TEKNOLOJİ - 18 Eylül 2025 Perşembe 13:03

Yapay zeka modelleri yanlış yönlendirmelere sebep olabiliyor

A
A
A

Teknolojinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen ve artık günlük hayatta giderek kullanımı artan yapay zeka modellerine karşı uyarılarda bulunan Bilişim Uzmanı Şener Kul, yapay zeka modellerinin sorulan her soruya cevap vermek amacında olduğunu ancak doğruluğunun tartışmalı olabileceği uyarısında bulundu. Şener Kul, Yapay zeka, kuruluş amacında ve algoritmasında sürekli cevap vermeye yönelik bir teknikle çalışır. O yüzden yapay zekaya ne sorarsanız sorun, size bir şekilde cevap verir. Siz bilmediğiniz bir konu hakkında ondan bilgi almak istediğinizde, eğer o da halüsinasyona girmişse size yanlış yönlendirmeler ya da hiç alakası olmayan bilgiler de verebiliyor. Bu da sizleri yanlış yönlendirmiş oluyor" dedi.

Her geçen gün bir yenisi eklenen ve edindiği bilgilerle kendini geliştiren yapay zeka modelleri günlük hayatta kullanımı giderek artıyor. Gerek profesyonel sektörlerde gerekse de bireysel kullanıcılar arasında neredeyse hayatın vazgeçilmezi haline dönüşen yapay zeka modellerinin verdiği cevaplar tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı bireylerde bağımlılığa dönüşen hatta üzücü olayların da yaşanmasında dikkatleri üzerine çeken yapay zeka modelleriyle ilgili bilişim uzmanları da uyarılarda bulundu.

"Her söylemenin doğru olarak kabul edilmemesi gerekiyor"

Yapay zekaların mevcut bilgileri analiz ederek kullanıcıya cevap verdiğini, ancak bilgi eksikliğinden kaynaklı yanlış cevaplar da verebileceğinin altını çizen Bilişim Uzmanı Şener Kul, "Yapay zeka, kuruluş amacında ve algoritmasında sürekli cevap vermeye yönelik bir teknikle çalışır. Yani cevap veremeyeceği hiçbir konu yoktur. Çünkü temelinde algoritmasını o şekilde kurulmuştur. O yüzden yapay zekaya ne sorarsanız sorun, size bir şekilde cevap verir. Ama bu cevabın doğruluğu tartışılır. Çünkü yapay zekâlar, halüsinasyon dediğimiz, yani halk arasında işte saçmalama diyebileceğimiz türden cevaplar da verebiliyor. Tabii siz bilmediğiniz bir konu hakkında ondan bilgi almak istediğinizde, eğer o da halüsinasyona girmişse size yanlış yönlendirmeler ya da hiç alakası olmayan bilgiler de verebiliyor. O yüzden yapay zekayı bir bilgi edinme olarak kullanabiliriz ama orada her söylemenin doğru olarak kabul edilmemesi gerekiyor" dedi.

Yapay zeka modelleri yanlış yönlendirmelere sebep olabiliyor

"Yapay zeka bütün ilişkilerinizi bozabilir"

