ASAYİŞ - 25 Mart 2026 Çarşamba 19:54

Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim"

A
A
A
Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim"

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, tutuklu sanık İsmail Oransal’ın eşi Aleyna Oransal ile ortağı Gökberk Güngör ve binanın eski sahibi Güven D.’nin savunmaları alındı. Güven D., "Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir" dedi.


Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan fabrikanın sahibi Kurtuluş Oransal’ın gelini Aleyna Oransal, "Acı kazadan ölenlere rahmet, ailelere başsağlığı diliyorum" diyerek sözlerine başladı. Oransal, peyzaj mimarı olduğunu ancak 3,5 yıllık evliliği boyunca çalışmadığını ve eşinin imkanlarıyla geçindiğini belirtti.



"Sadece kağıt üzerinde ortağım, bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum"


Davanın diğer sanıklarından Gökberk Güngör ile liseden arkadaş olduklarını ve LYKEE isimli şirkette kağıt üzerinde ortak göründüğünü savunan Oransal, "Sorumluluğum olduğu bir yer değil. LYKEE ile Gökberk ile ortaklığım gözükmekte. Gökberk bana hayalini söyledi. Ben de ona tasarım konusunda destek oldum. Daha sonra bir ortaklığım başladı. Ben ürünlerin etiketlerini, görsel çalışmaları yaptım. 3-4 ay sürdürdüm. İsim hakkı olmayınca ürünlerin satışını durdurduk. Böylece iş hayatından uzaklaşmış oldum. Sonra Gökberk ile iş anlamında ilişkim olmadı. Bir kazanç sağlamadım. LYKEE şirketinde gelir elde etmedim. Tek hatam imzamın LYKEE’de kalması. Gökberk ile bu süreç sonrasında arabadaydık. Sonrasında bir ilişkim olmadı. Normal hayatımı sürdürdüm. Arada eşimi ofiste ziyaret ederdim. 5 aydır bir imza yüzünden geçirdiğim süreç var. Bebeğimle bu zor süreci geçiriyorum ve böyle bir süreç geçirmek istemezdim. LYKEE’ye ortak olduğumu biliyordum. Tasarım konusunda yardımcı olabileceğimi söyledim ve süreç başladı. Etiket tasarımı ve Instagram’a görsel hazırladım sadece" dedi.


Şirket işlerinin eşinin ofisindeki bir odadan yürütüldüğünü ve tüm süreci Gökberk Güngör’ün yönettiğini belirten Aleyna Oransal, kayınpederi Kurtuluş Oransal’a ait Ravive firmasıyla veya oradaki üretimlerle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.



"Sigortalı olduğumu bilmiyordum"


Çapraz sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Neden Ravive firmasından sigortalı görünüyorsunuz?" sorusuna Oransal, "Sigortam olduğunu bilmiyordum. Eşim hastaneden yararlanmam için yapmış olabilir" yanıtını verdi.


Sanık Gökberk Güngör’ün başka bir şahısla yaptığı mesajlaşmalarda "Fabrikam Dilovası’nda" diyerek Ravive’yi kastetmesi sorulan Oransal, "Güç gösterisi yapmış olabilir, orayı sahiplendiğinden değildir" dedi.


Kendisine ait olan "Fazla para kazanalım da kendimize güzel bir ofis tutalım. İsmail ile iş arkadaşı olmak istemiyorum" şeklindeki mesajı da sorulan Oransal, bu mesajı sadece kendi ofislerine çıkmak amacıyla attığını söyledi.



"Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu"


Olay gününe dair de konuşan Oransal, "Eşim telefonda Dilovası’nda yangın çıktığını duyduğunda şoka girdi. Daha sonra İsmail hayatını kaybedenlerin olduğunu söyledi. Gökberk, evin bahçesinde bilgisayarı eşime getirdi. Eşim abisinin yanına gideceğini söyleyerek çıktı. Tekirdağ’a gittiklerinden haberim yoktu" diye konuştu.


Üye hakimin, "Eşiniz Tekirdağ’a gidince neden size haber vermedi?" sorusuna ise sanık, "Eşim zaten çoğu şeyi bana haber vermez. Belki o gün son yazacağı insan bendim, bilmiyorum" şeklinde karşılık verdi.



