POLİTİKA - 21 Ocak 2026 Çarşamba 14:52

Başkan Altay: "Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz"

A
A
A
Başkan Altay: "Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz"

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, belediye olarak 2025’te hayata geçirdikleri kültür-sanat projeleri ile 2026 yılında yapılacak programları kamuoyuyla paylaştı.


Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda Başkan Altay, Konya’nın, asırlardır tarihin, kültürün, medeniyetin ve hikmetin nabzının attığı müstesna bir şehir olduğuna dikkati çekerek, "Tıpkı yazar İskender Pala’nın da ifade ettiği gibi; ‘Konya’mız rengini İslâm’ın nurundan, sesini Horasan erenlerinin nefesinden, kokusunu Maveraünnehir’den taşıyan bir irfan bahçesidir.’ Toprağına düşen her adım, bir hikmetin filizini sürer. Yüzyıllar boyunca Mevlânâ’dan, Şems’e, Sadreddin-i Konevi’den Ladikli Ahmet Hüdai’ye uzanan gönül sultanları bu kadim şehri bir mektep, bir dergâh, bir sığınak kılmıştır" dedi.



"Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz"


Başkan Altay, Anadolu’nun derin köklerinden bugünün yenilikçi ruhuna kadar bu geniş mirasın, bugün Konya’nın damarlarında yaşamaya devam ettiğini vurgulayarak, "Bizler de bu büyük mirası hakkıyla korumak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara güçlü bir şekilde aktarmak için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı, gençlerle geçmişimiz arasında güçlü bağlar kurmayı, yaptığımız çalışmaları tüm dünyaya anlatmayı amaçlıyoruz. Bu gayretimizin en önemli ayağı şüphesiz kültürel alanda attığımız adımlardır. Çünkü, biliyoruz ki kültür ve sanat, toplumların yegâne hafızasıdır. Bir milletin kimliğini, duruşunu, estetik anlayışını ve ortak değerlerini geleceğe taşıyan en önemli köprü kültür ve sanattır" ifadelerini kullandı.



"Bizim için kültür; Konya’nın kimliği, hafızası ve en önemlisi medeniyet iddiasıdır"


Kültür-sanat faaliyetlerini "şehir kimliği" ve "medeniyet anlatısı" etrafında bütüncül bir politikayla ele aldıklarını aktaran Başkan Altay, şöyle devam etti:


"Şehrimizin tarihsel rolünü merkeze alan uzun soluklu ve kurumsal bir kültür stratejisi ile faaliyetler yürütüyoruz. Bu kapsamda yaptığımız faaliyetlerin büyük çoğunluğunu ‘Darülmülk Konya’ üst başlığında hayata geçiriyoruz. Yaptığımız çalışmaları, sadece bir etkinlik takvimi olarak görmüyor; şehrimizin ruhunu besleyen, insanımızın gönül dünyasını zenginleştiren, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren en önemli yatırım olarak değerlendiriyoruz. Bizim için kültür; Konya’nın kimliği, hafızası ve en önemlisi medeniyet iddiasıdır. Geride bıraktığımız bir yıl boyunca, Konya’mızın kültürel zenginliğini daha da görünür kılmak adına birçok projeyi hep birlikte hayata geçirdik."



2025’teki kültür-sanat etkinliklerini anlattı


Başkan Altay konuşmasının devamında 2025 yılında düzenledikleri; Şehir Konferansları, Konya Okulu, Şehir Tiyatrosu, 6. Sufi Sinema Festivali, Uluslararası İslam Sanatları Yarışması, Türk Tasavvuf Musikisi ve Sema Topluluğu etkinlikleri, Bando ve Mehteran Takımı konserleri, Kültürpark Çocuk Festivali, Konya Gastrofest, Tarihi Bedesten Alışveriş Günleri, Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali, Kitap Günleri, müzeler ve kütüphaneler, Konya’nın tarihini, kültürünü anlatan yayınlar, arkeolojik kazılar, tarihi yapıların restorasyonları, fotoğraf sergileri, kültür-sanat yarışmaları başta olmak üzere çok sayıda kültür ve sanat projesini detaylı olarak anlattı. 2026 yılında hedeflerinin kültürel çalışmaları şehrin tamamına ve yılın her dönemine yaymak olduğunu kaydeden Başkan Altay, bu anlayışla hem geleneksel programları güçlendirdiklerini hem de gençlere hitap eden içeriklerle kültür politikalarını derinleştirdiklerini söyledi.


Başkan Altay, 2026 yılında, mevcut devam eden projelere ilave olarak; "Konya Yöresel Yemek Yarışması", Uluslararası Mevlana Sempozyumu ve Uluslararası Selçuklu Medeniyeti Sempozyumu, merkez dışındaki 28 ilçede "Sazımda Söz Var Festivali" başta olmak üzere yine birçok önemli etkinliğe imza atacaklarını ifade etti.



"Darülmülk Konya merkezli bir medeniyet anlatısı"


Konuşmasında kültürüne sahip çıkan şehirlerin geleceğine de güvenle yürüyeceğine dikkati çeken Başkan Altay, "Bu anlayışla, hem tarihimizi koruyor hem de geleceğin kültür atlasını Konya’dan dünyaya uzanan bir perspektifle şekillendiriyoruz. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak kültür-sanat faaliyetlerini popüler etkinlikler olarak değil, ‘Darülmülk Konya’ merkezli bir medeniyet anlatısı olarak hayata geçiriyoruz" dedi.



"Konya modeli belediyeciliği ülkemiz sınırlarından öteye taşıyoruz"


Kültürü yalnızca etkinlik ve organizasyonlar bütünü olarak değil; şehrin tarihsel kimliğini, medeniyet birikimini ve toplumsal hafızasını geleceğe taşıyan stratejik bir alan olarak gördüklerini ifade eden Başkan Altay, "Sergilerimizle, yayınlarımızla, müzelerimizle, tiyatromuzla, uluslararası yarışmalarımızla, dünya genelinde yaptığımız sema programlarımızla, genç sanatçı yetiştirme projelerimizle ‘Konya Modeli Belediyeciliği’ ülkemiz sınırlarından öteye taşıyoruz. Özellikle, Balkanlarda hayata geçirdiğimiz geleneksel sanatları içeren kurslarımızı ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği çatısı altında yaptığımız kültürel etkinlikleri istikrarlı şekilde sürdürerek medeniyetimizin kültür kodlarını gönül coğrafyamızla paylaşıyoruz. Bundan sonra da Konya’yı medeniyet ve maneviyat şehirleri ligine sokmak ve kültür ihraç eden bir şehir yapmak için uzun vadeli planlarla canla başla çalışmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.



"Konya geleceği inşa eden bir şehir olarak yarınlarımızı aydınlatmaya devam edecektir"


Gençler başta olmak üzere 7’den 70’e tüm Konyalılarla şehrin kültür ve sanat ufkunu genişletecek nice güzel çalışmalara birlikte imza atmayı temenni eden Başkan Altay, "Bu vesileyle; projelerimizin hayata geçmesinde büyük destekleri bulunan başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; Kültür ve Turizm Bakanımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımıza, tüm ilgili kurumlarımıza, sanatçılarımıza, akademisyenlerimize, gençlerimize ve hemşehrilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Selçuklu başkenti, Mevlana şehri Konya, geçmişinden aldığı ilhamla geleceği inşa eden bir şehir olarak yarınlarımızı aydınlatmaya devam edecektir" diye konuştu.



Başkan Altay: "Popüler olmayı değil, kalıcı olmayı amaçlıyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.