EKONOMİ - 04 Ocak 2026 Pazar 11:00

Başkan Büyükeğen: "Konya sanayisi zor şartlara rağmen ihracat direncini korudu"

A
A
A
Başkan Büyükeğen: "Konya sanayisi zor şartlara rağmen ihracat direncini korudu"

Konya, 2025 yılında, 3 milyar 497 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Şehrin ihracat rakamlarını değerlendiren Konya Sanayi Odası (KSO) Başkanı Mustafa Büyükeğen, küresel ekonomideki zorluklara, artan maliyetler ve dış pazarlardaki durgunluğa rağmen Konya sanayisinin üretim ve ihracat direncini koruduğunu söyledi.


Konya’nın ihracatının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,4 gibi sınırlı bir düşüşle 3 milyar 497 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Başkan Büyükeğen, 2025 yılının sanayiciler açısından oldukça zorlu geçtiğine dikkat çekerek, tüm sanayicilere ve çalışanlara teşekkür etti. Büyükeğen açıklamasında "Geçtiğimiz yılın tüm zorluklarına rağmen sanayicilerimiz; üretmeye, istihdam sağlamaya ve yeni pazarlara açılmaya devam etti. Konya’mızın güçlü bir üretim alt yapısı var. Bu gücümüz sayesinde 2026 yılında da, üretim, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyümemizi sürdüreceğimize inanıyorum" dedi.



Otomotiv endüstrisi ihracatta liderliğini sürdürdü


Konya’nın sektörel ihracatına ilişkin bilgiler veren Başkan Büyükeğen, "İhracatımızın ilk sırasında 873 milyon 454 bin dolar ile otomotiv endüstrimiz bulunuyor. İkinci sırada 816 milyon 646 bin dolarla makine ve aksamları, üçüncü sırada ise 349 milyon 71 bin dolar ile hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörümüz yer aldı. Şehrimizin 2025 yılında en fazla ihracat yaptığı ülkelerin başında ise Amerika Birleşik Devletleri geldi. ABD’yi sırasıyla, Almanya, Irak, Rusya Federasyonu, Polonya, İtalya, Birleşik Krallık, Cezayir, Suudi Arabistan ve Mısır takip etti" ifadelerini kullandı.



KSO, dış ticarete yönelik çalışmalarına devam edecek


Büyükeğen, Konya Sanayi Odası olarak sanayicilerin yeni pazarlarda yeni ticari iş birlikleri geliştirmesine yönelik yürüttükleri çalışmalara aralıksız devam ettiklerini ifade ederek, "Konya’mızın dış ticaretini geliştirmeye ve sanayicilerimizin yeni ihracat pazarlarına açılmasına yönelik çalışmalarımızı 2025 yılında da devam ettirdik. Bu kapsamda, Tunus, Avustralya, Yeni Zelanda, İtalya, Vietnam, Senegal başta olmak üzere 17 yabancı misyon temsilcisi ile bir araya gelerek, yeni iş birlikleri geliştirdik. Yurt dışında düzenlenen 7 farklı fuara sanayicilerimizin katılımını sağladık. Sanayicilerimiz bu fuarlarda 100’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi ve yeni iş bağlantıları oluşturma imkanı elde etti. İhracat Destek Ofisimizle ihracatçı olan veya yeni ihracat yapmak isteyen firmalarımızın yanında olduk. Dış ticarete yönelik eğitimlerimizi sürdürdük. Yaptığımız çalışmaların önümüzdeki dönemde ihracatımıza olumlu yansıyacağına inanıyorum. Oda olarak şehrimizin dış ticaretini geliştirmeye yönelik çalışmalarımıza 2026 yılında da aralıksız devam edeceğiz" diye konuştu.



Başkan Büyükeğen: "Konya sanayisi zor şartlara rağmen ihracat direncini korudu"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.