ÇEVRE - 07 Ekim 2025 Salı 10:14

Heyecanlandıran keşif: ’16 metrelik ’Balina’nın kafatası ve gövdesi tamamen ortaya çıktı

A
A
A
Heyecanlandıran keşif: ’16 metrelik ’Balina’nın kafatası ve gövdesi tamamen ortaya çıktı

Mersin Körfezi’nde 4 yıl önce ölen ve müze bahçesine gömülen yaklaşık 16 metrelik Fin balinasının çıkarılması için başlatılan kazı çalışmalarında 2 metreden fazla uzunluktaki kafatası ile 5 metrelik gövdesi ortaya çıkarıldı. Çalışmalara eşlik eden Vali Atilla Toros’u bile heyecanlandıran keşif kazısının 2 gün sonra tamamlanması bekleniyor.


2021 yılında Mersin Körfezi’nde bir deniz aracının çarpması sonucu ölen ve Mersin Üniversitesi (MEÜ) Yenişehir Kampüsü Deniz Canlıları Müzesi bahçesine gömülen Fin balinansın iskeletinin çıkarılması için kazı çalışmaları başladı. ‘Balinanın Sessizliği Bilime Dönüşüyor’ projesi kapsamında yürütülen keşif kazısının 4’üncü gününde balinanın 2 metrelik metrelik çene ve kafatası ile 5 metreden fazla olan göğüs bölgesinde ulaşıldı. Omurgasının kısmen ortaya çıktığı devasa deniz canlısının göğüs altı ile kuyruk kemiklerinin ise 2 gün içerisinde ortaya çıkarılması hedefleniyor. 415 üniversitesi öğrencisinin katıldığı kazıya Mersin Valisi Atilla Toros ile Rektör Prof.Dr. Erol Yaşar’da eşlik etti.


2 gün sonra tamamen ortaya çıkarılacak balinanın kemiklerinin numaralandırılarak müze bahçesine taşınıp kafa, gövde, kuyruk üç parçadan oluşacak şekilde askıya alınarak bir bütün olarak sergilenmesi planlanıyor.



"İskelet Deniz Canlıları Müzesi’nde sergilenecek"


Mersin Üniversitesi’nin önemli bir bilimsel etkinliğine hep birlikte tanıklık ettiklerine değinen Vali Atilla Toros, 2021 yılında kıyıya vuran ’Fin’ balinasının ’Mavi’ balinadan sonra en büyük deniz canlısı olarak da kayıtlara geçtiğini ifade etti. O dönem çok önemli bir karar verildiğine dikkat çeken Vali Toros," Bilimsel inceleme ve değerlendirme için su ürünleri fakültemizin bahçesine gömülmüş. Şuanda da bilimsel etkinlik, aynı zamanda önemli bir eğitim etkinliğiyle beraber yürüyor. Bugün burada çıkartılacak olan iskeletle beraber hem bir akademik çalışma devam etmiş olacak, hem de öğrencilerimizin eğitim faaliyetlerine katkıda bulunmuş oluyoruz. İskelet bizim Deniz Canlıları Müzesi’nde sergilenecek" dedi.



"Şaşırtıcı ve bilime katkı sunacak bir çalışma olmuş"


Mersin’in tarih ve kültürel miras anlamında son derece önemli bir kent olduğuna da dikkat çeken Vali Toros," Ama aynı zamanda denizlerinden, dağlarından, kıyılarından, ormanlarına kadar da önemli bir biyoçeşitliliğe sahip bir kentimiz. Bu anlamda da bu biyoçeşitliliği korumak, mirasımızı, kültürel ve tarihi mirası korumak anlamında da hem korunmak hem de gelecek nesillere aktarmak anlamında da önemli bir çalışma yürütüyoruz. Bu kararı veren arkadaşları kutluyorum. 4 yıl sonrayı hedefleyerek bu çalışmayı yürütmüşler. Bu anlamda da çene kemiği, kafatası, göğüs omurları, kuyruk omurları dâhil olmak üzere, hem bunun çıkartılması hem akademik çalışmalar, hem bunun sergilenmesi anlamında önemli bir çalışma olduğunu tekrar ifade etmek istiyorum. Şaşırtıcı ve hakikaten de bilim anlamında katkı sunacak bir çalışma olmuş" diyerek sözlerini tamamladı.



