GÜNDEM - 30 Mart 2026 Pazartesi 20:18

Kazada hayatını kaybeden Yaren, Bodrum’da anıldı

A
A
A
Kazada hayatını kaybeden Yaren, Bodrum’da anıldı

Kayseri’de geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Yaren Mercan, Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen programla anıldı.


19 Mart’ta Kayseri’nin Talas ilçesinde alkollü bir sürücünün kullandığı otomobilin motosiklete çarptığı kazada Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Yaren Mercan (22) yaşamını yitirdi. Yaren’in ablası Büşra Mercan’ın Bodrum’da hemşirelik yaptığı, babası Uzman Jandarma Mehmet Mercan’ın da Muğla’da görev yaptığı öğrenildi. Yaren, Bodrum Belediye Meydanı’nda sevenleri tarafından düzenlenen törenle anıldı. Törende konuşma yapan Yaren’in ablası Büşra Mercan, "Biz bugün onun bir sürü başladığı ve bitiremediği projeyi konuşmak yerine, onun ruhunu şad edip anma törenini yapıyoruz. Kendisi sırf pediatri sınavı vardı diye bayramda buraya gelmedi. Bayram akşamı beraber yemek yiyecektik. Alkollü bir canavar onun, ilmek ilmek ailesinin, bizim verdiğimiz emekleri elimizden aldı. Başka Yarenler ölmesin. Sürücünün tutuklanması bile çok zor oldu. Biz en ağır cezayı almasını ve cinayetten yargılanmasını istiyoruz" dedi.


Ardından Yaren’in arkadaşları Yağmur Ece Metin ile Umut Güvercin basın açıklamasını okudu. Açıklamada, "Kayseri’de yitirdiğimiz Yaren’i bu yüzden burada, ailesinin yaşadığı Bodrum’da anmak istedik. Onu iki satırlık bir haberden ibaret bırakmak istemedik. Yaren’imiz Kayseri’de eğitim alsa da babası Mehmet Bey Muğla’da görev yapıyor. Burada da yüz binlerce motosiklet kullanıcısı var, tıpkı Yaren gibi. Onların yanında olmak ve bir farkındalık oluşturmak istedik. Yaren Mercan, kısa ömründe nice doğum gününü Bodrum’da geçirdi. Ailesiyle, arkadaşlarıyla burayı çok sevdi. Daha nice doğum günleri olabilirdi ama artık biz onu anıyoruz. Başka Yarenler kurban olmasın. Başka ailelerin yüreği yanmasın. Çok şey istemiyoruz: Önce kendimize, sonra birbirimize saygı gösterelim. Unutmayın, trafik kuralları yakalanmamak için değil, yaşatmak için vardır" ifadelerine yer verildi.



