GÜNDEM - 05 Şubat 2026 Perşembe 13:20

Ermeni katliamından kaçmışlardı: 108 yıl sonra kuzenler ve torunlar ilk defa buluştu

A
A
A
Ermeni katliamından kaçmışlardı: 108 yıl sonra kuzenler ve torunlar ilk defa buluştu

 O dönem Erzurum'a bağlı olan Bingöl'ün Kiğı ilçesindeki bir köyde 1918 yılında Ermenilerin katliamlarından kaçan Çevik ailesinin çocukları ve torunları, 108 yıl sonra ilk defa Mersin'de buluştu. Gözyaşlarının aktığı buluşmada kuzenlerin yanı sıra 6. kuşağa kadar torunlar yer aldı.

1918'de Erzurum'a bağlı olan ve daha sonra Bingöl'e geçen Kiğı ilçesine bağlı İlbeyi köyünde Ermenilerin katliamlarından kaçan iki kardeşin çocukları ve 6. kuşağa kadar alan torunların buluşması Mersin'in Erdemli ilçesinde gerçekleşti. Erdemli ilçesinde yaşayan torunlardan Ziya Çevik, araştırmaları sonucu 1957'de vefat eden dedesi Ali Çevik'in 2009 yılında hayatını kaybeden kız kardeşi Adile Çağlı'nın İstanbul'da yaşayan oğlu 78 yaşındaki Ali Çağlı'ya ulaştı. Bir aylık görüşmeler sonrasında Ali Çağlı, ailesiyle Mersin'e geldi. Bugün hem hala ve dayı oğulları hem de 6. kuşağa kadar torunlar buluşarak 108 yıllık özlemi giderdi. Erdemli Kaymakamı Aydın Tetikoğlu ile İlçe jandarma Komutanı Binbaşı Esat Can Öztürk de buluşmaya eşlik etti.

Yıllar sonra akrabaları ile tanıştığı için gözyaşı döken torunlardan Durdane Çevik, çok büyük heyecan yaşadığını söyledi. İstanbul'dan gelen aile üyelerinden Gülşen Çağlı, yıllar sonra akrabaları ile ilk kez görüştüklerini ve çok mutlu olduklarını ifade etti.

Bingöllü olduğunu ve İstanbul'da yaşadığını anlatan 78 yaşındaki Ali Çağlı ise, "108 yıl sonra akrabalarımla görüştüm. Bu kalabalık bana güç verdi. Hayatımda beklemediğim bir durumu yaşıyorum. Çok duyguluyum. Kan bağımız olduğu için sanki 108 senedir yan yana gibiyiz, yabancılık çekmedik. Beni buldular, aradılar. Bizler de ziyaretlerine geldik. İnşallah onlar da Bingöl'de kendi dedelerinin köylerine gelirler. Daha mutlu oluruz ve bağlarımız sıklaşır. Köyde herkes akraba sayılır" dedi.

"Tarihte eşi benzeri nadir olan bir durum"

1918'deki Ermeni katliamı sırasında değirmencilik yapan dedesinin Adana'ya, oradan da Mersin'in Erdemli ilçesine yaralı halde geldiği süreci anlatan torunlardan Ziya Çevik, atalarının nerden geldiğini merak edip araştırdıklarını ifade etti. Dedesinin köyünün daha önce Erzurum'a bağlı olan, şu anda Bingöl'ün Kiğı ilçesi sınırlarında yer alan İlbeyli köyü olduğunu belirten Çevik, sosyal medya üzerinden yaptıkları araştırmayla dedesinin kız kardeşinin çocuğu olan Ali Çağlı'ya ulaştıklarını söyledi. Çevik, "Burada 1918'den sonra 108 yıl aranın ardından dedemin ve 6. kuşağa kadar olan çocuklarının buluşması oldu. Aradan 108 yıl geçmiş. Aradan bir asır geçmiş. Tarihte eşi benzeri nadir olan bir durum. Bunun kelimelerle ifadesi yok, yaşanması gerekiyor" diye konuştu.
Ermenilerin katliamı sırasında babasının Erzurum'dan Mersin'e gelerek Tabureli köyüne yerleştiğini belirten Mehmet Çevik, "Ben 1937 doğumluyum. Bugün halamın oğlu ile tanıştım. Sohbet ettik, birbirimizle hasret giderdik" diye konuştu.
Atalarının oğulları ve torunlarıyla ilk defa bugün buluştuklarını vurgulayan torunlardan Ahmet Öğer, diğer akrabalarını da arayıp bulup bir araya geleceklerini sözlerine ekledi.

