POLİTİKA
Bakan Gürlek: "AK Parti dava partisidir, gönül partisidir" 24 Nisan 2026 Cuma - 23:05:02 Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti’nin ’dava ve gönül partisi’ olduğunu söyleyerek, "Biz eğer insanların gönüllerine dokunursak, onların kalplerine girersek başarı gelir" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti Edirne İl Başkanlığına gerçekleştirdiği ziyarette AK Parti İl Başkanı Belgin İba ve partililer tarafından karşılandı. AK Parti’nin dava ve gönül partisi olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, AK Parti’ye gönül verenlerin en büyük gücünün ’heyecan’ olduğunu belirterek, "Biz eğer insanların gönüllerine dokunursak, onların kalplerine girersek başarı gelir" dedi. Ulaşılabilir birisi olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "Her türlü probleminiz olduğu zaman bize gelebilirsiniz" dedi. Edirne’ye adli anlamdaki eksiklikleri tespit etmek için geldiğini ifade eden Bakan Gürlek, "Öncelikli olarak serhat şehrimizde Adalet Bakanı olarak elimizden geldiğince ne gerekiyorsa, adalet anlamında da diğer alanlarda da sizlere hizmet etmeye her zaman hazırız" dedi. Uzunköprü’ye yeni adalet binası Bakan Gürlek, Edirne’ye Bölge İdare Mahkemesi kurulacağını belirtti. Uzunköprü’de bir adliye ihtiyaç olduğunu dile getiren Bakan Gürlek, "Bu konuda İdari Mali İşler Başkanımıza özel talimat verdim. Hemen Uzunköprü’de hızlı bir şekilde adalet binası yapmamız gerekiyor. Çünkü Uzunköprü’nün adalet hizmetinden en kaliteli şekilde yararlanması gerekiyor" diye konuştu. Milliyetçi Hareket Partisi Edirne İl Başkanlığına da bir ziyaret gerçekleştiren Bakan Gürlek, MHP İl Başkanı Emre Tokluoğlu ve partililerle bir araya geldi. Daha sonra Trakya Anadolu Birliği Derneği’ni ziyaret eden Bakan Gürlek, derneğin vakıf ve mahalle kültürünü çok güzel temsil ettiğini belirterek, "Allah inşallah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin" dedi.
24 Nisan 2026 Cuma - 23:01 Bakan Bolat: "Gürbulak’ı tamamen modernize ettik" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ağrı’daki Gürbulak Sınır Kapısı’nda modernizasyon çalışmalarının tamamlandığını belirterek, kapının kapasitesinin artırıldığını ve hizmet kalitesinin yükseltildiğini söyledi. Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı’nda modernizasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeni hizmet binasının açılışı yapıldı. Açılış programına Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ağrı Valisi Önder Bozkurt, İran heyeti , protokol üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Programda konuşan Bakan Bolat, Gürbulak Sınır Kapısı’nın yenilenerek daha hızlı ve etkin hizmet verecek hale getirildiğini belirterek, "Gümrük hizmetlerini daha etkin ve hızlı şekilde sunacak Gürbulak Gümrük Kapısı’nı tamamen modernize ettik" dedi. Türkiye’nin dış ticaret verilerine ilişkin bilgi veren Bolat, 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan ihracatın 2025 yılında 273,3 milyar dolara yükseldiğini, hizmetler ihracatının ise aynı dönemde 122,6 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Bakan Bolat, toplam mal ve hizmet ihracatının 396 milyar dolar seviyesine çıktığını kaydetti. Gürbulak Sınır Kapısı’ndaki trafik verilerine de değinen Bolat, 2025 yılında kapıdan 240 bin araç ve 1 milyon yolcunun geçiş yaptığını, 2026 yılının ilk üç ayında ise 53 bin araç ve 220 bin yolcuya hizmet verildiğini bildirdi. Modernizasyon kapsamında saha büyüklüğünün 180 dönümden 320 dönüme çıkarıldığını belirten Bolat, işlem noktası sayısının 14’ten 20’ye yükseltildiğini aktardı. Kapıda güvenlik ve denetim altyapısının da güçlendirildiğini ifade eden Bolat, X-Ray cihazlarının artırıldığını ve teknik donanımın yenilendiğini söyledi. Bakan Bolat, gümrüklerde dijitalleşme çalışmalarının sürdüğünü belirterek, dış ticaret işlemlerinin hızlandırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti.
