu nispeten daha az Anadolu illerimizde de karşılaşıyoruz. Kırdan kente göçün yanı sıra neoliberal kültür ile teknolojinin de etkisiyle hayatımızın her alanında köklü değişimler meydana geliyor. Aile mahremiyeti ve aile birlikteliği daha önce olmadığı kadar günümüzde zemin kaybediyor" dedi. "Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz" Bütün bu sınamalar karşısında gerek demografik yapının iyileştirilmesi gerekse aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "2025 senesini aile yılı ilan ettik. Evlilik öncesi eğitim, aile eğitimi ve aile danışmanlık hizmetlerini devreye aldık. 81 ilimizi kapsayan aile ve gençlik fonunu hayata geçirdik ve dünya evine girecek gençlerimize faizsiz kredi desteği sunduk. Şu ana kadar bu krediyi almaya hak kazanan çiftlerimizin sayısı 62 bini geçti. Gelir kriterinde yeni ve kolaylaştırıcı düzenlemeler yaptık. Destek tutarını ise 150 bin liradan 200-250 bin lira seviyesine yükselttik. Evlenecek gençlerimize inşallah yılbaşından itibaren daha yüksek tutarda destekler vereceğiz. Doğum yardımlarımıza da aynı şekilde ivme kazandırdık. Çocuk için tek seferlik 5 bin lira, ikinci çocuk için 5 yaşını tamamlayıncaya kadar aylık bin 500 lira üçüncü ve sonraki çocuklar için de 5 yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira doğum yardımı yapıyoruz. 2026-2035 yılları arasını kapsayan dönemi, önümüzdeki on seneyi ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan ettik. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz doğrultusunda tüm bu çalışmaları inşallah daha da etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Engelli kardeşlerimizden yaşlılarımıza, çocuklarımızdan ebeveynlerimize, aile ve toplum hizmetlerimize çok daha yüksek bir şuurla faaliyetlerimize devam edeceğiz." Türkiye olarak çocukların yaşam, eğitim, sağlık ve korunma hakkı ile ifade özgürlüğünü teminat altına almak için çalışmaların ivmelendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çocuklarımız artık yalnızca sokakta, mahallede, okulda değil, dijital dünyada da büyüyor, öğreniyor, vakit geçiriyor, oyun oynuyor, yani arkadaşlıklar kuruyor. Teknoloji alanındaki bu dönüşüm evlatlarımız için bilgiye erişim, üretkenlik ve iletişim gibi alanlarda önemli kolaylıklar sunarken aynı zamanda onları yeni tehlikelerle de yüz yüze getiriyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali, şiddet içerikli oyunlar gibi pek çok riske karşı evlatlarımızı korumak zorundayız. Bu amaçla önce ‘2023- 2028 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ ile detaylı bir yol haritası oluşturdu. Ardından 2025-2029 dönemini kapsayan ‘Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesi Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Dijital okur yazarlığı artırıyor, güvenli dijital uygulamaları destekliyor, çocuklar ve ailelerimize yönelik eğitim programlarını yaygınlaştırıyoruz" diye konuştu. Yalnızca çocukların geleceğini korumakla kalmayıp aynı zamanda dünyaya çocuk dostu dijital dönüşüm çağrısı da yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye öncülüğünde hazırlanan ve uluslararası alanda imzaya açılan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" ile taçlandırıldığını söyledi.
Selçuklu Belediyesi araç filosuna 71 araç daha ilave etti
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:38 Selçuklu Belediyesi araç filosuna 71 araç daha ilave etti Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, Selçuklu’ya daha kaliteli hizmet vermek adına araç filosunu güçlendirdi. Birçok hizmet kolunda kullanılacak olan 71 aracın tanıtımı yapıldı. Filoya yeni eklenen araçlarla Selçuklu’nun her noktasına daha hızlı hizmet gideceğinin altını çizen Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, alınan araçların belediyenin tamamen öz kaynaklarıyla borçsuz bir şekilde alındığını ifade etti. Artan nüfusla birlikte hizmet kalitesini Selçuklu’nun her noktasına ulaştıran Selçuklu Belediyesi bu kapsamda 71 hizmet aracını daha araç tanıtım programıyla filosuna dahil etti. Selçuklu Belediyesi Uluslararası Kapalı Spor Salonu ve Konyaspor stadının bulunduğu otopark alanında gerçekleşen araç tanıtım törenine, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve birim müdürleri katıldı. Başkan Pekyatırmacı: "2023 yılından itibaren toplam 71 yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık" Araç Tanıtım Programının yalnızca bir tanıtım olmadığını, Selçuklu’nun geleceğine attıkları güçlü bir imzanın değerli