GÜNDEM - 24 Mart 2026 Salı 09:31

Kütahya’da genç girişimcilere büyük fırsat, "Geleceğin İş İnsanları" programına başvurular sürüyor

A
A
A
Kütahya’da genç girişimcilere büyük fırsat, "Geleceğin İş İnsanları" programına başvurular sürüyor

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ile Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) iş birliğinde yürütülen "İleri Girişimcilik Ekosisteminin Güçlendirilmesi" protokolü kapsamında hayata geçirilen "Geleceğin İş İnsanları" KUTSO Girişim Hızlandırma Programı için başvurular devam ediyor.


Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk start-up yarışmasının ardından bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen program, daha kapsamlı bir yapıyla genç girişimcilerin karşısına çıkıyor. Program, Kütahya’da yaşayan ve yenilikçi iş fikirlerine sahip gençlerin projelerini sürdürülebilir, rekabetçi ve yatırımcıya hazır girişimlere dönüştürmesini amaçlıyor.


Çok paydaşlı yapısı sayesinde girişimcilere iş modeli geliştirme, ticarileşme, finansal planlama ve yatırımcı sunumuna kadar birçok alanda destek sağlanacak.



Başvuru takvimi belli oldu


Programa başvurular 16 Mart - 5 Nisan 2026 tarihleri arasında alınacak. Adaylar, programın resmi internet sitesi üzerinden başvuru formunu doldurarak sürece katılabilecek.


Ön değerlendirme süreci ise 6-10 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Uzman ekip tarafından yapılacak değerlendirmede; yenilikçilik, uygulanabilirlik, ticarileşme potansiyeli ve ekip yetkinlikleri kriterleri esas alınacak. Sonuçlar 17 Nisan 2026’da açıklanacak.



Çok aşamalı eğitim ve final süreci


Program; Open House Meeting, BootCamp hızlandırma eğitimi, Pitch Deck hazırlıkları ve Demo Day gibi aşamalardan oluşacak. Final aşaması olan Demo Day, yatırımcıya hazır projelerin sahne alacağı önemli bir platform olacak.


Demo Day etkinliği 21 Mayıs 2026 tarihinde, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenecek. Girişimciler, jüri ve yatırımcılar karşısında projelerini sunarak yatırım alma fırsatı yakalayacak.


Programa yalnızca Kütahya’da ikamet eden genç girişimciler başvurabilecek. Başvurular bireysel ya da takım halinde yapılabilecek. Program sonunda başarılı girişimler ödüllendirilirken, ilk 10’a giren projelere ayrıca marka ve patent desteği verilecek.


