POLİTİKA
21 Nisan 2026 Salı - 21:12 Türkiye ile Zambiya arasında KEK Toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde Türkiye ile Zambiya arasında Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 2’nci dönem toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye-Zambiya Karma Ekonomik Komisyonu toplantı tutanakları ve çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmaları imzalandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde Türkiye ile Zambiya arasında Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 2’nci Dönem Toplantısı gerçekleştirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Zambiya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Mulambo Haimbe ile birlikte iki ülkenin ekonomik, ticari ve sosyal iş birliği alanlarının kapsamının geliştirilmesi noktasında önemli anlaşmalara imza attı. İmzalanan anlaşmaların yanı sıra ticaret hacminin artırılması, karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi ve yeni anlaşmalarla iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde de önemli kararlar alındı. Taraflar, ortak fayda ve kazan-kazan anlayışı doğrultusunda somut projeler üzerinde mutabakata varırken, ilişkilerin kurumsal çerçevesinin daha da güçlendirilmesi hedefi vurgulandı. Türkiye ve Zambiya Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) II. Dönem Toplantısı kapsamında konuşma gerçekleştiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türkiye’nin Afrika kıtasına verdiği önemin bir göstergesi olarak 2003 yılında Afrika Stratejisi’ni hayata geçirildiğini hatırlatarak, "Kıta ile ilişkiler karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve kazan-kazan anlayışı temelinde geliştirmiştir. Bu stratejik vizyon sayesinde Türkiye, Afrika’daki ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesine katkı sağlarken kıta ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve beşeri iş birliğini önemli ölçüde ilerletmiştir. Günümüzde Afrika’nın 44 ülkesinde büyükelçiliğimiz, Türkiye’de ise 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği bulunmaktadır. 2003 yılında 5,4 milyar dolar seviyesinde olan Türkiye-Afrika ticaret hacmi, 2025 itibarıyla yaklaşık 40 milyar dolara ulaşmıştır. Afrika’daki doğrudan yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar dolara ulaşmış, Türk müteahhitleri de kıta genelinde iki binden fazla projeye imza atarak yaklaşık 100 milyar dolarlık bir iş hacmi gerçekleştirmiştir" dedi. "Zambiya’daki Türk yatırımları ile 4 bin istihdam sağlandı" Türkiye ile Zambiya arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 32 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Bakan Işıkhan, "Ülkelerimiz arasındaki ticaret potansiyeli, kuşkusuz bundan çok daha fazlasıdır. Bu çerçevede, düzenli olarak gerçekleştirilecek KEK Toplantılarının, iş forumlarının, ticaret heyetlerinin, karşılıklı fuarlara katılımların ticaret hacmimizi çok daha yukarı taşıyacağına inanıyorum. Türk firmalarının Zambiya’daki yatırımlarının piyasa değeri 70 milyon dolara ulaşmış olup yaklaşık dört bin Zambiya vatandaşına istihdam sağlamaktadır. Bu tablo, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak beni ayrıca memnun etmektedir" şeklinde konuştu. "Zambiya ile hem ticaret hem de gönül bağı güçlendirildi" Zambiya ile ilişkilerinin hukuki altyapısını da güçlendirmeye devam ettiklerini vurgulayan Işıkhan, "Türkiye ile Zambiya arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşması yürürlüktedir. Bugün de Sayın Bakan ile, çok önemli bir adım olan ‘Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nı imzalayacağız. Bu anlaşmaların, karşılıklı yatırımlara ivme kazandıracağına hiç şüphem yok. Zambiya ile kalkınma ve eğitim iş birliğimiz de giderek güçlenmektedir. TİKA’mız, Türkiye Burslarımız ve geçtiğimiz yıl faaliyete geçen Lusaka Uluslararası Maarif Okullarımız aracılığıyla Zambiyalı dostlarımızın Türkiye ile gönül bağlarını güçlendirici çalışmalar yürütüyoruz" diye konuştu. Toplantı ile ortak fayda temelinde, birçok alanda iki ülkenin iş birliğini değerlendirilip önümüzdeki döneme ilişkin somut adımları belirlediklerini söyleyen Bakan Işıkhan, Türkiye olarak alınan kararları titizlikle takip edeceklerini ve süratle hayata geçireceklerini vurguladı. Toplantının ardından iki ülke arasındaki ticareti daha da güçlendirmesi hedeflenen Türkiye - Zambiya Karma Ekonomik Komisyonu Toplantı Tutanakları ve Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi anlaşmaları imzalandı.
Bakırhan: "Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir"
02 Aralık 2025 Salı - 15:15 Bakırhan: "Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir" DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "4 Aralık’ta komisyon yeniden toplanacak. Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir" dedi. Bakırhan, partisinin grup toplantısında konuştu. Bakırhan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye değinerek, "4 Aralık’ta komisyon yeniden toplanacak. Görüşme tutanaklarının yalnızca üyelerle değil kamuoyuyla da paylaşılması, şeffaflık sağlanması ve toplumun rahatlaması için gereklidir. Bu toprakların yaralarını saran, özgürlüğü inşa eden demokratik raporlar bekliyoruz; çözüm odaklı raporların hızla yasalara dönüşmesi için ilk ve tarihi sorumluluk Sayın Kurtulmuş’ta ve komisyondadır" diye konuştu. Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ’Stockholm sendromu’ söylemine ilişkin, "Biz Meclis’te barış için yasa konuşurken, sokaklarda barışı toplumsallaştırırken siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler kullanıyorsunuz? Biz bu coğrafyada halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler olarak celladı mezarlıklarımızdan, faili meçhullerden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz o zindanlardan iyi biliriz. Cellatlığımıza soyunan çok oldu ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecek. Cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız" şeklinde konuştu. Bakırhan, Kuzey ve Doğu Suriye yönetiminin yönetim arayışını sürdürdüğünü belirterek, "Kuzey ve Doğu Suriye’den özellikle Türkiye’ye uzanan bir dostluk eli var, artık bu elin tutulması gerekir. DEM Parti’nin bu hafta sonu düzenleyeceği uluslararası konferansa Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Ofisi Eş Başkanı İlham Ahmed davet edildi. İlham Ahmed’in Türkiye’ye gelip gelemeyeceği konusunda henüz bir dönüş sağlanmadı. Bırakın gelsin, sorusu olan sorusunu sorsun, endişesini getirsin, diplomasi bunun için var. Çözümden kaçmak, Kürtlerin Suriye’de elde edeceği kazanımlardan kaçmak kimseye kazandırmaz; getirin, oturun, konuşun, anlaşın" diye konuştu.
Başkan Kurnaz: "Maksat hayvan sevmek değil, siyaset yapmak"
02 Aralık 2025 Salı - 12:30 Başkan Kurnaz: "Maksat hayvan sevmek değil, siyaset yapmak" Samsun’un İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, geçen günlerde telef olan 9 köpek hakkında açıklamada bulunan CHP’li meclis üyelerine tepki göstererek, "Maksat hayvan sevmek değil, siyaset yapmak" dedi. Geçen günlerde İlkadım ilçesinin Kadamut Mahallesi’nde 9 köpek bir çöp konteynerinde telef olmuş halde bulunmuştu. Konu hakkında hem valilik hem de savcılık tarafından başlatılan soruşturma sürerken, köpeklerden alınan örnekler de adli tıp kurumunda incelemeye alındı. 5 gündem maddesinin görüşüldüğü İlkadım Belediye Meclisi Aralık Ayı Toplantısı’nda konuyu meclise taşıyan CHP’li meclis üyeleri, "Sorumlular bulunsun" yazılı afiş göstererek, köpeklerin neden öldüğünü sordular. Başkan İhsan Kurnaz da yaptığı açıklama ile iddialara cevap verdi. "Maksat hayvan sevmek değil, siyaset yapmak" Konunun CHP’liler tarafından siyaset malzemesi yapıldığına dikkat çeken Başkan İhsan Kurnaz, "Muhalefetin açıklamalarını esefle dinledim. Uzun süredir birbirimizi tanıyoruz. Nasıl gayret ettiğimizi siz de biliyorsunuz. Üzülerek şunu gördüm ki; maksat hayvan sevmek değil, siyaset yapmak. Orada 9 canımızın görüntüsü sizden fazla beni üzdü. Gördüm ki maksat hayvanları korumak değil. Maksat, ‘böyle bir şey yakaladık, bunun üstüne çullanalım, bunun üstünden siyaset yapalım.’ Bu hayvanlara hiçbir katkı sağlamaz. 17 ilçe içerisinde sokak hayvanlarını soğuktan, açlıktan, perişan olmaktan kurtaralım diyen bir belediyeyiz. 20 gün önce meclis üyeleri barınağa götürüldü. Oradaki şartları gördüler. Biz mükemmel bir şey yaptık demedik. Yeni başladık. İlgili kurumlar hayvan misafir etmeye başlayabileceğimizi söylediler, biz de başladık. Eksiklerimiz olabilir, çünkü tecrübemiz yok. Ama bu hayvanlarımız için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Hayvanlarımızı sokaklarda sefil olmaktan kurtaracağız. Eksiklerimizi de tamamlayacağız. Bunlar konuşuldu. Ancak o gün sanki burada bir hayvan katliamı yapılıyor gibi göstermek, insanları oraya toplayıp bir basın açıklaması yapmak beni çok üzmüştür. Benim olduğum yerde hiçbir canlıya kimsenin zarar veremeyeceğini siz de benim kadar biliyorsunuz. Siyaseten bunu yaptınız ve buna çok üzüldüm" diye konuştu. "Hayvanları SBB barınağına sevk ettik, rehabilite çalışmalarının ardından geri alacağız" Barınaktan kaçan hayvanların olduğunu ve barınakta gerekli yenilikleri yapmak için kurumların görüşleri neticesinde yenileme çalışmaları başlattıklarını belirten Kurnaz, "Bu görüntüler tabii ki hoş değil. Eğer personelimizden kaynaklı bir ihmal olmuşsa, valilik ve savcılık olayı soruşturuyor. Bu soruşturmalar bittiğinde hepsini bir araya getireceğiz. Kimin ne ihmali varsa sonunu kadar onun cezasını çekecektir. Asla buna müsamaha etme durumu söz konusu değildir. Sanki burada sistemli bir şekilde hayvanlara kötü muamele yapılıyormuş gibi lanse etmek doğru değil. Oraya getirdiğimiz hayvanlara gözümüz gibi bakıyoruz. Biz o hayvanları işkence yapalım diye mi topluyoruz oraya? Böyle bir şey mümkün mü. Hayvanlara mama aldık. Her sokak hayvanı yem yemiyor diye mama veriyoruz. Veterinerlik ve üniversitenin ilgili fakültesinin önerileri ile yeniden bir rehabilitasyon çalışması başlattık. Hayvanlarımızı SBB barınağına sevk ettik. Yakın zamanda 1 ay içerisinde tamamlayıp, tekrardan hayvanlarımızı misafir etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Meclis, 5 maddenin ilgili komisyonlara sevk edilmesinin ardından sona erdi.
NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Bakan Fidan’dan "adil, kalıcı bir barış" diplomasisi şart vurgusu
02 Aralık 2025 Salı - 12:01 NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Bakan Fidan’dan "adil, kalıcı bir barış" diplomasisi şart vurgusu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 3 Aralık’ta Brüksel’de düzenlenecek NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılacak. Toplantıda Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere Avrupa-Atlantik güvenliğine ilişkin kritik başlıkların ele alınması bekleniyor. Bakan Fidan’ın toplantı kapsamında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Marta Kos, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper ve İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares’in yanı sıra çeşitli mevkidaşlarıyla ikili temaslarda bulunması öngörülüyor. Geçen haziran ayında yapılan Lahey Zirvesi’nin sonuçlarının değerlendirileceği toplantı, Türkiye’nin 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi’ne yönelik hazırlıklarda Dışişleri Bakanları düzeyindeki ilk görüş alışverişine zemin oluşturacak. İlk oturumun gündemi: Rusya-Ukrayna savaşı ve Avrupa-Atlantik güvenliği NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı iki oturum halinde yapılacak. İlk oturumda sadece NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları yer alacak. Bu bölümde İttifak’ın öncelikli gündem maddeleri ele alınacak; başta Rusya-Ukrayna savaşı olmak üzere Avrupa-Atlantik güvenliğinde son dönemde yaşanan gelişmeler masaya yatırılacak. Müttefik bakanların NATO’nun doğu kanadındaki gelişmelerin yanı sıra İttifak’ın güney yönlü politikaları, Balkanlar’daki durum ve Asya-Pasifik bölgesindeki dinamiklerin Avrupa-Atlantik güvenliğine etkileri hakkında görüş alışverişinde bulunmaları bekleniyor. Bakan Fidan’ın bu oturumda Türkiye’nin güçlü ve modern askeri kabiliyetleri ile savunma sanayisi aracılığıyla NATO’ya ve Avrupa güvenliğine yaptığı katkıları aktaracağı, Ankara Zirvesi hazırlıklarına ilişkin bilgi vereceği ifade ediliyor. Fidan’ın ayrıca NATO’nun Avrupa sütununu güçlendirmeye yönelik çabaların tekrara düşmeyen, tamamlayıcı nitelikte olması gerektiğini vurgulaması; AB’nin savunma girişimlerinin Birlik üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık tutulması gerektiğini dile getirmesi bekleniyor. Türkiye’nin savunma sanayii iş birliğinin önemine dikkat çekerek müttefikler arasındaki tüm engellerin kaldırılması beklentisini yinelemesi ve NATO’ya katkıları çerçevesinde bu yıl Ekim ayında ikinci kez üstlenilen KFOR Komutanlığı’na atıfta bulunması da öngörülüyor. İkinci oturum: NATO-Ukrayna Konseyi Toplantının ikinci ve son oturumunu NATO-Ukrayna Konseyi oluşturacak. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın da katılması planlanan oturumda, Rusya-Ukrayna savaşındaki mevcut durum, barış çabaları ve Ukrayna’daki reform süreci görüşülecek. Bakan Fidan’ın bu oturumda Türkiye’nin Ukrayna’nın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini tekrarlaması ve Ukrayna’ya sağlanan yardımlara ilişkin bilgi vermesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca savaşın sonlandırılması ve "adil, kalıcı bir barış" için diplomasiye alan açılması gerektiğini vurgulayacağı; Türkiye’nin son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini aktararak barış sürecine her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade edeceği değerlendiriliyor.
Başkan Balaban açılış öncesi projeleri yerinde inceledi
02 Aralık 2025 Salı - 11:09 Başkan Balaban açılış öncesi projeleri yerinde inceledi Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, önümüzdeki günlerde yapılacak toplu açılış töreniyle hizmete girecek projeleri yerinde inceledi. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, ilçede hayata geçirilecek yeni tesislerin açılış öncesi hazırlıklarını bizzat takip etti. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, önümüzdeki günlerde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de katılımıyla yapılacak toplu açılış töreni öncesi projeleri yerinde inceleyerek son durumu değerlendirdi. İncelemelere Başkan Yardımcısı Yusuf Ataç ile Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şaver Yüksel de eşlik etti. Başkan Balaban güne Muradiye’de bulunan İsmail Çullu Çocuk Kültür ve Sanat Merkezi’ni ziyaret ederek başladı. Merkez personeli ve eğitim alan miniklerle sohbet eden Başkan Semih Balaban, merkezin, çocukların sosyal ve kültürel gelişimi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ardından Muradiye Sağlık Merkezi’nde incelemelerde bulunan Başkan Balaban, eksiklerin hızla giderilmesi için talimatlarını verdi. Muradiye’de yapımı tamamlanma aşamasına gelen Kadın Kafe çalışmalarını yerinde inceleyen Belediye Başkanı Balaban, ardından Gülser Çullu Çocuk Kültür ve Sanat Merkezi’ni ziyaret ederek ekiplerden bilgi aldı. Başkan Balaban’ın son durağı ise açılış için hazırlıkları süren Refakatçi ve Kadın Konukevi oldu. Tesiste yapılan çalışmaları ayrıntılı şekilde inceleyen Balaban, konukevi ve refakatçi biriminin ilçede önemli bir ihtiyacı karşılayacağını söyledi. "Yunusemre için çalışmaya devam edeceğiz" Projelerin kısa süre içerisinde hizmete gireceğini duyuran Başkan Semih Balaban ziyaretlere ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Yunusemre’de hayata geçirdiğimiz her proje, vatandaşımızın yaşam kalitesini yükseltmek için attığımız bir adımdır. Çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve ihtiyaç sahiplerimiz için oluşturduğumuz bu tesisler sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerindendir. CHP Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in de katılacağı toplu açılış töreni öncesi her bir projeyi yerinde inceleyerek son hazırlıkları tamamlıyoruz. Şimdiden Yunusemre’mize hayırlı olsun. Toplu açılış tarihini ayrıca duyuracağız."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir"
02 Aralık 2025 Salı - 11:03 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sempozyumun önüne çıkarılan ve adeta şova dönüştürülen mesnetsiz övgü yağmurları ve abartılı iltifatlar, bunun yanında vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün’e yaptığı açıklamada, "Terörsüz Türkiye" hedefinin artık geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu vurguladı. Bahçeli, provokasyon girişimlerine sert tepki gösterirken Mesut Barzani’nin Şırnak’taki sempozyumunu da eleştirdi. "Ok yaydan çıkmıştır" Terörsüz Türkiye hedefinin, Cumhuriyet tarihinin en müessir adım ve atılımı olduğunu belirten Bahçeli, "Terörsüz Türkiye milli ve tarihi bir hedeftir. Hedefle ilgili taviz, tehir veya en küçük tereddüt asla söz konusu değildir. Ok yaydan çıkmıştır. Gemiler yakılmıştır. Kararlığımız aşınmaz ve tartışılmaz düzeydedir" ifadelerini kullandı. "Millete ve devlete yönelik karşı direniş olarak yorumlamak kaçınılmazdır" "Terörsüz Türkiye" sürecinde provokasyon peşinde olanların heveslerinin kursaklarında kalacağına dikkati çeken Bahçeli, "Bu yüksek seviyeyi heba ve heder etmeye kimsenin hakkı yoktur. Aksi istikametteki tavır ve tutumları millete ve devlete yönelik karşı direniş olarak yorumlamak kaçınılmazdır. Tarihi bir fırsat eşiği önümüzdedir" açıklamasını yaptı. "Topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir" Mesut Barzani’nin Şırnak’ta katıldığı sempozyumun şova dönüştürüldüğünü belirten Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Sempozyuma Barzani’nin misafir olarak katılımına diyeceğim bir şey yoktur. Ağırlanması milletimizin alicenaplığının ve misafirperverliğinin alametidir. ‘Terörsüz Türkiye’ karşılıklı saygı ve sevginin, birlik ve dayanışmanın coğrafyamızı yoğuran vuslat hamurudur. Fakat Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hak ve hukuku maalesef çiğnenmiştir. Adına ister protokol kuralları deyin, ister teamül deyin, ne var ne yok ihlal edilmiştir. Barzani’nin an itibariyle herhangi bir devlet görevi yoktur. Sadece misafir olarak ülkemize giriş yapmıştır. Buna rağmen Sempozyumun önüne çıkarılan ve adeta şova dönüştürülen mesnetsiz övgü yağmurları ve abartılı iltifatlar, bunun yanında vatan topraklarımızda yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahla ortalıkta dolaşmaları tek kelimeyle rezalettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin vakarına, saygınlığına, tarihi