GENEL - 15 Haziran 2023 Perşembe 13:42

’Gocamadan Toruna Muğla Yemekleri Kitabı’ lansman töreni düzenlendi

A
A
A
’Gocamadan Toruna Muğla Yemekleri Kitabı’ lansman töreni düzenlendi

Muğla Büyükşehir Belediyesi özellikleri ile Türkiye’de ilk olan ’Gocamandan Toruna Muğla Yemekleri’ kitabının tanıtımını yaptı.

Muğla Büyükşehir Belediyesi özellikleri ile Türkiye’de ilk olan ’Gocamandan Toruna Muğla Yemekleri’ kitabının tanıtımını yaptı. Kitap, Muğla’nın tüm köyleri tek tek ziyaret edilerek toplanan Muğla’ya özgü tatlar ve her sayfada yer alan barkodla videolu tariflerin yer aldığı önemli bir eser olarak vatandaşlara sunuldu.



Çalışmalarına 2009 yılında başlanan, Muğla’nın 13 ilçesinde köy köy dolaşılarak tarifleri toplanan, Muğla’ya özgü 446 yemek tarifinin bulunduğu kitap Türkçe ve İngilizce olarak hazırlandı. Her bir yemek tarifi videosuna sayfadaki barkodla ulaşılabilme özelliği ile Türkiye’de ilk olan akıllı kitap Gocamandan Toruna Muğla Yemekleri’nin tanıtımı Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün katılımı ile Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapıldı.



Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Ortaca Meslek Yüksek Okulu Öğretim Elemanı Dr. Selma Atabey tarafından hazırlanan Gocamandan Toruna Muğla Yemekleri kitabı bir sonraki kuşakların yöresel tatları hatırlaması, yemeklerin tüm özellikleri geleceğe taşınması, unutulanların geri kazandırılması için yerinde araştırılarak hazırlandı. 2009 yılında Muğla’nın 13 ilçesindeki köyler tek tek dolaşılarak başlanan çalışma ile 446 yemek tarifi 60 yaş üstü yöre halkıyla görüşüldü ve tarifler ilk ağızdan alındı.



Tanıtım toplantısında konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, ”Bu kitabın ortaya çıkması biraz uzun sürdü. Buda titizliğimizden kaynaklandı. Muğla’yı tarif ederken sadece turizm kenti olarak tarif edilesi doğru bir tanımlama değil. Muğla’nın yarısı da tarım ve hayvancılık kenti yani yörüklerin alanı. Biz üçüncü ayak olarak kültür kenti Muğla olarak geleceğe taşımamız gerekiyor. Bu üç ayak üzerinde çalışmalıyız. Muğla çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir bölge. Bu nedenle toplum çok zengin kültürel öğesi var. Burada 8 bin yıl önceye kadar giden bir yerleşim mevcut. Her medeniyet kendi imzalarını burada bırakmış. İnsanın vazgeçilmezi olan yemek kültürü bizlere intikal etmiş durumda" dedi.



"Halen dünkü gibi korunan birçok farklı yemek çeşidi var" diyen Gürün, "Türkler tarihte sefer sırasında tarhanayı ve bayatlamayan katı ekmeği koyarak yiyen o yaptıkları faaliyete uygun bir yemek kültürünü oluşturan, ancak oturdukları zamanda farklı tarifler ortaya çıkaran bir toplum. Muğla’da yaşayan medeniyetlerin birbirleriyle olan etkileşiminden kaynaklı çok farklı tariflerin ortaya çıkması. Bu kitap kendini yenileyen ve sürekli olarak eklemelerin yapılabilecek olan bir kitap” ifadelerini kullandı.



Mutfak Kültürü hakkında konuşma yapan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Mutfak kültür öğelerinin en önemli aynasıdır. Kültürün çeşitliliği derinliği mutfakta ortaya çıkar. Anadolu tarihinin derinliğini hepimiz biliyoruz. Yemek literatürü gittikçe ilgi görüyor Muğla’mızda bunun dışında kalmadığı için çok mutluyum” diye konuştu.



