POLİTİKA - 08 Ocak 2026 Perşembe 13:29

Karatay’ın tam buğday ekmeği çalışmaları Çorum’da tanıtıldı

A
A
A
Karatay’ın tam buğday ekmeği çalışmaları Çorum’da tanıtıldı

Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediye Başkanı Hasan Kılca, "Tam Buğday Ekmeğini Yaygınlaştırma" kampanyası çerçevesinde Karatay’da yürütülen çalışmaları Çorum’da düzenlenen toplantıda anlatarak, sağlıklı beslenmeye yönelik örnek uygulamaları paylaştı. Hasan Kılca, tam buğday ekmeği çalışmalarıyla israfı azaltıp bereketi büyütmeyi hedeflediklerini vurguladı.


Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Çorum’da gerçekleştirilen programlar kapsamında Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’ı ziyaret etti. Ziyaretler çerçevesinde Başkan Kılca, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hayata geçirilen "Tam Buğday Ekmeğini Yaygınlaştırma" kampanyasına ilişkin düzenlenen toplantıya da katıldı. Toplantıda sunum yapan Başkan Kılca, Karatay Belediyesi’nin kampanyaya ilk günden itibaren aktif şekilde dahil olduğunu belirterek, uygun fiyatlı ve erişilebilir politikalar sayesinde vatandaşların tam buğday ekmeğine yöneliminin 12 kat arttığını söyledi. Karatay Belediyesi olarak tam buğday ekmeği fiyatlarında indirime gittiklerini, gıda mühendisleri eşliğinde sahada bilgilendirme çalışmaları ve anketler gerçekleştirdiklerini ifade eden Kılca, bu çalışmalar sayesinde tam buğday ekmeğinin vatandaşların günlük beslenme alışkanlıkları arasına girdiğini vurguladı. Kılca, "Bu kıymetli çalışma, Konya’nın pilot il seçilmesiyle başlayan süreçte Karatay Belediyesi Halk Ekmek’in üretim ve saha tecrübesiyle ete-kemiğe büründü. Kampanyanın kamuoyuna duyurulduğu lansmana da ev sahipliği yaparak uygulamanın ilk güçlü adımlarını Karatay’da attık" diye konuştu.



"Sağlıklı gıdaya erişimi bütüncül ele alıyoruz"


Sağlıklı gıdaya erişimi bütüncül bir anlayışla ele aldıklarını belirten Başkan Hasan Kılca, Karatay Belediyesi’nin bu süreci "üçlü sacayağı" modeliyle yürüttüğünü ifade ederek şunları söyledi: "Biz belediye olarak sağlıklı gıdaya ulaşmayı üçlü bir sacayağı üzerinde değerlendiriyoruz. Birincisi, tam buğday ekmeği kampanyasına çok ciddi destek veriyoruz. İkinci olarak 6 yıldır glütensiz ekmek üretimi yapıyoruz. Aylık yaklaşık 300 bin adet üretim gerçekleştiriyor, Konya’ya yakın 20 şehre glütensiz ekmek gönderiyoruz. Üçüncü projemiz ise ata tohumu üretimi. Bu projeyle Konya’daki tüm hanelere ata tohumlarını ulaştırıyoruz."



"Tam buğday ekmeğinin tamamını ekşi maya ile üreteceğiz"


Konya’nın tarım tarihi açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Başkan Kılca, "Boncuklu Höyük ve Çatalhöyük’te yapılan kazılarda, tarımın ve tahıl üretiminin bu topraklardan Avrupa’ya yayıldığına dair çok önemli bulgular bulunuyor. Bu mirası yaşatmak adına ekşi maya sistemini kuruyoruz. İnşallah bundan sonra tam buğday ekmeğinin tamamını ekşi mayayla üreteceğiz. Bu konuda çalışmalarımızı belirli bir aşamaya getirdik" dedi. Karatay Belediyesi’nin sağlıklı ve alternatif ürün çeşitliliğini artırmaya devam ettiğini vurgulayan Başkan Kılca, karabuğday ekmeği üretimine başladıklarını, bunun yanı sıra glütensiz çeşitli ürünlerin de üretildiğini ifade etti. Başkan Hasan Kılca, tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılmasına yönelik yürütülen sürecin Çorum’da da başarılı sonuçlar vereceğine inandığını belirterek, kampanyanın hayırlı olmasını temenni etti. Konya’nın ardından Çorum’un bu kampanyada pilot il olarak belirlenmesinin son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Başkan Kılca, Çorum’un üretim kültürü güçlü, dayanışma geleneği köklü bir şehir olduğuna dikkat çekti. Çorum’da atılacak adımların, ilerleyen süreçte Türkiye’nin dört bir yanında daha sağlıklı sofraların kurulmasına katkı sağlayacağını ifade etti.


Başkan Kılca ayrıca, toplantıya davetleri dolayısıyla Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Emin Demirkol’a, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber’e ve Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın’a teşekkür etti.



Karatay’ın tam buğday ekmeği çalışmaları Çorum’da tanıtıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.