Yapay zeka modellerinin insan ilişkilerini tam olarak anlayamayacağını bu yüzden insanların yaşadıkları bireysel sorunlarda yapay zekadan destek almaması gerektiğinin altını çizen Kul, "İnsanlar duygularını çok fazla paylaşıyor. İnsanlar özel hayatlarını çok fazla paylaşıyorlar yapay zekayla. İlişkisel olarak; karı koca ilişkisini yapay zekadan destek alanlar mı dersiniz? Rüyalarını yorumlatanlar mı dersiniz? Veya iş planı, gelecekle ilgili düşünceleri ve fikirlerini bununla ilgili her şeyi aslında günümüzdeki aklına takılan her şeyi artık bir insanla değil, bir yapay zekayla paylaşıyor. Oradan aldığı cevaplarla da bir nevi kendini duygusal olarak tatmin ediyor ya da bu anlamda beklentilerini karşılıyorsa da bunu kabul ediyor. Halbuki yapay zeka hiçbir zaman sizin işte ruh halinize göre hani oradaki sorduğunuz soruların ve nasıl bir cevap istediğinizi o da çok iyi hesapladığı için siz genelde mutlu bir cevap bekliyorsanız sizi mutlu etmek için cevap veriyor. Üzgünseniz veya bir konuda kararlıysanız sizi o kararınıza gitmeniz için sizi yönlendiriyor. Yani burada yönlendirirken manipülasyona çok yatkın olduğu için yapay zeka farklı yerlere sevk edebilir. Yapay zekadan mutlaka bir destek alınabilir, kullanılabilir, hayatı kolaylaştırıcı birçok işlemleri var. Ama kişisel sorunlar, özel sorunlar, mahremiyet, aile ilişkileri veya bunlarla ilgili toplumsal olan birçok konuda aslında yapay zeka bir nevi sizi yanlış da yönlendirebilir. Bütün ilişkilerinizi bozabilir. Yapay zekaya göre çok iletişimsel olarak hareket etmemek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Yapay zeka modellerinde veri gizliliği olmadığını ve insanların illegal kullanımlarının devlet kurumlarıyla paylaşıldığına dikkat çeken Kul, "Verilerin gizliliği olmadığını zaten şirketler de bunları açıklıyorlar. Çünkü yapay zeka modelleri gelişme açık modeller ve gelişme açık modeller de genelde oradaki bütün datayı kullanarak analizler yaparak daha iyi modelleri geliştirmek için kullanıyorlar Bunu da belirtiyorlar. O yüzden yapay zekaya hiçbir şekilde çok da mahrem bilgiler verilmemesi gerekiyor veya illegal konularla ilgili çok fazla bilgi de paylaşılmaması gerekiyor. İllegal bir konuyla ilgili nasıl yapıldığı ile ilgili kendisine başvurduğunuzda bir gün kapınızı polis çalabilir. Çünkü devletlerle de bu anlamda anlaşmaları da mevcut. O yüzden hani her bilgi yapay zekaya sorulmaz. Her duygu yapay zekaya açılmaz. Her fikir de açılmaz" ifadelerini kullandı.

Yapay zeka modelleri yanlış yönlendirmelere sebep olabiliyor

Yapay zekaların tamamıyla özgün içerikler üretmediklerini de tespit ettiklerini belirten Kul, "Yapay zeka seninle birlikte gelişiyor aynı zamanda. Yani verdiğin cevaplar onu aynı zamanda geliştiriyor. Senin verdiğin bilgileri başka biriyle de kullanabiliyor. Biz mesela sektör olarak bu yapay zekâyı kullandığımızda bizimle birlikte bizim kullandığımız bazı yapay zeka içeriklerinin başka kişilerin de kullandığını fark ettik. Bu da yapay zekâyı aslında yani benzersiz bir şeyler üretmediğini de gösteriyor bize. Yani var olan şey şeyleri bize sunuyor. O yüzden var olan bilgiyi bize sunduğu için bu bilgileri başkaları da kullanabilir. O yüzden hani oradaki bilgiyi alıp aynı olduğu gibi kullanmak sizi bazen zor duruma da düşürebilir. Biz bunları içeriklerde bazı analizler yaptığımızda yapay zekanın başka içerik üreten kişilere de aynı içerikleri verdiğini tespit ettiğimizde biz bu konuda çok dikkat ediyoruz. O yüzden insanların da oradan aldıkları bilgilerin benzersiz, onlara özel, işte herhangi bir taklidi ya da herhangi bir benzerinin olmadığını düşünmesinler. Yapay zeka bugün size cevap veriyor. Yarın bir başkasına cevap veriyor veya atıyorum bir başkasına aynı cevabı veriyor. O yüzden burada üretilecek olan bütün içeriklerin, sadece size fikir vermek için olduğunun altını çiziyor olmak gerekiyor. Siz bu bilgileri alabilirsiniz, bu bilgileri edinebilirsiniz ama o bilgileri işleyip kendinize yeni bir benzersiz şeyler üretebilirsiniz. Biraz evet, kolaycılığı sağlıyor ama olduğu gibi kullanmak da sizi zor duruma düşürebilir" diye konuştu.