Sanık Güngör: "Arkadaşımın babası diye sipariş veriyordum"


Aynı duruşmada savunması alınan tutuklu sanık Gökberk Güngör ise, Aleyna ve İsmail Oransal ile liseden tanıştıklarını belirterek, şirketin kuruluş aşamasını anlattı. Güngör, "Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. İsmail ve Aleyna ile de aynı lisede olmamız sebebiyle tanışırız ve arkadaşız. 2021’de Aleyna ile fikrimi paylaştım. O da yardımcı olacağını söyledi. O zaman İsmail ve Aleyna evlenmemişlerdi. Aleyna bana etiket ve sosyal medyadan destekte bulundu. Aleyna’ya hiçbir zaman ödeme yapmadım. Kağıt üzerinde ortaklığı bitirmek de aklıma gelmedi" şeklinde konuştu.


Güngör, savunmasına şöyle devam etti:


"İsmail’in ofisinde LYKEE için bir oda kiraladım. Topluca iş alıp, ekonomik durumumu düzeltip ödemeyi düşünüyordum çünkü bazen ödeyebiliyordum, bazen ödeyemiyordum. Kurtuluş Oransal’a fason üretim ile ilgili sipariş veriyordum. Arkadaşımın babası olması ve bana uygun fiyat vereceği düşüncesiyle Kurtuluş amcaya sipariş veriyordum. Sonuçta İsmail’in ofisini çok uygun şekilde kiralamıştım."



"Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı"


Ravive’nin işleyişi hakkında bilgisi olmadığını savunan Güngör, "Olay günü Aleyna arayarak fabrikada yangın çıktığını söyledi. Bir süre sonra İsmail aradı ve bilgisayar ve telefonu istedi. Ofiste bilgisayarı buldum aldım ve evinin bahçesinde kendisine verdim. Orada İsmail, eşi ve kayınpederi vardı. Ardından ben ofise döndüm. Kaçmak, saklanmak gibi bir durumum olmadı" ifadelerini kullandı.



Evinde bulunan 21 adet evraka "Bilmiyorum" yanıtı


Güngör, operasyon sırasında kendi evinde ele geçirilen ve İsmail Oransal’a ait olduğu belirlenen kopyalanmış 21 adet evraka ilişkin soruya ise, "Benim evime nasıl geldiler bilmiyorum" yanıtını verdi.



"Şirketi devralırken para ödemedim, arkadaş olduğumuz için 100 lira kira veriyordum"


Sanık Güngör’e, "Neden yeni bir şirket kurmak yerine Altay Ali Oransal’a ait şirketi devraldınız?" sorusu yöneltildi. İsmail Oransal’ın, ağabeyine ait kapatılacak bir şirket olduğunu söylemesi üzerine burayı devraldığını anlatan Güngör, "Şirketi devralırken ne Altay’a ne de İsmail’e herhangi bir ödeme yapmadım. Arkadaş olduğumuz için İsmail’in ofisinde kullandığım odaya aylık 100 lira kira veriyordum" dedi.


Dilovası’ndaki fabrikanın işleyişi ve güvenliğiyle ilgili suçlamaları da reddeden sanık Güngör, "Fabrikadaki denetimler benim sorumluluğumda olan bir konu değildir. Kendi ürünlerimin dolum aşaması için Ravive firmasında sadece 1-2 kez bulundum" şeklinde savunma yaptı.



Binanın eski sahibi: "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım"


Duruşmada yangının meydana geldiği fabrika binasının eski sahibi tutuklu sanık Güven D.’nin de savunması alındı. Suçlamaları reddeden ve binayı imalathane olarak değil, depo olarak kiraya verdiğini savunan Güven D., binanın yapım ve kiralama sürecine dair detayları paylaştı. Söz konusu arsayı 2018-2019 yıllarında satın aldıklarını ve babasının kendi firmasını kiradan kurtarmak amacıyla buraya inşaat yaptığını anlatan Güven D., "Tapu benim adıma olduğu için kaçak inşaattan dolayı ceza aldım ve yargılandım. İmar barışından faydalanmak için başvuru yapıp bedelin yüzde 25’ini ödedim ancak kalan tutarı ödeyemediğim için bu haktan yararlanamadım. 2023 yılında babam vefat edince firmamızı alt kata taşıdık" dedi.



