GÜNDEM - 29 Nisan 2025 Salı 13:25

Kardeşi evsiz bıraktı, bütün mahalle sahip çıktı

A
A
A

Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde yaşayan yüzde 45 ruhsal engelli kadın, kendi kız kardeşinin attırdığı imza ile mahalle sakinlerinin 20 yıl önce imece usulüyle yapımına destek verdiği evini kaybetti. İki hafta önce evinin satıldığını ve yeni ev sahibinin çıkması için baskı yaptığı 66 yaşındaki ruhsal engelli Hasine Cambaz’a bütün mahalle sahip çıkarken, yan komşusu olan avukat Serenay Özbilgin, zor durumda kalan kadının mağduriyetini gidermek için yargı yoluna başvurdu.

Manisa’nın Şehzadeler ilçesine bağlı Selimşahlar Mahallesi’ne 1989 yılında Bulgaristan’dan annesi ve ablası ile göç ederek yerleşen Hasine Cambaz (66), 36 yıldır aynı mahallede yaşamaya devam ediyor. Hasine Cambaz’ın oturduğu ev ise yaklaşık 20 sene önce mahalle sakinlerinin de imece usulü destek vererek yaptırıldığı öğrenildi. Pandemiden önce 2019 yılı başlarında Manisa Şehir Hastanesi’nde kendisine yüzde 45 ruhsal engel (Kronik Psikoz) tanısı konulan Hasine Cambaz, ardından annesinin de vefatıyla evde hayatını tek başına sürdürmeye devam etti. Yüzde 45 ruhsal engeli olan ve vasisi bulunmayan Hasine Cambaz, ruhsal engel tanısı konulmadan önce mahallenin ekmek fırınında dahi çalıştığını, elinden her iş geldiğini söyledi.

Kardeşi evsiz bıraktı, bütün mahalle sahip çıktı

Attığı imza hayatını değiştirdi

Kız kardeşinin evli olan kızıyla annesinin vefatının ardından evden ayrıldığını ve 5-6 yıldır tek başına yaşamaya devam ettiğini kaydeden Hasine Cambaz, yaklaşık 3 ay kadar önce kardeşinin eve kendisini ziyarete gelmesi ardından hayatının değiştiğini söyledi. Ablasının kızıyla eve ziyarete gelerek kendisine kağıt imzalattığını anlatan Hasine Cambaz, "Evime gelmişti birkaç ay önce. ’Biz bu evden bir şey istemiyoruz’ dediler bana, kandırdılar beni. ’Biz de istemiyoruz, attık imzayı sen de at’ dediler, attırdılar imzayı kandırdılar beni. Eve geldiklerinde ben mutfağa kahve yapmaya gittim, mahalle muhtarı da vardı yanlarında. ’Sen git kahveyi yap’ dediler, çıkarıyorlar kağıtları ’at buraya imza bir şey istemiyoruz evden, kızıyla biz de atıyoruz’ gibi imzayı attırdılar. Ama benim hiç şüphem yok, beni böyle bir duruma düşüreceklerinden. Sonra attım imzayı" diyerek başına gelenleri anlattı.

Evin satıldığını sonradan öğrendi

Yaklaşık 3 ay önce imza atmasının ardından hayatını normal bir şekilde devam ettirirken bir gün birinin eve gelerek, "Geldi evin önüne bana, ’Hadi çık evden, sen artık burada oturmayacaksın’ diyor. Benimle uğraşma, ben evden çıkmam, benim bu evden ölüm çıkar’ dedim. Benim rahmetli annem varken ev yapılıncaya kadar canım çıktı, alnımın teriyle çalıştım, fırında çalışırdım bütün köy biliyor, benim mesleğim Bulgaristan’dan çanta kemerleri yapıyordum. Mesleğim çok, onlar beni düşürdü bu duruma. Sonra muhtar da bana ’Karışamam, kız kardeşin sattı evi’ diyor. Hadi dedim o kanun, devlet kanunu dedim, boş ver dedim. Sonrasında mahalle sakinleri olmaz böyle şey, sen o kadar çalıştın bu ev için, tüm mahalle sakinleri seni biliyor tanıyor, mücadele et dediler. Kız kardeşim evi kendi üzerine geçirmiş" şeklinde konuştu.

