POLİTİKA
Milli İstihbarat Akademisi: ’Yapay zeka yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarıyor’ 24 Nisan 2026 Cuma - 10:24:23 Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından hazırlanan raporda yapay zekanın yeni güvenlik açıkları ortaya çıkardığı belirtilerek, siber risklere karşı kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlendi. Milli İstihbarat Akademisi tarafından hazırlanan "Yapay Zeka Çağında Siber Güvenlik ve Türkiye’nin Stratejik Öncelikleri" başlıklı raporda, dijital teknolojilerde yaşanan hızlı gelişmelerin güvenlik anlayışını, risk ortamını ve kurumsal hazırlık ihtiyacını derinden dönüştürdüğü ifade edildi. Raporda, yapay zekanın yalnızca verimlilik, hız, otomasyon ve karar destek kapasitesi sunan bir teknoloji olmadığı, aynı zamanda siber tehditlerin niteliğini, kapsamını ve etkisini daha karmaşık hale getiren yeni bir güvenlik alanı oluşturduğu vurgulandı. Siber güvenliğin artık sadece teknik sistemlerin korunmasıyla sınırlı görülmemesi gerektiği, veri güvenliği, kurumsal süreklilik, kamu hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi, toplumsal güvenin korunması ve ulusal kapasitenin güçlendirilmesi gibi başlıklarla birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığı kaydedildi. Rapordaki önsözde Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse de yapay zeka destekli tehditlerin ortaya çıkardığı yeni risk alanlarının, büyük dil modeli tabanlı sistemlerin güvenlik boyutunun, kritik altyapılar üzerindeki etkilerinin ve kurumsal karar alma süreçlerine yönelik muhtemel tehditlerin stratejik bir çerçevede ele alınmasının gerekli olduğuna dikkat çekti. Köse, bugün temel ihtiyacın yalnızca teknolojik gelişmelere uyum sağlamak değil, bu gelişmelerin doğurabileceği riskleri önceden görmek ve gerekli kurumsal tedbirleri zamanında almak olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde güvenlik, düzenleme, koordinasyon ve insan kaynağı alanlarında eş zamanlı ilerleme kaydetmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Köse, söz konusu sürecin kamu kurumları, özel sektör, akademi ve sivil toplumu kapsayan güçlü bir güvenlik ekosistemiyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yapay zeka siber saldırıların maliyetini düşürürken etkisini artırıyor Raporda, yapay zekanın siber güvenlik alanında yeni bir araç olmanın ötesine geçerek saldırı ölçeğini, savunma hızını ve düzenleyici ihtiyaçları aynı anda dönüştüren stratejik bir güç çarpanı haline geldiği ifade edildi. Kamu kurumları, özel sektör ve kritik altyapılarda yapay zeka kullanımının hızla yaygınlaştığı, buna karşılık güvenlik, denetim ve yönetişim mekanizmalarının aynı hızda gelişmemesinin verimlilik artışıyla birlikte kırılganlıkları ve dijital bağımlılığı da büyüttüğü belirtildi. Bu çerçevede yapay zeka çağında siber güvenliğin yalnızca teknik güvenlik önlemleri üzerinden değil, ulusal kapasite, yönetişim ve stratejik hazırlık başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi. Yapay zeka yeni güvenlik açıkları ortaya çıkarıyor Raporda, büyük dil modeli tabanlı sistemlerin istem enjeksiyonu, güvensiz çıktı işleme, hassas bilgi sızıntısı, tedarik zinciri zafiyetleri, aşırı yetki ve aşırı güven gibi yeni riskler ürettiği ifade edildi. Bu risklerin yalnızca teknik zaaflar olarak görülmemesi gerektiği, veri yönetişimi, denetim, hesap verebilirlik ve kurumsal karar kalitesi sorunları olarak değerlendirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. Yapay zeka destekli siber tehditlerin etkisinin teknik sistemlerle sınırlı kalmadığı, ulusal güvenlik, kritik altyapılar, kurumsal kapasite ve toplumsal güven üzerinde doğrudan sonuçlar ürettiği ifade edildi. Özellikle derin sahte ve sentetik medya üretiminin bilgi ekosistemini bozma, kurumsal meşruiyeti aşındırma ve kriz anlarında kamu güvenini zayıflatma potansiyeli taşıdığı ifade edildi. Raporda, bu çerçevede yapay zeka tabanlı tehditlerin yalnızca siber güvenlik alanında değil, aynı zamanda bilgi güvenliği, kamu otoritesinin sürekliliği ve toplumsal istikrar bakımından da stratejik sonuçlar doğurduğu vurgulandı. Bu nedenle teknolojik yaygınlaşmanın güvenlik boyutunun yalnızca yazılım ve donanım koruması düzeyinde değil, karar süreçlerinden kamu güvenine uzanan daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Siber güvenlikte en etkili model: İnsan ve yapay zeka iş birliği Hazırlanan raporda, yapay zeka sistemlerinin büyük veri kümeleri üzerinden saldırı örüntülerini, anomali sinyallerini ve olağan dışı davranışları daha hızlı tespit edebilse de insanların bağlamı yorumlama, yanlış pozitifleri ayıklama, kritik kararları doğrulama ve kurumsal etkileri değerlendirme kapasitesinin halen vazgeçilmez olduğu ifade edildi. Bu nedenle en gerçekçi ve sürdürülebilir yaklaşımın insan uzmanlığını dışlamayan, aksine yapay zekanın hız ve ölçek avantajını insan denetimiyle birleştiren hibrit savunma modeli olduğu vurgulandı. Kurumsal kapasite açısından temel meselenin ise otomasyonun güvenli, denetlenebilir ve sorumluluğu açık biçimde tanımlanmış hale getirilmesi olduğu bildirildi. Türkiye için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlendi Raporda, Türkiye için politika yanıtının kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere dayanan, çok aktörlü ve güvenlik ekosistemiyle bütünleşik bir yol haritası şeklinde kurgulanması gerektiği ifade edildi. Kısa vadede merkezi koordinasyonun güçlendirilmesi, yapay zeka destekli siber riskler için ortak bir kurumsal çerçevenin oluşturulması ve kamu kurumları ile kritik altyapı işletmecilerinde kullanılan yapay zeka sistemleri için zorunlu envanter çıkarılması gerektiği belirtildi. Ayrıca sistemlerin işlediği veri türü, etki ettiği karar süreçleri, sahip olduğu yetki düzeyi ve bağlı olduğu dış servis sağlayıcıların görünür hale getirilmesinin önem taşıdığı, büyük dil modeli