"Yangın merdiveni ve elektrik tertibatını Kurtuluş Oransal yapacaktı"


Hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın önceki iş yerinin bir alt sokakta olduğunu ve depolama işi yaptığını belirterek kendi binalarını kiralamak istediğini söyleyen Güven D., savunmasına şöyle devam etti:


"Kurtuluş Bey burayı görünce kiralamak istedi. Ben eksiklikleri olduğunu, bunlar tamamlanınca kiraya vereceğimi söyledim. Kendisi yangın merdivenini, elektrik tertibatını ve rafları yapacağını söyledi. Sonrasında burayı imalathane olarak değil, depo ve ofis olarak kiraya verdim. Zaten kira kontratında da ’depo’ olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir."


Bilirkişi raporunda yer alan topraklama hattının olmadığı yönündeki tespite de itiraz eden sanık, binada topraklama hattının bulunduğunu iddia etti.



"1 yıl önce sattığım yeri denetleme yetkim olamaz"


Babasının vefatının ardından işlerinin bozulduğunu ve binayı sattığını belirten Güven D, "2025 yılının kirasını peşin aldığım için bu bedeli satış fiyatından düşerek yeri sattım. Ben burayı olaydan 1 yıl önce sattım. Sattığım bir yeri denetleme yetkim olamaz. Kaçma teşebbüsüm de olmadı, suçsuz olduğumu biliyorum" ifadelerini kullandı.



"O zaman Dilovası’nda kimse yerini kiraya vermesin"


Sorgu sırasında müşteki avukatlarının "Binanın kaçak olduğu, hakkında yıkım kararı bulunduğu ve sizin de bundan dolayı ceza aldığınız bilindiği halde burayı neden kiraya verdiniz?" şeklindeki sorusuna sanık Güven D., "Dilovası’nda yüzde 80 oranında iş yerleri ve ikametler kaçak yapıdır. Eğer durum böyleyse, o zaman Dilovası’nda kimsenin yerini kiraya vermemesi gerekir" şeklinde karşılık verdi.



Ne olmuştu


Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.


Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y. hakkında ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.