Kardeşi evsiz bıraktı, bütün mahalle sahip çıktı

"Evde elektriksiz oturuyor"

Evin elektriğini kesildiğini ve karanlıkta kaldığını anlatan Cambaz, "Ev satıldıktan sonra elektriğim kesildi, suyum hala akıyor. Mutfakta buzdolabına olan yiyeceklerin hepsini bozulmasın diye sağ olsunlar komşuların dolaplarına aktardık. Evi boşaltmam için de bana süre verdiler. Mahalle muhtarı da bana ’Sana başka yerden ev bulalım’ diyor. Ben başka yerden ev istemiyorum" diyerek reddettiğini söyledi.

Avukat komşusu duruma duyarsız kalamadı

Mahallede doğup büyüdüğünü ve Hasine Cambaz’ı çocukluğundan bu yana tanıdığını anlatan İzmir Barosu Avukatlarından Serenay Özbilgin, "Böyle bir olayın oluğunu duyunca çok üzüldüm. Hepimiz hem üzüldük, hem de öfkelendik. En yakını tarafından, kardeşi tarafından yapılmış kötü niyetli davranışlar söz konusu. Kendisi tek başına köylünün de desteğiyle hem ayakta kalmaya çalışıyor, buna rağmen en yakını tarafından da mağduriyete uğruyor. Ama biz buna izin vermeyeceğiz, sonuna kadar da gideceğiz" dedi.

Kardeşi evsiz bıraktı, bütün mahalle sahip çıktı

Vasi atanması için dava sürerken evin satışı yapılmış

Konuyu avukat olarak araştırmaya başladığını ve vasi atanması için davanın halen deva ettiği bilgisini aldığını ileri süren Avukat Özbilgin, "Devletimiz de, mahkemelerimiz de böyle bir duruma kayıtsız kalmayacaktır. Valilik olsun, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olsun herkes bu konuda üstüne düşeni yapacak, ben buna eminim" diye konuştu.

"Yüzde 45 Ruhsal Engel durumu satış iptalini gerektirir"

Satışın gerçekleşmiş olduğunu vurgulayan Avukat Özbilgin, Hasine Cambaz’ın yüzde 45 ruhsal engel durumu olduğunu ve bunun da satış iptalini gerektireceğini vurgulayarak, "Şimdi Hasine ablanın alınan bir sağlık raporu var. Bu sağlık raporunda imzası, iradesi sakatlanarak, toplum içinde kullandığımız tabirle, aslında kandırılarak, yapılan böyle bir satış geçerli değil. Atmış olduğu imza geçerli değil. Biz önce vasilik davasına itiraz edeceğiz. Ondan sonra da satışın iptaline gelecek sıra. Sonrasında ise böyle kötü niyetle davranan herkes, gerek ablası olsun gerek de ablasıyla birlikte hareket ederken devlet gücünden de yararlanan kişiler olsun, hepsi ile ilgili de suç duyurusunda, ceza soruşturma ve kovuşturma ne gerekirse yapacağız. Adli makamlar da bize destek olacaklardır. Hasine abla kesinlikle yalnız değil ama onun yalnız olduğunu düşünenler var, biz bu hareketlerinden anladığımız kadarıyla. Fakat onlar da koca bir Selimşahlar Mahallesini karşılarını aldıklarının farkında değiller gördüğümüz kadarıyla. Ama farkına varacaklar yakın zamanda" dedi.