ve ajan tabanlı sistemler için veri sınıflandırması, işlem günlüğü, çıktı doğrulama ve insan onayı gibi asgari güvenlik kurallarının belirlenmesi gerektiği aktarıldı. Orta vadede regülasyon, standart, denetim ve sektörel dayanıklılık mekanizmalarının kurumsallaştırılması; kritik altyapılar ve kamu hizmetlerinde kullanılan yapay zeka sistemleri için sektörel teknik standartların geliştirilmesi; kamu alımlarında güvenlik, denetlenebilirlik, kayıt tutma, olay raporlama, tedarik zinciri görünürlüğü ve insan denetimi şartlarının açık biçimde tanımlanması gerektiği ifade edildi. Uzun vadede ise dış teknoloji bağımlılığının güvenlik sonuçlarını yönetebilen güçlü bir ulusal kapasite oluşturulması, test, doğrulama, sertifikasyon ve denetim kapasitesinin geliştirilmesi, uzman insan kaynağını güçlendiren sürdürülebilir iş birliği mekanizmalarının kurulması ve yerli siber güvenlik ile yapay zeka ekosisteminin desteklenmesinin hedeflendiği belirtildi. Ayrıca kimlik manipülasyonu, derin sahte, sentetik medya ve bilgi güvenliği risklerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının ve yapay zekanın güvenli, denetlenebilir, hesap verebilir ve dayanıklı bir yönetişim çerçevesi içinde yönetilmesini sağlayacak kalıcı bir ulusal yapının kurulmasının önem taşıdığı vurgulandı. Siber güvenlik ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri haline geliyor Raporda sonuç olarak, yapay zeka çağında siber güvenliğin yalnızca sistemleri korumanın ötesinde devlet kapasitesini, kurumsal karar kalitesini, toplumsal güveni ve stratejik özerkliği birlikte yönetme meselesi olduğu ifade edildi. Türkiye açısından başarı ölçütünün yapay zekanın güvenli, denetlenebilir, hesap verebilir ve dayanıklı bir ulusal çerçeve içinde yönetilebilmesi olduğu vurgulandı. Raporda, yapay zekanın teknik bir yenilik alanı olmanın ötesine geçtiği, ulusal hazırlık, stratejik dayanıklılık ve kurumsal eşgüdüm başlıklarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir güvenlik alanı haline geldiği kaydedildi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:20 Doç. Dr. Berat Akıncı: "Yeni kurulacak düzende hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, İran’ın mevcut süreci bir rejim ve varlık mücadelesi olarak gördüğünü belirterek, "İran onurlu bir çıkış arıyor ancak yeni kurulacak düzende hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a düzenledikleri saldırılarla başlayan savaş yaklaşık 2 aydır sürüyor. Farklı ülkelere de sirayet eden savaşla ilgili ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ateşkesi iki ülke arasındaki görüşmeler ilerleyene ve sonuçlanana dek uzatacağını açıkladı. Dün ise Trump, İran’ın siyasi anlamda bir "karmaşa" içinde olduğunu ve bunun çözülebilmesi için ateşkesi uzattığını savunarak "Zaman daralıyor" dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki abluka da sürerken konuyla ilgili Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, değerlendirmelerde bulundu. "Kırmızı çizgiler İslamabad’da belirleniyor" Orta Doğu’da tarafların kırmızı çizgilerini İslamabad görüşmelerinde belirlediğini hatırlatan Akıncı, gelinen noktada diplomatik iradenin ön plana çıktığını söyledi. Özellikle Pakistan’ın yürüttüğü mekik diplomasisinin ve ABD Başkanı Trump’ın masaya çözüm iradesi koymasının kritik olduğunu vurgulayan Akıncı, "Taraflar açısından bakıldığında tarafların bölgedeki amaçlarının aslında farklı olduğunu ve bu farklı amaçlarının da gerçekleşme noktasında herkes elinin masada güçlü olmasını istiyor. Masada güçlü olmak içinde sahada da güçlü olmak gerekiyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak hem ekonomi jeopolitiği hem de enerji jeopolitiğindeki önemini artırıp savaşın küresel maliyetini da arttırmıştı. ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı kartını tekrar elinden almak için ikinci bir ablukayla dengeleme açısı ve baskı aracı oluşturmasıyla kartları tekrar eline aldığını görüyoruz" diye konuştu. "İran, bu savaşı varlık yokluk savaşı olarak görüyor" ABD’nin barışa yakın olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akıncı, "ABD, savaşarak sorunun çözülemeyeceğini anladı ve barışa yakın oldukları yönünde mesajlar gelmeye başladı. Durum İran açısından daha farklı çünkü İran, bu savaşı varlık yokluk savaşı olarak görüyor. Rejim açısından bakıldığında İran ya var olmaya devam edecek ya da bir şekilde rejim düşecek ve rejim ABD isteği doğrultusunda liderlik değişimi olacak. İran mevcut konumundan geri adım atmak istemiyor. İran’ın rejim değişikliğinde 1979’dan itibaren ilmek ilmek uyguladığı bir Orta Doğu politikası ve nükleer çalışması var. Dolayısıyla hem uranyum zenginleştirmesinde hem nükleere yönelik çalışmalarını tam bağımsızlık olarak görüyor. İran bazı noktalarda taviz verse de kendi egemenliğini sıkıntıya sokacak ve ulusal çıkarlarınızı zedeleyecek bir masaya oturmak istemiyor" ifadelerini kullandı. "Yeni bir düzen kurulacak" Bölge ülkelerinin ve Türkiye’nin desteğinin barış için hayati önem taşıdığını kaydeden Akıncı, şunları söyledi: "İran kadim bir devlet geleneğine ve diplomasi mantığına sahip. Ciddi askeri ve yönetsel kayıplar vermiş olsa da süreci ABD ve İsrail aleyhine domine etmeyi bildi. Kurulacak yeni bir barış masasıyla eski düzene dönülmesi bekleniyor ancak İran’ın da altını çizdiği gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni bir düzen kurulacak. Umuyoruz ki bu düzen, halkların Osmanlı dönemindeki gibi kardeşçe yaşadığı bir iklime evrilir. Aksi takdirde bölgedeki sıcak temas, küresel bir savaşı tetikleme riski taşıyor." "Uluslararası hukuk arka plana itildi" Küresel sistemin ve uluslararası hukukun tehdit altında olduğunu belirten Akıncı, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin, ABD ve İsrail’in savaş hukukunu hiçe sayan politikalarını dengelemek adına sahada ve masada daha aktif olması gerektiğini sözlerine ekledi.
