EKONOMİ - 17 Ekim 2025 Cuma 09:58

Mersin’de çiftçiye tropikal meyve desteği

A
A
A
Mersin’de çiftçiye tropikal meyve desteği

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal kalkınma projeleriyle üreticilere destek vermeye devam ediyor. Özellikle tropikal meyve üretimine yönelik sağlanan fidan destekleriyle, atıl araziler yeniden tarıma kazandırılıyor, çiftçinin geliri artıyor, Mersin tarımı güçleniyor.


Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleme hedefi doğrultusunda tarıma yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen projelerle, hem üreticilerin ürünlerine ekonomik değer kazandırılıyor hem de atıl durumdaki araziler tarıma kazandırılıyor. Bu kapsamda özellikle tropikal meyve üretimine verilen desteklerle, kent tarımına farklı bir soluk getiriliyor. Avokado başta olmak üzere birçok tropikal meyve türünde üretimin artmasıyla, Mersin çiftçisinin gelir kaynakları da artıyor. Büyükşehir Belediyesi, 2020 yılından bu yana dağıttığı toplam 22 bin 377 avokado fidanı ile kent genelindeki 294 mahallede bin 160 üreticiye ulaştı. Bu çalışmalar sayesinde; kullanılmayan tarım arazileri, katma değeri yüksek tropikal meyve üretimiyle yeniden değerlendirilerek ekonomiye kazandırılıyor.


Özellikle tropikal iklim şartları nedeniyle bu tür ürünlerden yüksek verim ve kazanç sağlanan Anamur ilçesi, tropikal meyve üretiminde örnek bir bölge haline geldi. Büyükşehir Belediyesi tarafından sadece Anamur’da bugüne kadar 592 üreticiye toplam 11 bin 219 avokado fidanı ulaştırıldı. Dağıtımı yapılan fidanlar, uygun anaç ve tozlayıcı türlerle seçilerek, uzun vadeli ve verimli üretim hedefleniyor.



"5 yıl içinde il genelinde 11 binin üzerinde avokado fidanı dağıttık"


Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Ziraat Teknikeri Fatma Karataş, 2020 yılından bu yana il genelindeki 294 mahallede bin 160 üreticiye toplam 22 bin 377 avokado fidanı dağıttıklarını belirterek, "Sadece Anamur ilçesinde 2020 yılından bu yana 592 üreticiye 11 bin 219 adet avokado fidanı verildi. Dağıtımı yapılan çeşitler, uygun anaç ve tozlayıcı türlerle seçilerek uzun vadeli ve verimli üretim hedefleniyor. Toprakla buluşan küçük fidanların, bugün ağaç olup meyve vermesi bizler için büyük bir gurur" dedi.


Büyükşehir Belediyesi üreticiye verdiği desteklerin yanı sıra, hasadı yapılan ürünlerin pazarlanması noktasında üreticilerin ‘Anamur Tropikal Meyve Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ tarafından da desteklendiğini aktaran Karataş, "Amacımız, hem üreticimizin kazancını artırmak, hem de kullanılmayan arazileri tarıma kazandırmak. Bugün gördüğümüz tablo, emeklerimizin karşılık bulduğunu gösteriyor. Üreticimizin yüzünün gülmesi, bizim için en büyük mutluluk" diye konuştu.



"Elde edilen ürünler genelde ihracata yönelik"


Anamur Tropikal Üretim ve Pazarlama Kooperatifi Başkanı Ergun Doğan, 6 yıl önce kooperatifi kurduklarını ve bu süre içinde Büyükşehir Belediyesiyle iş birliği içerisinde olduklarını kaydederek, "Fidana ihtiyacı olan çiftçileri tespit ederek Büyükşehir Belediyesine bildirdik. Ürünün hasattan sonra nasıl değerlendirileceğini çiftçiye ve halka anlattık. Hasattan sonra ürünleri katma değer oluşturarak; reçel, kuru meyve ve freeze dry gibi seçenekler oluşturduk" dedi.



Mersin’de çiftçiye tropikal meyve desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.