Mahalle sakinlerinden Hasine Cambaz’a destek

Ruhsal engelli Hasine Cambaz’ın uğradığı haksızlığa tepki gösterenlerden biri olan mahalle sakinlerinden Enver Öz, "Köylüler tarafından imece olarak yapılan bu ev normalde annesi ve kız kardeşi ile 3’ü oturuyorlardı. Annesi vefat etti, kız kardeşi bu evi satmaya kalktı ve evi sattı. Burada oturan Hasine de biraz mağdur, elektriğini de kestiler. Bu satışın da nasıl olduğunu biz pek bilmiyoruz, bunun bir araştırılmasını lazım. Bu kadın şu an mağdur durumda. Şu an buradan çıkmasını istiyorlar ama hiç bir yere gitmek istemiyor. Burada köyde ona yardım ediyoruz, biz ona burada bakıyoruz yani. Satış işleminin kanuna uygun mu uygunsuz mu bilmiyoruz, araştırılmasını istiyoruz." derken, bir başka mahalle sakini Abidin Yenişehirli ise ölen annesi Emine Cambaz ile Hasine Cambaz’ı iyi tanıdıklarını ve köyün halkının desteğiyle bu evin yapıldığını söyledi. Yenişehirli, "Hasine köyümüzün sevilen bir insanı, ruhsal anlamda birazcık sıkıntılı olsa da biz onu seviyoruz, ona yardımda bulunuyoruz, kimseye de zararı olmuyor. Ama bu Hasine’ye yapılan işin haksızlık olduğuna inanıyoruz. Onun için hak yerini bulmasını istiyoruz. Evi alan kişi evden çıkmasını istiyor, elektriğini suyunu kesmiş, evden çıksın diye onu zorluyor." şeklinde konuştu. Hasine Cambaz’ın kız kardeşinin ise ev satışının ardından şehirden ayrıldığı öğrenildi.