24 Nisan 2026 Cuma - 10:19 Milletvekili Bozgeyik’ten CHP yöneticilerine sert tepki: AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen çocukların mehteran gösterisine CHP’lilerin sırtını dönerek protesto etmesine sert tepki gösterdi. Gaziantep’te gerçekleştirilen kutlama programında sahne alan çocukların mehteran gösterisi sırasında CHP’lilerin sırtını dönmesi kamuoyunda tartışma oluştururken, konuya ilişkin açıklama yapan Milletvekili Bozgeyik, yaşanan durumu "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. "Tam bir gaflet içindeler" Bozgeyik açıklamasında, Gaziantep’in tarihî kimliğine ve milli değerlerine vurgu yaparak, "Adını şanlı direnişinden alan Gaziantep’te; o kahraman gazilerin minik torunlarının alın terine ve Mehteran gösterisine sırt dönen zihniyet, tam bir gaflet içindedir. Çocuklarımızın emeğine saygı, ecdadın mirasına vefa bizler için sarsılmaz bir esastır" dedi. "Bu tavır kabul edilemez" 23 Nisan’ın anlam ve önemine dikkat çeken Bozgeyik, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel günde sergilenen tavrın kabul edilemeyeceğini belirtti. Açıklamasında, çocukların büyük emek ve heyecanla hazırladığı gösteriye sırt çevirenlerin hem bayramın ruhunu hem de toplumun değerlerini kavrayamadığını ifade etti. "Toplumsal birliğimize darbe" Mehteran gösterisinin tarihî ve kültürel önemine de değinen Bozgeyik, "Ecdadın gür sesi olan Mehter, yavrularımızın coşkusuyla birleşmişken sergilenen bu kibirli tavır; sadece o masum yürekleri incitmekle kalmamış, toplumsal birliğimizi de yaralamıştır" dedi. "O Makamları işgal etmeyin" Söz konusu tavrı sergileyenlere çağrıda bulunan Bozgeyik, Gaziantep halkından ve çocuklardan özür dilenmesi gerektiğini belirterek, "Milli değerlerimize ve çocuklarımıza sırt dönenlerin o makamları işgal etmesi kabul edilemez. Gaziantep halkından özür dileyin ve istifa edin" diye konuştu.
Tanju Özcan’dan Faruk Özlü’ye: "O giderken biz o yoldan dönüyorduk"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 23:19 Tanju Özcan’dan Faruk Özlü’ye: "O giderken biz o yoldan dönüyorduk" Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Düzce Belediye Başkanı Faruk Faruk Özlü’ye cevap vererek, "Ben kaşar bir siyasetçiyim, hem de çift kaşar. Yani o iyi bir bürokrat olabilir, yüksek eğitim de almış olabilir. Ama siyasetçi olmak farklı bir şey. O giderken biz o yoldan dönüyorduk" dedi. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün sosyal medyadan karşılıklı göndermelerine bir yenisi daha eklendi. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün son olarak Bolu’nun doğa harikaları Abant Gölü Milli Parkı ve Yedigöller Milli Parkı’na Düzce’den yol açılacağını açıkladı. Bunun üzerine Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Belediye Meclisi’nin Aralık ayı ilk oturumunda Faruk Özlü’ye cevap verdi. "Bu tartışmalar niye çıkıyor?" Faruk Özlü’nün ilk olarak ‘Bolu Dağı’nın adı Düzce Dağı olsun’ açıklamasına değinen Tanju Özcan, "Düzce’deki su hatları değişecek ‘Niye değişmedi?’ diye bana sorulmasın diye ikide bir Bolu’ya bulaşıyor. Yok, ‘Bolu Dağı’nın adı Düzce Dağı olsun’. Ya kardeşim, zaten Düzce’nin adı nereden geliyor? Düz olmasından geliyor. Şimdi, Ağrı Dağı’nın üçte ikisi Iğdır’da. Hiç Iğdırlılar ‘Ağrı Dağı yerine Iğdır Dağı diyelim’ demiyor. Bolu Dağı’nın üçte biri Düzce mülki hudutlarında kalıyor. Bu tartışmalar niye çıkıyor?" dedi. "O giderken biz o yoldan dönüyorduk" Başkan Özcan, "Düzce Belediye Başkanı şunu bilsin, ben kaşar bir siyasetçiyim. Hem de çift kaşar. Yani o iyi bir bürokrat olabilir, yüksek eğitim de almış olabilir. Ama siyasetçi olmak farklı bir şey. O giderken biz o yoldan dönüyorduk. Dolayısıyla, sen Düzce’de tartışılmasını istemediğin konular olduğunda salla Bolu’ya. Biz de cevap veriyoruz. Bir de benim üzerimden sosyal medyada takipçi kasıyor. Uyardı arkadaşlar, artık cevap vermiyorum ama cevap verenleri de kutluyorum" diye konuştu.