24 Nisan 2026 Cuma - 22:13 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Yenilen pehlivan güreşe doymazmış" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in erken seçim çağrılarıyla ilgili, "Sayın Genel Başkan erken seçim diyeceğine, CHP’deki taht kavgasına son vermek için bir an önce erken kurultay yapsın" dedi. AK Parti Sakarya 78. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı, Serdivan Belediyesi Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Divan üyelerinin belirlenmesi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programa; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, milletvekilleri, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, ilçe belediye başkanları, AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, muhtarlar ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. Toplantıda, yerel yönetimlerin vizyon projeleri ve teşkilat çalışmaları değerlendirilirken, genel siyasete ilişkin de çarpıcı mesajlar verildi. "Seçimin tarihi bellidir, bizim defterimizde erken seçim yazmaz" Programda gündeme dair önemli açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek, "CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e iki çift kelam etmek isterim. Tutturmuş ‘erken seçim de erken seçim, ara seçim de ara seçim’. Anadolu’da çok güzel bir tabir var, ’Yenilen pehlivan güreşe doymazmış’. Biz geçen dönem milletvekillerimizle TBMM’de beraber mesai sarf ettik. Onlar yine o dönemde de ‘geliyor gelmekte olan, yaklaşıyor yaklaşmakta olan’ dediler. Laf salatası yaptılar. 14 Mayıs’ta da, 28 Mayıs’ta da milletimiz kararı verdi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden başkan yaptı. Sayın Özgür Özel, sizde yakında Sakarya’ya gelecekmişsiniz, Sakarya’da istediğiniz cevabı milletimiz size verecektir. Hiç şüpheniz olmasın. Son 25 yılda tam 19 seçim oldu. 19 seçimde yenildiniz de yenildiniz, kaybettiniz de kaybettiniz. Her seçimde mağlubiyet aldınız. İnanın ilk yapılacak seçimlerde de mağlubiyetin tadına bir kez daha varacaksınız. Sakarya’ya gelecek Sayın Özgür Özel’e bir tavsiyem var. Sayın genel başkan erken seçim, ara seçim diyene kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki iktidar oyununu sonlandırmak için, taht kavgasına son vermek için bir an önce erken kurultay yapsın. Önce erken kurultay, ara kurultay yapsın. CHP içerisindeki iktidar oyununu sonlandırsın sonra Cumhurbaşkanımızın ve bizim karşımıza gelsin. 25 yılda 18 seçim kaybetmişsiniz. 19 seçim kaybetmişsiniz, daha hangi yüzle erken seçim, ara seçim diyorsunuz. Seçimin tarihi bellidir. Ara seçim ve erken seçim bizim defterimizde yazmaz" dedi. "Gelecek süreçte suya yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" Belediye çalışmalarına ve vizyon projelere değinen Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, suyun stratejik önemine vurgu yaparak, "Seçildiğimiz günden bu güne kadar olan 2 yılı dolu dolu geçirdik. Her gün bir mahallemizde, ilçemizde yeni projeleri hayata geçirmeyle yada devam edecek olan süreçler ve yapılması gereken vizyon projeleri ortaya koymaya çalışıyoruz. Bugüne kadar her ilçemizin ulaşmaya çalışmaya, sorunlarını ve sıkıntılarını geçmişten bu güne kadar olan problemlerini çözmeye gayret ediyoruz. Önümüzde ki süreçte küresel ısınma ile beraber tek içme suyu kaynağımız olan suya yatırımın, fuzüli bir yatırım olmadığının, insana yatırımın belgesi olarak suya olan yatırımlarımızı hızlandırmaya çalışıyoruz" diye konuştu. "672 mahallede kapı kapı dolaştık" Teşkilatın sahadaki performansına dikkat çeken AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever ise, "16 ilçemizde 672 mahallemizde kapı kapı dolaştık. Muhtarımızla, mahalle başkanımız ile el ele verdik. O vatandaşlarımızla birlikte iftar soframızı paylaştık. Onların yanında olduk, ben huzurunuzda tüm teşkilatıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Göktaş: "Engelli bireylerin hayatın her alanına katılımı için adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur"
