EKONOMİ - 21 Eylül 2025 Pazar 11:08

Demirci’nin yaylalarında yetişen kuru fasulyede hasat başladı

A
A
A
Demirci’nin yaylalarında yetişen kuru fasulyede hasat başladı

Manisa’nın Demirci ilçesinde yüksek rakımlı yaylalarda zirai ilaç kullanmadan ve susuz olarak üretilen kuru fasulyede hasat başladı.


Manisa’nın Demirci ilçesinde 800 dekar arazide üretimi yapılan kuru fasulyede eylül ayı itibariyle harman hasadına başlandı. İlçede Bardakçı Mahallesi başta olmak üzere Mahmutlar, Söğütçük, Çanakçı mahalleleri ile birlikte 18 mahallede kuru fasulye üretimi yapılıyor. Tarladan traktör römorklarına konulan fasulye başakları mahallenin harmanına getirilerek güneşte kurutulmak üzere seriliyor.


3 ila 5 gün harmanda serili kalan fasulye başakları daha sonra geleneksel usul olan çomak ile çırpma, traktör ile ezme yapılırken, patoz makinesi ile de yapılabiliyor. Yere serilen bez üzerinde küspesi ile biriken kuru fasulyeler tozundan ve küspesinden arındırılması için rüzgarda yelleme yapılırken, el eleği de ile eleme yapılarak temizleniyor.


1300 rakımda üretilen Demirci Fasulyesi kolay pişmesi ve lezzeti ile de Türkiye’de ki birçok il tarafından tercih ediliyor.


İlçede en çok kuru fasulye üretiminin yapıldığı Bardakçı Mahallesinde ise yılda 25 ton üretim yapılmakta.


Demirci Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt yaptığı açıklamada "İlçemizde 18 kırsal mahallede kuru fasulye üretimi yapılmaktadır. 800 dekar arazide üretimi yapılan kuru fasulyede yılda 80 ton üretim kapasitemiz mevcut. Kuru fasulyenin yanı sıra ilçemizde 460 dekar arazide 345 ton taze fasulye üretimi de yapılmaktadır "dedi.


Bardakçı Mahalle Muhtarı Süleyman Sarışın ise" Rekolte düşüklüğümüz yok. Kuru fasulyemiz hiç sulanmadan çeşni türü ile üretiyoruz. Buradan Türkiye’nin her yerine gönderim yapıyoruz. Mayıs ayında başlıyoruz dikime Haziran ayı ortasına kadar yapıyoruz. Fasulye çapası yapılıyor arada. Hasadımız Eylül ayında başlıyor. Fasulyesini toplayan harmana getirip seriyor. Yaklaşık 1 hafta serilip kuruduktan sonra kimisi çomakla, kimisi traktörle üzerinden geçiyor. İmkânı olanda patozdan geçiriyor. Kuru fasulyemiz şu anda 120 ila 150 lira arasında satılıyor. Taze fasulyemiz ise 80 lira ile 100 lira arasında satılıyor. Fasulyemiz çeşni olduğundan çok tercih ediliyor. Pişirimi de kısa sürede pişer. Mahallemizde 2 Bin 500 dönüm arazide üretiliyor. Her geçen yılda üretim sahamız büyüyor "dedi.


Mahalle sakinlerinden üretici Havva Irmak ise " Harmanda traktörle, elle ve geleneksel usulle eliyoruz. Lezzeti çok güzel. Fasulyemiz bir suda kısa zamanda pişiyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’e gidiyor fasulyelerimiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.