Son başvuru tarihi 5 Nisan 2026 saat 23.59 olarak açıklandı. Başvuru yapmak isteyen adaylar, programın resmi internet sitesi üzerinden işlemlerini gerçekleştirebilecek.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cengiz Enerji’nin Özbekistan’daki projesine uluslararası finansman ödülü Türkiye’nin enerji sektöründeki önemli kuruluşlarından Cengiz Enerji’nin grup şirketi Cenergo, Özbekistan’da yapımını sürdürdüğü Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali’nin başarıyla tamamlanan finansal kapanışı ile ödüle layık görüldü. Cizzak finansmanı; altyapı finansmanı sektöründe faaliyet gösteren uluslararası şirket Proximo tarafından 2025 yılının ‘Asya-Pasifik Enerji’ işlemi olarak seçildi. Finansal kapanışı gerçekleştirilen toplam 164,25 milyon euro tutarındaki kredi, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından Euler Hermes ihracat kredi sigortası güvencesiyle sağlandı. Cengiz Enerji’nin grup şirketi Cenergo tarafından finansman kapanışı başarıyla tamamlanan ve Özbekistan’daki en büyük enerji projelerinden biri olan Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, proje ve altyapı finansmanı sektöründe faaliyet gösteren uluslararası şirket Proximo tarafından ödüllendirildi. Özbekistan’ın Cizzak kentinde yer alan 550 MW kapasiteli Kombine Çevrim Gaz Türbini santrali, ülkenin enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlarken aynı zamanda enerji dönüşümü hedefleri açısından da önemli bir rol üstlenecek. Yılın son çeyreğinde devreye alınması planlanan projenin finansmanı, DZ BANK ve DenizBank AG tarafından sağlanan ve Euler Hermes’in ihracat kredi sigortası (ECA cover) kapsamında güvence altına alınan 164,25 milyon euro tutarındaki uzun vadeli yatırım kredisiyle sağlanıyor. "Finansal yapısıyla öncü bir proje" Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray, Proximo ödüllerinin proje ve altyapı finansmanı sektöründe yılın en başarılı işlemlerini seçen saygın ödüllerden biri olduğunu dile getirerek şunları söyledi: "Ödül değerlendirmeleri genellikle işlemin finansal yapısı, yenilikçi yönleri ve piyasaya etkisi gibi kriterlere göre yapılıyor. Bu nedenle sektörde önemli bir referans olarak görülüyor. Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali projemiz, finansal yapısıyla olduğu kadar teknoloji ve sürdürülebilirlik açısından da öncü bir proje oldu. Santralimiz, yüksek verimli gaz türbinleriyle çalışarak enerji üretiminde maksimum verimlilik sağlarken, ileride gerekli yatırımlar tamamlandığında yüzde 50 hidrojen kullanımına hazır olacak altyapısıyla geleceğin enerji sistemlerine uyum gösterecek. Santral, verimli üretimle Özbekistan’ın enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesini destekleyecek ve ülkenin uzun vadeli enerji dönüşümüne somut katkı sunacak. Öte yandan Cengiz Holding’in tüm grup şirketleri ve iştiraklerinde olduğu gibi daha proje aşamasından başlayarak istihdam yerel halktan sağlanarak bölgesel kalkınmayı destekleyecek bir ekonomik değer de üretiliyor. Finansman sürecinin başarıyla tamamlanması, uluslararası kredi kuruluşlarının güvenini ve yapılandırılmış ihracat kredisi uzmanlığını ortaya koyuyor. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımızı kutluyorum." Yüksek verim, hidrojen uyumlu altyapı Cengiz Enerji’nin sürdürülebilirlik yaklaşımının somut bir göstergesi olarak yüzde 50 hidrojenle çalışabilme kapasitesine uygun olarak tasarlanmış ilk kombine çevrim santrallerinden biri olma özelliğine sahip olduğu belirtilen Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, yüzde 60’ın üzerinde verimlilikle çalışırken emisyonları önemli ölçüde azaltacak. Sürdürülebilirlik ve uluslararası finansman standartları açısından da güçlü bir yapıya sahip olan santral, Equator Principles Association tarafından belirlenen Equator Principles, OECD Common Approaches ve International Finance Corporation (IFC) Performance Standards ile tam uyumlu şekilde geliştirildi. Ayrıca AB Taksonomisi’nin "Minimum Safeguards" ve "Do No Significant Harm" kriterlerini karşılayan proje, International Capital Market Association tarafından belirlenen Green Bond Principles kapsamında "Yeşil Dönüşümü Etkinleştiren Proje" (Green Enabling Project) olarak tanınıyor. Projenin finansmanı 12 yıl vadeli olup, santralin devreye alınmasının ardından 10 yıllık geri ödeme planı öngörülüyor. Bu yapı, uzun vadeli altyapı yatırımlarının finansman döngüsüyle uyumlu bir model sunarak projenin bankalar açısından finansal sürdürülebilirliğini güçlendiriyor. Cizzak Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali, Özbekistan’ın 2030 yılı enerji yol haritasının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda ülkede planlanan 25 GW yenilenebilir enerji kapasitesinin sisteme entegrasyonunu desteklemek amacıyla güvenilir baz yük üretimi sağlayacak. Stratejik konumu sayesinde santral, iletim kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayacak ve kuzeyde bulunan eski santrallerden yapılan uzun mesafeli elektrik iletimine olan bağımlılığı azaltarak ulusal şebekenin verimliliğini ve güvenilirliğini artıracak.
