SAĞLIK - 12 Ağustos 2025 Salı 16:24

Manisa Şehir Hastanesinde bir ilk

A
A
A
Manisa Şehir Hastanesinde bir ilk

Manisa Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisinde ilk defa kapalı yöntemle gerçekleştirilen Atriyal Septal Defekt ameliyatıyla kısa sürede sağlığına kavuşan hasta taburcu edildi.


Manisa Şehir Hastanesi Kalp Damar Cerrahisinde ilk defa kapalı yöntemle Atriyal Septal Defekt ameliyatı gerçekleştirildi. Çarpıntı ve nefes darlığı şikayetiyle Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümüne başvuran 38 yaşındaki hasta Emine Özdemir Devirgen’e Atriyal Septal Defekt tanısı konuldu. Kalbin iki kulakçığı arasında doğumda var olan ancak 3 yaşına kadar kapanması gereken anormal bir geçiş durumu olan hasta Devirgen, Kalp Damar Cerrahisine sevk edildi. Kalp Damar Cerrahisi Hekimimiz Op. Dr. Tezcan Bozkurt tarafından kapalı yöntemle ameliyat edilen Devirgen enfeksiyon ve uzun süre yatış yükünden kurtularak kısa sürede sağlığına kavuştu. Rahat bir nefes alan ve çarpıntıları giderilen Devirgen tamamlanan tedavisi sonrası hastaneden taburcu edildi.


Yapılan işlemle ilgili bilgi veren Manisa Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tezcan Bozkurt, "Hastamız, atriyal septal defekt hastası, kardiyoloji takipli bir hastaydı. Kardiyolojiden bize cerrahi kararıyla geldi, başvurdu. Atriyal septal defekt, kalbin iki kulakçığı arasında doğumda var olan ama 3 yaşına kadar kapanması gereken anormal bir geçiş durumudur. Hastamız, erişkin konjenital kalp hastalıkları grubunda değerlendiriliyor. 3 yaşından sonra kapanmıyorsa zaten yüzde 80 ihtimalle hayatın belli evresinde cerrahiye gidiyor bu hastalar. Tedavisinde, ağırlıklı olarak gelişen teknolojiyle beraber genellikle septal oklüderlerle ameliyatsız kapatılıyor. Ama bizim hastamızda hem defektin büyüklüğü, hem pulmoner basıncının yüksek olması, hem de Atriyal Septal Defekt’in yerleşim yerinin süperior vena kava’ya yakın olması sebebiyle anjiyografik olarak kapanmaya uygun değildi. O yüzden kardiyoloji tarafından bize cerrahi amacıyla yönlendirildi hastamız. Biz hastanın kendisine bilgilendirmelerimizi yaptık. Ameliyatını planlayıp servise yatışını sağladıktan sonra da kapalı yöntem dediğimiz, göğüs kemiğini açmadan sağ meme altından yaklaşık 4-5 cm’lik bir kesiyle ameliyatını gerçekleştirdik" dedi.


Atriyal Septal Defekt ameliyatlarının çok sıklıkla yapılmadığın belirten Op. Dr. Bozkurt, "Kapalı ameliyatların şöyle bir avantajı oluyor; hastanede kalış süresi daha kısa oluyor, kanama ve enfeksiyon riski daha az oluyor. Sosyal hayata dönüş, araç kullanma, yan dönme, rahat bir şekilde yatma yönünden klasik cerrahiye göre çok daha avantajlı. Kendisi de hızlı bir şekilde sosyal hayata adapte olacağını düşünüyoruz. Nefes darlığı, çarpıntı ağırlıklı olarak, ‘efor dispnesi’ dediğimiz, merdiven çıkarken tıkanma veya düz bir şekilde yatamama, 1-2 yastıkla yatma gibi şikayetler olabiliyor. Çok ilerleyen evrelerde ise eğer Atriyal Septal Defekt’teki o şantın yönü ters dönüyorsa bu sefer de dudaklarda, parmak uçlarında morarmalar olabiliyor ki bizim hastamızda öyle bir durum söz konusu değildi. Bizim Manisa Şehir Hastanesi’nde ilk kez yaptığımız bir meme altından Atriyal Septal Defekt cerrahisi oldu. Bugün de hastamızı şifayla taburcu edeceğiz" diye konuştu.


Ameliyat sonrası hemen ayağa kalkma şansı olduğunu söyleyen hasta Emine Özdemir Devirgen, "Ameliyat sonrası hemen ayağa kalkma şansım oldu. Rahat nefes alabiliyorum artık. Çarpıntılarım yok . Her şey için Tezcan Hocam’a çok teşekkür ederim. Kısa sürede ayağa kalkıp aktivitelerime başlayabildim. Yürüyüşümü yapabiliyorum. Bundan sonraki hayatımda da daha sağlıklı bir hayatım olacağını düşünüyorum. Çok teşekkür ederim. Benim belirti çok azdı, çok az belirtiyle geldim ama bu olmayacak anlamına gelmiyor. Bazı durumlarda hocamızın da belirttiği gibi morarma, bayılma, şişme gibi belirtilerle hastalar başvuruyormuş. Lütfen sağlığınıza dikkat edin ve önemseyin" dedi.



Manisa Şehir Hastanesinde bir ilk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."