Kazada hayatını kaybeden Yaren, Bodrum’da anıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kozan’daki kavşak düzenlemesine vatandaşlardan tepki Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan kavşak düzenlemesiyle iki kavşağın kapatılmasına muhtarlar, mahalle sakinleri ve esnaf tepki gösterdi. Kısa süreliğine trafiğe kapatılan yol polisin iknasıyla yeniden ulaşıma açılırken, mahalle temsilcileri Kozan Kaymakamı ile görüşerek taleplerini iletti. Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nün mevzuatı kapsamında çevre yolunda başlatılan düzenleme çalışmaları çerçevesinde Üniversite Kavşağı ile Çanaklı Kavşağı kapatıldı. Kavşaklar arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle alınan karar, bölgede yaşayan vatandaşlar ve esnafın tepkisine neden oldu. Çanaklı Mahallesi Muhtarı Burak Çürümez, Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ve çok sayıda vatandaş, Üniversite Kavşağı’nda bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Vatandaşlar kısa süreliğine yolu trafiğe kapattı. Bölge halkı, daha önce söz verilen trafik ışığı uygulamasının hayata geçirilmesini ve kavşağın kontrollü şekilde yeniden açılmasını istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, vatandaşları ikna ederek, yolun yeniden ulaşıma açılmasını sağladı. Kozan İlçe Emniyet Müdürü Fatih Alptekin de vatandaşları dinleyerek, Kozan Kaymakamı Bahattin Alparslanköylü ile bir araya getirdi. "Büyük mağduriyet oluşturuyor" Mahalle muhtarlarından Burak Çürümez, yapılan düzenlemeye tepki göstererek, "Burada üniversite var, üniversite yolu kapanamaz. Yapılan uygulama vatandaş için büyük mağduriyet oluşturuyor" dedi. Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ise daha önce yapılan görüşmelerde kavşağa trafik ışığı konulmasının gündeme geldiğini belirterek, "Servisçilerden ve vatandaşlardan yoğun şikayet var. Bu şekilde çözüm olmaz" ifadelerini kullandı. Bazı vatandaşlar, alternatif güzergahların uzaması nedeniyle özellikle yaşlı ve hastaların hastaneye ulaşımında zorluk yaşandığını, ulaşım maliyetlerinin arttığını dile getirdi. Yaşanan gerginliğin ardından mahalleden seçilen temsilciler, Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü ile görüşerek taleplerini iletti. Kaymakam Arslanköylü, vatandaşların taleplerinin değerlendirileceğini ve gerekli incelemelerin ardından kamuoyuna bilgi verileceğini belirtti.
Sivas Uzmanı değerlendirmelerde bulundu: "Yastık altında bulunan tonlarca altın üretime kazandırılmalı" Türkiye’de yastık altında tutulan altın miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu ifade eden Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, bu büyük birikimin ekonomiye kazandırılamamasının üretim, istihdam ve yatırım açısından önemli bir kayıp olarak değerlendirdiğini ifade etti. Türkiye’de vatandaşların geleneksel tasarruf aracı olarak gördüğü altın, son dönemde artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerle birlikte yeniden gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldi. Ülkede yastık altındaki altının miktarının 4 bin ila 5 bin ton arasında olduğu belirtilirken, bu birikimin ekonominin dışında kalması dikkat çekiyor. Küçük miktarlarda dahi kolayca alınabilmesi ve güvenli liman olarak görülmesi nedeniyle vatandaşlar, ellerine geçen birikimleri çoğunlukla altına yönlendiriyor. Finansal okuryazarlığın sınırlı olması ve yüksek enflasyon ortamı da bu eğilimi güçlendiriyor. Son dönemde artan küresel gerilimler ve bölgesel çatışmaların da etkisiyle altına olan talebin daha da yükseldiği gözlenirken, krediye erişimin zorlaşması ve konut fiyatlarının artması da vatandaşların küçük birikimlerini altına yönlendirmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlkay Noyan Yalman, söz konusu altın birikiminin ekonomiye kazandırılması halinde büyük ölçekli yatırımların yapılabileceği, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceği ve özellikle enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılabileceğini söyleyerek, "Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli. Bununla ilgili doğru, güvene dayalı ve istikrar sağlayıcı politikalar uygulanmalıdır. Reel sektöre kazandırılan bu kaynaklar doğru yatırımlarda kullanılarak insanların daha da fazla kazanmasına sebep olmalıdır. Yani insanları buna inandırmak gerekir. Bu şekilde bu