KÜLTÜR SANAT - 03 Şubat 2026 Salı 11:49

Kültür ve Sanat Evleri gençleri üretime kazandırıyor

A
A
A
Kültür ve Sanat Evleri gençleri üretime kazandırıyor

Akdeniz Belediyesi tarafından mahallelerde hizmet veren Kültür ve Sanat Evleri, kadınlar ve gençlere yönelik mesleki eğitimlerle hem üretimi teşvik ediyor hem de aile bütçelerine katkı sunuyor.


Bu merkezlerden biri olan Bekirde Kültür ve Sanat Evi, genç yaşta girişimciliğe adım atan örnek bir başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Akdeniz ilçesine bağlı Bekirde Mahallesi’nde yaşayan 17 yaşındaki Canan Geçer, Kültür ve Sanat Evinde aldığı seramik eğitimi sayesinde kendi atölyesini kurma yolunda önemli bir adım attı. Genç kursiyer, ürettiği el emeği ürünlerle hem kendi harçlığını kazanmayı hem de aile bütçesine katkı sağlamayı hedefliyor.


Annesinin soğuk seramik kursuna katılmasıyla Kültür ve Sanat Evine misafir olarak gelen Canan Geçer, burada yapılan çalışmalardan etkilenerek kurslara ilgi duymaya başladı. Kurs öğretmeninin yönlendirmesiyle seramik eğitimine başlayan Geçer, kısa sürede kendini geliştirerek yeteneğini üretime dönüştürme kararı aldı.


Evde de çalışmalarını sürdürmek isteyen Geçer, ailesinin desteğiyle evlerinin altında bulunan deponun bir bölümünü atölyeye dönüştürdü. Kız kardeşinin de katkılarıyla kurulan küçük atölyede, mekanın düzenlenmesinden duvar boyamasına ve dekorasyonuna kadar tüm detaylar gençlerin kendi emeğiyle tamamlandı.


Atölyesinde üretimlerini sürdüren Canan Geçer, seramik süslemelerini tabak, tablo ve kupa bardak gibi ürünlerle birleştirerek satışa sunmayı amaçlıyor. Aldığı eğitimin kendisine yeni bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Geçer, sanatsal yönünü geliştirirken ekonomik kazanç elde etmeyi hedeflediğini dile getirdi.



"Gençlerin erken yaşta meslek edinmesine katkı sağlıyoruz"


Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, Kültür ve Sanat Evlerinde verilen eğitimlerin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: "Kültür ve Sanat Evlerimiz aracılığıyla sunduğumuz bu eğitimler, özellikle gençlerin erken yaşta meslek edinmesine, kadınların üretime katılmasına ve mahallelerde sosyal dayanışmanın güçlenmesine önemli katkılar sağlıyor. 2026 yılında da Kültür ve Sanat Evlerimizdeki mevcut kursları, vatandaşlarımızdan gelen talepler doğrultusunda artırarak devam ettirmeyi hedefliyoruz."


Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 10 kültür ve sanat evinde verilen kurslar, katılımcıların yeteneklerini geliştirerek üretime yönlendirmeyi sürdürüyor.



