POLİTİKA - 07 Ocak 2026 Çarşamba 13:55

Konya’da Geleneksel Basın Buluşması

A
A
A
Konya’da Geleneksel Basın Buluşması

Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuklu, Meram, Karatay Belediyeleri, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla şehir genelinde faaliyet gösteren basın-yayın kuruluşlarının yöneticilerini ve çalışanlarını bir araya getirdi.


Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programın başında Konya basın camiasının büyüklerinden İsmail Detseli bir konuşma yaptı. Yazarlığın hayatındaki önemini anlatan Detseli, programın düzenlenmesinde emeği geçen Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ve merkez ilçe belediyelerine teşekkür etti.



Buluşma için teşekkür etti


Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir, 10 Ocak’ı geleneksel hale getirerek basın camiasını bir araya getirdiği için Konya Büyükşehir Belediyesi ile Selçuklu, Karatay ve Meram Belediyeleri’ne teşekkür etti. Özdemir, mesleki sorunların çözülmesi ve gazeteci ile sosyal medyacının ayırt edilebilmesi için acilen Gazetecilik Meslek Yasası’na ihtiyaç olduğunu vurguladı.



"Birçok şehirde böyle bir birliktelik yok"


Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, tüm gazetecilerin gününü kutlayarak, "25 senedir kurduğumuz ilişkilerin ne kadar bereketli, güzel, düzgün, seviyeli olduğuna bir kez daha şahit oldum. Birçok şehirde böyle bir birliktelik yok. Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın" diye konuştu.



"Zor şartlarda çalışan tüm gazetecileri kutluyorum"


Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, "Hepinizin ne zor şartlarda görev yaptığınızı biliyorum. Bunun için hepinizi kutluyorum. Hepimizin amacı Hazreti Mevlana’nın, Şems’in, Sultan Alaaddin’in ve Kılıçarslan’ın hülasa Selçuklu’nun başkenti Konya’mıza hizmet etmek, ülkemize hizmet etmek. Hamdolsun Konya’mızda bu manzara işte her yıl burada beraberiz, birlikteyiz" cümlelerini kullandı.



"Konya Modeli Belediyecilik" vurgusu


Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, bütün basın çalışanlarına emeklerinden dolayı teşekkür ederek, "Konya Modeli Belediyecilik aslında sadece belediyecilik faaliyetleri noktasında bir modeli ortaya koymuyor, Konya’mızda bütün kurumlarımızla başta valimiz, milletvekillerimiz ve yerel yöneticilerimiz olmak üzere Konya modelinin aslında tüm bileşenlerini bizim bu birlikteliğimiz oluşturuyor" dedi.



"Sizler bu şehrin en güçlü seslerisiniz"


Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da "Bu toprakların irfanından, sorumluluk bilincinden ve hakikate olan sadakatinden beslenen yerel basınımız; bugün merkezde ve ilçelerimizde güçlü bir yapı haline gelerek şehrimizin hafızasına imzasını atmıştır" sözleriyle konuşmasına başladı. Bu köklü mirasın bugünü doğru okuyan, yarını da aynı sorumlulukla kuran bir anlayışın devamı olduğunu kaydeden Başkan Altay, "Zamanın nasıl geçtiğini çoğu zaman fark etmeden; bayramda, tatilde, hatta en özel anlarda dahi ailesinden ve sevdiklerinden feragat ederek yorulmadan mesleğinizin arkasında olmanız takdire şayandır" ifadelerini kullandı.



"Gazze’de Filistinli kardeşlerimize yaşatılan zulüm ve soykırım, sizlerin cesaretiyle dünya kamuoyunun vicdanına taşınmıştır"


Kendi hayatından ödün vermeyi göze alan gazeteciler olmasaydı, bugün mazlumun sesinin dar bir alana hapsolacağını ifade eden Başkan Altay, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Ancak gönlünü mesleğine nakşetmiş sizler sayesinde, dün olduğu gibi bugün de dünyanın dört bir yanındaki mazlum coğrafyalar sesini duyurabilmektedir. Yıllardır Gazze’de Filistinli kardeşlerimize yaşatılan bu zulüm ve soykırım, sizlerin cesaretiyle dünya kamuoyunun vicdanına taşınmıştır. Hakikati duyurmak uğruna canını ortaya koymaktan çekinmeyen gazeteciler, ne yazık ki bu zulmün de hedefi olmuş; 250’yi aşkın gazeteci; bombalar altında kalan çocukları, acıyla dimdik duran anneleri ve babaları dünyaya anlatırken şehit edilmiştir ama yine de hakikatin peşinden ayrılmamışlardır. Çünkü biliyoruz ki; hakikat ortaya konmadıkça ne adalet tecelli eder ne de insanlık rahat bir nefes alabilir."