Turgay Duyar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BTSO’nun ticaret heyetine Etiyopyalı firmalardan büyük ilgi Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekli yedi UR-GE projesi kapsamında 160 kişilik dev bir ticaret heyetiyle Etiyopya’ya çıkarma yaptı. Mobilya, inşaat ve yapı malzemeleri, kimya, bebek ve çocuk konfeksiyonu ile ev tekstili sektörlerinde faaliyet gösteren Bursalı firmalar iki gün boyunca 2 binin üzerinde Etiyopyalı firma ile ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi. Türkiye’nin ihracata dayalı kalkınma hedefleri doğrultusunda örnek projelere imza atan BTSO, Türkiye’den Etiyopya’ya gerçekleştirilen en geniş kapsamlı ticaret heyeti faaliyetini düzenledi. Ticaret Bakanlığı destekleriyle Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da gerçekleştirilen B2B organizasyonuna iki gün boyunca 2 bini aşkın Etiyopyalı firma katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursalı firmaların ihracat potansiyellerini güçlendirmenin ve nitelikli alıcılarla buluşmalarını sağlamanın öncelikli görevleri arasında yer aldığını söyledi. Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttükleri UR-GE projeleriyle önemli başarılara imza attıklarını ifade eden Burkay, şunları söyledi; "Bu projelerimizde Afrika ülkelerine özel bir önem veriyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan Afrika açılım stratejisi kapsamında Bursa iş dünyası olarak Afrika ülkelerinde ortak iş ve yatırım forumları, toplantılar ve fuarlar gerçekleştiriyor, ikili iş birliği alanlarını genişletiyoruz. Bugüne kadar Cezayir’den Gana’ya, Nijerya’dan Fas ve Libya’ya kadar pek çok Afrika ülkesinde iş birliklerine imza attık. Etiyopya’ya ise bugüne kadar düzenlenen en büyük ticaret heyetlerinden birini organize ettik." Küresel ticarette trendlerin değiştiği bir süreçten geçildiğini kaydeden Burkay, Bursa’nın farklı sektörlerdeki üretim yeteneğiyle Afrika ülkelerine güçlü bir ortaklık sunduğunu söyledi. Burkay, "130 milyonu aşkın nüfusuyla Etiyopya ile iş birliğinin bizim için ayrı bir yeri var. Bu ülke ihracatçılarımız için önemli fırsatlar barındırıyor. BTSO’nun gücü ve vizyonuyla bundan sonra da Türkiye’nin ihracat hedeflerine yön veren öncü çalışmalara imza atmaya ve 2030 hedeflerimize kararlı adımlarla yürümeye devam edeceğiz." dedi. Burkay, ayrıca Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’a, etkinliği ziyaret eden İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya’ya, Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran’a ve Ticaret Müşaviri Taha Alperen Salar’a destekleri için teşekkür etti. Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya da programa davetleri için BTSO’ya teşekkür ederek organizasyonun çok güçlü olduğunu söyledi. Genel Müdür Kılıçkaya, "Türkiye’den çok güçlü bir katılım oldu. Bursa’mızın bebek çocuk giyiminden inşaat sektörüne, kimyadan mobilyaya bütün UR-GE’lerin olduğu güçlü bir karmayla çok güçlü bir çıkarma yapıldı. Etiyopya önemli bir ülke. 130 milyonu aşkın nüfusuyla Afrika’nın önemli giriş noktalarından biri. Ülkemizin de bu coğrafyada rekabet avantajı var. Birçok sektörde lider ülkeyiz." ifadelerini kullandı. Kılıçkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika politikalarının sahadaki karşılığını gördüklerini söyledi. UR-GE projelerinin Ticaret Bakanlığı’nın önemli desteklerinden biri olduğunu belirten Kılıçkaya, BTSO’nun UR-GE çalışmalarını en etkili kullanan iş birliği kuruluşlarından biri olduğunu ifade ederek şu bilgileri verdi; "Bugüne kadar BTSO 48 UR-GE projesi hayata geçirmiş, 17’si aktif olarak devam ediyor. Pazar araştırması, fuar destekleri, tanıtım destekleri ve e-ihracat destekleriyle BTSO ve Bursalı ihracatçılarımıza katkı sunmaya devam ediyoruz. Firmalarımız için altyapı oluşturmak ve destek vermek devlet olarak bizim görevimiz. Girişimcilerimiz çok cesaretli. Afrika pazarında