ASAYİŞ - 24 Ekim 2025 Cuma 15:01

Ünlü halıcıyı baltayla parçalara ayırıp asitle eritmişlerdi: Karar çıktı

A
A
A
Ünlü halıcıyı baltayla parçalara ayırıp asitle eritmişlerdi: Karar çıktı

İstanbul’da darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin yargılanan 6 sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56), 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobili Gebze’de terk edilmiş halde bulunmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti. Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (57), Ahmet T. (58), Bahadır T. (31), Ceyhun A. (58), Emrah D. (35), Ferdi G. (38) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

"Mutlaka sanıklar cezalarını alacaktır"

Cinayete ilişkin açılan davanın son celsesi, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı mütalaayı yinelediğini belirtti. Sanıkların en ağır cezayı almasını isteyen maktulün kardeşi müşteki Erhan Ör, "Mahkemenizin doğru karar vereceğimden hiç şüphem. Mutlaka sanıklar cezalarını alacaktır" dedi.

"Nurhan’ı katledenler bir saç telini bile bizden esirgediler"

Mütalaaya katıldıklarını belirten müşteki avukatı, "Tüm delillerle Işık Eren önderliğinde tüm sanıkların suçu işlediği sübuta ermiştir. Işık ve Bahadır, suçu kabul etmese de tamamen suçtan kurtulmaya yönelik ifade vermektedirler. Nurhan’ı katledenler bir saç telini bile bizden esirgediler. Nurhan için sanal bir cenaze töreni yapıldı. Hiç şüpheye mahal vermeyecek şekilde olayın aydınlatıldığını düşünmekteyiz. Vahşice Nurhan’ı öldüren sanıkların indirim hükümlerin uygulamadan cezalandırılmalarını talep ediyorum" şeklinde konuştu.

"Nurhan, çocukluktan beri sırdaşımdı"

Suçlamaları kabul etmeyen tutuklu sanık Işık E., "Suçun benim önderliğimde gerçekleştiği konusu doğru değildir. Mahkemeyi yönlendirmeye çalışıyorlar. Çok trajik ve garip bir olay. Benzeri karşılaşmamış bir olay. Nurhan benim çocukluk arkadaşım ve son dönemlerde iş arkadaşımdı. Nurhan, çocukluktan beri sırdaşımdı. Ailenin acısını anlıyorum ama ben de can arkadaşımı kaybettim. Mantıken bakıldığında Nurhan’ın kaybolmasında maddi ve manevi zarar gören kişi de benim. Ben eğitimli bir insanım. Bu olay olduğunda doktoramı veriyordum ancak tutuklandım. Uluslararası enerji şirketlerinde yöneticilik yaptım" diye konuştu.

"Nurhan Ör’ün öldürülüp öldürülmediği bile kanıtlanmış değil"

Bütün suçlamalara bakıldığında sübjektif senaryolar olduğunu söyleyen Işık E., "Maruz kaldığım suçlamaları sebebiyle felsefe bölümünü okumaya başladım. Kendimi savunmak için temel hukuk öğrenmeye çalışıyorum. Nurhan Ör’ün öldürülüp öldürülmediği bile kanıtlanmış değil. Olay yeri neresidir? Beni olay yerine bağlayan ip ucu nedir? Şahsıma yöneltilen suçlamaları reddediyorum. Cinayet var ise Nurhan Ör’ün ortadan kalkmasından kimin veya kimin çıkarı vardır? Tarafıma yöneltilen akıllanmaz iddiaları reddediyorum. Böyle bir olaydan üzüntü duyuyorum ama böyle bir olayda bulunmadığım gibi aklımda dahi geçirmedim. İvedilikle tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Aileden özür diliyorum"