kaynaklardan faydalanabiliriz" dedi. Yalman, yastık altında tutulan altın miktarının değeri ile alakalı bilgiler de vererek, "Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Bunu örneklendirecek olursak bazı makalelerde, bu konuda çalışmalarda yaklaşık 8 bin 500 fabrika, 4 milyon insanın üzerinde istihdam veya enerji sektörüne bu parayla yatırım yapıldığı zaman Türkiye’nin cari açığının kapanması demek. Yani paranın büyüklüğünü ifade etmek için bu örnekleri veriyorum" diye konuştu. "Reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp" Türkiye’deki yastık altı altın miktarının Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkarabilecek enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam olduğunu söyleyen İlkay Noyan Yalman, "Türkiye’de son dönemlerde özellikle savaşın da çıkmasıyla beraber altın çok konuşulan bir konu oldu ve buna paralel olarak yastık altındaki altınımız çok konuşuluyor. Bu da gayet doğal çünkü gerçekten çok büyük bir hacim, yaklaşık 4 bin ton ya da 5 bin ton altından bahsediliyor. Bunun ekonominin dışında olması, reel sektörün dışında olması ciddi bir kayıp. Çünkü Türk halkı altını seven bir halk. Özellikle düğünlerde, özel günlerde altınla hediyeleşme gelir seviyesi en düşükten en yükseğe kadar altın edinmek de aslında kolaydır. Bölünebilir olduğu için 1 gramdan tutun da külçe altına kadar herkes altın edinebiliyor. Eline birkaç kuruş para geçse onu altına hemen yatırıyor, yöneltiyor. Çünkü enflasyon yüksek, diğer finans araçları konusunda belki tam haberdar değil, finansal okuryazarlık oranı da Türkiye’de çok yüksek değil. Onu da saklaması kolay. Gerçi çok fazla tehdit de var tabii çalınması ile ilgili ama yine de biz buna yastık altı diyoruz. Bazı kaynaklarda bu 8 bin tona kadar çıkıyor. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam. Enerji sektörüne yöneltildiği zaman bu altın, Türkiye’yi Avrupa’da birinci sıraya çıkaracak enerji konusunda ve mevcut enerji kapasitesinin 6 katı enerji altyapısına sahip büyüklükte bir rakam. Şimdi böyle ciddi bir rakamın hala yastık altında duruyor olması, tabii ki bunun en önemli sebebi ekonomide güven ve istikrar eksikliği" dedi. "Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke" Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesini çokta kolay olmadığını söyleyen Yalman, "Güven ve istikrar kronik bir hale geldi. Çünkü Türkiye yıllardır enflasyonla mücadele eden bir ülke. Son yıllarda, son 20 yılda tek rakamlı haneye düştüğü dönemler oldu enflasyonun ama o da tekrar yukarı çıktı. Enflasyonun olduğu dönemlerde Türk parasından, daha doğrusu ulusal paradan kaçış olur ve güvenli limanlara yönelim başlar. Burada da en önemli güvenli liman Türkiye için, Türkiye gibi benzer ülkeler için altındır. Mesela bu konuda Hindistan’ı da örnek verebiliriz. Türkiye’de 5 bin ton gibi bir yastık altı altın hacminden bahsederken Hindistan’da bu miktar 25 bin ton civarında olarak ifade ediliyor. Yani orada da ekonomiye duyulan istikrarın ve güvenin eksikliğinden kaynaklı bir durum söz konusu. Bu kadar büyük hacimli bir değerin ekonomiye çekilmesi de çok kolay değil açıkçası" diye konuştu. "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde" Amerika, İsrail ve İran savaşının Türkiye ekonomisine yansımalarından bahseden Yalman, "Türkiye jeopolitik olarak çok kritik bir yerde, bunu hepimiz biliyoruz dünyaca. Yakın zamanda başlayan Amerika, İsrail ve İran savaşı Türkiye için hem güvenlik açısından hem ekonomik açıdan çok ciddi bir tehdit. Bu sadece güvenliği değil, tabii ki ekonomiyi de olumsuz yönde etkiliyor. Biz bunun etkisini hemen altınla ölçüyoruz, yani altının fiyatı ne olacak diye herkes altını takip ediyor. Çünkü herkesin az da olsa çok da olsa altını var. Son dönemlerde yastık altı altının arttığını görüyoruz. Bu aslında konut fiyatlarının da artmasına sebep oldu. Çünkü konut alımında krediye ulaşmak zorlaştığı için insanlar büyük yatırım yapamıyorlar, yani bir ev alamıyorlar. Çünkü evin fiyatları yüksek. Ev alamayınca da insanlar küçük ölçekli tasarruflarını yine altın alarak yastık altına aktarıyorlar. Böylece bir yandan yastık altı altınlar artarken ev fiyatları da yükseliyor. Yani emlak piyasasını da olumsuz etkileyen bir sonuç ortaya çıkıyor. Yastık altındaki bu kıymetli hazinenin piyasaya çekilmesi çok önemli" şeklinde konuştu.