EKONOMİ - 02 Haziran 2025 Pazartesi 12:24

Başkan Sadıkoğlu, sorunları aktarıp destek talebinde bulundu

A
A
A
Başkan Sadıkoğlu, sorunları aktarıp destek talebinde bulundu

TBMM Zirai Don Meclis Araştırma Komisyonu’nun Malatya’da düzenlediği toplantıda konuşan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, zirai don afetinin ekonomik ve sosyal etkilerini dillendirerek üretici, esnaf ve ihracatçı için destek talebinde bulundu.


Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, TBMM Zirai Don Meclis Araştırma Komisyonu’nun Malatya’da düzenlediği toplantıya katılım sağladı.


Toplantıda konuşan ve 12 Nisan’da yaşanan don afetinin ekonomik ve sosyal etkilerini dillendiren Başkan Sadıkoğlu, "Zirai don afetinin üzerinden 49 gün geçti. 12 Nisan gecesi 34 ilde etkili olan zirai dondan Malatya olarak derinden etkilendik. AB Coğrafi İşaret Tescilli kayısımızın yüzde 100’ü yanmış durumda. Malatya olarak kayısıdan yıllık 500 milyon doları bulan döviz girdisiyle ülke ekonomisine büyük katkı sunuyoruz. Zirai donun zararını ve açtığı ekonomik yarayı saracak kalıcı adımlar atılmazsa, üreticimizle birlikte yüzlerce sektör aynı mağduriyeti yaşayacak. Hasar tespitinin bir an evvel tamamlanmasını, desteklerin hızlıca açıklanmasını bekliyoruz" dedi.



Üreticinin, ihracatçının ve esnafın taleplerini de aktaran Başkan Sadıkoğlu, "Malatya olarak, şehrimizin ’Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi’ ilan edilmesini talep ediyoruz. Zirai donun ekonomik zararının giderilmesi ancak devletimizin kapsamlı destekleriyle mümkün olacaktır. Don, yalnızca meyveleri değil, ağaçları bütüncül olarak etkiledi. Üreticimiz önümüzdeki en az 2 yıl bahçeleri için daha fazla bakım yapması gerekiyor. Bu sezonun borçları varken, yeniden gübre, ilaç, mazot, işçilik maliyetleri ile çiftçimizin baş etmesi mümkün değil. Bu kalemlerde azami destek sağlanmalıdır. Bir sonraki hasada yaklaşık 1,5 yıl var. Geliri kayısıya bağlı çiftçilerimiz bu dönemde ayakta kalabilmek için faizsiz ve uzun vadeli krediler sunulmalıdır. Mevcut borçlar felaketin yüküyle daha da ağırlaştı. Üreticimizin tarımsal borçları en az 2 yıl ertelenmelidir. Yaşadığımız don felaketi, Malatya gibi deprem illerine ikinci büyük afeti yaşattı. Bölgemiz henüz depremin yaralarını saramamışken daha derin bir yara aldı. Bu nedenle ilimiz için daha fazla kaynak ve özel destek sunulmalıdır. Ürün taahhütlerini yerine karşılayamayacak ihracatçı üyelerimizin karşılaşacağı yaptırım ve sorunların bertaraf edilmesi için ilgili bakanlıklarımız ve kurumlarımız tarafından gerekli destek sağlanmalıdır. Bu firmalarımıza bu süreci atlatabilmeleri için faizsiz uygun şartlarda kredi imkânları tanınmalıdır. Tespitlerin en hızlı şekilde tamamlanarak, desteğin en üst seviyede sunulmasını umut ediyoruz" şeklinde konuştu.



TARSİM uygulamalarının üreticiyi mağdur ettiğine dikkat çeken Başkan Sadıkoğlu, "TARSİM poliçelerinde bahçedeki ağaçların yüzde 5’i çiçek açtığında teminat başlıyor. Yüksek kesimlerde birçok ağaç çiçek açmadan yandı. Bu nedenle TARSİM çiçek açmadan donan ağaçlar için herhangi bir ödeme yapmayacağını söylüyor. Bizler bu konuda gerekli görüşmeleri sağladık. Sizlerin de bu konuya eğilmenizi ve üreticimizin mağdur edilmemesini istiyoruz" dedi.



Avrupa ülkelerinden örnekler veren Başkan Sadıkoğlu, "Zirai dona karşı Avrupa ne yapıyor diye incelemelerde bulunduk. Özellikle İspanya ve İtalya’da yeni dikimler yapılırken oradaki Tarım İl Müdürlüğü dengindeki kurumlar projelendirmeler yapıyor. Ağaçların dikimi sonrası üzerlerinin çelik tel ve brandalarla örtülebilmesi veya farklı sistemlerle doluya ve dona karşı korunması şeklinde projelendirmeler yapılıyor. Proje oluşturulmadan dikim yapılmasına izin verilmiyor. Çünkü bu doğal afetler sürekli yaşanıyor. Ülke olarak bizim de bu tür önlemler alıyor olmamız lazım. Komisyonunuzun bu tür konuları da değerlendirmesini umut ediyoruz" şeklinde konuştu.



Başkan Sadıkoğlu, sorunları aktarıp destek talebinde bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.