güçlü bir şekilde varız, var olmaya da devam edeceğiz." Heyete katılan firma temsilcileri de Etiyopya pazarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BEKSİAD Başkanı Mehmet Bayezit, bebek ve çocuk konfeksiyonu sektörünün üretim kalitesini dünyanın farklı coğrafyalarına taşımak için çalıştıklarını belirterek, Etiyopya organizasyonunun bu hedef açısından önemli olduğunu söyledi. Bayezit, Ticaret Bakanlığı ve BTSO’ya destekleri için teşekkür etti. BTSO üyelerinden Ömer Annaç, organizasyon kapsamında çok yoğun görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirterek, "Beklentimizin üzerinde bir program oldu. Afrika pazarına ürün satabilir miyiz diye endişelerimiz vardı ancak düşündüğümüzden çok daha iyi geçti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın liderlik ettiği UR-GE projeleri firmamızın bakış açısını değiştirdi. Bursa ile sınırlı kalmadık, dünyaya açıldık. Bu projelerin devam etmesini diliyoruz" dedi. Mobilya sektörü temsilcilerinden Defne Sabahyıldızı ise ilk kez bir UR-GE projesiyle yurt dışındaki bir etkinliğe katıldıklarını belirterek, "Yeni bir markayız. Bu kadar kısa sürede yurt dışına açılacağımızı düşünmüyorduk. BTSO sayesinde ikinci yılımız dolmadan Etiyopya’dayız. Çok yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Gelen talepler dolayısıyla çok mutlu ve gururluyuz" ifadelerini kullandı. Asansör sektöründe faaliyet gösteren BTSO Meclis Üyesi Osman Arslan, Etiyopya’yı önceden araştırdıklarını ve ciddi bir potansiyel gördüklerini belirtti. Görüşmelerin çok yoğun geçtiğini kaydeden Arslan, "Birçok firmadan ofislerine davet aldık. Hepsini planlayıp ziyaret edeceğiz. Bu pazarı değerlendirmek adına tekrar seyahat etmeyi düşünüyoruz" dedi. BTSO Meclis Üyesi ve Mobilya UR-GE katılımcısı Sevgi Saygın ise beş farklı sektörün aynı organizasyonda yer almasının önemli bir zenginlik oluşturduğunu belirterek, "Etiyopya genç nüfusu ve büyüme potansiyeliyle gelecekte parlayan yıldızlardan biri olacak gibi görünüyor. Gelecek adına umut verici bir pazar" diye konuştu. Ev tekstili sektörü temsilcilerinden Mehmet Şah Baylan ise Etiyopya’nın 130 milyonluk genç nüfusuyla büyük bir pazar olduğunu belirterek, "İlk etapta ticaret kadar bu pazarı tanımak ve doğru partnerler bulmak da önemli. Afrika pazarına ilk gelişimiz. BTSO sayesinde burayı tanıma fırsatı bulduk" dedi. BTSO 25. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Uğur Yıldırım da Etiyopya’nın Afrika pazarında stratejik bir role sahip olduğunu ifade ederek, "Burada yaptığımız görüşmeleri bir tohum olarak görüyoruz. Yeni bir pazar ancak Türk ürünlerine karşı ciddi bir talep var. Bu talebi karşılayabilecek güçteyiz" diye konuştu. Patentli ısı cam üretimi gerçekleştiren Selma Özsabuncu da organizasyona yoğun ilgi olduğunu belirterek, "Etiyopya’da böyle bir potansiyel olduğunu düşünerek gelmemiştim. İnşaat sektörü ve teknoloji alanında ciddi ihtiyaçlar var. Türk ürünlerinin kaliteli olduğundan özellikle bahsediyorlar" ifadelerini kullandı. Ev tekstili sektörü temsilcilerinden Mithat Özdemir ise organizasyonun beklentilerinin çok üzerinde geçtiğini belirterek, "Müşteriler ürünlere yoğun ilgi gösteriyor. Uzun vadeli düşünüldüğünde burada çok iyi işler yapılacağını düşünüyorum. Afrika’nın Türk milletine olan teveccühü de çok önemli" dedi. BTSO Meclis Üyesi Muzaffer Loyan ise Etiyopya’da beklediklerinden çok daha sıcak karşılandıklarını ifade ederek, "Nakliye konusunda Cibuti üzerinden kolay ürün gönderimi yapılabildiğini öğrendik. Sektörlerimize karşı ciddi bir ilgi var. BTSO’nun UR-GE projeleri gerçekten çok başarılı ilerliyor." değerlendirmesinde bulundu. Bebek ve çocuk konfeksiyonu temsilcilerinden Ömer Yıldız ise Etiyopya’nın büyük ve bakir bir pazar olduğuna dikkat çekerek, "Üretim gücümüz ve tasarım kabiliyetimiz çok ileri noktada. Belki kısa vadede değil ama önümüzdeki süreçte tüm sektörlerimiz