Kültür ve Sanat Evleri gençleri üretime kazandırıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aziz İhsan Aktaş davasınında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, "Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı" dedi. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi. Aziz İhsan Aktaş davası 5’inci gününde devam ediyor. Duruşmada görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz savunma yaptı. Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz, "Ben Beşiktaş Belediyesi siyasi başkan yardımcısıyım. Hayata tutunmak için bütün ömrüm boyunca mücadele ettim. 70 yaşındayım, Ömrümde suç örgütleriyle, çetelere karşı mücadele vererek geçti. Bu konuda ciddi bedeller ödedim. Daha da bedelleri ödemeye de devam ediyorum. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum. 2019 yılında Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildim. Belediye Başkanımız Rıza Akpolat beni belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bu görevlendirmede yalnızca destek hizmetleri müdürlüğü birimi bana bağlı değildi. 6-7 tane birim bağlıydı. Haksız, adaletsiz ve hukuksuz, tek taraflı olarak hazırlanan bir iddianame ile ilgili görüşlerim olacaktır. Ben 10 aydır bugünü bekliyorum, 10 aydır tutukluyum. Haksız, hukuksuz, adaletsiz olarak tutuklandım. Bizim yönetim anlayışımız katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, kamu menfaati ve çıkarını düşünen bir yerel yönetim anlayışıdır. Çünkü yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Ben bürokrat değilim, ben teknokrat değilim. Ben seçilmiş meclis üyesiyim ve siyasi başkan yardımcısıyım. Sayıştay müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken, bizim belediyemize her sene gelirlerdi. Mülkiye müfettişleri her sene genel denetime gelirlerdi. Yapılan denetimlerde hiçbir suçlamayla karşılaşmadık. Bu suçlamalardan alnımızın akıyla çıktık. Eğer devletin bu kurumlarının yaptığı denetimlerin verdiği raporların bir anlamı yoksa o zaman bu kurumları yok sayacaksak ne anlamı var? Biz bu süreçlerde ne ben ne de arkadaşlarım herhangi bir suç işlemedik" ifadelerini kullandı. "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Savunmasının devamında suç işlemediğine vurgu yapan sanık Yılmaz, "Bir sene önce Belediye Başkanımız tutuklandı. Belediye Başkanından sonra yani 10 ay önce de ben tutuklandım arkadaşlarımla beraber. Evimde arama yapıldı. Ben suçlu değilim ki veya bir suç işlemiş değilim ki, evimde benim gizli saklı neyim olabilir? Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım. Bilirkişi raporlarına baktığımızda benim sadece o ihalelere olur verdiğim görülecektir. Zaten sayın savcılık beni mahkemeye sevk ettiği zaman da ihalelere olur verdiğim şeklinde beni suçlayarak gönderiyordu. Buradan haykırarak söylemek istiyorum, olur vermenin anlamı nedir? Savcılık olur vermenin anlamının ne olduğunu bilmiyor mu? Şimdi bu bilirkişi raporları neden hazırlanır? Bu bilirkişi raporları neden alınır? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar, bilirkişiler onlarca, yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar. Kendi konularında mevzuata hakimler, ihale yasası ve mevzuatı konusunda deneyimli insanlar. Benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu biliyorlar. Bundan dolayı benim bir suç işlemediğimi de bilirkişiler biliyor. Bu konuda raporu, dört tane ihaleyle ilgili raporu savcılığa bildiriyorlar. Savcılık bunu kesinlikle göz önünde bulundurmuyor. Ben bunun nedenini çok merak ediyorum. Bu ön yargı neden? Ben siyasi olduğum için mi, Cumhuriyet Halk Partili olduğum için mi bu ön yargı var? Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Peşinen suçlu ilan edildim, aleyhimde onlarca ifade verildi" şeklinde konuştu. "İhalelerin yapılması sürecinde bunları bilmiş olsaydım kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım" Savunmasına devam eden sanık Yılmaz, "Ayrıca yine bilirkişi raporlarında ihaleleri alan firmalarla ilgili bir organik bağımın ve bir ilişkimin olduğu, onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında tespitte bulunulmamıştır. Dolayısıyla bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. İhaleyi alan firma ve firmalarla ilgili bir organik bağımın olduğuna ve onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında bir tespitte bulunulmamıştır. Bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı. Attıkları yalan iftiralar, beyanlar soyut ve mesnetsizdir, kesinlikle kabul etmiyorum. Mustafa Mutlu’nun geçmişini bilmem. Mustafa Mutlu kim ki bana talimat verecek? Mutlu’nun himayesinde çalışan birisi değilim. Bu konuda somut olarak suçu teşkil edildiğine dair iddianamede bir delil, beyan var mıdır? Bu suçlamayı kesinlikle reddediyorum. Genel anlamda Belediye Yasası mevzuatı ile ilgili, Kültür Bakanlığı’ndan, Valilikten, Kaymakamlıktan bir evrak geldiğinde, hukuksal olarak bir problem olduğunda Mutlu’ya danışmış ve soru sormuş olabilirim ama ben ihaleleri şöyle yapalım böyle yapalım veya o bana ihaleleri organize edelim diye herhangi bir şey yapmadım. Benim öyle bir yetkim, sorumluluğum yok" dedi. "Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur" Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini tehdit etmediğini belirten Yılmaz, "Bir gün Ozan İş beni aradı, bana, ‘başkanım neredesin ne yaptın’ dedi. Belediyede çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyledim. O da bana, ‘misafirim var geleceğim’ dedi. Aziz İhsan Aktaş geldi, ben bütün misafirlerime merhaba dedim, karşıladım. Kesinlikle Aziz İhsan Aktaş‘ı bir zorlama bir tehdit etme, böyle bir şey söz konusu olamaz. Bana, rüşvet, kişisel menfaat diye bir suçlama iddianamede yok. Ozan İş’in uydurması bir yalanı şimdi bir adama malı zorla satacaksınız, tehdit edeceksiniz, ondan sonra açıktan bir menfaat edecek. Böyle bir şey olabilir mi? Yapılan usulde bir hata var mı, kamu zararı söz konusu mudur? Bunların kesinlikle söz konusu olmadığı görülecektir. Önder Gedik ifadesinde, bu süreci kimlerle yürüttüğünü açıklamıştır. Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur. Bu süreci yürüten, Ozan İş’tir ama Ozan İş, kendisini kurtarmak için kesinlikle benim şahsıma iftira atmaktadır. Aziz İhsan Aktaş‘a da sorulmasını isterim, bu gayrimenkulün satışında bana Mustafa Mutlu‘ya Alican’a ne menfaat sağlamış? Bu soru Aktaş’a sorulsun, bunun cevabını versin Aktaş" diye konuştu. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi.
Adıyaman Deprem sonrası Adıyaman’da eğitim altyapısı güçlendi 6 Şubat depremlerinde yüzlerce dersliğin kaybedildiği Adıyaman’da yürütülen yeni okul yapımları ve güçlendirme çalışmalarıyla eğitim altyapısı yeniden ayağa kaldırılırken, kent genelinde derslik sayısı deprem öncesine göre 624 artış gösterdi. Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinde 16 okul yıkılırken, 7 okul acil yıkılacak durumda olduğu için, 56 okul da ağır hasarlı olduğu için yıkıldı. Adıyaman’da çoğunluğu okul olmak üzere pansiyon, spor salonu, öğretmenevlerinin de içinde bulunduğu 56 bina orta ve az hasarlı olduğu için güçlendirilmeye başlandı. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, "Asrın felaketinin yaşandığı depremlerin üçüncü seneyi devriyesi için hazırlıklar yapılıyor, anma törenleri planlanıyor. Biz de eğitim camiası olarak asrın felaketinde 6 bin 247 dersliğimizden 930 dersliğimizi kaybetmiştik. Bunun yerine 104 yeni, 21 de güçlendirilmiş okul olmak üzere toplam 125 okulumuzu eğitim öğretim hizmetine sunduk. Çocuklarımız daha dirençli, daha güvenli okullarda eğitim öğretimlerine devam ediyorlar. Bugün itibariyle 6 bin 870 derslikle eğitim öğretimimize devam ediyoruz. Deprem öncesine göre 624 derslik fazlamız var. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Güçlü bir ülkenin vatandaşı olma gururunu hep beraber yaşıyoruz. Millet, devlet milletle el ele vererek şu anda okullarımızın deprem öncesine göre çok daha iyi bir noktaya gelmesinin haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.