Başkan Kul, Avrupa Liderler Zirvesi’nde
03 Aralık 2025 Çarşamba - 22:04 Başkan Kul, Avrupa Liderler Zirvesi’nde Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) Liderler Zirvesi ve Siyasi Komite Toplantısı’na katılmak üzere Türkiye heyetiyle birlikte Malta’ya gidiyor. Zirve, 4-5 Aralık 2025 tarihlerinde Avrupa yerel yönetimlerinin temsilcilerini bir araya getirecek. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, deneyimi sayesinde uluslararası alanda yeniden görevlendirildi. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından oluşturulan resmi heyette yer alan Başkan Kul, Avrupa’nın en önemli yerel yönetim platformlarından biri olan CEMR Zirvesi’nde Türkiye’yi temsil edecek. Zirvede; demografik dönüşüm, bölgesel eşitsizlikler, yerel yönetimlerin küresel ölçekteki rolü ile 2028-2034 AB bütçe döneminde şehirlerin ve bölgelerin güçlendirilmesine yönelik öncelikler gibi kritik konular masaya yatırılacak. Zirve öncesi değerlendirmelerde bulunan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Türkiye Belediyeler Birliği çatısı altında, ülkemizi ve Karadeniz’in incisi Terme’mizi Avrupa’nın en stratejik yerel yönetim buluşmalarından birinde temsil edecek olmak bizler için büyük bir gururdur. Bu toplantıdan elde edeceğimiz bilgi ve deneyimler, ilçemizde sürdürülebilir kalkınma, bölgesel uyum ve hizmet kalitesinin artırılması gibi birçok alanda yol gösterici olacaktır. Uluslararası işbirliği fırsatlarını değerlendirerek şehrimizi geleceğe daha güçlü taşımaya kararlıyız" dedi.
Kocagöz, yılın son meclisini müjdeyle kapattı
03 Aralık 2025 Çarşamba - 17:03 Kocagöz, yılın son meclisini müjdeyle kapattı Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde gerçekleştirilen belediyenin 2025 yılının son meclis toplantısını engelli bireyler için önemli bir müjdeyle kapattı. Başkan Kocagöz’ün önerisiyle meclis gündemine taşınan Engelli Farkındalık Komisyonu kurulmasına ilişkin karar, oy birliğiyle kabul edildi. Bu güzel kararın ardından özel bireyler, meclis üyelerine kırmızı karanfillerle teşekkür etti. Kepez Belediyesi Meclisi, 2025 yılının son toplantısında 34 yazılı, 3 önerge olmak üzere 37 gündem maddesi görüşülerek, karara bağlandı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, başkanlığındaki Aralık ayı olağan meclis toplantısı; saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla açıldı. Gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce söz alan Başkan Kocagöz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39. Olağan Kurulu’na değinerek, Genel Başkan Özgür Özel’i, Antalya’dan parti meclisine giren Önder Kurnaz’ı, Antalya Milletvekili Cavit Arı ve Yüksek Disiplin kurulu üyesi Antalya Milletvekili Aliye Coşar’ı tebrik etti. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne de değinen Başkan Kocagöz, meclis toplantısında Engelli Farkındalık Komisyonu oluşturulacağına dikkat çekerek, Kepez Belediyesi olarak bugüne kadar engelli bireyler için yapılan hizmet çalışmalarını anlattı; "Bir nefes ver hayatıma Mola Evi projemizi, Orhangazi Semt Konağı’nda faaliyete geçirdik. Engellilerin spor ihtiyaçları için Pazartesi ve Cuma günleri Turgut Özal Kapalı Spor Salonu’nda spor aktivitelerini uygulamaya geçirdik. Salı ve Perşembe günleri kapalı yüzme havuzumuzun 12.00-14.00 saatlerini engelli bireylerimiz için ayırdık. Sanatsal faaliyetler içinde Çarşamba günü Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde dans, müzik, tiyatro ve güzel sanatlar alanlarında çalışmalar yapmaları için atölyeler hazırlıyoruz. Engelli ailelerinin, pazara dahi giderken çocuklarını bırakabilecek bir yerleri yok. En kısa sürede ‘Engelli Gündüz Bakım Evi’ni de faaliyete geçiriyoruz. Bununla ilgili yerimiz hazır, çalışmalara başladık, kadromuzu da kurduk. Kepez’de mevcut parkları engelli erişimine uygun hale getiriyoruz. Kaldırımlarımızı engellilerimiz için uygun hale getiriyoruz. Çünkü herkes bir engelli adayıdır. Engelli nüfusu yüzde 12, bu çok büyük bir nüfus" dedi. İç kargaşa oluşturmak isteyen yabancı servisler var Türkiye gündemine de değinerek konuşmasına devam eden Başkan Kocagöz, "Hedefteki ülke