02 Aralık 2025 Salı - 22:31 Bakan Göktaş: "Engelli bireylerin hayatın her alanına katılımı için adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Engelli bireylerin üretken ve etkin birer özne olarak hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Memur-Sen Engelliler Komisyonu tarafından işitme, görme, konuşma bozukluğu, fiziksel, zihinsel, duygusal, otizm, çoklu engel durumu gibi tüm engel gruplarındaki engelli bireyleri ve aileleri akademisyenlerle bir araya getirerek, 1 Aralık’ta ‘Eşit ve Tam Katılım İçin Güçlü Aile’ başlığıyla ‘2025 Aile Çalıştayı’ düzenledi. Çalıştayda engelli bireylerin ve ailelerinin günlük yaşamda karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri tespitinin yapılması amaçlandı. Çalıştayda çıkan sonuç ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımı ve Memur-Sen ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda sunuldu. Açılış konuşması gerçekleştiren Bakan Göktaş, Memur-Sen’in sosyal politikalara yön veren önemli paydaşlarından biri olduğunu belirtti. Göktaş, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün engelli hakları konusunda farkındalığın güçlenmesine ve politikalarının daha geniş kesimlere vesile olmasını diledi. Ailenin bireyin kimlik kazandığı ilk yer olduğunu aktaran Göktaş, "Bu nedenle aileyi güçlendirmek sosyal bir tercih olmanın ötesinde geleceğimizi koruyan stratejik bir adımdır. Çünkü engelli bir bireyin hayatına değer katan en önemli güç ailedir. Ailenin sevgisi, sabrı, desteği, engelli evlatlarımızın ve kardeşlerimizin hayatında çoğu zaman en önemli dönüştürücü güçtür. Devlet olarak bizler tam da bu nedenle sosyal politika yaklaşımımızın merkezine aileyi yerleştiriyoruz. Bu kapsamda engelli vatandaşlarımızın eğitimden istihdama, sosyal yaşamdan bakım desteklerine kadar her alanda desteklenmesini önceleyen politikalar yürütüyoruz" diye konuştu. "2. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamladık" Engelli vatandaşlar için hayata geçirdikleri çalışmaların temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonunun bulunduğunu aktaran Göktaş, "Bu vizyon doğrultusunda 2026-2028 dönemini kapsayan 2. Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’nın hazırlıklarını tamamladık. Eylem planımızı çok yakın bir zamanda kamuoyuna paylaşacağız" ifadelerini kullandı. "Engelli bireylerin hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur" Göktaş, açıklanan Çalıştay Sonuç Bildirgesi’nin engelli politikalarını daha ileri taşıma yolunda önemli bir yol haritası olacağını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Hiç kimsenin geride bırakılmadığı bir toplum inşa etmek güçlü aile ve güçlü Türkiye vizyonumuzun ayrılmaz bir parçasıdır. Biraz önce açıklanan çalıştay sonuç bildirgesi engelli politikalarımızı daha ileri taşıma yolunda bizler için değerli bir yol haritası olacak önemli bir kaynaktır. Bakanlık olarak bildirgede yer alan önerileri büyük bir titizlikle değerlendireceğimizi özellikle ifade etmek isterim. Sadece değerlendirmekle kalmayacağız. Bunları tabii ki politikalarımızı hayata geçirmek adına da önemli bir aslında yapı taşı olarak görüyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki engelli bireylerin üretken ve etkin birer özne olarak hayatın her alanına etkin katılımı yönünde adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Engelli bireylerimizin yüzündeki tebessüm, ailelerimizin huzuru, güveni ve mutluluğu bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır. Bu doğrultuda tüm paydaşlarımızla iş birliğini çok kıymetli görüyoruz." Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, 3 Aralık Dünya Engeller Günü’nde engelli bireylerin hak ve onur mücadelesine dikkat çektiklerini ifade ederek 3 Aralık’ın toplumsal farkındalığın arttırılmasına ve zihinlerdeki engellerin aşılmasına vesile olmasını diledi. Yalçın, hakları ayrıcalık ya da ayrımcılık olarak değil, hak ve adalet temelli bakış açısıyla değerlendirdiklerini ve bu yapılan çalışmada da insanların birbirlerini daha iyi anlamasını ve birbirlerinin hayatını kolaylaştırmasını amaçladıklarını sözlerine ekledi. "Engellilerin özlük haklarında tüm sosyal diyalog alanlarını zorlayarak gayretimizi hiçbir zamana esirgemedik" Engelli vatandaşlara yönelik ortaya konulan kuşatıcı çalışmalardan ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Yalçın, şu ifadelere yer verdi: "Rehabilitasyon merkezlerine götürme, okula erişim, özel destekler gibi çalışmalarla o ailelerin de yükünü hafifletti. Hatta bazı aileler engelli çocuğunun olması vesilesiyle kendini değersiz hissetmek yerine çok daha değerli hissedebildi. Bu açıdan bu politikalar son derece kıymetliydi. Biz Memur-Sen ailesi olarak kamuda özgür mücadelesi veren, ülkenin demokratikleşmesi konusunda gayret gösteren, vesayetin millet iradesi üzerinden düşmesi konusunda gayretiyle bu konuda Millet iradesinin yanında duran sorumlu bir teşkilat olarak biz de engelli vatandaşlarımızın kamudaki engelli çalışma arkadaşlarımızın sorunlarının çözülebilmesi, kurumların erişilebilir olması konusunda gayretler gösterdik. Yine gibi özlük alanlarında da bazı katkılar sunmak için kamu personeli danışma kurulu, toplu sözleşme masası, kurum idare kurulu, ikili diplomatik temaslar başta olmak üzere tüm sosyal diyalog alanlarını zorlayarak bu konuda gayretimizi hiçbir zamana esirgemedik." Program, konuşmaların ardından Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Bakan Göktaş’a hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti kabul etti
02 Aralık 2025 Salı - 18:09 Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti kabul etti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti makamında kabul etti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Suriye Türkmenlerinden oluşan heyeti makamında kabul etti. Topçu, Suriye’nin toprak bütünlüğünün vazgeçilmez bir unsur olduğunu ve İsrail’in yaptığı hain saldırılarla dünyayı hedef aldığını belirtti. İsrail’in saldırılarının sadece Gazze ile sınırlı kalmadığını, Suriye’nin toprak bütünlüğüne de göz diktiğini belirten Topçu, "Türkiye için 877 kilometrelik ortak sınırımızın ötesinde; tarihi, kültürel, kan, can ve din bağlarımız bulunan komşu Suriye’nin istikrarı, birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması vazgeçilmez bir önceliktir. Günümüzde İsrail’in Siyonist soykırım suçlusu Netanyahu hükümeti, Suriye’yi parçalamak amacıyla çeşitli etnik, mezhepsel ve dinsel temelli terör örgütlerini desteklemekte; uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler kararlarını açıkça ihlal etmektedir. İsrail, Suriye’nin sivil yerleşim yerlerini hedef alarak çocuk katliamlarına bu ülkede de devam etmektedir. Başta Gazze olmak üzere Lübnan, Suriye, İran ve Yemen’e yönelik işgal, ilhak ve hukuksuz saldırılara sessiz kalan tüm aktörler; İsrail’in Siyonist, bebek katili, soykırım suçlusu Netanyahu hükümetinin suç ortağı konumundadır. Suriye’deki Arap, Kürt, Türkmen ve farklı din-mezhep mensuplarının ortak düşmanı; Suriye’yi parçalayarak kendi kontrolünde terör devletçikleri kurmayı hedefleyen İsrail’in Siyonist Netanyahu hükümetidir. Suriye halkı; ülkesinin geleceği için bu ortak düşmana ve onun beslediği tüm ayrılıkçı terör örgütlerine karşı omuz omuza ve yan yana durmalı, vatanına ve geleceğine sahip çıkmalı; siyonist provokasyonlara karşı daima uyanık olmalıdır. Türkiye, devleti ve milletiyle, kardeş Suriye devletinin ve halkının yanındadır" ifadelerini kullandı. Ziyaret heyetinde Hacı Muhammed Emin (Suriye’de okul müdürü, Gaziantep’te muhasebeci), Bekir İlbeğli (Türkmen Dernekleri Federasyonu üyesi), Muhammed Ahmet (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üretim tesisi sahibi), Talat Kahya (Suriye Türkmeni, Gaziantep’te oto galerici), Ahmet Taha (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi), Muhammet Halil (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi), Alaaddin Çamur (Suriye’de zabıta müdürü, Gaziantep Devlet Hastanesi’nde tercüman), Abdullah Mustafa (Suriye ve Gaziantep’te ayakkabı üreticisi) yer aldı.