Aykut Yeniçağ - Önder Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Kuzey Ege’de 9 günlük bayram dopingi: 1 milyon ziyaretçi bekleniyor Hükümetin 9 günlük tatil kararı turizm sektöründe memnuniyetle karşılanırken, Edremit Körfezi’nde hazırlıklar hız kazandı. Edremit Ticaret Odası (ETO) Başkanı Ahmet Çetin ve TÜRSAB Bölge Başkanı Fatih Ergün, bölgedeki doluluk oranlarının yüzde 90’lara ulaşmasını ve 1 milyon turistin ağırlanmasını beklediklerini açıkladı. Dokuz günlük tatil kararı, Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olan Kuzey Ege ve Edremit Körfezi’nde büyük heyecan oluşturdu. Bahar aylarıyla birlikte doğanın uyandığı Kazdağları ve Madra Dağları eteklerinde, gastronomi, termal ve butik otelcilik konseptleriyle misafirlerini bekleyen bölge, sezon öncesi en büyük hareketliliğine hazırlanıyor. Ahmet Çetin: "20 bin yatak kapasitesiyle hazırız" Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, tatilin ekonomik faaliyetleri canlandırmak adına kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Kuzey Ege’nin en güzel döneminin bahar ayları olduğunu ifade eden Çetin, "Bölgemiz, doğanın uyandığı harika bir dönemden geçiyor. Gastronomi etkinliklerimiz, butik ve termal otellerimizle tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz. Yaklaşık 20 bine yakın yatak kapasitesiyle hazırlıklar tamamlandı. İstanbul’a 3 saatlik mesafede olmamız büyük bir avantaj. 9 günlük süreçte 1 milyon kişinin Körfez bölgesine gelmesini tahmin ediyoruz. Ayrıca Almanya’nın Duesseldorf, Stuttgart ve Köln kentlerinden yapılacak uluslararası uçuşlarla yabancı turistleri de ağırlayacağız" dedi. Fatih Ergün: "Bilet satışlarında ve ek seferlerde patlama var" TÜRSAB Balıkesir-Çanakkale Bölge Başkanı Fatih Ergün ise kararın ardından turizm acenteleri ve otellerde hareketliliğin zirve yaptığını belirtti. Ergün, "Satışlarda, otobüs ve uçak bileti taleplerinde çok ciddi bir artış gözlemliyoruz. Otobüs firmaları şimdiden ilave seferler koymaya başladı. Bölgedeki otellerimizin hemen hemen yüzde 80-90 oranında doluluğa ulaşacağını öngörüyoruz. Doğa, termal ve kültür turları için bölgemiz büyük avantaj sunuyor. Bu bayram, bizim için sezon öncesi hazırlıklarımızı tamamlayacağımız erken bir sezon açılışı olacak" ifadelerini kullandı. Edremit’ten başlayarak Burhaniye, Ayvalık, Gömeç ve Asos hattındaki tesislerin misafirlerini ağırlamak için gün saydığı belirtilirken, sektör temsilcileri bölgenin büyükşehirlere yakınlığı ve sunduğu konforlu ve makul fiyatlı tatil imkanlarıyla bu dönemi en iyi şekilde değerlendireceğini kaydetti.
Gaziantep Yılmaz’dan yerinde hasar tespiti Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Gaziantep’te önceki gün etkili olan ve hayatı olumsuz etkileyen şiddetli fırtınanın ardından sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fırtınanın ilk anlarından itibaren ekipleriyle birlikte sahaya inen Yılmaz, mahalle mahalle dolaşarak hem hasar tespit çalışmalarını yerinde inceliyor hem de vatandaşlarla birebir görüşerek sorun ve talepleri dinliyor. Son olarak Bedirkent ve Suboğazı mahallelerini ziyaret eden Yılmaz, mahalle sakinleri ve muhtarlarla bir araya geldi. Yaşanan afetin izlerini yerinde inceleyen Yılmaz, özellikle