Önceki ifadelerini tekrar eden Emrah D., "Ofisten halıyı aşağıya indirmemi istediler. İndirdiğimde ’Yavaş’ diye ses geldi. Benden kimseye bir şey söylemememi istediler" dedi. Aileden özür dileyen Ceyhun A., "Maddi imkansızlıklar nedeniyle çiftliği kullanmalarına izin verdim ancak sonra vazgeçtim. Nurhan 35 yıllık arkadaşım. Komplonun kurbanı oldum. Plan yapmadım ve dahil olmadım. Öldürmeye katılmam mümkün değildir. Halıya sarılı olan kişinin yüzünde kar maskesi vardı ve her yeri bantlıydı. Ben Nurhan olduğunu bilmiyordum. Nurhan’ın ölmeden önce uyuşturucu aldığı ve Ferdiye cinsel birliktelik teklif ettiği, bu sebeple olayın gerçekleşmiş olabilir. Olayda herhangi bir çıkarım yok. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Ahmet T. ise "Olaydan 3 gün önce Türkiye’ye geldim. Işık ile Nurhan, Suudi Arabistan’da kurduklarını ve bu sebeple Işık, Nurhan’a senet imzalatacaktı. Ben nezarette Nurhan’ın öldürdüğünü öğrendim. Tahliyemi istiyorum" şeklinde konuştu. Bahadır T. de suçu olmadığını söyledi.

"Senedi imzalasaydı da işin sonunda ölüm olacaktı"

Suçlamaları kabul etmeyen Ferdi G., " Olayı aydınlattığımı düşünüyorum. Her ne kadar inkar etse de Işık Eren önderliğinde olay gerçekleşmiştir. Ben sadece senet imzalatacaklarını biliyordum, öldüreceklerini bilmiyordum. Olaydan önce kemik parçası ile asit denemesi yapmışlar. Uyuşturucu madde asla kullanmadım, istismar olayı da yalandır. Arada tek taraflı ticaret ilişki oldu. Maddi menfaat peşine düşmüşler. Nurhan ölmeseydi, Işık gelip zorla senedi imzalayacaktı. Senedi imzalasaydı da işin sonunda ölüm olacaktı" sözlerini ekledi.

Tüm sanıklara ağırlaştırılmış müebbet hapis

Savunmaların ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı. Tüm sanıklar, "Tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca Ceyhun A. ve Ferdi G. hakkında "Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma" suçundan da ayrı ayrı 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Mütalaadan

Cumhuriyet savcısı, cinayetin nasıl planlandığına mütalaada yer vermişti. Mütalaada, sanıklardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın maktul Nurhan Ör ile liseden arkadaş oldukları, diğer sanıklardan Bahadır T.’nin sanık Ahmet T.’nin oğlu, Ferdi G. ve Emrah D.’nin de sanık Bahadır T.’nin arkadaşları olduğu belirtilmişti. Yapılan planlamaya göre, maktulü öldürdükten sonra cesedi yok etmek için gerekli olan asit ve malzemenin alınması için Işık E. tarafından Ahmet T. ve Ferdi G. görevlendirildiği kaydedilmişti. Sanık Emrah D.’nin maktule benzemek için olaydan 1 gün önce sakallarını beyaza boyattığı ve peruk aldığı da ifade edilmişti. Mütalaada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık Işık E. önderliğinde tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri aktarılmıştı.

"Her öldürme olayında cezalandırmanın mutlak surette cesedin bulunması gibi bir şarta bağlanamaz"

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, maktulün cesedinin parçalara ayrılarak sülfürik asit bulunan varillerde eritildiğinin, sanıklar Ceyhun A. ve Ferdi G’nin beyanlarından anlaşıldığını bildirmişti. Mütalaada, olay yerinde maktule ait DNA bulunması itibarıyla maktulün cesedine ulaşılamamış olmasının, hayatın olağan akışına aykırılık oluşturmadığı; sırf maktulün cesedinin bulunamamasının onun öldürülmediği anlamına gelmeyeceği, her öldürme olayında cezalandırmanın mutlak surette cesedin bulunması gibi bir şarta bağlanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmayacağı vurgulanmıştı.