bir parçası olduğunu ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Gönül belediyeciliği ilkesiyle çıktığımız bu yolda 700 bin nüfuslu bir aileye hizmet etmenin yüklediği sorumluluk ile gece gündüz demeden, yılmadan, yorulmadan, bahanelere sığınmadan var gücümüzle çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki hizmet ihmal kaldırmaz, gecikmeyi kabul etmez. İşte yeni araçlarımız da bu emek zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturuyor. Selçuklu gibi hızla büyüyen ve sürekli gelişen bir ilçenin ihtiyaçlarını karşılayabilmek ancak güçlü bir araç filosuyla mümkün hale geliyor. Yolların bakımından çevrenin korunmasına, park bahçe düzenlemelerinden, altyapı çalışmalarına kadar her alanda modern, teknolojik ve hızlı çalışan ekipmanlar gerekiyor. İşte biz de bu anlayışla 2023 yılından itibaren 5’i iş makinesi olmak üzere toplam 71 yeni aracı belediyemiz bünyesine kazandırdık. Böylece filomuz toplam 421 araca ulaştı. 700 bin nüfusa 2 bin kilometrekare yüz ölçümüne 2 bin 500 çalışanımızla birlikte 421 araçla, iş makinesiyle hizmet ediyoruz. Bu sayı aslında Selçuklu’nun hizmet kapasitesinin ulaştığı güçlü seviyeyi en somut bir şekilde de ortaya koyuyor. Her bir aracımız yollarımızda, sokaklarımızda, parklarımızda, taziye evlerinde, sosyal destek çalışmalarında, temizlik hizmetlerinde, çevre projelerinde, hatta afet anlarında bile bizim elimiz, kolumuz, gözümüz oluyor. Rabbim bizlere bu araçlarımızla hayırlı hizmetler yapmayı nasip etsin inşallah" dedi. "Selçuklu Belediyesi olarak 1 lira borcumuz yok" Araçların toplam maliyetinin 204 milyon 299 bin lira olduğunu açıklayan Başkan Ahmet Pekyatırmacı, "Yeni araçlarımız inşallah kısa süre içerisinde kendilerini amorti edecek. Çünkü bu araçlarımızı çok yoğun bir şekilde kullanıyoruz, hizmet üretiyoruz. Bu araçları kiralama yoluyla filomuza dahil etmiş olsaydık aslında kiralama maliyetiyle birlikte 3 yıllık bir sürede bu araçların toplam parasını kira bedeli olarak ödemiş olacaktık. Ama biz bu araçları kendi bütçemizle, kaynaklarımızla sahip olarak bu maliyetten de kurtulmuş olduk. İnşallah uzun süre bu araçlar şehrimize, ilçemize hizmet edecek. Tabii buradaki araçlar ve toplam maliyet tamamen belediyemizin öz kaynaklarıyla temin edilmiş hiçbir şekilde dışarıdan borçlanma yapılmadan DMO aracılığıyla alınmış araçlar. Elhamdülillah bununla her zaman övünüyoruz. Selçuklu Belediyesi olarak yatırımlarımızda hiçbir zaman hız kesmedik. Temel belediyecilik hizmetlerimizi hiçbir zaman aksatmadık. Vatandaşlarımıza en konforlu, en güvenli, en hızlı hizmeti sunmak için gayret ediyoruz, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Elhamdülillah Selçuklu Belediyesi olarak ne SGK’ya ne maliyeye ne de iş yaptırdığımız firmalara 1 lira borcumuz yok. Bununla da her zaman övünüyoruz" şeklinde konuştu. "Bu güzel çalışmaları ekibimizin fedakarca ortaya koyduğu hizmetle elde ediyoruz" Şehir dışından gelen misafirlerin Konya’dan övgüyle bahsettiklerini anlatan Başkan Pekyatırmacı, "Konya’mıza dışarıdan gelen misafirlerimizin bize söylemiş olduğu şöyle bir cümle var: ‘Konya çok temiz. Konya çok düzenli ve çok huzurlu bir şehir.’ İnanın bu övgü dolu sözleri duymak bizleri çok mutlu ediyor. Aynı zamanda da gururlandırıyor. Ama şunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu güzel çalışmaları sadece araçlarla ekipmanlarla değil, bu araçları kullanan ekibimizle, personelimizle, çalışma arkadaşlarımızla onların gece gündüz demeden fedakarca gayretli bir şekilde ortaya koydukları hizmetle elde ediyoruz. Bu hizmetin neticesinde bu övgüleri alıyoruz. Bu yüzden gece gündüz demeden, mesai kavramı gözetmeden, kimi zaman soğukta, kimi zaman sıcakta bu çalışmalarını devam ettiren çok kıymetli mesai arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Bu vesileyle alımını gerçekleştirdiğimiz 71 aracımızın belediyemize, Selçuklu’muza ve Konya’mıza hayırlı olmasını diliyorum. Rabbim bu araçlarımızla çıktığımız hizmet yolunu hayırla, bereketle, kazasız, belasız, güzel sonuçlarla taçlandırsın inşallah" ifadelerini kullandı. Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop da, geliştirilen araç filosuyla Selçuklu Belediyesi’nin hizmet kalitesinin daha da artacağını belirtti. AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Arif Bağcı, tanıtımı yapılan araçların sosyal belediyecilik hizmetlerini daha da güçlendireceğini belirtti. Program konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.