Türkiye’dir. İç kargaşa oluşturmak için yabancı servisler adeta ülkemizde cirit atmaktadır. Papa ve Papa sevdalılar neyin peşindedir bilmem. Barzani ve avanesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde boy gösteriyor. Bunlarda neyin sevdasında bilmiyorum. Eğer bu ülkenin toprak bütünlüğünü etnik köken ve mezhepsel ayrılıklarını öne çıkararak zayıflatmaya kalkılırsa net söylüyorum karşılarında büyük güçlü ve büyük Türk milletini bulurlar. Burada siyasi bir şekilde konuşmak değil, memleket için konuşmak gerekiyor. " diyerek belediye meclisinin 3 grup sözcüsünü de kutladı. "Üçünüzde vatanımıza, bayrağımıza ve milletimize sahip çıktığınızı söylediniz." Bugün her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç olduğunu dile getirerek konuşmasını sürdüren Başkan Kocagöz, "Türk’te kürte benim kardeşim, fark etmiyor. İlk önce hepimiz insanız. Hepimiz bir sazın telleriyiz. Hepimiz bir ağacın dallarıyız. Hepimiz bu konuda çok hassas olalım" dedi. Kepez’i ortak akılla yöneteceğiz Başkan Kocagöz, Kepez’deki 2024 yılı Şubat ayında yaşanan sel basınına da değinerek, yapılan hizmet çalışmalarına değindi; "Biliyorsunuz bir yağmur yağdığında Kepez’de sel su baskını olur. Bunun için gerçekten büyük bir mücadele içerisindeyiz. Kış şartların da sel, su baskınları, fırtına, yıldırım gibi meteorolojik uyarılarla oluşacak zararların en aza indirgenmesi, yapılacak mücadele ve müdahale ile ilgili etkin işler yapabilmek için Kepez Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğümüz bir mücadele ve müdahale planı hazırladı. Bunların hepsini meclis üyelerimize göndereceğiz. Önerilerinizi iletirseniz, hemen faaliyete geçirmemiz lazım" diyerek, Şubat 2024 yılında sel basan, Aralık 2024 sel basmayan Kepez’in görüntülerini meclis üyelerine gösterdi. "Sizlerinde önerilerine ihtiyacımız var, Kepez’i ortak akılla yöneteceğiz dedik. Lütfen bu konuda bize bilgi verin" diye konuştu. İsimleri Kepez’de yaşayacak Başkan Kocagöz’ün konuşmasının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi. Altınova Sinan Mahallesi Kaşlılar Sokak ile 39/1 sokak kesişimindeki parka ‘Şehit Ömer Halisdemir Parkı, Altınova Sinan Mahallesi Vadi Sokak ile Gökkaya Sokak kesişimindeki parka ‘Şehit Aybüke Öğretmen Parkı’ Ahatlı Mahallesi 3183 sokaktaki parka ‘Mehmet Akif Ersoy Parkı, Altınova Sinan Mahallesi’ndeki Ahmet sokak üzerindeki parka ‘Aşık Veysel Parkı’ ismi verildi. Meclis gündemine taşındı Ahatlı Mahallesi 3155 sokaktaki parka ‘Nene Hatun Parkı’ yine aynı mahalledeki 3157 sokak üzerindeki parka ‘Bahriye Üçok Parkı’, 3139 sokaktaki parka ‘Barış Parkı’, Çamlıbel-Göçerler Erenköy , Kanal ve Fatih Mahallelerinde yaşayan vatandaşları çoğunluğunun Korkutelili olması dolayısıyla 4906-4907 sokak kesişimindeki parka ‘Korkuteliler Parkı’ , Çamlıbel Mahallesi’ndeki parka ‘Çamlıbel Parkı’, Çamlıbel-Erenköy-Esentepe sınırlarındaki 4875 sokağa da ‘Şehitler Caddesi’ isminin verilmesi de meclis gündemine taşınarak, İsim Tespit Komisyonuna havale edildi. 2 semt evi 1 ASM geliyor Kepez Belediye Meclisi’nde Gündoğdu Mahallesi ve Altınova Sinan Mahallelerine Semt Evi, Altınova Düden Mahallesi’ne de Aile Sağlığı Merkezi kazandırılması hususunda işlemlerin yürütülmesi için Başkan Kocagöz’e yetki verildi. Kepez Belediye Meclisi’nde Engelli Farkındalık Komisyonu oluşturulması hususu da meclisin 35. gündem maddesi olarak görüşüldü. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün önerisiyse meclis gündemine taşınan madde oy birliğiyle kabul edildi. Komisyona üye olarak Ahmet Paksoy(CHP), Berna Polat(CHP), Ahmet Şahin(CHP), Cengiz Avcı (AKP) ve Cihan Ak(MHP) oy birliğiyle seçildi. Bu güzel kararın ardından özel bireyler, meclis üyelerine kırmızı karanfillerle teşekkür etti. Kepez Belediye Meclisi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde Engelli Koordinasyon Birimi Kurulması ile ilgili gündem maddesini de yeni oluşturulan Engelli Farkındalık Komisyonu’na sevk etti. Başkan Kocagöz’ün önerisi ile meclis gündemine taşınan bir başka konuda Salon Kepez’in 10 bin TL. ile ücretlendirilmesi oldu. Bu gündem maddesi de görüşülmek üzere komisyona sevk edildi.