İstanbul Hepsiburada ve HepsiJET’e iş güvenliği alanında iki uluslararası ödül Hepsiburada ve HepsiJET, iş sağlığı ve güvenliği alanında yüksek standartlara sahip kuruluşları ödüllendirmek amacıyla British Safety Council tarafından verilen 2026 International Safety Awards’ta (Uluslararası İş Güvenliği Ödülleri) iki ödül kazandı. Hepsiburada ve HepsiJET, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki çalışmalarıyla global iş güvenliği standartlarını belirleyen bağımsız kurum British Safety Council tarafından düzenlenen International Safety Awards’ta üst düzeyde iki uluslararası ödüle layık görüldü. Yapılan açıklamaya göre, büyük ölçekli ve yüksek risk barındıran "45 üstü çalışan" kategorisinde Hepsiburada, çalışan güvenliği ile memnuniyetini sistematik bir şekilde ele alan ve güvenli çalışma ortamı sağlayan yaklaşımıyla Distinction (En Üst Seviye Kazananı) seviyesinde aldığı ödülle e-ticaret sektöründe bir ilke imza atarak büyük başarı elde etti. İş yeri ve çalışan güvenliğini odağına alan çalışmalarıyla HepsiJET ise Merit (Başarı Seviyesi Kazananı) seviyesinde ödül alarak Türkiye’de kargo sektöründe bu seviyede ödüllendirilen ilk şirket olma unvanını elde etti. Her iki başarının temelinde de Hepsiburada ve HepsiJET’in tüm operasyonlarına yön veren #Hepsigüvende ortak yaklaşımı yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda her iki şirket de iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını tüm organizasyona yayılan bir kültür olarak ele alıyor.
İzmir Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya: "Suyun bir lüks olduğunun bilincine varmalıyız" Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, giderek derinleşen küresel su krizine ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekerek, üniversitenin sürdürülebilir su yönetimi stratejisi olan "Mavi Kampüs" projesinin detaylarını anlattı. Doç. Dr. Kızılkaya, "Ülkemizin su stresi yaşayan, su kıtlığına yakın bir ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı yaklaşık bin 300 metreküptür. Bu rakam bin metreküpün altına düştüğünde ’su fakiri’ bir ülke konumuna geleceğiz" dedi. Küresel su rezervlerinin kritik seviyelere gerilediğine ve Türkiye’nin ’su stresi çeken ülke’ konumunda bulunduğuna dair açıklamalarda bulunan Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) Müdür Yardımcısı Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, bireysel ve kurumsal su yönetiminin artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Kızılkaya, Ege Üniversitesi kampüs genelinde başarıyla hayata geçirilen "Mavi Kampüs" vizyonunun sürdürülebilir geleceğe sağladığı katkıları anlattı. Dünyadaki su durumunun ciddiyetine değinen Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, yeryüzünün büyük bir kısmının sularla kaplı olmasına rağmen erişilebilir su miktarının çok kısıtlı olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Kızılkaya, "Yeryüzünün yüzde 70’i sularla kaplıdır. Ancak bu miktarın sadece yüzde 2,5’i tatlı sudur ve bu tatlı suyun da yüzde 1’inden daha azı insanların erişebileceği içme suyu niteliğindedir. Geri kalan kısım ise buzullarda veya yerin çok derinlerinde bulunmaktadır. Dünya nüfusuna baktığımızda, her dört kişiden biri sağlıklı suya erişememektedir. Özellikle Afrika gibi bölgelerde bu durum çok daha kritiktir" dedi. "Türkiye su stresi yaşayan bir ülke konumunda" Türkiye’nin su zengini bir ülke olduğu yönündeki yanlış algıya da açıklık getiren Doç. Dr. Kızılkaya, "Ülkemizin su stresi yaşayan, su kıtlığına yakın bir ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir tatlı su miktarı yaklaşık bin 300 metreküptür. Bu rakam bin metreküpün altına düştüğünde ’su fakiri’ bir ülke konumuna geleceğiz. Türkiye’de suyun yaklaşık yüzde 80’i tarımda kullanılmaktadır. Bu nedenle en çok dikkat etmemiz gereken konu, tarımdaki sulama verimliliğini artırmaktır" diye konuştu. Ege Üniversitesinden "Mavi Kampüs" hamlesi Su yönetiminde çözüm önerilerini sıralayan Doç. Dr. Kızılkaya, Ege Üniversitesi bünyesinde yürütülen çalışmalardan bahsetti. Yağmur suyu hasadının önemine değinen Doç. Dr. Kızılkaya, "Ege Üniversitesi olarak ’Mavi Kampüs’ hedefi doğrultusunda yağmur suyu hasadını tüm kampüse yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Ayrıca sensörlü muslukların kullanımı, su kaçaklarının düzenli tamiri ve gri su sistemlerinin, yani el yıkanan suyun sifonlarda kullanılması gibi sistemlerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kampüs peyzajında ise çim yerine kuraklığa dayanıklı, az su isteyen bitkilerin tercih edilmesi su tasarrufu açısından kritik bir adımdır" diye konuştu. Dijital ayak izinden tekstile: gizli su tüketimi Su tüketiminin sadece fiziksel değil, dijital ve endüstriyel boyutları olduğuna da dikkat çeken Doç. Dr. Kızılkaya, "Dijital tüketimimizin de bir su ayak izi vardır. Yapay zekâ kullanımı veya gönderdiğimiz bir fotoğraf bile dolaylı olarak su tüketimine neden olmaktadır. Bu yüzden ’yeşil yazılım’ gibi daha az kaynak tüketen teknolojilere yönelmek bir zorunluluk haline gelmelidir. Tekstil sektörü de ciddi bir su tüketicisidir. Kaliteli ve uzun ömürlü kıyafetler tercih etmek, üretim aşamasındaki su israfını azaltacaktır" dedi. Bireysel farkındalığın suyun korunmasındaki en temel basamak olduğunu hatırlatan Doç. Dr. İnci Tüney Kızılkaya, "Suyun bir lüks olduğunun bilincine varmalıyız. Bir fincan kahvenin soframıza gelene kadar yaklaşık 140 litre su tükettiğini bilmek, yerli malı kullanımının ve bilinçli tüketimin önemini ortaya koymaktadır. Sıfır atık prensibiyle hareket etmek suyun korunmasına dolaylı ama güçlü bir destek sağlar. Sonuç olarak, her adımımızda çevreye verdiğimiz zararın farkında olmalı ve tüketimi ihtiyacımız kadarla sınırlamalıyız" diye konuştu.