Tüm gayretiyle vicdanın tarafında duran, nerede olursa olsun hakikatin izinden ayrılmayan tüm gazetecilere saygılarını sunan, şehit edilen gazetecileri ve ahirete irtihal eden basın mensuplarını rahmetle anan Başkan Altay, "Bu vesileyle, Konya basınımızın köklü geçmişine yakışır bir anlayışla görev yapan tüm gazetecilerimizin, ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü"nü şimdiden tebrik ediyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı.



"Konya yerel basın anlamında gerçekten kadim bir şehir"


AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Hakan Özer, "Artık gelenekselleşen böyle bir organizasyonu yaptığı için Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve Konya’nın dört köşesinden gelen ve bizlerle birlikte olan basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Konya yerel basın anlamında gerçekten kadim bir şehir. Geçmişte bu camianın temellerini atmış çok değerli ağabeylerimiz, büyüklerimiz var. Her birini burada bir kez daha rahmetle anıyor, sizlerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum" değerlendirmesinde bulundu.



"Hepinizin Gazeteciler Gününü kutluyorum"


AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, tüm gazetecilerin gününü kutlayarak, "Konya basın emekçileri yıllardır Konya’nın her türlü hayırlı hizmetinde üzerine düşen sorumluluğu yapmıştır. Hatta pek çok zorlukla da uğraşarak bu emeği, mücadeleyi ortaya koymuştur. Yıllardır hepinizin yaptığı çalışmaları yakından biliyor, takdir ediyoruz. İnşallah bu gayretli çalışmalar artarak devam edecek. Hepinize teşekkür ediyoruz. Allah çalışmalarınızda muvaffakiyetler bahşetsin" diye konuştu.



"Basın mensuplarına ve genç meslektaşlara başarılar diliyorum"


AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, Konya basınında gerçekleşen yeni oluşumu kutladığını belirterek, "Bunu başarabilmek, bir araya gelmek Konya adına gerçekten önemli. Diğer asırlık gazetelerimizin de haftanın belli günlerinde çıkıyor olması ve günlük devam eden gazetelerimizin de olması bu birlik ve beraberliğe bir sıkıntı getirmeyecek şekilde planlandığını yaptığımız ziyaretlerde öğrenmiş olduk. Burada emek veren arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Şehir hafızasına katkı sağlayan, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini icra eden basın mensuplarına ve genç meslektaşlara başarılar diliyorum" açıklamalarını yaptı.



Dezenformasyona dikkat çekti


AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, basın mensuplarının zamanla yarıştığını ve çok önemli işler gerçekleştirdiklerini belirterek, "Bildiğimiz anlamda dünya düzeni yıkılalı çok oldu. Yenisi kuruluyor ama yenisi daha kurulma aşamasında ve biz bunun etkilerini her gün yeniden yaşıyoruz. Bizler sosyal medyanın da varlığıyla hakikat ötesi bir çağda dezenformasyonların, kara propagandaların olduğu bir dönemde sizler bu yüzden de zamanla yarışıyorsunuz. Doğru haberi bir şekilde ulaştırmaya çalışıyorsunuz, hepinizin emeğine sağlık" dedi.



"Hakikatin izinden ayrılmadan vazifelerini yerine getiren tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum"


Konya Valisi İbrahim Akın ise, Çalışan Gazeteciler Günü’nün haberin izini sürenlerin azmini ve fedakarlığını hatırlamak için kutlandığına değinerek, "Bu anlayışın en müstesna örneklerinden birini de Konya’mız sergilemektedir. Zira şehrimizin medeniyetimizdeki seçkin konumu gibi basın camiamızda da her şartta vatandaşlarımızın gür sesi olmayı sürdürmektedir. Bu güçlü duruş yalnızca yerel ölçekte değil, küresel gelişmelerde de doğru ve güvenilir habercilikle halkımıza güven veren bir perspektif kazandırmaktadır. Hakikatin izinden ayrılmadan vazifelerini yerine getiren tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Şehit düşen ve ebediyete uğurladığımız gazetecilerimizi rahmet, minnet ve duayla yad ediyorum. Çalışan Gazeteciler Gününüzü gönülden tebrik ediyorum" diye konuştu.


Programa Konya merkez ve ilçelerden çok sayıda basın mensubu katıldı.



Konya’da Geleneksel Basın Buluşması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.