Dışişleri Bakanı Fidan AGİT’te Türkiye’nin "barış diplomasisi"ne dikkat çekecek
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:54 Dışişleri Bakanı Fidan AGİT’te Türkiye’nin "barış diplomasisi"ne dikkat çekecek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Finlandiya’nın ev sahipliğinde 4-5 Aralık’ta Viyana’da düzenlenecek Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) 32. Bakanlar Konseyi Toplantısı’nda Türkiye’nin "barış diplomasisi"ne dikkat çekecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Finlandiya, "İlkelere Saygı, Sınamalara Mukabele ve Geleceğe Hazırlık" temasıyla yürüttüğü AGİT dönem başkanlığı görevini Ocak 2026’da İsviçre’ye devredecek. Her yıl mutat olarak dönem başkanı ülkede yapılan Bakanlar Konseyi, bu yıl istisnai olarak 4-5 Aralık’ta AGİT’in merkezi Viyana’da gerçekleştirilecek. Avrupa-Atlantik ve Avrasya güvenliği gündemde AGİT 32. Bakanlar Konseyi Toplantısı’nda Avrupa-Atlantik ve Avrasya coğrafyasındaki güvenlik durumu, AGİT bölgesinin karşı karşıya bulunduğu güncel sınamalar ve teşkilatın işleyişine ilişkin konuların ele alınması öngörülüyor. Toplantı, açılış ve kapanış bölümlerine ek olarak üç genel oturumdan oluşacak. Ayrıca resmi nitelikte bir çalışma öğle yemeği düzenlenecek. Açılışta Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, AGİT dönem başkanı Finlandiya’nın Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ve AGİT Parlamenterler Asamblesi (AGİTPA) Başkanı Pere Joan Pons söz alacak. AGİT Genel Sekreteri Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu da katılımcılara hitap edecek. Bakan Fidan’dan barış, diplomasi ve bölgesel istikrar mesajları Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın toplantının ilk gününde yapılacak ilk genel oturumda hitap etmesi öngörülüyor. Bakan Fidan’ın konuşmasında Avrupa-Atlantik ve Avrasya bölgesinin en geniş kapsamlı güvenlik teşkilatı olan AGİT’in temel değerlerinin korunması gerektiğini vurgulaması bekleniyor. Fidan’ın AGİT’in işlevselliğinin sürdürülmesine yönelik Türkiye’nin desteğini de kayda geçireceği belirtiliyor. Fidan’ın konuşmasında ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı konusunda adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasına dönük çabalara Türkiye’nin verdiği desteği ifade etmesi ve diplomatik çözüm yönünde yakalanan ivmenin korunması gerektiğine işaret etmesi öngörülüyor. Türkiye’nin taraflar arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmaya hazır olduğu mesajını yinelemesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın hitabında İsrail’in Orta Doğu’daki saldırganlığına ve Gazze’de yaşanan insani felakete dikkat çekmesi, Filistin-İsrail meselesinin ancak iki devletli çözüm temelinde kalıcı bir barışa kavuşturulabileceğini vurgulaması da bekleniyor. Fidan’ın ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan’ın ortak çabalarıyla mümkün olan Minsk Süreci ve bağlı yapıların lağvedilmesine ilişkin kararın önemli bir başarı olduğunu dile getirmesi öngörülüyor.
Başkan Kotan: "Bizim farkındalığımız engelliler günü ile sınırlı değil"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:45 Başkan Kotan: "Bizim farkındalığımız engelliler günü ile sınırlı değil" Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde farkındalık amacıyla Konyaaltı Belediyesi bünyesinde görev yapan özel gereksinimli personel ile bir araya geldi. Kotan, "Hayata karşı vermiş olduğunuz mücadele, direniş ve olumsuz şartlara karşı götürdüğünüz süreçler bizim için çok önemli ve her zaman için de bu yolculukta sizlere eşlik ediyoruz" dedi. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Konyaaltı Belediyesi’nde görev yapan özel gereksinimli personel ile buluştu. Buluşmada personelin taleplerini dinleyen Başkan Kotan, Konyaaltı’ndaki eşit ve erişilebilir yönetim anlayışının temelini ilk olarak Konyaaltı Belediyesi’nde attıklarını vurguladı. Özel gereksinimli personeliyle duyduğu gururu dile getiren Kotan, kendileriyle çalışmaktan memnun olduklarını ve yolculuklarında daima beraber olduklarını da ifade etti. Başkan Cem Kotan ile bir araya gelen Konyaaltı Belediyesi personeli ise kendilerini geri planda bırakmadığı için Kotan’a teşekkürlerini iletti. "Yıllardır sizlerle birlikteyim" Konyaaltı Belediyesi’nde görev yapan özel gereksinimli bireyler için birçok iyileştirme ve pozitif çalışmalar yaptıklarını ve buna devam edeceklerini vurgulayan Başkan Cem Kotan, "Biliyorsunuz ben yıllardır sizlerin içerisindeyim. Derneklerimizin içerisindeyim, sizlerle birlikteyim. Sizlerle en çok görüşen belediye başkanlarından bir tanesiyim. Personelimiz bizim için kıymetli. Siz bizim için iki kat daha kıymetlisiniz. Hayata karşı vermiş olduğunuz mücadele, direniş ve olumsuz şartlara karşı götürdüğünüz süreçler bizim için çok önemli. Her zaman için de bu yolculukta sizlere eşlik ediyoruz. Biz konfor alanlarımız artarken sizlerin de artması taraftarıyız. Zaten hayatın bir zorluğunu çekiyorsunuz. Bu zorlukta biz sizlere nasıl yardımcı olabiliriz Belediye Başkanı olarak da Konyaaltı Belediyesi olarak da bunları düşünerek hareket ediyoruz" dedi. "Eşit şartlarda yaşayabileceğimiz bir ortam için çalışıyoruz" Pozitif ayrımcılığın artmasının gerekliliğine dikkat çeken Kotan, "Konyaaltı Belediyemiz bünyesinde bunu başaramazsak Konyaaltı’nda başarma şansımız yok. Bizim bunu başardığımızı düşünüyorum. Bizim meselemiz sadece 3 Aralık mevzusu değil. Bizim meselemiz engelli dostlarımızın yani sizlerin engelleri aşması. Eşit şartlarda yaşayabileceğimiz bir ortam için çalışıyoruz. Size her noktada saygı duyuyoruz. Sizlerle çalışmaktan çok memnunuz. Hepinizin hayata karşı ayrı ayrı bir başarı hikayeniz var. Dediğim gibi bu hayat yolculuğunda birlikte hareket etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Buluşmada söz alan Konyaaltı Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü personeli Irmak Çırakman ise "Bizi geri planda bırakmadığınız için, görünebilir kıldığınız için, diğer arkadaşlarımızla bizim eşit şartlarda çalışmamızı sağladığınız için çok teşekkür ediyorum. Umarım herkesin bizlerin farkında olduğu, bilinçli davrandığı ve bize engel oluşturmadığı bir Türkiye standartları oluşur. Biz kurum olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Çok sağlıklı bir kurumda çalışıyoruz. Bu yüzden biz çok şanslıyız size çok teşekkür ediyorum" dedi.