itibarına ve egemen vasfına taammüden saldırıdır. Devletimiz, ülkemize gelen her misafiri koruyacak güç, kabiliyet ve yeterliliktedir. Ayrıca ülkemize gelen yabancı korumaların taşıyacakları veya kullanacakları silahların marka, miktar ve çaplarının daha önceden Türkiye’ye bildirilmesi esastır. Fakat ülkemize yabancı asker ya da korumaların üniformalı vaziyetleriyle uzun namlulu silah getirmeleri diye bir şey yoktur. Şunun bilinmesinde özellikle yarar olacaktır; Türk milletinin helali hakkı olan ve şehit kanlarıyla sınırları çizilen aziz vatanımızın hiçbir şekilde tartışmaya açılmasına, üzerinde hesap yapılmasına, sis ve şaibeye havale edilmesine tahammül edemeyiz. Asla hoş göremeyiz. Misafir başımızın üstündedir, ama adı üstünde sadece misafire kapımız açıktır. Bunun haricinde topraklarımız üzerinde kuşku uyandıracak her muamele ve potansiyel müdahaleye prim veya geçit vermeyiz, vermeyeceğiz." ‘Terörsüz Türkiye başarılı olmazsa darbe mekaniği devreye girer’ iddialarına da tepki gösteren Bahçeli, "İftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez. Birlikte olursak çok daha güçlü oluruz. Türk ile Kürt’ün ortak geleceği, ortak geçmişinin anılarıyla, ahlaki ve manevi rabıtasıyla oluşacaktır. MHP içinden şahsıma darbe yapılacakmış. Demokrasi sevdalısı Milliyetçi-Ülkücü Hareket’ten nasıl darbeci çıkacak, işin doğrusu gülümseyerek düşündüm. İftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez. Bunların hepsi fasa fiso" dedi.
BAE’nin "Birlik Günü" Ankara’da kutlandı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 22:30 BAE’nin "Birlik Günü" Ankara’da kutlandı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) "Birlik Günü", Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. Resepsiyona katılan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Birleşik Arap Emirlikleri, kısa sayılabilecek bir sürede dünyada örnek gösterilecek bir kalkınma ve başarı hikayesi ortaya koymuştur. Bu etkileyici yükselişin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğine yürekten inanıyoruz" dedi. BAE’nin Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri’nin ev sahipliğinde ATO Congressium’da "Birlik Günü" resepsiyonu düzenlendi. Resepsiyonun açılışında konuşan BAE’nin Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri, Türkiye ile BAE arasındaki ilişkilerin son yıllarda "dikkat çekici bir ivme" kazandığını belirterek, kültürel işbirliğinin de bu süreci güçlendirdiğini kaydetti. Ez-Zahiri, Ankara’da düzenlenen El-beytü’l Emirati (Emirati Evi) etkinliğinin iki ülke halkları arasında kültürel bağları derinleştirdiğini belirterek, "El-beytü’l Emirati, Emirati kültürünü, özgün mirasını ve misafirperverlik ruhunu tanıtan açık bir kültürel mekân oldu. Canlı etkinlikler ve ilham verici hikâyelerle iki ülke halkları arasındaki kültürel bağı daha da güçlendirdi" dedi. Büyükelçi ez-Zahiri, BAE’nin bölgesel ve uluslararası düzeyde istikrar, işbirliği ve diyaloğu destekleyen bir ülke olarak küresel rolünü artırmaya devam ettiğini vurguladı. "BAE, kısa bir sürede dünyada örnek gösterilecek bir kalkınma ve başarı hikayesi ortaya koymuştur" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, konuşmasında BAE’nin kısa sürede ortaya koyduğu dönüşümün "örnek bir kalkınma hikâyesi" olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Birleşik Arap Emirlikleri, kısa sayılabilecek bir sürede dünyada örnek gösterilecek bir kalkınma ve başarı hikayesi ortaya koymuştur. Bu etkileyici yükselişin önümüzdeki dönemde de güçlenerek devam edeceğine yürekten inanıyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye için hem önemli bir ortak hem de stratejik bir dosttur." Şimşek, son dönemde artan üst düzey temasların ve kurumsal mekanizmaların ikili ilişkileri "daha sonuç odaklı ve verimli" hâle getirdiğini ifade ederek, temmuz ayında liderlerin eş başkanlığında yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısının önemine dikkat çekti. "Ekonomik ilişkilerimizi çeşitlendirmeye büyük önem veriyoruz" İki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin ulaştığı seviyeyi değerlendiren Şimşek, Karma Ekonomik Komisyonu’nun (KEK) iki ülke arasındaki en kapsamlı platformlardan biri olduğunu belirterek, "KEK aracılığıyla ticaretten yatırımlara, turizmden tarıma, enerjiden dijital dönüşüme kadar birçok alanda çalışma imkânına sahibiz. Bir sonraki toplantıya ev sahipliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz" dedi. Bakan Şimşek, iki ülkenin küresel ekonomide "birbirini tamamlayan yapıda" olduğuna dikkat çekerek, BAE’nin ekonomiyi çeşitlendirme ve yüksek teknolojiye yönelme vizyonunun Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve bölgesel tedarik zinciri kapasitesiyle doğal bir uyum oluşturduğunu söyledi. "Stratejik alanlarda işbirliğini ileri taşımaya hazırız" Bakan Şimşek, iki ülkenin yenilenebilir enerji, ileri imalat, savunma sanayii, yapay zeka, temiz teknoloji ve finansal teknolojiler gibi alanlarda işbirliğini daha da geliştirmeye hazır olduğunu vurgulayarak, "Karşılıklı yatırımların artırılması, ortak AR-GE projeleri ve üçüncü ülkelerde kurulacak işbirlikleri, ülkelerimizin küresel rekabet gücünü daha da artıracaktır" dedi. "İlişkilerimizin yeni bir ivme kazanacağına inanıyoruz" Şimşek, iki ülkenin liderleri arasındaki yakın diyalog sayesinde bölgesel barış ve refaha katkı sağlayacak önemli adımlar atılacağına inandığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Kısa sürede katettiğimiz mesafe, birlikte çok daha fazlasını başarabileceğimizi gösteriyor. Ortak vizyonumuz doğrultusunda bölgemizin ve daha geniş bir coğrafyanın refahına katkı sunacak adımları atacağımıza yürekten inanıyorum. Birlik Gününüzü tebrik ediyorum." Resepsiyona Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye-BAE Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mustafa Varank, yabancı misyon temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 22:13 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda "2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi" ve "2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi" kabul edildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi kabul edildi. Kanun teklifine göre genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 18 trilyon 751 milyar 514 milyon 833 bin Türk lirası, özel bütçeli idarelere 1 trilyon 637 milyar 331 milyon 680 bin Türk lirası, düzenleyici ve denetleyici kurumlara ise 87 milyar 139 milyon 973 bin Türk lirası ödenek ayrılacak. Bütçe gelirleri 16 trilyon 32 milyar 32 milyon 487 bin Türk lirası, özel bütçeli idarelerin gelirleri 145 milyar 96 milyon 263 bin Türk lirası öz gelir, 1 trilyon 499 milyar 24 milyon 964 bin Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1 trilyon 644 milyar 121 milyon 227 bin Türk lirası, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri ise 84 milyar 171 milyon 212 bin Türk lirası öz gelir, 2 milyar 968 milyon 761 bin Türk lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 87 milyar 139 milyon 973 bin Türk lirası olarak tahmin edildi. Komusyonda Yükseköğretim Kurulu, Hazine ve Maliye Bakanlığı, TRT gibi kurumların bazı çalışanlarına ödeme katsayıları da oy birliğiyle değiştirildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da terörsüz Türkiye son derece kıymetli"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 21:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da terörsüz Türkiye son derece kıymetli" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Terörün, şiddetin, çatışmanın, bu kavgaların olmadığı ortam aynı zamanda demokrasinin gelişmesi, demokratik standartların yükselmesi, kaynakların boş yere birtakım yerlere akmayıp kalkınmaya, sosyal hedeflere, insani hedeflere yönlendirilmesi açısından son derece faydalıdır. Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da terörsüz Türkiye’nin son derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda "2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi" ve "2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi" görüşmelerine katıldı. Cumhurbaşkanlığı ile bağlı kurumların bütçeleri hakkında bilgi vererek, milletvekillerinin sorularını cevaplayan Yılmaz, "Bu ülkenin yönetim merkezi Cumhurbaşkanlığı’nın bütçeden aldığı pay binde 1.1. Geçmişte bu işi yapan iki tane kurum vardı. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık toplam binde 3.2 pay alıyormuş. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı harcaması, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığın harcamalarının üçte biri. Bu giderlerin yüzde 41’i diğer kurumlara transferlerden oluşuyor veya barışı destekleme projelerine transfer ediliyor. Bütün genel idare için yüzde 28.38, Cumhurbaşkanlığı bütçesi artış oranı 25.7" ifadelerini kullandı. Yılmaz, yeni anayasa konusunda, "Ben de sizi bir eleştireyim. Hem de anayasayı tartışmayız diyorsunuz. Doğru mu? ’Biz Mecliste oturup -ana muhalefete söylüyorum, size söylemiyorum- anayasayı konuşmayız ama bu yönetim sistemi değişsin’ diyorsunuz. Gerçekten yönetim sistemini iyileştirmek istiyorsanız değerli arkadaşlar ben de buradan bir çağrı yapıyorum. Anayasa bütün partilerin seçim beyannamelerinde var. Dolayısıyla gelin Meclisimiz, tabii bu Meclisin görevi ama her partinin de bu konuda yumruklarını çalıştırması, bir hazırlık yapması, sonra oturup bunları bir araya getirmesi lazım. Biz AK Parti olarak çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanına hakaret konusunda Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın tercihi konusu değil. Ayrıca bu bırakın Cumhurbaşkanlığı makamını her bir insan, yaratılanların en şereflisi. Hiç kimsenin bir başkasına hakaret etmeye hakkı yok. Hiç kimsenin bir başkasına küfretmeye hakkı yok" diye konuştu. Terörsüz Türkiye sürecine de değinen Yılmaz, "Terörsüz Türkiye; Türkiye’yi terörden kurtarma, ikinci aşaması da terörsüz bölge. Bölgemizin daha huzurlu olması, terörden kurtarılması meselesi Türkiye’nin devlet politikasıdır ve stratejik bir hedefidir. Bunu yaparken elbette üniter yapımızı, milli birliğimizi hiçbir şekilde tartışma konusu yapmıyoruz. Olması da mümkün değil. Terörün olmadığı, eşit vatandaşlığın yaşandığı şartlarda demokratik siyasetin de, kalkınmanın da güçleneceğine yürekten inanıyoruz. Terörün, şiddetin, çatışmanın, bu kavgaların olmadığı ortam, aynı zamanda demokrasinin gelişmesi, demokratik standartların yükselmesi, yine boş yere kaynakların birtakım yerlere akmayıp kalkınmaya, sosyal hedeflere, insani hedeflere yönlendirilmesi açısından da son derece faydalıdır. Diğer taraftan hepimiz gözlerimizi açıp çevremize bakmak durumundayız. Bölgemiz üzerinde hesaplar yapan çok önemli güçler olduğunu, çok ciddi birtakım çatışmalar yaşandığını, bir değişim sürecinden geçtiğimizi de görmemiz lazım. Dolayısıyla bu ilk cephemizi güçlendirme vurgusu boş yere yapılmış bir vurgu değildir. Gelişmeleri, Gazze’de yaşananları da, Suriye’yi, başka alanları da hep birlikte görüyoruz. Bölgemiz üzerinde emperyalist birtakım tasarımların, tuzakların boşa çıkarılması bağlamında da terörsüz Türkiye’nin son derece kıymetli olduğunu belirtmek istiyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 21:17 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizi birbirimize düşürerek hepimize kaybettirmek isteyen kaos ve katliam şebekelerine karşı, kardeşlikle hep beraber kazanmayı savunuyoruz. Bu coğrafyada geleceğine güvenle bakmak isteyen herkes için de başka bir yol, başka bir çare, başka bir yöntem yoktur ve olamaz. Terörsüz Türkiye süreciyle bölgemizde tesis edeceğimiz ‘kardeşlik kuşağı’ bütün kirli hesapları altüst edecek, asırlık oyunları bozacak, yeni bir dönemin kapılarını açacaktır. Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı’nın ardından "Millete Sesleniş" konuşmasını gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantıda dış politikadan sanayiye, ekonomiden güvenliğe birçok konuyu mütalaa ettiklerini belirterek, kabinede alınan kararların ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan hangi siyasi görüşten, hangi etnik kökenden olursa olsun Türkiye için çalışan, Türkiye için dertlenen, kalbi Türkiye için atan herkese, tüm vatandaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. Toplantımızın detaylarına geçmeden evvel bir hususun altını çizmek istiyorum: Küresel sistemdeki çatırdamaların olumsuz etkilerini en fazla hissettiğimiz kırılgan bir dönemden geçiyoruz. Yakın çevremize baktığımızda savaşların, çatışmaların, gerilimlerin, siyasi ve ekonomik dalgalanmaların hiç eksik olmadığı görülüyor. Türkiye’nin içinde yer aldığı bölge, şairin ‘akrebin kıskacında yoğrulmuş’ ifadesinde anlamını bulan sürecin tam ortasındadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki konuşmalarında yaklaşan küresel bir kasırgadan bahsettiğini, bunun farklı kıtalarda taşları yerinden oynatacağına dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin bu kasırgayı suhuletle yönetecek imkan ve kabiliyetlere haiz olduğunu da dile getirmiştim. 2025’in geride bıraktığımız 11 ayını şöyle bir gözden geçirdiğimizde liyakatli, tecrübeli, donanımlı ve çalışkan kadroların yönetiminde ülkemizin başarılı bir şekilde zorlukların üstesinden geldiğini müşahede ediyoruz" diye konuştu. "Finansman imkanlarının bol olduğu dönemlerde yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirdiğimiz pek çok projemizin stratejik önemi bugün ortaya çıkıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin etrafındaki bütün olumsuzluklara karşın bir istikrar adası, bir huzur ve güvenlik adası olma vasfını muhafaza ettiğini kaydetti. Erdoğan, "Muhalefetin karşı çıkmasına rağmen son 23 yılda ülkemize her alanda kazandırdığımız güçlü altyapının değerini, bugün çok daha iyi anlıyoruz. Bilhassa finansman imkanlarının bol olduğu dönemlerde yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirdiğimiz Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, İzmir Otoyolu ve Çanakkale Köprüsü gibi pek çok projemizin stratejik önemi bugün ortaya çıkıyor. Diğerleriyle birlikte zamanında 50-51 milyar dolarlık bir bütçeyle hizmete aldığımız projeleri bugün inşa etmeye kalksak ihtiyaç duyulan rakam, dikkatinizi çekiyorum, 90 milyar dolara yaklaşıyor. Bakın bu tutar, sadece yapım maliyetidir. Biz, bu eserleri yıllardır kullanıyoruz. Milletimiz bunlardan yıllardır istifade ediyor. Bu yatırımlar, Türk ekonomisine milyarlarca liralık katma değer sağlıyor" dedi. Sadece ulaştırmada değil, savunma sanayiinden sağlığa birçok alanda benzer bir tablonun söz konusu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını döneminde şehir hastanelerinin öneminin herkes tarafından fark edildiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız savaş uçağı KIZILELMA’nın dünya havacılık tarihinde bir ilke imza attığını da dile getirdi. "Bu ’vizyonsuzlar korosuna’ hiçbir zaman kulak asmadık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda bu dinamizmin, atılımın yaşandığını belirterek, "Şayet biz, siyaseti yapılan her işe kulp takmak olarak gören ’müzmin muhaliflere’ itibar etseydik, bu muhteşem eserlerin hiçbirini ülkemize kazandıramazdık. Ne Avrasya Tüneli’ni, ne Zigana Geçidi’ni ne de bugün dünyanın en iyi havalimanları arasında gösterilen İstanbul Havalimanı’nı yapabilirdik. Ama biz bu ’vizyonsuzlar korosuna’ hiçbir zaman kulak asmadık; onların ülkemiz için kurduğumuz hayallerimizle aramıza girmelerine müsaade etmedik. Eser ve hizmet siyasetimizle Türkiye’yi tarihinin en büyük yatırımlarıyla buluşturduk" değerlendirmesini yaptı. "Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme trendini 21. çeyreğe taşımıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 238 milyar dolar olan milli geliri yıllık bazda 1,5 trilyon dolara çıkardıklarını, 2028 için hedefin 1,9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmak olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün TÜİK tarafından yüzde 3,7 olarak açıklanan üçüncü çeyrek büyüme rakamları, doğru yolda olduğumuzu göstermiştir. Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme trendini 21. çeyreğe taşımıştır. Büyüme rakamlarının ülkemiz ekonomisi için hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Sadece ekonomi ve yatırımlarda değil, temel hak ve özgürlüklerde de çok büyük ilerlemeler kaydedildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Reform hamlelerimizle on yıllardır milli iradenin tepesinde Demokles’in kılıcı misali sallanan vesayete son verdik. Milletimize zaten anasının ak sütü gibi helan olan haklarını teslim etmenin yanı sıra, demokrasimizin standartlarını yükselttik. Gezi olayları ve 15 Temmuz ihaneti gibi bağımsızlığımıza yönelik kökü dışarda girişimleri, milletimizle birlikte bozguna uğrattık" diye konuştu. "Biz ayağına çelme takılınca, yoluna engel konulunca, yolu kesilince, girdiği yoldan dönecek bir millet de değiliz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Terörün her çeşidiyle mücadelede tarihi nitelikte başarılar elde ettik. Şimdi bu mücadeleyi taçlandırmak amacıyla hassas bir süreç yönetiyoruz. Terörsüz Türkiye süreciyle ekonomik şahlanışımızın, huzurumuzun ve kardeşliğimizin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmanın samimi çabası içerisindeyiz. Şunu herkesin, özellikle kan ve kaos tüccarlarının bilmesini isterim: Biz, ihtirasları boylarını aşanların aksine, kökleri çok eskiye uzanan kadim bir devlet geleneğine sahibiz. Merkezinde bulunduğumuz bu coğrafyada tam bin yıldır istiklaline halel getirmeden, özgürce yaşayan nadir milletlerden biriyiz. Aynı şekilde biz ayağına çelme takılınca, yoluna engel konulunca, yolu kesilince, girdiği yoldan dönecek bir millet de değiliz. Hele hele tehditler karşısında ürkecek, korkacak, çekinecek, tehdit diline boyun eğecek bir millet, böyle bir devlet, böyle bir ülke hiç değiliz" açıklamasını yaptı. "Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşacağını belirterek, "Tarihimiz, bunun sayısız örnekleriyle doludur. Tekrar altını çizerek söylüyorum Kürt kardeşlerimizle, Arap kardeşlerimizle ve bölgemizdeki diğer dost ve kardeş topluluklarla kalplerimiz tam bin yıldır beraber atıyor. İnşallah gelecekte de birlikte atmaya devam edecek. İster Sünni, ister Şii olsun; ister Kürt, ister Arap, ister Türkmen olsun; Allah korusun, yarın birimizin başı dara düştüğünde, başkalarının değil, yine birbirimizin kapısını çalacağız; yine birbirimize sığınacağız. Ev sahibi olduğumuz bu coğrafyada daha nice asırlar boyunca kardeşçe, kader birliği halinde yan yana yaşayacağız. Bu hakikati ne dönemsel hesaplar değiştirebilir ne de bölgemize dışarıdan monte edilenlerin pervasızlıkları gölgeleyebilir. Coğrafyamız artık kana, çatışmaya, teröre, komşunun komşuyu kırdığı kör şiddete doymuştur. Biz, meselelere işte bu pencereden bakıyoruz. Türkiye olarak 86 milyon vatandaşımız için ne istiyorsak, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimiz için de aynı iyilikleri murad ediyoruz. Bizi birbirimize düşürerek hepimize kaybettirmek isteyen kaos ve katliam şebekelerine karşı kardeşlikle hep beraber kazanmayı savunuyoruz. Bu coğrafyada geleceğine güvenle bakmak isteyen herkes için de başka bir yol, başka bir çare, başka bir yöntem yoktur ve olamaz. Umuyor ve inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreciyle bölgemizde tesis edeceğimiz ’kardeşlik kuşağı’ bütün kirli hesapları altüst edecek, asırlık oyunları bozacak, yeni bir dönemin kapılarını açacaktır" diye konuştu. "Tahriklere kapılmadan, provokasyonlara aldanmadan, öfkenin diline teslim olmadan bu kuşağın kuvveden fiile çıkması için samimiyetle çalışacağız" diyen Erdoğan, "Hiç kimsenin kuşkusu, endişesi olmasın 86 milyon omuz omuza, gönül gönüle verecek, birlikte çalışacak ve 21’inci yüzyılı Türkiye Yüzyılı haline inşallah hep birlikte getireceğiz" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdiği programların da detaylarını paylaştı. Erdoğan, "İşte bu ufukla, işte bu sorumluluk bilinciyle son kabine toplantımızdan beri hem içeride hem de dışarıda yoğun bir mesai içinde olduk. 18 Kasım’da HAK-İŞ Konfederasyonumuzun 50’nci kuruluş yıldönümü programında emekçi kardeşlerimizle bir araya geldik. HAK-İŞ ailesinin 50’nci yaşını bir kez daha kutluyor, sendikal hayatımıza yaptıkları katkılar için kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum. 20 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nun kapanış oturumuna katıldık. Bu önemli sempozyumda kentleşme, dijital kültür, aile içi iletişim ve nüfus politikaları gibi kritik pek çok konu ele alındı. Milli değerlerimizin odak noktası olan ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın iyileştirilmesi ve gelecek kuşakların zengin bir aile mirasını devralması için kararlı bir şekilde çalışıyoruz" dedi. "Güney Kore’yle savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz" 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde dünyanın en kutsal vazifelerinden birini icra eden öğretmenlerle ve yarınların teminatı öğrencilerle Külliye’de bir araya geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı programda kuraları çekilen 15 bin yeni öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaştık. Yeni atanan öğretmenlerimizi tekrar tebrik ediyor, ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında maarif davamıza omuz veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Aynı gün Güney Kore Cumhurbaşkanı Külliyemizde misafirimizdi. Sayın cumhurbaşkanıyla Türkiye-Güney Kore arasındaki geniş işbirliği imkanlarını değerlendirdik. Togg’dan sonra Hyundai şirketi de İzmit’teki fabrikasında yüzde yüz elektrikli araç üretmeye başlayacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. Güney Kore’yle savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Nükleer güç santraline yönelik görüşmelerinin de sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kore elektrik şirketi ve Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptıyla süreci bir adım daha ileriye taşıdıklarını aktardı. Erdoğan, "25 Kasım’da ise Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle düzenlenen programa iştirak ettik. 2026-2030 dönemini kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızı da program vesilesiyle kamuoyumuzla paylaştık. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyetten oluşan yeni Eylem Planımızın kadınlar için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 26 Kasım’da Külliyemizde tertiplenen 2025 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katıldık. Ödül sahiplerimizi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum" açıklamasını yaptı. Papa 14’üncü Leo’nun Türkiye ziyareti 27 Kasım’da Katolik dünyasının ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa 14’üncü Leo’yu ve heyetini Ankara’da ağırladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde aile kurumuna yönelik tehditler başta olmak üzere ortak gündemimizdeki meseleleri ele aldık. Birleşmiş Milletler çatısı altında toplam 160 üyeye ulaşan Medeniyetler İttifakı girişiminin ehemmiyetine bir kez daha değindik. Batı’da son dönemde tırmanışa geçen İslam düşmanlığı da gündemimizin üst sıralarındaydı. Gazze’de İsrail’in camileri, okulları, hastane ve kiliseleri de hedef alan insanlık dışı saldırılarına dikkat çektik. Gerek müteveffa Papa Fransuva’nın, gerekse Papa 14’üncü Leo’nun Filistin meselesindeki ilkeli duruşunu takdirle karşıladığımızı dile getirdik. Bizim de katkımızla tesis edilen ateşkesin muhafazası, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve Kudüs-ü Şerif’teki tarihi statükonun korunması hususunda taşıdığımız hassasiyeti kendilerine aktardık. Şurası bir gerçek ki, millet olarak, ülke olarak farklı kimlik ve inançları barış içinde yaşatma noktasında eşsiz bir tecrübeye sahibiz. Bizi diğer ülkelerden farklı kılan en önemli özelliklerimizden biri de budur. Bilhassa içinde bulunduğumuz dönemde bu vasfımızın, bu tecrübemizin çok değerli olduğuna inanıyorum" dedi. Farklı inançtan vatandaşların ülkenin beşeri zenginliğini oluşturduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda yaşayan tek bir insanımızın dahi ötekileştirilmesine, dışlanmasına, ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz, edemeyiz. İnşallah bundan sonra da özgüvenli bir şekilde inanç ve kültür değerlerimiz ışığında üzerimize ne düşüyorsa yapmaya devam edeceğiz. 