KÜLTÜR SANAT - 17 Mayıs 2025 Cumartesi 11:52

Türkiye Kültür Yolu Festivali Bakan Ersoy’un katılımıyla Manisa’da başladı

A
A
A
Türkiye Kültür Yolu Festivali Bakan Ersoy’un katılımıyla Manisa’da başladı

Ev sahipliğini bu yıl ilk kez Manisa’nın yaptığı Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katıldığı törenle yapıldı.


Şehzadeler şehri olarak anılan Manisa, bu yıl ilk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Manisa Kültür Yolu Festivali’nin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, festivaller zincirinin 2021’de İstanbul Beyoğlu’nda başladığını hatırlatarak, "O gün verdiğimiz bir söz vardı. Ülkemizin tarihini, kültürünü ve sanatını korumak, ihya etmek, desteklemek, tanıtıp yaşatmak adına Beyoğlu’nda attığımız bu ilk adım ülkemizin her bölgesine ulaşacak demiştik" ifadelerini kullandı.


Verilen sözün üzerinden beş yıl geçtiğini belirten Bakan Ersoy, "Hamdolsun ki Türkiye Kültür Yolu Festivali, yıldan yıla amaçlarına hakkıyla hizmet ederek kültür ve tarihimizin ihya edildiği, sanatın ve sanatçının desteklendiği ve bu büyük değerlerin ortak paydasında milyonlarca vatandaşımızın birlik ve beraberlik içinde buluştuğu dünyanın en kapsamlı festivali konumuna gelmiştir" dedi.


Festivalin elitist anlayıştan uzak, toplumun her kesimine hitap eden, kültür ve sanatı halkla buluşturan bir marka değere dönüştüğünü vurguladı.



9 günde 520 etkinlik, 33 noktada kültür buluşmaları


Festivalin bu yıl 7 bölgede, 20 şehirde gerçekleştiğini belirten Bakan Ersoy, Manisa’nın da bu yıl festival şehirleri arasına katıldığını söyledi. Ersoy, "Bugün başlayan ve 9 gün sürecek olan festivalimiz kapsamında, 33 noktada gerçekleştireceğimiz 520 etkinlikte sizleri ağırlayacağız" diyerek programın kapsamını paylaştı.


Festivalde konserlerden tiyatroya, sergilerden atölyelere, geleneksel ve dijital sanatın her alanına uzanan çok yönlü bir içerik planlandığını belirten Bakan Ersoy, "Festivalin ziyaretçisi değil bir parçası olarak bu şölende yerinizi alacaksınız" dedi.


Bakan Ersoy, festival boyunca Murat Boz, Bayhan, Ferhat Göçer, Ebru Yaşar, Uğur Işılak, Kıraç, Merve Özbey, Fatma Turgut ve Gökhan Türkmen’in sahne alacağını açıkladı. Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatrolarının Manisalı sanatseverler için perde açacağı bilgisini aktaran Ersoy, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunun da bu kapsamda festivalde yer alacağını söyledi.


Festivalde "Seyyah Anadolu Medeniyetleri", "Köklere Yolculuk", "Lidya’nın İzleri", "Yaşayan Miras Ahşap İşleri" gibi tematik sergilere yer verileceğini belirten Bakan Ersoy, heykel, resim, ebru, çini gibi sanat atölyeleri ve workshopların da düzenlendiğini ifade etti. Ersoy, "Ailelerimizden özellikle çocuklarını bu etkinliklere getirmelerini rica ediyorum" dedi.


Bakan Ersoy, ayrıca konferans, söyleşi ve çalıştaylarla festivalin entelektüel boyutunun da öne çıkarılacağını belirtti.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Manisa mutfağının tanıtılacağı 11 lezzet durağı ile gastronomi etkinliklerine de yer verildiğini vurgulayarak festivalin hem sosyal hem de ekonomik kazanımlar sağlayacağını söyledi.



Yeni Manisa Müzesi kapılarını açtı


Festival kapsamında Manisalıların uzun yıllardır beklediği yeni Manisa Müzesi de açıldı. Yeni Manisa Müzesi ile ilgili bilgi veren Bakan Ersoy, "Manisa’ya yakışır bir eser olarak inşa ettiğimiz bu çağdaş kompleks 8 bin 245 metrekare kapalı alana sahip. Yeni Manisa Müzesiinteraktif sunum teknikleriyle tasarlanmış olup, ziyaretçilerin hem izleyen hem de deneyimleyen bireyler olmalarını amaçlamıştır. Bu çağdaş yaklaşım dahilinde kullanılan ve tematik sergilemeleri destekleyen filmler, dijital uygulamalar, bilgi panoları ve canlandırmalar ilgiyi artırmakta, merakı beslemekte; müzemize değer, öğrenme çabasına keyif ve kolaylık katmaktadır. Şu anda müzemizde 1700’den fazla eseri sergilemekteyiz. Pişmiş toprak, cam ve kemikten taş, bronz ve altın eserlere uzanan bir çeşitlilik ve zenginlik teşhirde yerini almış durumda. Ben hem Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin hem de Yeni Manisa Müzemizin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah bugün Manisa İl Halk Kütüphanemizin açılışını da gerçekleştireceğiz" dedi.


Festivalin geçmişten bugüne ulaştığı noktaya değinen Bakan Ersoy, "2021 yılında Beyoğlu’nda, 80 farklı mekânda 2 binden fazla sanatçımızın katılımıyla 380’nin üzerinde etkinlik gerçekleştirmiştik" dedi.


Ersoy, bu yıl Adana ile başlayıp Manisa ile devam eden ve 20 şehirde binden fazla mekanda düzenlenecek 6 bin 800’ü aşkın etkinlikte yaklaşık 45 bin sanatçının halkla buluşacağını belirtti.


"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sözlerimizi daima somut hizmet ve eserlerle, hedef ve amaçlarımızı rekor üzerine rekor kıran rakamlarla taçlandırdık" diyen Bakan Ersoy, hizmet ve eser çıtasını sürekli yükselttiklerini vurguladı.


Bakan Ersoy daha sonra, festival rotasında sanatseverlerle buluşacak etkinlikleri ziyaret etti


Konuşmaların ardından açılış kurdelesini kesen Bakan Ersoy ve beraberindekiler müzeyi gezdi.


Törene, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AKParti Manisa Milletvekilleri Ahmet Mücahit Arınç, Murat Baybatur, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Rana Kibar, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, il müdürleri, daire başkanları, oda ve dernek başkanları ve sanatseverler katıldı.



Türkiye Kültür Yolu Festivali Bakan Ersoy’un katılımıyla Manisa’da başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.