Bakan Uraloğlu: "10 milyondan fazla engelli yolcumuz ücretsiz seyahat hakkından yararlandı"
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:42 Bakan Uraloğlu: "10 milyondan fazla engelli yolcumuz ücretsiz seyahat hakkından yararlandı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Son 10 yılda YHT ve ana hat trenlerinde 10 milyondan fazla engelli yolcumuz ücretsiz seyahat hakkından yararlandı" dedi. Engelliler, Yaşlılar ve Hareket Kısıtlı Bireylere Destek ve İletişim Eğitimi Programı lansmanı, Ankara’da bulunan Yüksek Hızlı Tren (YHT) Garı’nda gerçekleşti. Lansmana Bakan Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Taşımacılık ile Türkiye Sakatlar Federasyonu yetkilileri, personel ve engelli bireyler katıldı. Konuşmasında ‘Engelliler, Yaşlılar ve Hareket Kısıtlı Bireylere Destek ve İletişim Eğitimi’nin meyvelerinin toplandığını vurgulayan Bakan Uraloğlu, "2023’ten bu yana gişe, kabin ve Turuncu Masa’da görev yapan toplam 256 personelimiz bu eğitimi almıştı. Şimdi de 83 arkadaşımız daha bu eğitimi tamamlayarak aramıza katıldı. Toplamda 339 arkadaşımız artık yalnızca görevini yapmıyor; engelli bir vatandaşımızın gözüne bakarak ‘Size nasıl yardımcı olabilirim?’ diyebiliyor, işaret dilinde ‘Hoş geldiniz’ diyebiliyor. Bir tekerlekli sandalye kullanıcısına en güvenli ve saygın şekilde refakat edebiliyor. İşte bu, farkındalığın somut halidir" ifadelerini kullandı. "Turuncu Masa hizmetimizi havalimanlarımızda da başlattık" Erişilebilir Ulaşım Stratejisi ve Eylem Planı ile herkes için erişilebilir bir ulaşım sisteminin yol haritasının oluşturulduğunu belirten Uraloğlu, "Bu plan, 6 stratejik amaç, 14 hedef ve 33 eylemle toplumda farkındalığı artırmaktan altyapı iyileştirmelerine, teknoloji tabanlı çözümlerden ulaşım türleri arasındaki entegrasyona kadar kapsamlı bir vizyon sunuyor. 2019 yılından bu yana Turuncu Masa Erişilebilir Ulaşım Hizmet Noktası uygulamamız da engelli vatandaşlarımızın YHT garlarında güvenli ve destekli yolculuk yapmalarını sağlıyor. Yerli ve Milli Elektrikli Tren setlerimizi ise baştan sona erişilebilir tasarladık, 26 YHT garımızda Turuncu Masa hizmeti veriyoruz. Bugüne kadar da 82 binin üzerinde yolcumuza destek olduk. TCDD Genel Müdürlüğümüz de 2017 yılından beri yürüttüğü ‘Engelsiz Demiryolu’ yaklaşımıyla gar, istasyon ve peronlarda kapsamlı bir erişilebilirlik dönüşümü gerçekleştirdi. 2025 itibarıyla 113 gar ve istasyonda erişilebilirlik projesi hazırlandı, 92’sinde uygulamalar tamamlandı ve 9 binaya Erişilebilirlik Belgesi alındı. Havalimanlarımızda da erişilebilirlik standartlarını yaygınlaştırdık. Turuncu Masa hizmetimizi havalimanlarımızda da başlattık. 38 havalimanımız ‘Engelsiz Havalimanı Kuruluşu’ unvanına, 41 havalimanımız ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan Erişilebilirlik Belgesi’ne sahiptir" diye konuştu. "10 milyondan fazla engelli yolcumuz ücretsiz seyahat hakkından yararlandı" Bakan Uraloğlu, son yıllarda verilen hizmetlerle ilgili şu bilgileri verdi: "Son 10 yılda YHT ve ana hat trenlerinde 10 milyondan fazla engelli yolcumuz ücretsiz seyahat hakkından yararlandı. Karayolu ulaşımında da 2024’te 1,8 milyon, 2025 yılı ilk 11 ayında ise 1 milyon 671 bin engelli vatandaşımız şehirlerarası otobüslerde yüzde 40’a varan indirimlerden faydalandı. Herkes İçin Hareketlilik mobil uygulaması ile engelli bireylerin ulaşım süreçlerini kolaylaştıracak dijital çözümler de geliştiriyoruz. ‘Herkes için Engelsiz Ulaşım’ temalı 12 Ar-Ge projesine 100 milyon lira destek sağladık. Bu projeler, yapay zeka ve görüntü işleme tabanlı trafik sinyalizasyon sistemlerinden gerçek zamanlı rehberlik sistemlerine kadar yenilikçi çözümler sunuyor. Denizcilik sektöründe de ‘Engelsiz Denizler Projesi’ ile yolcu gemilerinde rampalı girişler, asansörler ve engelli tuvaletleri zorunlu hale getirdik. Haberleşme sektöründe, e-Devlet Kapısı’nda işaret diliyle destek sunan Engelsiz Çağrı Merkezi’ni hayata geçirdik. PTT eliyle 2024 yılında 467 bin, bu yıl ekim ayı sonu itibarıyla da 315 bin engelli vatandaşımız aylıklarını evlerinde teslim aldı. Ayrıca ülkemizdeki tüm internet servis sağlayıcıları tarafından yüzde 40 ve üzeri engel oranı bulunan engelli vatandaşlarımıza internet hizmetlerinde yüzde 25 indirim sunuyoruz. Türkiye Kart ile engelli ve gazi vatandaşlarımıza ulaşımda da yeni imtiyazlar sağlıyoruz." Bakan Uraloğlu, yarın TCDD’nin 169’uncu kuruluş yıl dönümüne ithafen 169 engelli vatandaşın YHT ile Konya’ya uğurlanacağını ve bu tür projelerin artarak devam edeceğini dile getirdi. Bakan Uraloğlu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü en içten duygularıyla kutladığını ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler getirecek ’11. Yargı Paketi’ Adalet Komisyonu’nda