devrilen ağaçlar, zarar gören altyapı ve risk oluşturan elektrik hatlarıyla ilgili ekiplerden detaylı bilgi aldı. Vatandaşlarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini ileten Yılmaz, belediye olarak tüm imkanların seferber edildiğini vurguladı. Şehitkamil’de seferberlik ilan edildi Yılmaz, Şehitkamil Belediyesi olarak adeta seferberlik ilan ettiklerini belirterek, "Acil durumlar dışında izinleri bir süreliğine askıya aldık. İlk andan itibaren sahada büyük bir özveriyle çalışan ekip arkadaşlarımızla birlikte hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ederek, ihtiyaç duyulan her noktada olacağız. Büyük bir fedakarlık örneği sergileyen tüm çalışma arkadaşlarıma emekleri için teşekkür ediyorum" dedi. Fırtına ciddi hasarlara yol açtı Yılmaz, fırtınanın şehir genelinde ciddi hasarlara yol açtığını ifade ederek, "Mahalle mahalle dolaşarak hasar durumlarını yerinde inceliyoruz. Ağaçlar devrilmiş, bazı bölgelerde ağaçların arasında elektrik kabloları bulunuyor. Bu durum ciddi riskler oluşturuyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın özellikle bu alanlardan uzak durmalarını rica ediyoruz" dedi. İlk andan itibaren sahadayız Kurumlar arası koordinasyonun kesintisiz sürdüğünü ifade eden Yılmaz, "Valiliğimiz, Büyükşehir Belediyemiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğümüz ve AFAD ile sürekli iletişim halindeyiz. Tüm kurumlarımızla birlikte koordineli bir şekilde çalışıyoruz. Fen İşleri, Temizlik İşleri, Sosyal İşler ile Park ve Bahçeler Müdürlüklerimiz olayın ilk anından itibaren sahada aktif olarak görev yapıyor" diye konuştu. Kimse yalnız hissetmeyecek Gaziantep’in daha önce benzer ölçekte bir afetle karşılaşmadığını söyleyen Yılmaz, yaşananların ciddiyetine dikkat çekerek, "Gaziantep ilk defa bu denli etkili bir fırtına yaşadı. Ancak bizler tüm ekiplerimizle birlikte hızlı bir şekilde müdahale ediyor, yaraları sarmak için yoğun bir çaba ortaya koyuyoruz. Hemşehrilerimizden ricamız, devrilen ağaçların ve elektrik hatlarının bulunduğu alanlardan uzak durmalarıdır. Hemşehrilerimiz müsterih olsun. Tüm hasarları tek tek tespit ediyoruz. Gerekli çalışmaların ardından hiçbir vatandaşımız mağdur edilmeyecek. Her zaman olduğu gibi yine kimse kendini yalnız ve çaresiz hissetmeyecek" ifadelerini kullandı.
Kayseri Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, "Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor" dedi. Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan terlemelerin ikiye ayrıldığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hastalarımız, özellikle terleme problemleriyle bize sıkça başvuruyorlar. Tabii terlemeyi tıp literatüründe biz hiperhidroz tanısı olarak biliyoruz. Öncelikle bunu ikiye ayırmak lazım. Birincisinde sekonder yani altında bir sebep olan terleme sebeplerine bakmak lazım. Özellikle tiroid hastalıkları, diyabet, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve tüketilen yiyeceklerle ilgili bölgesel değil ancak genel bütün vücutta gördüğümüz terlemelerin altta yatan sebeplerini biz bu alt başlıklarda mutlaka araştırıyoruz. Dahiliye uzmanlarıyla, endokrin uzmanlarıyla birlikte ve hastanın anamneziyle, hikayesiyle birlikte altta yatan sebep