Su sıkıntısı yaşanan Yalova’da belediyenin önlem almadığı iddiası
02 Aralık 2025 Salı - 16:48 Su sıkıntısı yaşanan Yalova’da belediyenin önlem almadığı iddiası AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, su sıkıntısı yaşanan kentte, Yalova Belediyesi’nin DSİ’nin 11 Nisan 2025’teki yazısına rağmen hiçbir önlem ve çalışma yapmamasını eleştirdi. AK Parti İl Başkanı Umut Güçlü, doluluk oranı yüzde 6’ya kadar düşen Yalova’da yaşanan su sıkıntısıyla ilgili basın toplantısı gerçekleştirdi. AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıda konuşan Güçlü, Yalova’da planlanan yeni barajla ilgili bilgi verdi. Gökçe Barajı’nın üstünde bir baraj yapımı için daha 2021 yılında sürecin başladığını ifade eden Güçlü, "Şu andaki durumu planlama raporu onaylandı. 2026 yılında proje ihalesi yapılacak. Allah kısmet ederse de 2027 yılında da yapım ihalesine çıkacak" dedi. Güçlü, Armutlu, Altınova, Çınarcık, Çiftlikköy, Esenköy, Kocadere, baraj, gölet projelerinin sürdürüldüğünü dile getirdi. "Kuyular devrede olsaydı 2 aylık daha suyumuz vardı" Güçlü, Yalova’da yaşanan susuzluktan Yalova Belediyesi’nin de sorumlu olduğunu belirtti. DSİ’nin 11 Nisan 2025 tarihinde yaşanacak su sıkıntısını öngörerek Yalova Belediyesi’ne gönderdiği yazıyı okuyan Güçlü, yazıda belediyeden Kurtköy Derivasyonu ve 24 adet derin kuyunun sondajına ait bilgiler ve susuzluğa karşı devreye alınmasının talep edildiğini belirtti. Buna rağmen Yalova Belediyesi’nin konuyla ilgili hiçbir adım atmadığını ifade eden Güçlü, şöyle konuştu: "11 Nisan’da DSİ Yalova’da yaşanacak durumu öngörüp bu kuyuların ne durumda olduğunu ve bunların reaksiyon içine alınmasını Yalova Belediyesi’ne bildiriyor. o günden itibaren de Yalova Belediyesi şu geldiğimiz güne kadar, geçen hafta valilikte yapılan toplantıya kadar, hiçbir hareket içinde bulunmuyor. 2014 senesinde yaşadığımız bu susuzluk aynısını bir daha yaşamıştık. Hatta o dip suyunu çekmeye kadar gitmiştik orada. O süreçte bu kuyuları açıyor ve bu kuyuları Yalova Belediyesi’ne devrediyor. 11 Nisan 2025’te de bunları ne durumdadır kontrol edin ve bunları devreye alın diye belediye iletiyor. Bunun hakkında herhangi bir çalışma yapılmıyor. Eğer 11.04.2025’te bu kuyularla ilgili gerekli çalışmaları yapıldı, tadilatları yapıldı. Aktif kuyular, hadi bir ay sonra devreye aldınız. Bu kuyular devrede olsaydı bizim şu an 2 aylık daha Yalova’da suyumuz vardı. Bu kuyularımızın çıkan su saniyede 245 litre. Yani 1 saniyede 245 litre su Yalova barajına gelecek. Bu kuyular devreye alınsa, bizim şu an susuzluk diye hiçbir sıkıntımız kalmayacak, kesintilere gidilmeyecekti." Tedbirlerle 20 günlük su var Güçlü, Gökçe Barajı’nın doluluk oranının yüzde 6 olduğunu ifade etti. Alınan tedbirlerle günlük 100 bin metreküp tüketimin 59 bin metreküpe düştüğünü kaydeden Güçlü, "Aşağı yukarı bir 20 günlük civarında bir su durumu mevcut. Bu kuyular ve derelerde devreye alındığında bu biraz daha bizi idare edecek. Zaten Meteoroloji de bir ağır bir yağış bekliyor" dedi. "Hiçbir cevap verilmiyor" Yalova Belediyesi’nin bu olayı uyarıya rağmen önemsemediğini belirterek, "Olayı önemsediklerini zannetseler şu an bu durumu yaşamazdık zaten. Yani Nisan’ın 11’inde yapılmış bir uyarı var. Bunları devreye alın, bunların bakımlarını yapın, kuraklık gelecek. Yani iklim durumu bu durumda diye açıklamalar yapılıyor. Yazı da gönderiliyor. Bununla alakalı hiçbir çalışma yapılmıyor. Hiçbir cevap da verilmiyor. Yani basına çıkıp, işte böyle böyle dendi de biz bunları bunları, kuyuları devreye alamadık, bundan dolayı alamadık, şöyle oldu, böyle oldu diye de bir açıklama da yapılmıyor" ifadesini kullandı. Güçlü, kendisi ve partinin milletvekillerin Ankara’da susuzlukla alakalı gerekli kurumlarla çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek"
02 Aralık 2025 Salı - 16:09 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek "dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28’inci Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18’inci Dönem İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek, "Eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak bugün mesleklerine ilk adımı atmaya hazırlanan 712 Hâkim, 492 Cumhuriyet Savcısı, 147 İdari Hâkim kardeşimizi tebrik ediyor; adalet yolundaki mesailerinde kendilerine kolaylıklar, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Onları bugünlere getiren ailelerine, hocalarına ve meslek büyüklerine emek ve çabaları için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi. Halihazırda ülke genelinde, 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere, toplam 25 bin 449 Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı’nın görev yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," 25 bini aşkın Hâkim ve Cumhuriyet Savcımızın, 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28 ve 18’inci dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması, ayrıca takdire şayandır, ayrıca memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Türkiye, kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça, hamdolsun, çok farklı bir atmosfer yakaladı. Kılık-kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki; kadınlar, kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı. Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz" diye konuştu. "Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda, edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz" diyen Erdoğan, "Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek; ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı "Yeni Türkiye’yi" inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların, kamu-özel ayrımı olmadan hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında, en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, bu büyük ailenin fertlerinden aramızdan ayrılanları rahmetle yâd ediyorum. Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’la birlikte yargı camiamızın tüm şehitlerine Rabbim’den gani gani rahmet diliyorum" dedi. Kura çekimi bekleyenlere seslenen Erdoğan, "Sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil; adalet için, adaletin tecellisi için, vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız. Şüphesiz mücadelelerin en faziletlisi, adalet uğruna verilen mücadeledir. Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak, bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn-i Haldun’un veciz ifadesiyle "Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir." İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan, vicdanınızın rehberliğinde kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu; çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin, bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Duam odur ki; meslek hayatınız boyunca, fikriniz de, zikriniz de, hükmünüz de daima adalet olsun. Cenab-ı Allah hepinizin yar ve yardımcısı olsun." İfadelerini kullandı. "Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin, devlet ve toplum düzeninin mihveri olduğunu belirterek" Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini bakınız nasıl tarif ediyor: "Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman". Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için biz, inancımızın da bir gereği olarak "mülk, Allah’ındır" diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet, mülkün temeli olduğu gibi, dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir. Milletimizi asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkan, hiç kuşkusuz adalete verdiği önemdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzladığımızda; Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk" dedi. Geride bırakılan 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptıklarını, en büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Âdil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform irademizi ilk günden beri daima canlı tuttuk. Reform çalışmalarını toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla, takvime dayalı süreli hedefler haline getirdik. Bir yandan adalet teşkilatımızın personel yapısını güçlendirirken, diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettik. Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız, yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den, 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız, birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e; idarî yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda, adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk" açıklamasını yaptı. Yargıda dosyaların kapatılma süresinin kısaltıldığını, bu alanda pek çok Avrupa ülkesinin geride bırakıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor. Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda aldığımız mesafenin görülmesine yardımcı olacağına inanıyorum: Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre, ülkemizde idarî yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür. Dikkatinizi çekiyorum; bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür. Bölge İdare Mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken; İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür. Türkiye, bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen, önümüzde halen uzun bir yol var. İnşallah, sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz" diye konuştu. "Hakimlik cüppesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez" diyen Erdoğan, "Hakimler-savcılar, yanılgı nedir bilmeyen "hakikat avcıları" da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan, varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte, hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin "merkezi figürü" haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu, oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl, bilgiden beslenmeli; vicdan, önyargıları reddetmelidir" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devleti ve toplumsal düzeni korumanın, adaleti tesis etmekle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan yargı mensuplarının hedef alınmasına ilişkin," Bekası için üzerine titrediğimiz hasletler; adil devlettir, güçlü millettir, özgür bireydir. İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil, herkesin saygı göstermesi gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemelidir. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda yeterince özenli davranılmıyor. Özellikle son aylarda, yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun, siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir" dedi. Yargının siyasallaştırılmasını tehlikeli bulduğunu ifade eden Erdoğan, "Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için, kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların, öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya "siyasallaştı" ithamında bulunanlar, aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor .Bunu, son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak; sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Bakınız her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum: Hukukun önünde herkes eşittir, kimse layüs’el değildir. Hukuk devletinde, suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak, meşru çıkarı ve "Hakkın âli hatrını" korur. Bizim de sorumluluğumuz; hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz, tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç kardeşlerimin, meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Programa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çok sayıda yargı mensubu ve davetli katıldı. Programda dönem birincileri plaketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Daha sonra kura çekimi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2002 yılında 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız birazdan çekeceğimiz kurallarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak"