Yangın faciası davasında binanın eski sahibi konuştu: "Ben imalathane değil, depo olarak kiraya verdim"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Mehmet Murat Çalık savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında duruşmanın 10. oturumunda verilen aranın ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunmasına devam etti. Çalık, "West Side projesinin iskan aşamasında Adem Soytekin aracılığıyla 3 milyon istediğim, ayrıca Hasan İmamoğlu’na da daire devredilmesini istediğim iddia edilmektedir. Benim Hasan İmamoğlu’na daire devredilmesi yönünde talimatım olmamıştır. Projenin hacmi dikkate alındığında makul süreler içerisinde iskanın düzenlendiği net bir şekilde görülecektir" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 10. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık savunma yaptı. Mehmet Murat Çalık hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede suç örgütünün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı, Beylikdüzü Belediyesi yapılanmasında örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına rüşvet görüşmeleri yaptığı ve temin edilmesinde rol oynadığı belirtilmişti. İddianamede Çalık’ın Beylikdüzü Belediyesi üzerinden temin edilecek rüşvetlerde etkin rol oynadığı, doğrudan örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’na bağlı olduğu, örgüt liderinin emir ve talimatlarıyla hareket ettiği de kaydedilmişti. Çalık’ın 7 kez ‘rüşvet almak’ ve ‘suç örgütüne üye olmak’ suçlarından 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. "Hasan İmamoğlu’na daire devredilmesi yönünde talimatım olmamıştır" Mahkemenin verdiği aranın ardından savunmasına devam eden Çalık, "West Side olarak iddianamede yer alan eylemle ilgili savunma yapmak istiyorum. Beylikdüzü Belediyesi yetkililerinin projenin hem inşaat ruhsatında hem iskan süreçlerinde inşaat sahiplerinden ve arsa sahibinden rüşvet istediği, bu olayda benim Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olduğum, inşaat ruhsat sürecinde rüşvet verdiğini iddia edenleri Adem Soytekin’e yönlendiren kişi olduğum iddia edilmektedir. Yine arsa sahibi Kemal Şahin’den okul yapılmasını istediğim ve kendisine ‘bu okulları yapmanızı başkan istiyor’ diyerek ısrarla yapılacak okulların inşaatını da Adem Soytekin’in yapmasını şart koştuğum iddia edilmektedir. İskan aşamasında ise Adem Soytekin aracılığıyla 3 milyon istediğim, ayrıca Hasan İmamoğlu’na da daire devredilmesini istediğim iddia edilmektedir. Muzaffer Beyaz, ‘İskan işlerinin halledilmesi için Adem Soytekin’e 7 dükkan, 5 daire verdik’ diyor. İnşaat ruhsatı için de ‘Mehmet Murat Çalık bizden 3 daireyi Hasan İmamoğlu’na devretmemizi istedi’ diyor. Seyfi Beyaz ‘verilen 5 dairenin 3’ü ya da 4’ü Hasan İmamoğlu’na devredilmiştir, bunu isteyen de Mehmet Murat Çalık’tır. Zaten devir yapmasaydık iskan vermezlerdi’ diyor ve kaba inşaata karşılık da daire devri yaptığını söylüyor. Bu projenin kaba inşaatını da Adem Soytekin’in firması ASO İnşaat yapıyor. Furkan Hamzaoğlu ve Yüksel Hamzaoğlu ruhsat işleri için arsa sahibinden 20 milyon, müteahhitten 10 milyon istendiğini, 10 milyon karşılığı 6 dükkan ve 5 daire verdiklerini söylüyorlar. Kemal Şahin’e bir okul yaptırıldığını, bu okulun ruhsat karşılığı olduğunu belirtiyorlar. Erhan Ünal ‘inşaat ruhsatı için arsa sahibinden 20 milyon müteahhitten 10 milyon hatırladığım kadarıyla 7 dükkan, 5 daire’ diyor. Devredilen dairelerin 4 tanesinin Hasan İmamoğlu’na devrolduğunu söylüyor. İskan için de Adem Soytekin üzerinden benim yönlendirmem ile 3 milyon istendiğini belirtiyor. Ruhsat başvurularından sonra projelerin incelenmesi neticesinde 264 ada 8 parsel açısından 22 gün sonra, 810 ada 3 parsel açısından da 28 gün sonra ruhsatın düzenlendiği görülecektir. 250 bin metrekare inşaat alanının kontrol edilmesi açısından bu dosyalar İmar Müdürlüğü’nü bloke ediyor. Çuvallarla geliyor bu projeler ve arkadaşlarımız canhıraş bunları inceleyip ruhsatı düzenliyorlar. Sorun yaşadık dedikleri iskan süreçlerinde ise belediyenin doğrudan dahli yoktur, müteahhit firmanın temin etmesi gereken belgeler vardır. İskan verilme süreçlerinin de son belge getirildikten sonra 7 gün ve 37 gün olduğu görülecektir. Müteahhit firmaların tamamı belediyenin bir taraftan müfettişlere evrak yetiştirirken, bir taraftan da iskan süreçlerini yürüttüğünü biliyordu. Buna rağmen ‘İskanımız uzadı, vermiyorlardı, ruhsat için sorunlar yaşıyorduk’ şeklindeki beyanlar gerçeği yansıtmaz. Projenin hacmi dikkate alındığında makul süreler içerisinde iskanın düzenlendiği net bir şekilde görülecektir. 250 bin metrelik bir projeye bir aydan daha kısa sürede ruhsat verebilecek bir belediye varsa, çok iddialı konuşuyorum daha belediye başkanlığı yapmayacağım. Adem Soytekin’e devredilen daireler konusuna geliyorum. Biz tapu kayıt sistemine bakacağız 12 daire devredildi mi diye. İddianameye baktığımızda devredilen daire sayısı 10. Onların sayısına göre devredilen daire sayısı 12 ama. Bu 2 daire hayali olarak mı devredilmiştir yoksa bizim bilmediğimiz başka bir tapu kayıt sistemi mi var? Hasan İmamoğlu adına devir istediğime dair beyan hukuki değildir. Benim Hasan İmamoğlu’na daire devredilmesi yönünde talimatım olmamıştır" dedi. Çalık, savunmasını şiir okuyarak tamamladı. Duruşma, Çalık’ın çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.