burada önemli işler yapacaktır" dedi. Serkan Kral da Etiyopya pazarının beklentilerinin üzerinde bir katılım gösterdiğini belirterek, "Türk ürünlerini kaliteli buluyorlar. Çin’e göre daha iyi bir algımız var. Bu pazarda güçlü olacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Colorex firmasından Murat Doğan ise organizasyonun çok verimli geçtiğini belirterek, "Potansiyel müşteriler doğrudan geliyor. Bugün kartvizitlerim bitti, burada yeniden kartvizit bastırmak zorunda kaldık. Avrupa odaklı ihracatımızın yanında Etiyopya’dan da doğrudan sonuç alabileceğimizi düşünüyorum" dedi. Etkinliğe katılan bebek ve çocuk konfeksiyonu üreticileri, organizasyon sonunda sergiledikleri çocuk kıyafetlerini Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla Etiyopya’daki yetimhanelere bağışladı.
Eskişehir Eskişehir Türk Ocağı 13. Gençlik Kurultayı sonuçlandı Eskişehir Türk Ocağı tarafından "Aile, Nüfus, Toplum ve Eğitim" ana temasıyla düzenlenen 13. Gençlik Kurultayı, iki gün süren yoğun çalışmaların ardından başarıyla tamamlandı. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun açılış konuşmasıyla başlayan ve mezun gençlerin 21 bildiri sunduğu kurultay, Dr. Esma Yürük, Dr. Yılmaz Köprücü ve Dr. Alper Yıldırım’dan oluşan Değerlendirme Kurulu’nun hazırladığı sonuç raporunun oy birliğiyle kabul edilmesiyle sona erdi. Türk Ocakları Eskişehir Şubesi’nin millî kültürü yaşatma ve şuurlu bir gençlik yetiştirme ülküsü doğrultusunda düzenlenen kurultayda sunulan tebliğlerin büyük geneli, iki yıl boyunca uzman akademisyenlerden yoğun seminerler alan Millî Mefkûre Mektebi bünyesindeki Türk Ocaklı gençler tarafından hazırlandı. Kurultay sonrasında kamuoyuna ilan edilen sonuç beyannamesinde, Türk milletinin kültürel devamlılığının ve toplumsal dayanışmasının temel taşı olan aile kurumunun korunmasının millî bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Türkiye’nin nüfus yapısındaki değişimlerin dikkatle takip edilerek genç nüfusu destekleyen uzun vadeli politikaların geliştirilmesi gerektiği belirtilen raporda, eğitim sisteminin millî kimliği, ahlaki değerleri ve tarih bilincini güçlendiren bir anlayışla yapılandırılması istendi. Dijitalleşmenin aile ve gençlik üzerindeki etkilerine karşı kültürel bilinç ile dijital okuryazarlığın artırılması gerektiğine değinilirken, gençlerin eğitim, istihdam ve gelecek kaygılarına çözüm üretecek sürdürülebilir sosyal politikaların hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı. Beyannamenin devamında, itibarı sarsılan öğretmenlik mesleğinin yeniden güçlendirilmesi için millî kültür, şahsiyet eğitimi ve toplumsal sorumluluk anlayışının esas alınması gerektiği ifade edildi. Çocuk işçiliği, suça sürüklenen çocuklar ve eğitim dışına çıkan gençler konusunda devlet-toplum iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği kaydedilirken, Türkçenin doğru, etkili ve bilinçli kullanımının millî kimliğin korunması açısından hayati önem taşıdığı aktarıldı. Türk dünyasıyla kültürel ve akademik bağları güçlendirecek gençlik çalışmalarının artırılması ve ortak medeniyet şuurunun yeni nesillere aktarılması gerektiği belirtilen raporda, Türk Ocakları’nın tarihî misyonuna uygun olarak millî mefkûre sahibi, ahlâklı, çalışkan ve vatan sorumluluğu taşıyan gençlerin yetiştirilmesinin Türkiye’nin geleceği açısından stratejik önemde olduğu hatırlatıldı. Geleceğe yön verecek gençliğin yetiştirilmesi bakımından anlamlı düşüncelerin ifade edildiği kurultayda, Türk milletinin güçlü geleceğinin ancak sağlam aile yapısı, nitelikli eğitim anlayışı ve millî şuura sahip genç nesillerle mümkün olacağı bir kez daha vurgulandı. Kurultayın kapanışında Değerlendirme Kurulu, önümüzdeki yıl düzenlenecek olan 2027 Yılı 14. Gençlik Kurultayı’nın ana konusunun "Küresel Dönüşüm Sürecinde Türk Dünyası: Stratejik İş birliği ve Gelecek Vizyonu" olarak belirlenmesini teklif etti.