EKONOMİ - 02 Haziran 2025 Pazartesi 12:38

Malatya’da alabalık üretimi katlanarak arttı

A
A
A
Malatya’da alabalık üretimi katlanarak arttı

Malatya’nın Doğanşehir ilçesi su ürünleri yetiştiriciliğinde hem üretimde hem lezzette öne çıkıyor.


Türkiye genelinde artan nüfusla birlikte dengeli beslenmenin ve kaliteli hayvansal protein ihtiyacının karşılanmasında önemli rol üstlenen su ürünleri, Malatya’da alabalık üretimiyle öne çıkıyor. Kentte hem baraj hem de kara tesislerinde yapılan üretimle 2024 yılında 6 bin 280 ton balık ve 31 milyon 500 bin adet yavru balık yetiştirildi. Malatya’da su ürünleri üretimi, özellikle porsiyonluk alabalık üzerine yoğunlaşıyor. Su ürünleri yetiştiricilik belgesine sahip üreticiler, Sultansuyu, Karakaya, Sürgü ve 2024 yılında üretime dahil edilen Kapıkaya Turgut Özal baraj gölleri başta olmak üzere birçok kaynak suyu ve akarsuda faaliyet yürütüyor. Ayrıca Günpınar, Gökpınar, Takaz, Beypınarı ve Karapınar gibi kaynak suları da üretimde değerlendiriliyor.


2008 yılından itibaren barajlarda kafes balıkçılığına geçilen Malatya’da, karasal üretim özellikle Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü Mahallesi ile Darende’nin Ayvalı Mahallesi’nde yoğunlaşıyor. Kent genelinde 60 alabalık üretim tesisinin 33’ü baraj göllerinde, 27’si ise kara tesislerinde yer alıyor. Karakaya Barajı ise hem su kalitesi hem de potansiyeli açısından öne çıkarken, mevcut üretim kapasitesinin 10 katı kadar ek üretim yapılabilecek alan olduğu ifade ediliyor.


Doğanşehir ilçesi Sürgü Mahallesi’nde alabalık tesisi bulunan Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Malatya Şube Başkanı Rıdvan Budak, bölgenin hem üretim hem de gastronomi turizmi açısından dikkat çektiğini ifade ederek, "Malatya Doğanşehir, su ürünleri anlamında çok kıymetli bir coğrafya. Özellikle Sürgü Mahallesi, doğal kaynakları ve havasıyla balık yetiştiriciliğine çok uygun. Burada kara tesisleri anlamında ciddi yatırımlar var. Balık, sağlık açısından da çok değerli. Omega 3 açısından zengin, kalp dostu bir besin. Doktorların haftada en az bir kez tüketilmesini tavsiye ettiği bir ürün. Biz de bu üretimi hem sürdürülebilir hem de kaliteli hale getirmek için çalışıyoruz" dedi.


Bölgenin aynı zamanda gastronomi turizmine katkı sunduğunu da dile getiren Budak, "Gaziantep, Adıyaman, Kahramanmaraş gibi çevre illerden ziyaretçiler geliyor. Bölgemizin alabalığı hem lezzeti hem de doğallığıyla farklılaşıyor. Biz burada balığın da beyaz et kadar kıymetli olduğunu gösteriyoruz. 6 Şubat depremlerinde Doğanşehir en çok hasar alan yerlerden biri oldu. Ancak biz üretimi bir gün bile durdurmadık. Devletimizin de desteğiyle kapasitemizi artırarak üretime devam ettik. Şu anda bölgemiz, Malatya’nın balık ihtiyacının önemli bir kısmını karşılıyor" diye konuştu.


Aynı tesiste görev yapan Su Ürünleri Mühendisi Mahmut Özipek ise Türkiye’nin su ürünleri alanında dünya genelinde önemli bir noktaya ulaştığını vurgulayarak, "Alabalık, genellikle kasım sonlarında yumurtlamaya başlar, şubat sonuna kadar bu süreç devam eder. Türkiye, alabalık üretiminde dünya sıralamasında üçüncü, Avrupa’da ise birinci sırada. Bu çok büyük bir başarı. Bölgemizdeki suların soğukluğu ve doğallığı sayesinde alabalık doğal ortamına çok yakın şartlarda yetiştiriliyor. Bu da hem üretim kalitesini hem de lezzeti artırıyor" dedi.


Alabalık tüketiminin bölgede oldukça yaygınlaştığını ve halkın bu ürüne ilgi gösterdiğini belirten Özipek, "Amacımız sadece üretmek değil, aynı zamanda insanların balığı düzenli ve doğru tüketmesini sağlamak. Bu nedenle farklı pişirme teknikleri, ürün çeşitliliği ve tanıtım çalışmalarıyla balık yeme kültürünü daha da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca karasal üretimle baraj üretimi arasında kalite açısından çok fark bulunmuyor. Her iki yöntemle de yüksek standartlarda üretim yapılabiliyor" ifadelerini kullandı.



Malatya’da alabalık üretimi katlanarak arttı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.