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:36 Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler getirecek ’11. Yargı Paketi’ Adalet Komisyonu’nda TBMM Adalet Komisyonu, "11. Yargı Paketi"ni görüşmek üzere toplandı. Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, "Teklifle toplumun huzur ve sükununu bozan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan eylemlerle daha etkin mücadele edilebilmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmaktadır. Cezaların caydırıcılığının arttırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarının cezaları arttırılmaktadır" dedi. Adalet Komisyonu, 11. Yargı Paketi’ni görüşmek üzere AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel başkanlığında toplandı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Yüksel, adaletin insanlık tarihinin en kadim arayışı, meşruiyetin yegane kaynağı ve toplumsal huzurun sarsılmaz teminatı olduğunu söyleyerek, "Tarih boyunca medeniyetler adaletin tesis edildiği ölçüde yükselmiştir. Bu nedenle adalet kavramı toplumsal barışı ayakta tutan her bir vatandaşın geleceğe güvenle bakmasını ve devletin meşruiyetini sağlayan en temel değer olarak kabul edilmektedir. Yine biliyoruz ki hukuk, raflarda tozlanmaya terk edilmiş duran bir metinler büyüklüğü değildir. Toplumun değişen ihtiyaçları doğrultusunda sürekli yenilenmekte, gelişmekte ve dönüşmektedir. Bu doğrultuda sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla yaşandığı çağımızda hukukun bu değişime seyirci kalması düşünülemez. Zamanın ruhunu yakalayamayan, toplumun ihtiyaçlarına cevap veremeyen kurallar adaleti sağlamak bir yana, adaletsizliğin bizzat kaynağı haline gelmektedir. Bu şuurla hukuk sistemimizi sürekli olarak yenilemek, geliştirmek ve günün koşullarına göre şekillendirmek gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Yüksel, şöyle konuştu: "Çağın getirdiği yeni suç tiplerine karşı savunmasız kalan, dijital dünyanın tehditlerini görmezden gelen veya mağduriyetleri etkili bir şekilde gideremeyen bir hukuk sistemi idealimizdeki güçlü toplum, güçlü devlet ilkesiyle asla bağlaşmayacak. Organize suçlara, toplumsal huzursuzluğa sebep olan eylemlerden ekonomik düzeni tehdit eden girişimlere kadar her alanda mevzuatımız vatandaşımızı koruyacak güçte ve yeterlilikte olmalıdır. Değişen ve gelişen toplumsal dinamikler, teknolojik yenilikler ve ekonomik hayatın gereksinimleri yönetilerek ceza ve adalet sisteminin etkinliğinin ve caydırıcılığının takip edilmesi bu doğrultuda amaçlanmaktadır. İşte bu vizyonla hazırlanan düzenlemeler sadece bugünün sorunlarını çözmeyi değil, yarının güçlü ve adil Türkiye’sinin hukuki at yapısını kurmayı hedeflemektedir." Teklifin 38 maddeden oluştuğunu belirten Yüksel, 12 kanunda değişiklik öngörüldüğünü ifade etti. Yüksel, "Teklifle ilk olarak toplumun huzur ve sükununu bozan, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehlikeye atan eylemlerle daha etki mücadele edilebilmesi amacıyla Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmaktadır. Cezaların caydırıcılığının arttırılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarının cezaları arttırılmaktadır. Şayet örgüt faaliyetlerinde çocuklar araç olarak kullanılırsa, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar arttırılması hüküm altına alınarak, çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Halk arasında korku ve paniğe yol açan meskun mahallarda silahla ateş etme suçunun cezası arttırılmaktadır. Kurusıkı silahlar da bu suç kapsamına alınmaktadır. Özellikle bu suçun düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi toplu alanlarda işlenmesi halinde ceza yarı oranında arttırılmakta ve bu suç seri muhakeme usulünden çıkarılmaktadır. Örgütlü keyfi davranışlarla vatandaşların seyahat özgürlüğünü engelleyen yol kesme fiillerine karşı sert tedbirler getirilmekte. Hukuka aykırı bir davranışla bir aracı durduran veya hareket etmesini engelleyen kişilere bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı başka bir yere götüren kişilere ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmek süretiyle trafikte yol kesme eylemi, müstakil ve ağır bir suç haline getirilmektedir. Ayrıca taksirle yaralama suçu için öngörülen cezaların alt ve üst sınırları arttırılmaktadır. Ayrıca teknolojinin gelişimiyle birlikte artış gösteren siber suçlar ve doğal dolandırıcılık yöntemlerine karşı vatandaşların mağduriyetini önleyici tedbirler geliştirilmektedir" dedi.