86 milyon olarak biz birlikte Türkiye’yiz, hep birlikte Türkiye’yiz demeyi her daim sürdüreceğiz" diye konuştu. "Ana muhalefet ve yandaşları uzun bir süredir FETÖ’cülerin yurt dışında fonladığı paravan kuruluşların sözde raporları üzerinden suç ve suçluyla mücadelemize gölge düşürmeye çalışıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "28 Kasım’da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik Teşkilatı’na kazandırılan 9 bin 200 yeni aracın hizmete alım töreninde olduklarını bildirdi. Erdoğan, "Yeni araçlarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyor; milletimizin huzur ve esenliği için canları pahasına görev yapan güvenlik birimlerimizin tüm mensuplarına Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Burada şunu da ifade etmek durumundayım; ana muhalefet ve yandaşları uzun bir süredir FETÖ’cülerin yurt dışında fonladığı paravan kuruluşların sözde raporları üzerinden suç ve suçluyla mücadelemize gölge düşürmeye çalışıyor. Yapıcı eleştirilerle bu mücadeleye destek olmak yerine maalesef asılsız iddialarla emniyet mensuplarımızın fedakarlıklarını, emeklerini, hepsinden öte elde ettikleri başarıları görmezden geliyorlar. Bunun gece gündüz demeden kimi zaman canlarını ortaya koyarak görevlerini yapan kolluk kuvvetlerimize haksızlık olduğunu, bir defa burada açıkça söylemek mecburiyetindeyim" şeklinde konuştu. "Uluslararası kuruluşların raporlarına göre dolandırıcılık, hırsızlık, cinsel saldırı, kasten yaralama, uyuşturucu ticareti gibi suçlarla mücadelede muhalefetin bize devamlı örnek gösterdiği Avrupa ülkelerinden çok çok iyi seviyedeyiz" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Elbette gönlümüz tek bir müessif olayın dahi yaşanmamasından yanadır. Tek bir insanımızın dahi mağdur olmasını istemeyiz. Ama hükümetimizin suç ve suçlularla mücadelesini eleştirirken insaf sınırlarının aşılmamasını, kolluk kuvvetlerimizin olağanüstü çabalarına saygı gösterilmesini, haklı olarak herkesten bekliyoruz. Bu vesileyle bir kez daha vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. 29 Kasım’da bu sene 4’üncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde İlim Yayma ailemizin heyecanına ortak olduk. 3 ayrı dalda ödüllerini tevcih ettiğimiz bilim insanlarımızı tekrar yürekten tebrik ediyorum. Kendi alanında ülkemizin en prestijli ödülleri arasında yer alan İlim Yayma Ödülleri’ne uluslararası boyut kazandırılmasını önemli görüyorum. Neredeyse 75 yıldır büyük bir özveriyle milletimize hizmet eden İlim Yayma ailesinin tüm mensuplarına teşekkür ediyor, çalışmalarında Rabbimden üstün başarılar diliyorum. Bu sene Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde düzenlenen G20 Zirvesi’yle ilgili değerlendirmemi partimizin grup toplantısında yapacağım. Bu vesileyle ayrıca Türkiye’nin son 23 yılda Afrika Kıtası’yla ilişkilerinde nereden nereye geldiğinin kısa bir icmalini de çıkaracağız." "Kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz" Bugünkü kabine toplantısında dış politikadaki güncel gelişmeleri de masaya yatırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğini açıkça tehdit eder boyuta geldiği görülüyor. Cuma günü münhasır ekonomik bölgemizde ticaret gemilerinin hedef alınması, endişe verici bir tırmanmayı işaret ediyor. Bilhassa kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Bu tarz durumlarla ilgili tüm taraflara gerekli uyarılarda bulunuyoruz. Savaşı bitirmeye dönük son haftalarda yaşanan hareketliliği de yakından takip ediyor, gerekli katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Sanayi Alanları Master Planı ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 350 bin hektara ulaştıracağız" Kabinenin bir diğer gündeminin sanayide dönüşüm olduğunu bildiren Erdoğan, "İktidarlarımız döneminde sanayimizi güçlendirmek, üretimi büyütmek, katma değeri artırmak daima önceliğimiz oldu. Organize sanayi bölgelerinin sayısını 191’den 371’e yükselttik, 52 endüstri bölgesi kurduk. Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 48 bin hektardan 155 bin hektara çıkardık. Teknolojik dönüşümü hızlandırmak için proje bazlı devlet destekleri, HİT-30 ve stratejik yatırım teşvikleriyle çok sayıda yatırımın önünü açtık. Bu programlarda bugüne dek desteklediğimiz 3,6 trilyon lira tutarında 308 yatırım ile 120 bin kişilik istihdam sağladık. Şimdi ülkemizin önündeki yeni fırsatları değerlendirerek sanayileşmeye hız kazandıracağız. Sanayi Alanları Master Planı ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 350 bin hektara ulaştıracağız" dedi. "24 ilimizde kurulacak tesislerde SGK primlerini 14 yıla kadar hükümet olarak biz karşılıyoruz" Anadolu’da 4 yeni sanayi koridoru oluşturacaklarını aktaran Erdoğan, "Hem mevcut organize sanayi bölgelerimiz hem de yeni mega endüstriyel bölgelerin demiryolu bağlantıları ile limanlara erişimini sağlayacağız. Geçtiğimiz yıl emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde KOBİ’lerimize yönelik istihdamı koruma programı başlatmıştık. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize çalışan başına aylık 2 bin 500 lira destek verdiğimiz bu programla 15 bin KOBİ’de 416 bin istihdamı koruduk, 22 bin ilave istihdam oluşturduk. Bu programı 2026’da aylık destek tutarını 3 bin 500 liraya yükselterek ve büyük ölçekli firmaları da dahil ederek sürdüreceğiz. 1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak, emekçimizin ve sanayicimizin yanında olacağız. Ayrıca sanayi sektörlerimizin tümünde finansman maliyetlerini kolaylaştırıcı adımlar atacağız. Markalaşma ve tasarım kabiliyetlerini daha da geliştirerek, katma değeri yükseltecek programlarla rekabet gücümüzü bir üst seviyeye taşıyacağız. Emek yoğun sektörlerimizdeki işletmelerin, batıdaki büyükşehirlerden Anadolu illerimize taşınmasını teşvik ediyoruz. 24 ilimizde kurulacak tesislerde SGK primlerini 14 yıla kadar hükümet olarak biz karşılıyoruz. Hiçbir sektörümüzü ihmal etmeden, hiçbir şehrimizi ve bölgemizi geride bırakmadan topyekûn yeni bir kalkınma seferberliğine çıkıyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cuma günü münhasır ekonomik bölgemizde ticaret gemilerinin hedef alınması, endişe verici bir tırmanmayı işaret ediyor"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 19:41 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Cuma günü münhasır ekonomik bölgemizde ticaret gemilerinin hedef alınması, endişe verici bir tırmanmayı işaret ediyor" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizi birbirimize düşürerek hepimize kaybettirmek isteyen kaos ve katliam şebekelerine karşı, kardeşlikle hep beraber kazanmayı savunuyoruz. Bu coğrafyada geleceğine güvenle bakmak isteyen herkes için de başka bir yol, başka bir çare, başka bir yöntem yoktur ve olamaz. Terörsüz Türkiye süreciyle bölgemizde tesis edeceğimiz ‘kardeşlik kuşağı’ bütün kirli hesapları altüst edecek, asırlık oyunları bozacak, yeni bir dönemin kapılarını açacaktır. Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı’nın ardından "Millete Sesleniş" konuşmasını gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantıda dış politikadan sanayiye, ekonomiden güvenliğe birçok konuyu mütalaa ettiklerini belirterek, kabinede alınan kararların ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan hangi siyasi görüşten, hangi etnik kökenden olursa olsun Türkiye için çalışan, Türkiye için dertlenen, kalbi Türkiye için atan herkese, tüm vatandaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum. Toplantımızın detaylarına geçmeden evvel bir hususun altını çizmek istiyorum: Küresel sistemdeki çatırdamaların olumsuz etkilerini en fazla hissettiğimiz kırılgan bir dönemden geçiyoruz. Yakın çevremize baktığımızda savaşların, çatışmaların, gerilimlerin, siyasi ve ekonomik dalgalanmaların hiç eksik olmadığı görülüyor. Türkiye’nin içinde yer aldığı bölge, şairin ‘akrebin kıskacında yoğrulmuş’ ifadesinde anlamını bulan sürecin tam ortasındadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki konuşmalarında yaklaşan küresel bir kasırgadan bahsettiğini, bunun farklı kıtalarda taşları yerinden oynatacağına dikkat çektiğini belirterek, "Türkiye’nin bu kasırgayı suhuletle yönetecek imkan ve kabiliyetlere haiz olduğunu da dile getirmiştim. 