Muğla kültürü hakkında konuşan Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş ise, "Muğlamıza baktığımız zaman bugüne kadar korunarak gelmiş bir kent. Burada Yörük kültürünün öğeleri çok belli. Bunların başında Muğla yemekleri geliyor. Düğün yemekleri geliyor. Bu yemeklerin gelecek nesillere aktarılması için çok önemli bir kitap çalışması yapılmış. 13 yıldır devam eden bir çalışmanın ürünüdür bu kitap. Bu kitapta emeği geçenlere teşekkür ederim" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Türkiye Paintball Şampiyonası Osmaniye’de başladı Türkiye Paintball Şampiyonası’nın Osmaniye ayağı, Zorkun Yaylası Şenlik Tepesi Spor Tesisleri’nde düzenlenen törenle start aldı. Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu tarafından, Osmaniye Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen Paintball Büyükler Kulüpler Türkiye Şampiyonası 1. Ayak Müsabakaları, Osmaniye Zorkun Yaylasında gerçekleşti.Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların katıldığı organizasyonda, 4’er kişilik takımlardan oluşan 5 grup şampiyonluk için mücadele edecek. Müsabakaların açılışı, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet tarafından yapılan başlangıç atışıyla gerçekleştirildi. İki gün sürecek turnuvada sporcular, zorlu parkurlarda mücadele ederken, organizasyonun hem spora hem de Osmaniye’nin tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuların Zorkun Yaylası’nda buluştuğunu aktaran Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, "Zorkun, Türkiye Paintball müsabakalarının şampiyonasına ev sahipliği yapıyor. Tabii Hakkari’den Tekirdağ’a kadar, Kayseri’den Antalya’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Ankara’ya ve Kocaeli’ne kadar birçok ilden sporcu burada bulunuyor. Gelen sporcular, Osmaniye’mizin yaptığı bu ev sahipliğini ve hazırlıkları büyük övgüyle bizlere ilettiler. Biz de tüm sporcu kardeşlerimize başarılar diliyoruz" diye konuştu. "Paintball savaş değil, strateji oyunudur" Avrupa Paintball Asbaşkanı ve Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Barkul, "Paintball sporuyla ilgili yanlış bilinen bazı gerçeklerden bahsetmekte fayda var. Her şeyden önce bunun bir savaş simülasyonu ya da şiddet oyunu olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu spor, geometrik ve matematiksel zeka gerektiren, stratejiye dayalı bir oyundur. Tıpkı satranç gibi. Siperlerin her birinin ortalama 9 farklı açıdan görüş alanı bulunuyor ve oyuncular bu açılardan birbirlerini boya toplarıyla işaretlemeye çalışıyor. Bu sporda ’silah’ ifadesi yerine ’işaretleyici’ ya da ’marker’ dediğimiz ekipmanlar kullanılmaktadır. Oldukça yüksek adrenalin içeren bu oyun, aynı zamanda ciddi bir konsantrasyon gerektirir" ifadelerini kullandı. Bu sporun stratejik düşünmeyi geliştiren bir oyun olduğunu belirten Kayseri Pars Kulübü’nden Elif Kağan, "Biz Kayseri’den geldik. Kayseri’den dört takım olarak katıldık. 4 takım içinde belki de tek kadın sporcu olarak geldim. Kadınların da bu sporu yapabileceğini göstermek istiyorum. Bu spor zararlı değil, aksine stratejik düşünmeyi geliştiren, gençlerin bakış açısını değiştiren ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmalarını sağlayan bir oyundur" diye konuştu. Osmaniye Tempo 80 Spor Kulübü Paintball Takımı oyuncusu Mehmet Ali Çamsarı, "Paintball, gelişmekte olan bir branştır. İlimizde ve ülkemizde il müdürlüğü, belediye ve federasyon tarafından desteklenmektedir. Bu branşın amacı savaşmak değil; keyif almak ve o heyecanı yaşamaktır. Amacımız hem bu branşı geliştirmek hem de ilimizin tanıtımına katkı sağlamaktır" dedi.
İzmir Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar’dan, Satranç Turnuvası’nda şampiyonluk Manisa’da bu yıl ikincisi düzenlenen ve yoğun katılımla gerçekleşen Mesir Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, kıyasıya mücadelelere sahne oldu. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından çok sayıda sporcunun yer aldığı turnuvada, Çeşme Belediyespor Kulübü sporcuları önemli bir başarıya imza attı. Turnuvada B Kategorisi’nde mücadele eden Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar, sergilediği üstün performansla rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Turnuva boyunca oynadığı stratejik ve sabırlı hamleleriyle dikkat çeken Eracar, elde ettiği sonuçla hem kulübünü hem de Çeşme’yi gururlandırdı. Şampiyon sporcu için Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç açıklama yaptı. Sarısaç, Eracar’ın başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Zeka, sabır ve disiplini bir araya getirerek elde ettiği bu başarıyla bizleri gururlandıran sporcumuz Ali Arda Eracar’ı tebrik ediyor; kendisine ve antrenörlerimize kulübümüze yaşattıkları bu mutluluk için teşekkür ediyoruz. Çeşme Belediye Spor Kulübü olarak spora ve sporcuya verdiğimiz desteğin bu tip başarılarla taçlanması en büyük motivasyon kaynağımız olmaya devam edecektir." Turnuvada elde edilen bu şampiyonluk, Çeşme Belediyespor’un satranç branşındaki yükselen başarısının da önemli bir göstergesi oldu.
İzmir Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.