Şimdi diğer kardeşlerin çocuklarını arıyorlar

Öte yandan vefat eden Ali Çevik ile Adile Çağlı'nın 5 kardeş olduğu ve hep birlikte Ermenililerin katliamından kaçtıkları belirtildi. Kardeşlerden vefat eden Elif'in de kızına ulaşıldığı ancak Adana'ya geldikten sonra bağları kopan Haydar ile Gülizar Çevik'e ait bir iz bulunamadığı, onların çocuklarına da ulaşmak için çalışma yapıldığı öğrenildi.

Halil İbrahim Varlı-Hüseyin Yıldız

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kilis 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında AK Parti heyeti Kilis’te 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde Kilis’te düzenlenen programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, asrın felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek, devlet-millet dayanışmasıyla yaraların sarıldığını ve kentte konut teslimlerinin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Kilis’in depremden etkilenen 11 ilden biri olduğunu hatırlatan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, kentte 457 binanın yıkıldığını, 680 binanın ağır hasar aldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde devletin ilk andan itibaren Kilis’in yanında olduğunu vurgulayan Tuncer, devlet-millet dayanışmasının en güzel örneklerinden birinin burada sergilendiğini söyledi. Basın mensuplarının da süreçte önemli bir görev üstlendiğini belirten Tuncer, "Sahadan gelen gerçek bilgileri aktardınız, yalanın karşısına hakikati koydunuz. Panik değil, dayanışma ürettiniz" diyerek basın mensuplarına teşekkür etti. Kilis’te bugüne kadar 2 bin 569 konutun tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiğini, bin 170 konutun daha kurasının çekildiğini aktaran Tuncer, hedeflerinin yalnızca anahtar teslim etmek olmadığını ifade etti. Güvenli, huzurlu ve umutla bakılan şehirler inşa etmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Kentte hayatın yeniden normale döndüğünü belirten Tuncer, sokaklarda çocuk seslerinin yankılandığını ve bu sürecin kararlılıkla devam edeceğini söyledi. Türkiye genelindeki konut projelerine de değinen Tuncer, TOKİ eliyle 1 milyon 753 bin sosyal konut üretildiğini, kentsel dönüşüm kapsamında 2 milyon 252 bin bağımsız bölümün yenilendiğini, iki yıl içinde 455 bin konutun hak sahiplerine teslim edildiğini ifade etti. Ev Sahibi Türkiye Projesi ile 500 bin yeni sosyal konut için çalışmaların sürdüğünü belirtti. AK Parti hükümetleri döneminde Kilis’e önemli yatırımlar yapıldığını söyleyen Tuncer, Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nin kurulması, eğitim ve sağlık yatırımları, yollar ve sanayi projeleriyle kentin marka değerinin artırıldığını ifade etti. Konuşmasının sonunda Kilis’i yalnız bırakmadıklarını ve bırakmayacaklarını vurgulayan Tuncer, çalışmalarda emeği geçen tüm kurumlara, saha personeline ve sabırla süreci takip eden Kilisli vatandaşlara teşekkür etti. Tuncer, program kapsamında Kilis’te yürütülen çalışmaların yerinde inceleneceğini, depremzede vatandaşlarla bir araya gelinerek taleplerinin dinleneceğini kaydetti. Programa; Kilis Milletvekili ve MKYK Üyesi Umut Arman Sonay, AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı Başkan Yardımcıları Abdülmenaf Turan ile Fevzi Aydın, Kilis AK Parti Milletvekili Ahmet Salih Dal ve AK Parti Kilis İl Başkanı Serhan Diyarbakırlı ile diğer protokol üyeleri katıldı.