2025’in geride bıraktığımız 11 ayını şöyle bir gözden geçirdiğimizde liyakatli, tecrübeli, donanımlı ve çalışkan kadroların yönetiminde ülkemizin başarılı bir şekilde zorlukların üstesinden geldiğini müşahede ediyoruz" diye konuştu. "Finansman imkanlarının bol olduğu dönemlerde yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirdiğimiz pek çok projemizin stratejik önemi bugün ortaya çıkıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin etrafındaki bütün olumsuzluklara karşın bir istikrar adası, bir huzur ve güvenlik adası olma vasfını muhafaza ettiğini kaydetti. Erdoğan, "Muhalefetin karşı çıkmasına rağmen son 23 yılda ülkemize her alanda kazandırdığımız güçlü altyapının değerini, bugün çok daha iyi anlıyoruz. Bilhassa finansman imkanlarının bol olduğu dönemlerde yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirdiğimiz Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, İzmir Otoyolu ve Çanakkale Köprüsü gibi pek çok projemizin stratejik önemi bugün ortaya çıkıyor. Diğerleriyle birlikte zamanında 50-51 milyar dolarlık bir bütçeyle hizmete aldığımız projeleri bugün inşa etmeye kalksak ihtiyaç duyulan rakam, dikkatinizi çekiyorum, 90 milyar dolara yaklaşıyor. Bakın bu tutar, sadece yapım maliyetidir. Biz, bu eserleri yıllardır kullanıyoruz. Milletimiz bunlardan yıllardır istifade ediyor. Bu yatırımlar, Türk ekonomisine milyarlarca liralık katma değer sağlıyor" dedi. Sadece ulaştırmada değil, savunma sanayiinden sağlığa birçok alanda benzer bir tablonun söz konusu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgını döneminde şehir hastanelerinin öneminin herkes tarafından fark edildiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız savaş uçağı KIZILELMA’nın dünya havacılık tarihinde bir ilke imza attığını da dile getirdi. "Bu ’vizyonsuzlar korosuna’ hiçbir zaman kulak asmadık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, her alanda bu dinamizmin, atılımın yaşandığını belirterek, "Şayet biz, siyaseti yapılan her işe kulp takmak olarak gören ’müzmin muhaliflere’ itibar etseydik, bu muhteşem eserlerin hiçbirini ülkemize kazandıramazdık. Ne Avrasya Tüneli’ni, ne Zigana Geçidi’ni ne de bugün dünyanın en iyi havalimanları arasında gösterilen İstanbul Havalimanı’nı yapabilirdik. Ama biz bu ’vizyonsuzlar korosuna’ hiçbir zaman kulak asmadık; onların ülkemiz için kurduğumuz hayallerimizle aramıza girmelerine müsaade etmedik. Eser ve hizmet siyasetimizle Türkiye’yi tarihinin en büyük yatırımlarıyla buluşturduk" değerlendirmesini yaptı. "Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme trendini 21. çeyreğe taşımıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 238 milyar dolar olan milli geliri yıllık bazda 1,5 trilyon dolara çıkardıklarını, 2028 için hedefin 1,9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmak olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün TÜİK tarafından yüzde 3,7 olarak açıklanan üçüncü çeyrek büyüme rakamları, doğru yolda olduğumuzu göstermiştir. Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme trendini 21. çeyreğe taşımıştır. Büyüme rakamlarının ülkemiz ekonomisi için hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Sadece ekonomi ve yatırımlarda değil, temel hak ve özgürlüklerde de çok büyük ilerlemeler kaydedildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Reform hamlelerimizle on yıllardır milli iradenin tepesinde Demokles’in kılıcı misali sallanan vesayete son verdik. Milletimize zaten anasının ak sütü gibi helan olan haklarını teslim etmenin yanı sıra, demokrasimizin standartlarını yükselttik. Gezi olayları ve 15 Temmuz ihaneti gibi bağımsızlığımıza yönelik kökü dışarda girişimleri, milletimizle birlikte bozguna uğrattık" diye konuştu. "Biz ayağına çelme takılınca, yoluna engel konulunca, yolu kesilince, girdiği yoldan dönecek bir millet de değiliz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Terörün her çeşidiyle mücadelede tarihi nitelikte başarılar elde ettik. Şimdi bu mücadeleyi taçlandırmak amacıyla hassas bir süreç yönetiyoruz. Terörsüz Türkiye süreciyle ekonomik şahlanışımızın, huzurumuzun ve kardeşliğimizin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmanın samimi çabası içerisindeyiz. Şunu herkesin, özellikle kan ve kaos tüccarlarının bilmesini isterim: Biz, ihtirasları boylarını aşanların aksine, kökleri çok eskiye uzanan kadim bir devlet geleneğine sahibiz. Merkezinde bulunduğumuz bu coğrafyada tam bin yıldır istiklaline halel getirmeden, özgürce yaşayan nadir milletlerden biriyiz. Aynı şekilde biz ayağına çelme takılınca, yoluna engel konulunca, yolu kesilince, girdiği yoldan dönecek bir millet de değiliz. Hele hele tehditler karşısında ürkecek, korkacak, çekinecek, tehdit diline boyun eğecek bir millet, böyle bir devlet, böyle bir ülke hiç değiliz" açıklamasını yaptı. "Türkiye, hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşacağını belirterek, "Tarihimiz, bunun sayısız örnekleriyle doludur. Tekrar altını çizerek söylüyorum Kürt kardeşlerimizle, Arap kardeşlerimizle ve bölgemizdeki diğer dost ve kardeş topluluklarla kalplerimiz tam bin yıldır beraber atıyor. İnşallah gelecekte de birlikte atmaya devam edecek. İster Sünni, ister Şii olsun; ister Kürt, ister Arap, ister Türkmen olsun; Allah korusun, yarın birimizin başı dara düştüğünde, başkalarının değil, yine birbirimizin kapısını çalacağız; yine birbirimize sığınacağız. Ev sahibi olduğumuz bu coğrafyada daha nice asırlar boyunca kardeşçe, kader birliği halinde yan yana yaşayacağız. Bu hakikati ne dönemsel hesaplar değiştirebilir ne de bölgemize dışarıdan monte edilenlerin pervasızlıkları gölgeleyebilir. Coğrafyamız artık kana, çatışmaya, teröre, komşunun komşuyu kırdığı kör şiddete doymuştur. Biz, meselelere işte bu pencereden bakıyoruz. Türkiye olarak 86 milyon vatandaşımız için ne istiyorsak, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimiz için de aynı iyilikleri murad ediyoruz. Bizi birbirimize düşürerek hepimize kaybettirmek isteyen kaos ve katliam şebekelerine karşı kardeşlikle hep beraber kazanmayı savunuyoruz. Bu coğrafyada geleceğine güvenle bakmak isteyen herkes için de başka bir yol, başka bir çare, başka bir yöntem yoktur ve olamaz. Umuyor ve inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreciyle bölgemizde tesis edeceğimiz ’kardeşlik kuşağı’ bütün kirli hesapları altüst edecek, asırlık oyunları bozacak, yeni bir dönemin kapılarını açacaktır" diye konuştu. "Tahriklere kapılmadan, provokasyonlara aldanmadan, öfkenin diline teslim olmadan bu kuşağın kuvveden fiile çıkması için samimiyetle çalışacağız" diyen Erdoğan, "Hiç kimsenin kuşkusu, endişesi olmasın 86 milyon omuz omuza, gönül gönüle verecek, birlikte çalışacak ve 21’inci yüzyılı Türkiye Yüzyılı haline inşallah hep birlikte getireceğiz" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bu yana gerçekleştirdiği programların da detaylarını paylaştı. Erdoğan, "İşte bu ufukla, işte bu sorumluluk bilinciyle son kabine toplantımızdan beri hem içeride hem de dışarıda yoğun bir mesai içinde olduk. 18 Kasım’da HAK-İŞ Konfederasyonumuzun 50’nci kuruluş yıldönümü programında emekçi kardeşlerimizle bir araya geldik. HAK-İŞ ailesinin 50’nci yaşını bir kez daha kutluyor, sendikal hayatımıza yaptıkları katkılar için kendilerine teşekkürlerimi iletiyorum. 20 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizde Aile ve Kültür-Sanat Sempozyumu’nun kapanış oturumuna katıldık. Bu önemli sempozyumda kentleşme, dijital kültür, aile içi iletişim ve nüfus politikaları gibi kritik pek çok konu ele alındı. Milli değerlerimizin odak noktası olan ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın iyileştirilmesi ve gelecek kuşakların zengin bir aile mirasını devralması için kararlı bir şekilde çalışıyoruz" dedi. "Güney Kore’yle savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz" 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde dünyanın en kutsal vazifelerinden birini icra eden öğretmenlerle ve yarınların teminatı öğrencilerle Külliye’de bir araya geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı programda kuraları çekilen 15 bin yeni öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaştık. Yeni atanan öğretmenlerimizi tekrar tebrik ediyor, ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında maarif davamıza omuz veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Aynı gün Güney Kore Cumhurbaşkanı Külliyemizde misafirimizdi. Sayın cumhurbaşkanıyla Türkiye-Güney Kore arasındaki geniş işbirliği imkanlarını değerlendirdik. Togg’dan sonra Hyundai şirketi de İzmit’teki fabrikasında yüzde yüz elektrikli araç üretmeye başlayacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. Güney Kore’yle savunma sanayii alanında ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Nükleer güç santraline yönelik görüşmelerinin de sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kore elektrik şirketi ve Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptıyla süreci bir adım daha ileriye taşıdıklarını aktardı. Erdoğan, "25 Kasım’da ise Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle düzenlenen programa iştirak ettik. 