"Deneyime dayalı bir eğitimle, eğitim görmelerini amaçlıyoruz "


Rektör Prof.Dr. Erol Yaşar ise," Mersin Üniversitesi ailesi olarak biz, öğrencilerimizin yalnızca teorik bilgiyle değil, aynı zamanda uygulamalı ve deneyime dayalı bir eğitimle eğitim görmelerini amaçlıyoruz ve arzuluyoruz. Tabi bu süreçte öğrencilerimizin bilimsel merakının ve keşfetme duygusunun önemli bir karşılık bulduğu bu etkinliği üniversitemizde gerçekleştirmenin mutluluğunu ve onurunu yaşıyoruz" şeklinde konuştu.



"Kafa, boyun ve göğüs bölgesinin tamamını çıkarttık"


415 öğrenci ile çalışmayı sürüden proje koordinatörü MÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas," Fin balinasının kazısı devam ediyor. 415 öğrencimizin katılımıyla birlikte başladığımız kazı bugün dördüncü gününde. Dördüncü gün itibariyle kafa, boyun omurları ve göğüs bölgesinin tamamını toprak altından çıkarttık. Şimdi bel ve kuyruk omurları kısmı kaldı. İki gün içerisinde de tüm iskeleti müzemizin bahçesinde çıkartmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.



Heyecanlandıran keşif: ’16 metrelik ’Balina’nın kafatası ve gövdesi tamamen ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis Kilis’in altın sarısı lezzeti gerebiç yıl boyu tezgahlarda Kilis’in yöresel kurabiyesi gerebiç, kendine özgü lezzetiyle yılın her mevsimi yoğun talep görüyor. Kilis’e özgü lezzetlerden biri olan gerebiç, özellikle Ramazan ayında daha fazla tüketilse de artan talep sayesinde 12 ay boyunca satışa sunuluyor. Yaklaşık 40 yıldır gerebiç ustalığı yapan Mehmet Uğur Yeşilbahçeci, mesleği babasından öğrendiğini belirterek, kuşaktan kuşağa devam ettiğini söyledi. "Mesleğimiz kuşaktan kuşağa devam ediyor’’ Mesleğini severek yaptığını ifade eden Yeşilbahçeci, "Bu mesleği babamdan öğrendim, ustam babamdı. Şimdi de oğlum yetişiyor. Mesleğimiz kuşaktan kuşağa devam ediyor. Gerebiç irmik, un ve zeytinyağının karışımıyla yapılıyor. Kilis’in halis zeytinyağı kullanılıyor. İçerisindeki boz fıstık, gerebiçe asıl tadını veriyor. Altın sarısı rengi de bu emeğin ve sevginin karşılığıdır. Gerebiç, Kilis’e özgü bir kurabiyedir. Ürdün’den bu tarafa gelmiş bir lezzet olup, Mersin’de ‘kerebiç’ olarak bilinen ürünle hiçbir alakası yoktur" dedi. "Talep oldukça fazla’’ 6 yıldır gerebiç üretimi yaptığını, mesleği babasından öğrendiğini söyleyen Ahmet Can Yeşilbahçeci "Meslek çok zevkli. İnşallah kuşaktan kuşağa devam edecek. Gerebiçlerimiz yıl boyunca üretiliyor. Fıstıklı ve cevizli olmak üzere her çeşidi mevcut. Talep oldukça fazla. Hedefim gerebiç satarak araba almak. Ustalık olduktan sonra hiçbir iş zor değildir" şeklinde konuştu. "Tadı enfes, on numara’’ Müşterilerden Mehmet Demir de gerebiçin tadının çok güzel olduğunu ifade ederek, "Tadı enfes, on numara. Herkese tavsiye ederim, gerçekten çok lezzetli" diye konuştu.