Samsun Başkan Kurnaz: "İlkadım Yanında Kart nefes olacak" Samsun’un İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "İlkadım Yanında Kart ile dar gelirli vatandaşlarımız, emekli vatandaşlarımız, üniversite öğrencilerimiz, engelli bireylerimiz ve şehit aileleri ve gazilerimiz indirimden faydalanacak" dedi. İlkadım Belediye Meclisi Şubat Ayı Kapanış Toplantısı, Belediye Başkanı İhsan Kurnaz başkanlığında gerçekleştirildi. Belediyenin Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, komisyonlara devredilen 7 gündem maddesi mecliste görüşülerek, oy birliğiyle kabul edildi. Gündemin 3. maddesi olan ‘İlkadım Yanında Kart’ uygulamasını hakkında bilgi veren İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, uygulamanın kapsamını genişleterek, hayata geçirdiklerini belirtti. Başkan Kurnaz, "İlkadım Belediyesi olarak üzerinde titizlikle çalıştığımız, sosyal belediyecilik anlamında çok önemli bir uygulamayı kapsamını genişleterek hayata geçiriyoruz. ‘İlkadım Yanında Kart’ ile dar gelirli vatandaşlarımız, emekli vatandaşlarımız, üniversite öğrencilerimiz, engelli bireylerimiz ve şehit aileleri ve gazilerimiz indirimden faydalanacak. İlkadım’da ikamet eden gaziler ve şehitlerimizin birinci derece yakınları ve sosyal yardıma muhtaç vatandaşlarımıza ‘İlkadım Yanında Kart’ emekli maaşından başka geliri olmayan vatandaşlarımız için ‘İlkadım Emekli Kart’, ilçemizde ikamet eden üniversite öğrencilerine ‘İlkadım Öğrenci Kart’, engelli bireylerimize ‘İlkadım Engelsiz Kart’ uygulamamız başlıyor" diye konuştu. Belediye ve tesislerde bulunan formlarla başvurularını yapan vatandaşların, belediyeye ve iştirak şirketin tesislerinde yüzde 30 indirimden faydalanacaklarını ifade eden Başkan Kurnaz, "Bu uygulamadan ihtiyacı olan vatandaşların faydalanmasını istiyoruz. İlerleyen dönemlerde de kart sahibi vatandaşlarımıza yönelik desteklerimizi de arttırmayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.
Gaziantep Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Gaziantep’in İslahiye ilçesinde depremi anma programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek çok zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem bölgesi ziyaretleri kapsamında program ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep’e geldi. Depremde hayatını kaybeden vatandaşların mezarını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ardından İslahiye ilçesinde düzenlenen 6 Şubat Depremi anma törenine katıldı. Törende konuşan Yılmaz, "Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15’inci günde atarken, ilk köy evlerini 45’inci günde hak sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu" dedi. "2025 yılında Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık" Depremin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattıklarını ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerine, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum. Yarın Cumhurbaşkanımız, Devlet Bahçeli ve geniş bir heyetle Osmaniye’de olacağız. Bu vesileyle, 3 yıllık dönemin muhasebesini yapma imkanı olacaktır. Canlarımızı geri getirmek maalesef mümkün değil. Ancak, milyonlarca depremzede için yeni bir gelecek inşa etmek temel misyonumuz oldu. Bu büyük felaketin bıraktığı izler, aradan geçen zamana rağmen hafızalarımızda canlılığını korurken, üstlendiğimiz sorumluluğu da her yıl yeniden hatırlatmaktadır. Depremin hemen ardından, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek çok zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık. Güvenli barınmayı, şehirlerimizin geleceğini ve hayatın kalıcı biçimde normalleşmesini birlikte gözeten bu yaklaşımı, yürüttüğümüz tüm çalışmaların merkezine yerleştirdik. 