2026-2030 dönemini kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5’inci Ulusal Eylem Planımızı da program vesilesiyle kamuoyumuzla paylaştık. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyetten oluşan yeni Eylem Planımızın kadınlar için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 26 Kasım’da Külliyemizde tertiplenen 2025 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katıldık. Ödül sahiplerimizi bir kez daha canı gönülden tebrik ediyorum" açıklamasını yaptı. Papa 14’üncü Leo’nun Türkiye ziyareti 27 Kasım’da Katolik dünyasının ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa 14’üncü Leo’yu ve heyetini Ankara’da ağırladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Görüşmelerimizde aile kurumuna yönelik tehditler başta olmak üzere ortak gündemimizdeki meseleleri ele aldık. Birleşmiş Milletler çatısı altında toplam 160 üyeye ulaşan Medeniyetler İttifakı girişiminin ehemmiyetine bir kez daha değindik. Batı’da son dönemde tırmanışa geçen İslam düşmanlığı da gündemimizin üst sıralarındaydı. Gazze’de İsrail’in camileri, okulları, hastane ve kiliseleri de hedef alan insanlık dışı saldırılarına dikkat çektik. Gerek müteveffa Papa Fransuva’nın, gerekse Papa 14’üncü Leo’nun Filistin meselesindeki ilkeli duruşunu takdirle karşıladığımızı dile getirdik. Bizim de katkımızla tesis edilen ateşkesin muhafazası, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve Kudüs-ü Şerif’teki tarihi statükonun korunması hususunda taşıdığımız hassasiyeti kendilerine aktardık. Şurası bir gerçek ki, millet olarak, ülke olarak farklı kimlik ve inançları barış içinde yaşatma noktasında eşsiz bir tecrübeye sahibiz. Bizi diğer ülkelerden farklı kılan en önemli özelliklerimizden biri de budur. Bilhassa içinde bulunduğumuz dönemde bu vasfımızın, bu tecrübemizin çok değerli olduğuna inanıyorum" dedi. Farklı inançtan vatandaşların ülkenin beşeri zenginliğini oluşturduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda yaşayan tek bir insanımızın dahi ötekileştirilmesine, dışlanmasına, ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz, edemeyiz. İnşallah bundan sonra da özgüvenli bir şekilde inanç ve kültür değerlerimiz ışığında üzerimize ne düşüyorsa yapmaya devam edeceğiz. 86 milyon olarak biz birlikte Türkiye’yiz, hep birlikte Türkiye’yiz demeyi her daim sürdüreceğiz" diye konuştu. "Ana muhalefet ve yandaşları uzun bir süredir FETÖ’cülerin yurt dışında fonladığı paravan kuruluşların sözde raporları üzerinden suç ve suçluyla mücadelemize gölge düşürmeye çalışıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "28 Kasım’da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenlik Teşkilatı’na kazandırılan 9 bin 200 yeni aracın hizmete alım töreninde olduklarını bildirdi. Erdoğan, "Yeni araçlarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyor; milletimizin huzur ve esenliği için canları pahasına görev yapan güvenlik birimlerimizin tüm mensuplarına Rabbimden muvaffakiyetler niyaz ediyorum. Burada şunu da ifade etmek durumundayım; ana muhalefet ve yandaşları uzun bir süredir FETÖ’cülerin yurt dışında fonladığı paravan kuruluşların sözde raporları üzerinden suç ve suçluyla mücadelemize gölge düşürmeye çalışıyor. Yapıcı eleştirilerle bu mücadeleye destek olmak yerine maalesef asılsız iddialarla emniyet mensuplarımızın fedakarlıklarını, emeklerini, hepsinden öte elde ettikleri başarıları görmezden geliyorlar. Bunun gece gündüz demeden kimi zaman canlarını ortaya koyarak görevlerini yapan kolluk kuvvetlerimize haksızlık olduğunu, bir defa burada açıkça söylemek mecburiyetindeyim" şeklinde konuştu. "Uluslararası kuruluşların raporlarına göre dolandırıcılık, hırsızlık, cinsel saldırı, kasten yaralama, uyuşturucu ticareti gibi suçlarla mücadelede muhalefetin bize devamlı örnek gösterdiği Avrupa ülkelerinden çok çok iyi seviyedeyiz" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Elbette gönlümüz tek bir müessif olayın dahi yaşanmamasından yanadır. Tek bir insanımızın dahi mağdur olmasını istemeyiz. Ama hükümetimizin suç ve suçlularla mücadelesini eleştirirken insaf sınırlarının aşılmamasını, kolluk kuvvetlerimizin olağanüstü çabalarına saygı gösterilmesini, haklı olarak herkesten bekliyoruz. Bu vesileyle bir kez daha vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. 29 Kasım’da bu sene 4’üncüsü tertiplenen İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde İlim Yayma ailemizin heyecanına ortak olduk. 3 ayrı dalda ödüllerini tevcih ettiğimiz bilim insanlarımızı tekrar yürekten tebrik ediyorum. Kendi alanında ülkemizin en prestijli ödülleri arasında yer alan İlim Yayma Ödülleri’ne uluslararası boyut kazandırılmasını önemli görüyorum. Neredeyse 75 yıldır büyük bir özveriyle milletimize hizmet eden İlim Yayma ailesinin tüm mensuplarına teşekkür ediyor, çalışmalarında Rabbimden üstün başarılar diliyorum. Bu sene Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde düzenlenen G20 Zirvesi’yle ilgili değerlendirmemi partimizin grup toplantısında yapacağım. Bu vesileyle ayrıca Türkiye’nin son 23 yılda Afrika Kıtası’yla ilişkilerinde nereden nereye geldiğinin kısa bir icmalini de çıkaracağız." "Kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz" Bugünkü kabine toplantısında dış politikadaki güncel gelişmeleri de masaya yatırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğini açıkça tehdit eder boyuta geldiği görülüyor. Cuma günü münhasır ekonomik bölgemizde ticaret gemilerinin hedef alınması, endişe verici bir tırmanmayı işaret ediyor. Bilhassa kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Bu tarz durumlarla ilgili tüm taraflara gerekli uyarılarda bulunuyoruz. Savaşı bitirmeye dönük son haftalarda yaşanan hareketliliği de yakından takip ediyor, gerekli katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Sanayi Alanları Master Planı ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 350 bin hektara ulaştıracağız" Kabinenin bir diğer gündeminin sanayide dönüşüm olduğunu bildiren Erdoğan, "İktidarlarımız döneminde sanayimizi güçlendirmek, üretimi büyütmek, katma değeri artırmak daima önceliğimiz oldu. Organize sanayi bölgelerinin sayısını 191’den 371’e yükselttik, 52 endüstri bölgesi kurduk. Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 48 bin hektardan 155 bin hektara çıkardık. Teknolojik dönüşümü hızlandırmak için proje bazlı devlet destekleri, HİT-30 ve stratejik yatırım teşvikleriyle çok sayıda yatırımın önünü açtık. Bu programlarda bugüne dek desteklediğimiz 3,6 trilyon lira tutarında 308 yatırım ile 120 bin kişilik istihdam sağladık. Şimdi ülkemizin önündeki yeni fırsatları değerlendirerek sanayileşmeye hız kazandıracağız. Sanayi Alanları Master Planı ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 350 bin hektara ulaştıracağız" dedi. "24 ilimizde kurulacak tesislerde SGK primlerini 14 yıla kadar hükümet olarak biz karşılıyoruz" Anadolu’da 4 yeni sanayi koridoru oluşturacaklarını aktaran Erdoğan, "Hem mevcut organize sanayi bölgelerimiz hem de yeni mega endüstriyel bölgelerin demiryolu bağlantıları ile limanlara erişimini sağlayacağız. Geçtiğimiz yıl emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde KOBİ’lerimize yönelik istihdamı koruma programı başlatmıştık. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize çalışan başına aylık 2 bin 500 lira destek verdiğimiz bu programla 15 bin KOBİ’de 416 bin istihdamı koruduk, 22 bin ilave istihdam oluşturduk. Bu programı 2026’da aylık destek tutarını 3 bin 500 liraya yükselterek ve büyük ölçekli firmaları da dahil ederek sürdüreceğiz. 1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak, emekçimizin ve sanayicimizin yanında olacağız. Ayrıca sanayi sektörlerimizin tümünde finansman maliyetlerini kolaylaştırıcı adımlar atacağız. Markalaşma ve tasarım kabiliyetlerini daha da geliştirerek, katma değeri yükseltecek programlarla rekabet gücümüzü bir üst seviyeye taşıyacağız. Emek yoğun sektörlerimizdeki işletmelerin, batıdaki büyükşehirlerden Anadolu illerimize taşınmasını teşvik ediyoruz. 24 ilimizde kurulacak tesislerde SGK primlerini 14 yıla kadar hükümet olarak biz karşılıyoruz. Hiçbir sektörümüzü ihmal etmeden, hiçbir şehrimizi ve bölgemizi geride bırakmadan topyekûn yeni bir kalkınma seferberliğine çıkıyoruz" değerlendirmesini yaptı.