POLİTİKA
01 Ocak 2026 Perşembe - 14:53 Bakan Yardımcısı Aydın: "2026, Adaletin ve kardeşliğin güçlendiği bir eşik olacak" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, 2025 yılının yalnızca siyasi ve askeri dengeler açısından değil; ahlak, vicdan ve değerler düzleminde de insanlık için ağır bir sınav yılı olduğunu belirterek, 2026’ya girerken adalet, kardeşlik ve iç barış vurgusu yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, yaptığı değerlendirmede savaşlar, krizler ve derin adaletsizliklerin sadece şehirleri değil, vicdanları da yıktığını ifade etti. Gazze’de yaşanan zulüm karşısında uluslararası toplumun sergilediği sessizliğin, modern dünyanın ahlaki iddialarının ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu belirten Aydın, çifte standardın artık küresel düzenin kurucu refleksi haline geldiğini kaydetti. İsrail’in sistematik zulüm ve istikrarsızlığı derinleştiren politikalarının, küresel adalet söyleminin pratikte karşılık bulmadığını bir kez daha gözler önüne serdiğini dile getiren Aydın, gücün hukukun önüne geçtiği ve insan hayatının politik çıkar hesaplarına feda edildiği bir küresel düzenin sürdürülebilir olmadığının açıkça görüldüğünü vurguladı. Böylesi karanlık bir küresel atmosferde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde Türkiye’nin savunma sanayi ve dış politika başta olmak üzere pek çok alanda önemli adımlar attığını belirten Aydın, deprem bölgesi öncelikli olmak üzere ülke genelinde asrın inşa ve ihya faaliyetlerinin kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin aynı zamanda kendi iç barışını güçlendirmeye yönelik tarihi bir irade ortaya koyduğunu vurgulayan Aydın, "Terörsüz Türkiye" sürecinin korkuların değil kardeşliğin, ayrışmanın değil ortak geleceğin tercih edildiğinin güçlü bir göstergesi olduğunu söyledi. İç barışını tahkim eden bir ülkenin yalnızca güvenliğini değil, yarınlara olan inancını da güçlendireceğini kaydetti. Meselenin yalnızca dış politika ya da güvenlik başlıklarıyla sınırlı olmadığını dile getiren Aydın, birey ve toplum olarak ahlak ve değer eksenli bir aşınmanın derinden hissedildiği bir dönemden geçildiğini belirtti. Yanlış alışkanlıkların özgürlük kılıfıyla meşrulaştırıldığı, ölçü ve sorumluluk duygusunun zayıfladığı bir zeminde toplumsal savrulmanın kaçınılmaz hale geldiğini ifade etti. Kendi tarihine, kültürüne, inancına ve fıtratına yabancılaşan toplumların başka toplumların hayat tarzlarını sorgusuzca taklit ettikçe ne modernleşeceğini ne de özgürleşeceğini belirten Aydın, bunun kimlik kaybına yol açtığını söyledi. Ahlakı, edebi ve insan onurunu merkeze alan güçlü bir toplumsal bilinç inşasının ertelenemez bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. 2026 yılına girerken zulmün karşısında adaleti, savrulmanın karşısında kökleri, umutsuzluğun karşısında kararlılığı savunmanın önemine dikkat çeken Aydın, 2026’nın Türkiye Yüzyılı vizyonunun toplumsal zeminde daha da derinleştiği önemli bir eşik olacağını ifade etti. Aydın, "İç barışını sağlamlaştırmış, değerlerine yaslanan ve vicdanını kaybetmemiş bir toplum olarak umutlu, dirençli ve kararlı bir şekilde yol almaya devam edeceğiz. 2026 yılının aziz milletimiz için huzurun ve kardeşliğin güçlendiği hayırlı bir yıl olmasını diliyor, Yüce Allah’tan barışın, adaletin ve merhametin dünya genelinde hakim olduğu bir geleceği hepimize nasip etmesini temenni ediyorum" diye konuştu.
Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi:
18 Kasım 2025 Salı - 11:48 Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"nin, aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham vereceğine inandığını bildirdi. Emine Erdoğan, Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda’nın eşi Diana Nausediene’nin ev sahipliğinde düzenlenen "Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi"ne video mesaj gönderdi. Zirvenin, tüm insanlık için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Emine Erdoğan, bu anlamlı buluşmaya öncülük eden Nausediene’ye teşekkür etti. Emine Erdoğan, geniş aileler, birlikte kutlanan bayramlar, farklı kuşakların aynı sofrada buluştuğu günlerin çoktan dünyanın nostalji arşivinde yerini aldığını belirterek, bu değişimin yalnızca modern dünyanın yeni yüzü değil aile sonrası gerçekliğin yaklaşan ayak sesleri olduğunu ifade etti. Günümüzde ailenin toplumun, temel düzenleyici birimi olma vasfından uzaklaştığına dikkati çeken Emine Erdoğan, düşen evlilik ve doğurganlık oranlarıyla aile-sonrası kültürün şimdiden yükselişe geçtiğini, giderek daha fazla bekar ve çocuksuz hale gelen toplumlarla dünyanın yaşlandığını bildirdi. Emine Erdoğan, 2030’da dünyada her 6 kişiden birinin 60 yaşın üzerinde olacağının, 80 yaş nüfusun ise 2050’ye kadar 3 kat artacağının öngörüldüğünü aktararak, "Öte yandan doğurganlık oranı, kadın başına 2,2’ye gerilerken ülkelerin yarısından fazlası, çoktan kritik eşik olan 2,1’in altına düşmüş durumda. Oysa her doğum, dünyanın baharına yeni bir gün ekler. Doğum oranlarının düşmesi, genç nüfusun azalmasıysa ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri üzerinde ciddi mali baskılar oluşturur. Kısacası kendini yenileyemeyen dünya, kaçınılmaz olarak büyük bir çıkmaza sürüklenir." değerlendirmesinde bulundu. Aile kurumunun, medeniyetin kalbi olduğuna inanan bir ülke olarak, 2025 yılını "Aile Yılı", 2026-2035 dönemini ise "Aile ve Nüfus On Yılı" ilan ettiklerini anımsatan Emine Erdoğan, "Zira nasıl ki kökleri çürüyen bir ağacın, ayakta kalması mümkün değilse aile kurumunun, temellerinin zayıfladığı bir toplum da geleceğe güvenle bakamaz. Bu nedenle ülkemizde çalışma ve aile hayatı arasındaki çatışmayı bertaraf edecek politikalar uyguluyoruz. Konut edinme ve evlilik kredileri, çalışan anne ve babalar için doğum izni, kreş desteği, esnek çalışma saatleri, anneler için süt izni ve bilinçlendirme kampanyaları gibi birçok hizmetle gençleri ve aileleri destekliyoruz." ifadelerini kullandı. Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) Aile Dostları Grubu’nun bir mensubu olarak yürüttükleri aile diplomasisiyle ailenin önemini, uluslararası toplumun gündemine taşıdıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Bunu yaparken sosyal politikalar kadar manevi değerlerin hatırlatıldığı bir anlatıya da yer veriyoruz. Çünkü, bugün evlilik ve ilk anne olma yaşının ileriye atılmasında, tek kişilik hane halkı ve tek ebeveynli aile yapısındaki artışta kültür endüstrisinin önemli bir payı var. Bu endüstri, bireyi hayatın merkezine konumlandırıyor. Başarıyı yüksek katlı iş merkezleriyle ölçüyor. Geleneksel aile modelini, kariyer yolculuğunun en büyük engeli gibi gösteriyor. Buna karşılık insanlara yücelttiği yalnız, dijitalleşmiş ve hazcı bir dünyayı teklif ediyor. İnanıyorum ki, Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi, tüm bu meseleleri ele alacağımız bir platform olacak ve aile kurumunun güçlendirilmesinde yeni bir vizyonun inşasına ilham verecektir." - "Aileyi merkeze alan adımların, dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum" Emine Erdoğan, NSosyal hesabından zirveyle ilgili yaptığı paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı: "Aileyi merkeze alan adımların, yaşlanan ve yalnızlaşan dünyaya yeni bir nefes olacağına inanıyorum. Bu inancı paylaşan değerli isimlerin buluştuğu Büyüyen Avrupa 2025 Uluslararası Zirvesi’ne video mesajla katılmaktan memnuniyet duydum. Böylesi anlamlı zirveye öncülük eden Litvanya Devlet Başkanı’nın eşi, kıymetli dostum Diana Nausediene Hanımefendi’ye gönülden teşekkür ediyorum."
MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"
18 Kasım 2025 Salı - 11:40 MHP Genel Başkanı Bahçeli: Alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem" dedi.MHP Lideri Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Azerbaycan’ın Gence şehrinden Türkiye’ye gelmek üzere havalandıktan bir müddet sonra Gürcistan hava sahasında düşen askeri kargo uçağı kazasında şehit olan 20 asker için başsağlığı dileyerek başlayan Bahçeli, "Bu kahraman vatan evlatlarının şerefli isimleri milli gönüllere kazınmış, geride bıraktıkları aileleri ise hepimizin namusuna emanet edilmiştir.Her birisinin ayrı hikayesi, her birisinin ayrı beceri ve kabiliyeti vardı. Hem asker olarak hem uzmanlık alanlarında iyi yetişmişlerdi.Hepsi de milletimizin tertemiz sinesinden doğan yüzleri kavruk Anadolu çocuklarıydı. Al bayrağa sarılı naaşları 17 ilimizde gözyaşlarıyla toprağa verildi.Tabutlara sarılan şehit çocukları, vatan sağ olsun diyen şehit babaları, dizlerine vuran şehit anaları, yarım kalmış hayalleriyle boynu bükük şehit eşleri içimize kor gibi düştü" ifadelerini kullandı.C-130 tipi kargo uçağının nasıl ve niçin düştüğü, bu elim olayın geri planındaki esrar perdesi kuşkusuz aydınlanacağını ve bütün ihtimallerin dikkatten ve gözden kaçırılmadan inceleneceğini belirten Bahçeli, "Askeri kargo uçağımızın düşmesi kamuoyuna yansımasından hemen sonra bilhassa sosyal medya vasıtasıyla yapılan maksatlı ve marazi yorum ve değerlendirmelerin iyi niyetten mahrum olduğu çok açıktır. Karanlık mahfillerce üretilen dezenformasyon kampanyasının nerelere kadar uzandığı, nasıl bir yalan ve iftira düzeneğinin harekete geçirildiği her türlü izah ve ifadeden varestedir.Resmi açıklamayı öğrenme zahmetine tenezzül etmeden fiili kaza-kırım heyeti gibi yayın ve yorum yapanların, oturdukları yerden bilirkişilik taslayanların cehil cüretkârlıkları saklanamayacak düzeyde ortadadır" şeklinde konuştu."Kara kutunun deşifre edilmesini sabırla beklemek lazımdır"Zorlu ve sıkıntılı günlerin devlet ve millet aleyhine bir dedikodu furyasına çevirenlerin maskelerin indirileceğini dile getiren Bahçeli, "Devletimize güven ve itibar asıldır.Milletimize doğru ve isabetli bilgiler vermek, komplo teorilerine kapalı durmak ahlaki bir mükellefiyettir. Kara kutunun deşifre edilmesine eş zamanlı olarak kaza-kırım heyetinin rapor formatında hazırlayacağı çalışmalarının sonuçlanmasını sabırla beklemek lazımdır" dedi."Alırım yanıma üç arkadaşımı, İmralı’ya gitmekten ve bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun artık son düzlüğe girdiğini ifade eden Bahçeli, "Hazırlanması gündemde olan, sınırları millet-devlet hassasiyet ve hükümranlık haklarıyla ihata edilmesi gereken yasal, hukuki ve demokratik çerçevenin önümüzdeki sürecin yol haritası olması hepimizin ortak kanaat ve kararıdır. Bundan sonra İmralı’ya gidecek heyetin teşekkül ve tespitinin yapılması da muhtemeldir. Günlerdir süregelen İmralı’ya gidilsin mi gidilmesin tartışmalarına bir nokta koyulmalıdır. Dürüst ve samimi ölçülerde Terörsüz Türkiye hedefinin hayat ve zemin bulması isteniyorsa, İmralı’ya gidilmesine ayak sürümenin hiçbir manası da olmayacaktır. Sürecin asıl muhataplarından birisiyle doğrudan temas kurulmayacaksa sonuç nasıl alınacak, ilerleme nasıl kaydedilecek? Şayet Meclis’te kurulan komisyon bu çerçevede karar alamazsa, hiç kimse bu ziyarete yanaşmazsa, herkes üç maymunu oynamanın merakında ısrar ederse, açık açık söylüyorum; alırım yanıma üç arkadaşımı, kendi imkanlarımızla İmralı’ya gitmekten gocunmam, çekinmem, bir masa etrafında yüz yüze gelmekten de imtina etmem.Karanlıkta göz kırpmam, ipe un sermem, söyleyeceğim ne varsa mertçe, özgüven içinde muhatabımın gözünün içine baka baka söylerim" ifadelerini kullandı."Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir"İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk davasına ilişkin hazırlanan 3741 sayfalık iddianame hakkında konuşan Bahçeli, "Burada iddianamenin ayrıntılarına girecek değilim. Kaldı ki bu bizim işimiz de değildir. Artık Türk adaleti karar ve hükmünü verecektir. Bundan kaçış ve kurtuluş yoktur. En başta CHP yönetimi olmak üzere, herkesin yargıya saygı duyması, hakim ve savcılara hakaret eden ahlaksız üsluptan sakınması gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü hepimiz için bağlayıcıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Herkes hukuk önünde eşittir. Hiç kimsenin ayrıcalığı ve imtiyazı yoktur. Ekrem İmamoğlu ve onunla birlikte yargılanan 105’i tutuklu 407 kişinin hakkında mahkemenin ne diyeceği, nasıl bir sonuca ulaşacağı, hükmü nasıl vereceği yakında belli olacaktır" dedi."Yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir"Geciken adaletin adalet olmayacağı ortada olduğunu belirten Bahçeli, "Daha önce de vurguladığım gibi, yargılama en başta TRT olmak üzere, tüm televizyonlardan canlı yayın olarak gerçekleşmelidir. Türk milleti olan biten ne varsa görüp öğrenmelidir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni saran devasa boyutlu iddiaların mahkemede görüşülmesi ve duruşma etapların doğrudan takip edilmesi aynı zamanda hukuk ve demokrasi güvenliğimizi de destekleyecektir. Dediğim gibi, iddianamenin ayrıntısına girmeyeceğim, zira her şey kamuoyunda biteviye tartışılmakta, bilen de bilmeyen de gece gündüz ahkam kesmektedir. Aziz Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, adına eko-sistem denilen, bununla mündemiç organize suç örgütü olduğu ileri sürülen mafyalaşmış bir oluşum tarafından, belediyenin kaynakları, yani devletin parası kullanılarak bedeli mukabilince satın alınmıştır" dedi. (HT
Başkan Geçit’ten iş dünyasıyla ekonomik istişare toplantısı
18 Kasım 2025 Salı - 11:11 Başkan Geçit’ten iş dünyasıyla ekonomik istişare toplantısı Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, "Birlikte Başaracağız’ projesi kapsamında Malatya ve Yeşilyurt’un ekonomik yapısını güçlendirmek, yatırım ortamını iyileştirmek ve şehrin geleceğine yön verecek stratejik adımları değerlendirmek amacıyla iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda, deprem sonrası ekonomik toparlanmanın hızlanması için üreticiye destek verilmesi, lojistik altyapının güçlendirilmesi, nitelikli istihdamın artırılması ve yeni yatırım alanlarının açılması konularında ortak değerlendirmeler yapıldı. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (TSO), Malatya Ticaret Borsası, MÜSİAD ve MİAD Malatya Şubesi Başkanları başta olmak üzere çok sayıda iş adamının katıldığı toplantıda sanayi, ticaret, üretim, istihdam, yatırım potansiyeli ve şehir ekonomisinin dönüşüm süreci gibi birçok başlık masaya yatırıldı. Toplantıya ev sahipliği yapan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, yerel yönetim olarak Malatya’nın yeniden ayağa kalkması, ekonomik hareketliliğin artırılması ve deprem sonrası toparlanmanın hızlanması için iş dünyasıyla güçlü bir iletişim ve iş birliği içerisinde olduklarını dile getirdi. "Ekonomik gelişim, ortak akıl ve dayanışma ile mümkün" Başkan Geçit, toplantıda yaptığı açıklamada Malatya’nın sahip olduğu potansiyelin doğru planlama ve ortak akılla harekete geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Şehrin üretim kapasitesi, coğrafi avantajları ve girişimci ruhuyla yeniden yükselişe geçebileceğini belirten Başkan Geçit, "Malatya’mız sanayisi, tarımı ve ticaretiyle bölgesine yön veren kadim bir şehirdir. Bu güçlü yapı ancak istişareyle, birlikte hareket ederek daha sağlam bir zemine oturabilir. Belediyemiz, yatırımcı dostu bir yaklaşımı benimsemiş olup üretim ve istihdamı destekleyecek her türlü çalışmanın arkasındadır. ’Birlikte Başaracağız’ projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, şehrimizin ekonomik vizyonunu güçlendirme adına çok kıymetli bir adımdır" şeklinde konuştu. İş dünyasından yapıcı görüş ve öneriler Malatya TSO, Ticaret Borsası, MÜSİAD ve MİAD başkanları ile işadamları ise toplantıda yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik görüş ve önerilerini dile getirdi. Özellikle deprem sonrası ekonomik toparlanmanın hızlanması için üreticiye destek verilmesi, lojistik altyapının güçlendirilmesi, nitelikli istihdamın artırılması ve yeni yatırım alanlarının açılması konularında ortak değerlendirmeler yapıldı. Temsilciler, Yeşilyurt Belediyesi’nin sanayi bölgeleri, yerinde dönüşüm çalışmaları, ulaşım altyapısı ve şehir estetiğini geliştirme alanındaki yatırımlarının ekonomik çarkları olumlu yönde etkilediğini ifade ederek belediye ile güçlü iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Toplantıda ayrıca Malatya’nın uzun vadeli ekonomik hedefleri üzerinde duruldu. Tarım ve gıda sektörünün güçlendirilmesi, yüksek katma değerli üretimin teşviki, genç girişimcilerin desteklenmesi, organize sanayi bölgelerinin genişletilmesi ve teknoloji yatırımlarının artırılması gibi stratejik konular detaylı şekilde değerlendirildi. "Ekonomik dirençlilik için ortak çalışma şart" Prof. Dr. İlhan Geçit, karşılıklı fikir alışverişlerinin şehir yönetimine yeni perspektif kazandırdığını ifade ederek iş dünyasına teşekkür ederken, "Yeşilyurt’umuzun üretim gücünü artırmak, istihdamı geliştirmek ve ortak akılla daha güçlü bir gelecek inşa etmek adına istişarelerde bulunduk. Şehrimize değer katan tüm kurum ve temsilcilerimize katkıları ve yapıcı görüşleri için teşekkür ediyorum. Ekonomik dayanıklılığı artırmak, Malatya’yı her alanda daha rekabetçi bir şehir haline getirmek için bu tür istişare buluşmalarını çok önemsiyoruz. Bugün ortaya konulan fikirler, şehrimizin gelecek planlamasında önemli bir yol haritası olacaktır. İş dünyamızın önerileri, tespitleri ve çözüm odaklı yaklaşımları şehrimizin ayağa kalkma sürecinde önemli rol oynayacaktır. Ekonomik yapımızı daha güçlü bir zemine oturtmak hepimizin öncelikli görevidir. Çünkü biz bir ve beraber olduğumuz zaman her türlü zorluğun üstesinden gelen bir toplumuz. Onun için birlikte başaracağız, birlikte her alanda güçlü bir şehir inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı. Toplantı, karşılıklı teşekkür temennileri ve iş birliğini güçlendirmeye yönelik yeni planların değerlendirilmesiyle sona erdi.