3 Bu çerçevede, geçici çözümler üretmek yerine, bütüncül bir yaklaşımla sağlam zemin üzerinde planlı ve kalıcı şehirler kurmaya odaklandık. Asrın felaketinin ardından hayata geçirilen Asrın Dayanışması ve İnşası süreciyle birlikte, deprem bölgesi kısa süre içinde dünyanın en büyük şantiyesine dönüştü. Kamu kurumlarımız ve sahadaki uygulayıcı birimlerimiz eş güdüm içinde çalışarak, eş zamanlı ve yüksek kapasiteli bir inşa sürecini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15’inci günde atarken, ilk köy evlerini 45’inci günde hak sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu. Bununla birlikte, evini kendi yerinde inşa etmek isteyen vatandaşlarımız için Yerinde Dönüşüm modeliyle 124 bin bağımsız bölümün hayata geçirilmesine destek sağladık. Diğer taraftan, esnafımızın yeniden ayağa kalkabilmesi için 21 bin 690 iş yerini hızla inşa ettik. Böylece merkezi üretim kapasitesiyle yerinde yeniden yapılanma iradesini aynı bütünlük içinde ele alan bir yapı oluşturduk" ifadelerini kullandı. "Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdıklarını belirten ve bu kaynağın, konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından şehir güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldığını aktaran Yılmaz, "Sadece konut yapmadık. Tüm bu çalışmaları yürütürken, şehirlerimizin altyapı ihtiyaçlarını da bütüncül bir yaklaşımla ele aldık. Deprem bölgesinde toplam 11 bin kilometreyi bulan, Türkiye’nin çevresinin uzunluğuna denk bir altyapı çalışmasını eş zamanlı olarak sürdürüyoruz. Bu kapsamda, zarar gören atık su, yağmur suyu ve içme suyu hatlarını yenileyerek, kurulan her yapının sağlam ve sürdürülebilir bir altyapı üzerinde yükselmesini sağlıyoruz. Bu kapsamda, merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık. Bu kaynak; konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından şehir güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldı. Yeniden inşa süreciyle birlikte yeniden ihya anlayışını da hayata geçirerek; ekonomik hayatın canlandırılmasını, sosyal yaşamın yeniden kurulmasını ve şehirlerimizin gündelik ritmine kavuşmasını eş zamanlı biçimde ele aldık. Cami, sosyal tesis ve ortak yaşam alanlarıyla mahalle ölçeğinde hayatı güçlendirdik; otoyollar ve ulaşım hatlarıyla şehir içi ve şehirler arası bağlantıları yeniden işler hale getirdik. Bu yaklaşım, deprem bölgesinin tamamında topyekûn bir ihya ve inşa sürecinin temelini oluşturmuştur" şeklinde konuştu. "Gaziantep’te 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 iş yerini inşa ederek hak sahiplerine teslim ettik" Şehir genelinde inşa edilen, hak sahiplerine teslim edilen konutların ve iş yerlerinin Gaziantep’te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturduğunu da söyleyen Yılmaz, "Şehir yaşamının yeniden canlanmasıyla birlikte, deprem sürecinde başka illere göç eden vatandaşlarımızın geri dönüş eğiliminin giderek güçlendiğini sahada görüyoruz. Bu eğilimin önümüzdeki dönemde daha da artacağına; nüfusun yeniden eski seviyelerine yaklaşacağına ve şehir hayatının kalıcı biçimde normalleşeceğine inanıyoruz. Gaziantep, bu büyük toparlanma sürecinin sahada en güçlü karşılık bulduğu şehirlerimizden biri olmuştur. Şehir genelinde 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 iş yerini inşa ederek hak sahiplerine teslim ettik. Bu çalışmalar, Gaziantep’te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturmuştur. Sanayi altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve çalışma kültürüyle Gaziantep, deprem sonrası süreçte ekonomik canlılığını koruyarak bölgesel rolünü sürdürmüştür. Asrın felaketi, milletimizin omuz omuza verdiği güçlü bir seferberlikle asrın dayanışmasına dönüşmüştür. Devletin tüm imkânlarının seferber edildiği bu süreçte; merkezi kaynakların yanında sivil toplumun, hayırsever vatandaşlarımızın ve yerel yönetimlerin katkıları