02 Aralık 2025 Salı - 15:25 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "2002 yılında 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız birazdan çekeceğimiz kurallarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek "dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28’inci Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18’inci Dönem İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreninde konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek,"Eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak bugün mesleklerine ilk adımı atmaya hazırlanan 712 Hâkim, 492 Cumhuriyet Savcısı, 147 İdari Hâkim kardeşimizi tebrik ediyor; adalet yolundaki mesailerinde kendilerine kolaylıklar, üstün muvaffakiyetler diliyorum. Onları bugünlere getiren ailelerine, hocalarına ve meslek büyüklerine emek ve çabaları için ayrıca teşekkür ediyorum" dedi.Halihazırda ülke genelinde, 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere, toplam 25 bin 449 Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı’nın görev yaptığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," 25 bini aşkın Hâkim ve Cumhuriyet Savcımızın, 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28 ve 18’inci dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması, ayrıca takdire şayandır, ayrıca memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum. Türkiye, kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça, hamdolsun, çok farklı bir atmosfer yakaladı. Kılık-kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki; kadınlar, kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı.Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz" diye konuştu."Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda, edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz." Diyen Erdoğan, "Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır. Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek; ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı "Yeni Türkiye’yi" inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların, kamu-özel ayrımı olmadan hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında, en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum. Bu vesileyle, bu büyük ailenin fertlerinden aramızdan ayrılanları rahmetle yâd ediyorum.Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’la birlikte yargı camiamızın tüm şehitlerine Rabbim’den gani gani rahmet diliyorum" dedi.Kura çekimi bekleyenlere seslenen Erdoğan,"Sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil; adalet için, adaletin tecellisi için, vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür birer vatan evladı olarak inşallah fedakârca çalışacaksınız. Şüphesiz mücadelelerin en faziletlisi, adalet uğruna verilen mücadeledir. Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak, bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn-i Haldun’un veciz ifadesiyle "Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir." İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan, vicdanınızın rehberliğinde kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu; çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin, bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Duam odur ki; meslek hayatınız boyunca, fikriniz de, zikriniz de, hükmünüz de daima adalet olsun. Cenab-ı Allah hepinizin yar ve yardımcısı olsun." İfadelerini kullandı.- Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir.Cumhurbaşkanı Erdoğan, adaletin, devlet ve toplum düzeninin mihveri olduğunu belirterek" Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini bakınız nasıl tarif ediyor: "Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman". Memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için biz, inancımızın da bir gereği olarak "mülk, Allah’ındır" diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet, mülkün temeli olduğu gibi, dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir. Milletimizi asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkan, hiç kuşkusuz adalete verdiği önemdir. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzladığımızda; Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk" dedi.Geride bırakılan 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptıklarını, en büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan," Âdil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform irademizi ilk günden beri daima canlı tuttuk. Reform çalışmalarını toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla, takvime dayalı süreli hedefler haline getirdik. Bir yandan adalet teşkilatımızın personel yapısını güçlendirirken, diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettik. Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız, yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den, 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız, birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e; idarî yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son iki buçuk yılda, adli ve idari yargıda 3 bin 470 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk" açıklamasını yaptı.Yargıda dosyaların kapatılma süresinin kısaltıldığını, bu alanda pek çok Avrupa ülkesinin geride bırakıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz, davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor. Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda aldığımız mesafenin görülmesine yardımcı olacağına inanıyorum: Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre, ülkemizde idarî yargı mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresi 168 gündür. Dikkatinizi çekiyorum; bu süre Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gündür. Bölge İdare Mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken; İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür.Türkiye, bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen, önümüzde halen uzun bir yol var.İnşallah, sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz" diye konuştu."Hakimlik cüppesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez. "diyen Erdoğan, "Hakimler-savcılar, yanılgı nedir bilmeyen "hakikat avcıları" da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan, varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte, hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin "merkezi figürü" haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu, oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegâne formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl, bilgiden beslenmeli; vicdan, önyargıları reddetmelidir" açıklamasını yaptı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devleti ve toplumsal düzeni korumanın, adaleti tesis etmekle mümkün olacağını dile getiren Erdoğan yargı mensuplarının hedef alınmasına ilişkin," Bekası için üzerine titrediğimiz hasletler; adil devlettir, güçlü millettir, özgür bireydir. İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz. Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dâhil, herkesin saygı göstermesi gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemelidir. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu konuda yeterince özenli davranılmıyor. Özellikle son aylarda, yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun, siyasete hâkim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hâkim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek, adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir." dedi.Yargının siyasallaştırılmasını tehlikeli bulduğunu ifade eden Erdoğan, "Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: Rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için, kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların, öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya "siyasallaştı" ithamında bulunanlar, aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor .Bunu, son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak; sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Bakınız her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum: Hukukun önünde herkes eşittir, kimse layüs’el değildir. Hukuk devletinde, suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak, meşru çıkarı ve "Hakkın âli hatrını" korur. Bizim de sorumluluğumuz; hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz, tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç kardeşlerimin, meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu.Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki Programa, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, çok sayıda yargı mensubu ve davetli katıldı.Programda dönem birincileri plaketlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı. Daha sonra kura çekimi yapıldı.
Bakırhan: "Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir"
02 Aralık 2025 Salı - 15:15 Bakırhan: "Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir" DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "4 Aralık’ta komisyon yeniden toplanacak. Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir" dedi. Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye değinerek, "4 Aralık’ta komisyon yeniden toplanacak. Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir. Bu toprakların yaralarını saran, özgürlüğü inşa eden demokratik raporlar bekliyoruz; çözüm odaklı raporların hızla yasalara dönüşmesi için ilk ve tarihi sorumluluk Sayın Kurtulmuş’ta ve komisyondadır" diye konuştu. Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ’Stockholm sendromu’ söylemine ilişkin, "Biz Meclis’te barış için yasa konuşurken, sokaklarda barışı toplumsallaştırırken siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler kullanıyorsunuz? Biz bu coğrafyada halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler olarak celladı mezarlıklarımızdan, faili meçhullerden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz o zindanlardan iyi biliriz. Cellatlığımıza soyunan çok oldu ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecek. Cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız" şeklinde konuştu. Bakırhan, Kuzey ve Doğu Suriye yönetiminin yönetim arayışını sürdürdüğünü belirterek, "Kuzey ve Doğu Suriye’den özellikle Türkiye’ye uzanan bir dostluk eli var, artık bu elin tutulması gerekir. DEM Parti’nin bu hafta sonu düzenleyeceği uluslararası konferansa Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Ofisi Eş Başkanı İlham Ahmed davet edildi. İlham Ahmed’in Türkiye’ye gelip gelemeyeceği konusunda henüz bir dönüş sağlanmadı. Bırakın gelsin, sorusu olan sorusunu sorsun, endişesini getirsin, diplomasi bunun için var. Çözümden kaçmak, Kürtlerin Suriye’de elde edeceği kazanımlardan kaçmak kimseye kazandırmaz; getirin, oturun, konuşun, anlaşın" diye konuştu.