varsa bunu kestiğimiz zaman yaygın terlemelerin tedavisinin olabileceğini hastamızla paylaşıyoruz. Diğeri ise primer hiperhidroz dediğimiz altta herhangi bir sebep bulamadığımız bölgesel terlemeler özellikle bu gruba girmektedir. Hastalarımız da en çok bu gruptan muzdarib olmaktadırlar. Bunlar özellikle günlük hayatta gördüğümüz koltuk altı yoğun terlemeleri, el ayak bölgesi terlemeleri, alın ve yüz bölgesindeki terlemeler de yine bu gruba girmekte. Öncelikle tabii bu grupta kullanabileceğimiz tedavilerimiz çeşitli. Tabii terlemenin sıklığına, şiddetine ve hastayı rahatsız etmesine göre tedavi seçeneklerimiz değişmekte. En hafif ve orta şiddetli bölgesel terlemelerde özellikle alüminyum klorür içeren krem ve losyonları kullanabilmekteyiz. Bunlar o bölgedeki ter bezlerinin ağızlarını kapatarak terin yüzeye çıkışını azaltmakta ve hafif ve orta şiddetli vakalarda bizim elimizi güçlendiren tedavi seçenekleri arasında mutlaka kullanmaktayız" dedi. Muhammed Burak Yücel, daha ileri safhalarda terleme önleyici tedavilere başladıklarını söyleyerek, "Bir ileri düzeyde iyontoforez dediğimiz yine terleme önleyici tedaviler de kullanmaktayız. Burada hastanın terleyen bölgesini su dolu bir küvet düşünebiliriz. Bunun içerisine alıyoruz ve düşük dozda elektrik akımı vererek o bölgeye giden, ter bezlerine giden sinirlerin aktivitesini geçici olarak blokluyoruz. Bu da yine hafif ve orta şiddetli hiperhidrozlarda tercih ettiğimiz ve hastaların fayda gördüğü yöntemlerden birisi. Orta şiddetli ve ağır şiddetli biraz daha terlemenin hastayı rahatsız ettiği durumlarda da biz botulinum toksin dediğimiz botoks uygulamalarını sıkça hem koltuk altında hem yüz ve alın bölgesi terlemelerinde hem de el ve ayak bölgesi terlemelerinde sıkça kullanmaktayız. Hem de hastalarımızdan tedavi sonuçları açısından gayet tatminkar sonuçlar almaktayız. Burada özellikle ter bezine giden sinirlerin aktivitesini baskıladığımız zaman hem en az 4 ay en fazla 6-7 ay olacak şekilde bu ter bezlerinin aktivitelerini biz bloklayabiliyoruz. Dolayısıyla bir yaz başlangıcının girişinde bir de kış mevsiminin başlangıcında senede iki kere bazı durumlarda hastanın semptomuna göre de senede üç kere botoks uygulamalarını etkili şekilde yaparak bölgesel hiperhidrozlarda bölgesel terlemelerin önüne geçiyoruz ve hasta açısından da gayet tatminkar sonuçlar alıyoruz. Bu söylediğimiz yöntemlere ek olarak yanıt alamadığımız, terlemeyi kontrol altına alamadığımız durumlarda da özellikle göğüs cerrahisi uzmanlarıyla konsülte edip hastamızı paylaşıp sempatektomi dediğimiz yani o ter bezlerine giden sinirin ameliyat yöntemiyle kesilip klipslemesi ve o bölgedeki ter aktivitesinin kalıcı olarak durdurulmasına yönelik cerrahi operasyonları, minör ameliyatları da yine göğüs cerrahisi uzmanlarıyla birlikte planlayarak hastamızı yönlendiriyoruz ve bu şekilde de eğer diğer yöntemlerden fayda alamadıysak özellikle ağır hastanın günlük hayatını bozan terleme şikayetlerinde de bu şekilde tedavi yöntemlerini kullanabilmekteyiz" ifadelerini kullandı. "Kötü koku yenilen gıdalarla ilgili olabilir" Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, "Terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz" dedi.