bu dayanışmayı sahada büyütmüş, toparlanma irademizi daha da güçlendirmiştir. Bu dayanışmanın sahadaki karşılığını ise bugün Gaziantep’te atacağımız adımlarda açık biçimde görüyoruz. Şahinbey Belediyemizin ev sahipliğinde yapılacak temel atma töreni ile Gaziantep Büyükşehir Belediyemizin Gazi Konut hak sahipliği kura çekim programını hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bu programlar, merkezi idare tarafından yürütülen yeniden inşa çalışmalarını yerel ölçekte tamamlayan adımlar niteliğindedir" dedi. "Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz" 500 bin sosyal konut seferberliği başlattıklarını ve Gaziantep’te de yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereklerini belirten Yılmaz, "500 bin sosyal konut seferberliği başlattık. 81 ilimiz gibi Gaziantep de bundan payını alacaktır. Arz yönlü olarak enflasyonla mücadelemize destek olan bu program, afetlere dirençli şehirler hedefimize de hizmet etmektedir. Bu çerçevede Gaziantep’te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz. Bugün yapılacak bu programlarla, Gaziantep’te on binlerce aileyi kapsayan sosyal konut projelerinde yeni bir aşamaya geçiyor, vatandaşlarımızı güvenli konutlarına kavuşturma irademizi sahada pekiştiriyoruz. Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey belediyelerimizin bu çalışmaları ile tüm belediyelere rol model olmalarını temenni ediyorum. Yürüttüğümüz tüm çalışmalar, hız kaygısıyla güvenlikten ödün vermeyen; planlama, mühendislik ve uygulamayı aynı anda yürüten bir anlayışa dayanmaktadır. Deprem bölgesinde eş zamanlı olarak yürütülen altyapı yatırımlarıyla içme suyu, atık su ve yağmur suyu hatları baştan sona yenilenmekte; şehirlerimizin taşıyıcı sistemleri, nüfus projeksiyonları ve afet riskleri dikkate alınarak yeniden kurgulanmaktadır. Böylece ortaya konulan her yapı, geçici çözümlerin değil, uzun yıllar ayakta kalacak bir şehir düzeninin parçası olarak tasarlanmaktadır. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, deprem harcamalarının kademeli biçimde azaldığı bir döneme giriyoruz. Bu süreçte, buraya ayrılan kamu kaynaklarının önümüzdeki dönemde yine milletimizin refahı, kalkınması ve geleceği için kullanılacağı bir denge tesis edilecektir. Bu büyük inşa ve ihya hamlesine güçlü liderliğiyle yön veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı sunuyorum. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, TOKİ’ye, Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey Belediyelerimiz ile sürecin her aşamasında sorumluluk üstlenen tüm kurumlarımıza ve çalışanlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. 6 Şubat depremlerinde kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum" diye konuştu. (UD-LO-Y)
Ankara Pakistan Büyükelçiliği’nde ‘Keşmir Dayanışma Günü’ programı Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Pakistan ve Hindistan arasında 1947’den beri anlaşmazlık konusu olan ve üç kez savaşa yol açan Keşmir’de 5 Şubat tarihi "Keşmir Dayanışma Günü" olarak kabul ediliyor. Bu çerçevede Pakistan Ankara Büyükelçiliği’nde "Keşmir Dayanışma Günü" dolayısıyla program düzenlendi. Kur’an- ı Kerim tilaveti ile başlayan program Pakistan Milli Marşı ve İstiklal Marşı’nın okunması ile devam etti. Programda günün anlamına uygun hazırlanan video izletildi. "Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur" Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yousaf Junaid, bu toplantıda Türk halkının mazlum Keşmir halkı için bir ses olduğunu ifade ederek, "Buradaki varlığınız, dünyada hâlâ adaletin ve hakkaniyetin var olduğunun bir göstergesidir. Kalpten ve akıldan gelen