Fehime Kartal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize 2026 yaş çay sezonu 15 Mayıs’ta başlıyor Çay işletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yeni sezon öncesi tüm hazırlıkların tamamlandığını belirterek, kampanyanın 15 Mayıs’ta başlayacağını açıkladı. ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaptığı açıklamada yeni çay sezonuna hazır olduklarını belirterek, sabah tüm fabrika müdürleriyle bir araya geldiklerini ve sahadaki durumun detaylı şekilde değerlendirildiğini söyledi. Çay hasadının henüz başlamaya hazır seviyede olmadığını ifade eden Alim, "Genelde erken hasat Artvin’in Kemalpaşa ilçesinden başlar ancak şu anda görünürde hasat edilecek seviyeye gelen bir çay yok. Buna rağmen her yıl olduğu gibi bu yıl da 15-20 Mayıs tarihleri arasında kampanyayı açmayı planlıyoruz" dedi. Tüm fabrikaların bakım ve onarım çalışmaları tamamlanarak yeni sezona hazır hale getirildiğini belirten Alim, "Tüm bakım onarım işlemlerimizi bitirdik. Oluşabilecek aksaklıklara karşı tekrar kontrollerimizi yapıyoruz. Temizlik, alım yerlerinin düzenlenmesi ve üreticiyle koordinasyon gibi tüm hazırlıklarımız tamamlandı. Şu an sadece kampanya tarihini bekliyoruz" diye konuştu. Çay üreticilerinin ÇAYKUR’a çay verebilmesi için bahçelerinin 10’da 1’ini budaması kuralına da değinen Alim, üreticilere önemli bir uyarıda bulundu. Normal şartlarda 1 Mayıs’ta sona eren budama işlemlerinin bu yıl 15 Mayıs’a kadar uzatıldığını belirten Alim, "Budamasını tamamlamayan üreticilerimizin 15 Mayıs’a kadar işlemlerini bitirmesi gerekiyor. Aksi halde çay tesliminde mağduriyet yaşayabilirler" dedi. ÇAYKUR’un günlük işleme kapasitesinin 9 bin 250 ile 10 bin ton arasında olduğunu hatırlatan Alim, yoğunluk yaşanması durumunda kapasitenin zorlanabileceğine de dikkat çekerek, üreticileri sağ duyulu olup ürünlerini hızlı şekilde toplayıp bitirme gibi bir düşüncenin içerisine girmemeleri için uyardı. Üretimde kalite vurgusu yapan Alim, bu sezon daha sıkı denetimler uygulanacağını belirterek, "Çayın içine yabancı madde, ot veya kök karışmaması gerekiyor. Herkes çayını temiz toplamalı. Sezon sonunda kalite konuşuluyor ama hasat sırasında aynı hassasiyet gösterilmiyor. Her yıl kaliteye önem gösteriyoruz tabii ki ama bu yıl kaliteye daha fazla önem vereceğiz" dedi. Makineleşmenin bilinçli kullanılması gerektiğini de dile getiren Alim, hızlı ve kontrolsüz hasadın kaliteyi düşürdüğünü belirtti. Toplanan çayın 24 saat içinde işlenmesi gerektiğini hatırlatan Alim, kapasitenin üzerinde alım yapılmasının hem kaliteyi hem de süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Alim, "Biz teknolojik gelişmelere karşı değiliz ama insanlar aslında her geçen gün yapılan makineleşmeyle olan tarımı daha sağlıklı, kendi menfaati için kullanması lazım. Yarım gün toplayıp dinlenmesi lazım belki ama biz sabah başlıyoruz, akşama kadar hepsini topluyoruz. Hepsi toplandığı zaman 24 saat içerisinde bu çayın işlenmesi lazım. Kapasite belli, alınan çayın da işlenebilmesi için verilen limitlere uyulması gerekir" ifadelerini kullandı. Çay sezonunun dengeli ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Alim, "Kampanya süreci 30-40 güne yayılmalı. Eğer birkaç günde tüm çay toplanıp teslim edilirse hem kalite düşer hem de çalışanlarımız için istihdam süreci olumsuz etkilenir. Hep birlikte belirlenen kurallara uyarak sağlıklı bir sezon geçirebiliriz" dedi.
Kars Kars’ta KARAKURT ekibine resmi arma: Afetlere hazır güç sahada Kars Valisi Ziya Polat, Karayolları 18. Bölge Müdürlüğü bünyesinde kurulan ve AFAD Arama-Kurtarma Sistemine akredite edilen Karayolları Kurtarma (KARAKURT) ekibi için düzenlenen "AFAD Kentsel Arama-Kurtarma Arma Töreni"ne katıldı. Törende, 27 personelden oluşan KARAKURT ekibine, başarıyla tamamladıkları eğitim sürecinin ardından resmi arma ve belgeleri takdim edildi. Afet ve acil durumlara müdahale kapasitesinin artırılması açısından büyük önem taşıyan akreditasyon süreciyle birlikte ekip, artık ulusal düzeyde görev alabilecek yetkinliğe ulaştı. Programda konuşan Vali Polat, Türkiye’nin deprem başta olmak üzere birçok doğal afet riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatarak, bu tür profesyonel ekiplerin önemine dikkat çekti. Polat, "Afetlere hazırlık yalnızca kurumların değil, toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğudur. Bugün burada arma takdim ettiğimiz KARAKURT ekibimiz, zor zamanlarda milletimizin yanında olacak güçlü bir yapıdır" dedi. Karayolları 18. Bölge Müdürlüğü yetkilileri ise, ekip personelinin zorlu eğitimlerden geçtiğini belirterek, kentsel arama-kurtarma, enkazda yaşam bulma, teknik kurtarma ve ilk yardım konularında donanımlı hale getirildiğini aktardı. AFAD standartlarına uygun şekilde eğitim alan KARAKURT ekibi, afetlerde hızlı ve koordineli müdahale kabiliyetiyle hem Kars’ta hem de ihtiyaç duyulan diğer bölgelerde görev yapabilecek. Düzenlenen arma töreni, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona ererken, KARAKURT ekibinin afetlere karşı bölgedeki en önemli güçlerden biri olması bekleniyor.
Eskişehir Yunus Emre vefatının 705’nci yılında anıldı Eskişehir’de büyük mutasavvıf Yunus Emre vefatının 705’nci yıl dönümünde tören ile anıldı. Anma töreni, Yunus Kültür ve Sanat Haftası kapsamında Mihalıççık ilçesinde bulunan Yunus Emre Türbesi’nde gerçekleştirildi. Program, Eskişehir valisi Erdinç Yılmaz’ın türbede bulunan mezarlara ziyaret etmesiyle başladı. Ardından anma töreni kapsamında Vali Yılmaz ve diğer protokol üyeleri konuşmalarını gerçekleştirdi. Şiir okunması ve yapılan müzik konserleri sonrasında Vali Yılmaz ve beraberindeki ekip etkinlik alanında yemek ve fidan dağıtımı yaptı. Etkinlikte konuşan Vali Yılmaz, "Bugün burada, Anadolu irfanının en saf, en duru ve en gür sesinin huzurundayız. Eskişehir’imizin bağrından yetişen ve tüm insanlığın gönül tahtına oturan Yunus Emre, sadece bir şair değil; Türk kültür ve medeniyetinin sarsılmaz sütunlarından biridir. Türk medeniyeti Yunus gibi gönül erenlerinin çaldığı sevgi mayası ile kurulmuştur. Moğol istilalarının ve toplumsal kargaşaların yaşandığı 13. yüzyılda Yunus Emre; nefreti sevgiye, ayrılığı birliğe dönüştüren o muazzam irfanı Anadolu topraklarına nakşetmiştir. O, bu toprakları sadece coğrafi bir mekan olmaktan çıkarmış; birliği, dirliği ve kardeşliği yeniden inşa etmiş, üzerinde kardeşçe yaşanacak bir ’Hoşgörü Yurdu’ haline getirmiştir" dedi. "Yunus’un asırlar öncesinden gelen felsefesi, modern dünyanın karanlığına tutulmuş bir meşaledir" Konuşmasına devam eden Vali Yılmaz, "Bugün dünyamız ne yazık ki savaşların, nefretin ve hoşgörüsüzlüğün kıskacındadır. İnsanlık, bir çıkış yolu, bir teselli aramaktadır. İşte tam bu noktada, Yunus’un asırlar öncesinden gelen felsefesi, modern dünyanın karanlığına tutulmuş bir meşaledir. O; "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz" diyerek, barışın formülünü en sade haliyle önümüze koymuştur. Yunus’a göre sevgi bir tercih değil, bir varoluş borcudur. Yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmek; ırk, renk ve inanç ayrımı gözetmeksizin her bir canı mukaddes bilmektir. Onun felsefesinde kibir yoktur, ötekileştirme yoktur. Onun derdi yıkmak değil, yapmaktır, ’Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim’ Bizler de bugün Eskişehir’den, Yunus’un huzurundan tüm dünyaya sesleniyoruz: İnsanlığın kurtuluşu gönüller yapmakta, birbirimize hoşgörüyle bakmakta, farklılıklarımızı zenginlik saymaktadır" ifadelerini kullandı. Programa, Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah, Anadolu Üniversitesi Rektörü Yusuf Adıgüzel, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, Eskişehir İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir, Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum ve bir çok protokol üyesi katılım gösterdi.