sözleriniz, sadece kelimeler değil; insanlık, onur ve özgürlük hakkına inanan tüm özgürlük severler için çok değerli mesajlardır. Türkiye, Keşmir konusunda dünyaya her zaman örnek olmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk halkının Keşmir davasına verdiği destek olağanüstüdür. Keşmir meselesi uluslararası platformlarda gündeme geldiğinde, Keşmirliler davalarının en güçlü şekilde dile getirildiğini hissetmiştir. Bu dostluk için Türkiye’ye minnettarız" dedi. "Bu zulüm Hindistan’ın Keşmir’i elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" Bu dayanışma gününün adaletsiz bir eylemden doğduğunu söyleyen Junaid, "1947’deki bölünme sırasında, Müslüman çoğunluklu bölgelerin Pakistan’a, Hindu çoğunluklu bölgelerin Hindistan’a katılması öngörülmüştü. Ancak Keşmir’in Maharajası yasa dışı şekilde Hindistan’a katıldı. Halk bunu reddetti, ayaklandı ve kısa sürede Keşmir’in yarısı özgürleşti. Hindistan Birleşmiş Milletlere başvurdu ve barış istedi. BM’de Keşmirlilere adil ve tarafsız bir referandumla kendi geleceklerini tayin hakkı verileceği kabul edildi. Hindistan bunu kabul etti, fakat bugüne kadar uygulamadı. Bunun yerine vadide baskı ve terör uygulandı ve hâlâ devam ediyor. Milyonlarca Keşmirli şehit oldu. Kadınlara tecavüz edildi, çocuklar işkence gördü, evler yıkıldı, insanlar yasa dışı şekilde tutuklandı. Bu zulüm, Hindistan’ın Keşmir’i zorla ve gayrimeşru şekilde elinde tutmak istemesinden kaynaklanıyor" şeklinde konuştu. "Pakistan terörle mücadelede yalnız değildir" TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, terörle mücadelede Pakistan’ın yalnız kalmayacağını vurgulayarak, "Pakistan terörle mücadelesinde ve Keşmir mücadelesinde Asla yalnız kalmayacak, yalnız yürümeyecek. Türkiye’deki Türk kardeşleri de hem terörle mücadelesinde hem de Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Keşmir fiziki anlamda Anadolu’ya, Anadolu insanına her ne kadar çok uzak olsa da ruhani anlamda, manevi anlamda sıfır kilometremizde olan bir coğrafya. Keşmir’in 1948 yılından bu yana neler yaşadığını, hangi acılara maruz kaldığını, hangi travmalara maruz kaldığını Anadolu insanları olarak burada çok yakından hissediyor ve takip ediyoruz, yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. "Keşmir, Türkiye’nin Çanakkale’sidir" Hindistan’ın kendini dünyaya tanıttığı gibi davranmadığını ifade eden Şahin, "Hindistan kendisini dünyanın en büyük demokrasisi olarak tanıtıyor. En büyük demokrasisi olarak tanıtan bir ülkenin insan hakları, hukukun üstünü, demokrasinin o vazgeçilmez unsurları dediğimiz uluslararası hukuka saygı, insan hakları, bireysel haklar, konuşma özgürlükleri, basın özgürlükleri gibi bütün bir özgürlükleri tamamen ortadan kaldırıp Keşmir’i adeta bir kapalı cezaevi haline, açık bir cezaevi haline getirmesini çok anlamlı bulmadığımızı söylemek istiyoruz. Türkiye açısından Keşmir bizim Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasıyla Keşmir Türkiye’nin bir Çanakkale’sidir. Çanakkale mücadelemizde Pakistan halkı bizim yanımızdaydı. Hindistan Hint Müslümanları bizim yanımızdaydı. Bugün de biz Keşmir’i Türkiye’nin bir Çanakkale’si olarak kabul ederek Keşmir’in yanındayız. Keşmirli kardeşlerimizin ve Keşmir mücadelesinde Pakistanlı kardeşlerimizin yanındayız" diye konuştu. Programa Eski Türkiye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Selçuk, Emekli Büyükelçi Numan Hazar, TBMM Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk, Pakistan’ın Türkiye Büyükelçisi Dr. Yousaf Junaid, TBMM Pakistan-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Gaziantep Milletvekili Ali Şahin ve davetliler katıldı.