ASAYİŞ - 01 Kasım 2025 Cumartesi 21:21

Gebze’de 40’ın üzerinde uzman bölgede inceleme yapıyor

A
A
A
Gebze’de 40’ın üzerinde uzman bölgede inceleme yapıyor

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 7 katlı binanın enkaz alanında 40’ın üzerinde alanında uzman görevli inceleme yapıyor. Çalışmalar hakkında bilgi veren AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, "Binaların etrafında daha detay bir takım jeolojik gözlemler yaparak buralara vatandaşlarımızın tekrar dönüp dönemeyeceği konusunda kafamızı netleştirmemiz gerekiyor" dedi.


Mevlana Mahallesi Issıkgöl Caddesi’nde 29 Ekim’de çöken 7 katlı binada enkaz altında kalan 5 kişilik Bilir ailesinden Dilara Bilir (18) enkazdan sağ olarak kurtarılırken, baba Levent (44), anne Emine ve çocukları Muhammed Emir (12) ile Hayrunisa Bilir (14) hayatını kaybetmişti.



Geniş kapsamlı inceleme yürütülüyor: 30 binaya georadar takıldı


Enkaz kaldırma çalışmaları sürerken zemininde de incelemeler başlatıldı. Uzman ekipler tarafından hem zemin kontrolleri hemde binanın yıkılış biçimiyle ilgili geniş kapsamlı inceleme yapılıyor. Ayrıca bölgedeki mühürlenen 16 bina da yapısal ve zeminsel bakımdan inceleniyor. 30 binaya da georadar tarama cihazı takılarak, binaların hareketi gözleniyor. Bölgede yürütülen çalışmaları yerinde takip eden Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar gazetecilere açıklamalarda bulundu.



"Bu çalışmaların 2 gün daha olacağını öngörüyoruz"


Çalışmaların 2 gün daha sürmesini beklediklerini ifade eden Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, "Gebze’de 29 Ekim’de yaşadığımız elim olayın olduğu bölgedeyiz. Burada dün geceden beri artırılan ekip sayıları ile araç gereçlerle, olayın sebebiyle ilgili araştırmalar devam ediyor. AFAD koordinesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın personelleri, genel müdürlük düzeyinde daire başkanlarımız, 6 üniversitemizden uzmanlar burada adeta bir bilim kurulu oluşturulmuş şekilde incelemelerine devam ediyor. Vatandaşımızın can güvenliğini sağlamak için başta tahliye ettiğimiz binalar olmak üzere belli bir çaptaki binaların hepsi öncelikle tek tek kontrol ediliyor. Zeminle ilgili hem teknik hem görsel incelemeler yapılıyor. Sismik araştırmaları, radar okumaları çalışmaların hepsi yürütülüyor. Bu çalışmaların 2 gün daha olacağını öngörüyoruz. Bugün bölgeden tahliye ettiğimiz vatandaşlarımızı ziyaret ettik. Onları süreçle ilgili bilgilendirdik. İhtiyaç ve sorunlarını dinledik. Heyetin hazırlayacağı rapor yazılıp tam bittiği zaman daha sağlıklı bilgi vermek söz konusu olacak" ifadelerini kullandı.



"Birinci önceliğimiz vatandaşlarımızın güvenliği"


İlk önceliklerinin bölgedeki vatandaşların güvenliği olduğunu söyleyen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, "Başından beri söylüyoruz birinci önceliğimiz vatandaşlarımızın güvenliği. Tahliye ettiğimiz vatandaşlarımızın binaya tekrar geri dönme kararını vermek çok kritik ve dikkatle verilmesi gereken bir karar. Şu ana kadar 28 tane iş yeri, 21 tane bina ve 79 tane bağımsız birim tahliye edildi. 252 vatandaşımız binalarında kalamıyorlar. Şu anda 73 tanesi bizim Büyükşehir belediyemizin tesisinde bir kısmı Gebze belediyemizin tesisinde geçici olarak ikamet ediyorlar. Sahada toplamda 27 tane kamu kurum ve kuruluşu çalışıyor. 427 tane personel 120 tane araç var. Ama şu anda en kıymetli ve kritik çalışma yürütenler üniversite hocalarımızla birlikte bu çalışmaları yapıyorlar. 6 tane üniversitemizden TÜBİTAK’tan hocalarımız buraya geldiler. Ben öncelikli olarak onlara teşekkür etmek istiyorum. Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü burada büyük bir ekibi mobilize etti. Ben şehrim adına kendisine ayrıca teşekkürü borç biliyorum" diye konuştu.



"Vatandaşlarımızın tekrar dönüp dönemeyeceği konusunda kafamızı netleştirmemiz gerekiyor"


40’ın üzerinde alanında uzman görevlilerin alanda inceleme yaptığını ifade eden AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, "6 üniversitemizden birde TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden gelen akademisyenlerle beraber yaklaşık 40’ın üzerinde araştırmacı burada şu anda bugün görev yapıyor. Bu tabii önemli bir ayrıntı. Kritik karar vermek durumundayız burada gerçekten zeminin ve üzerindeki yapıların etkileşimini çok doğru ve net bir şekilde ortaya koymak durumundayız. O nedenle çok fazla sayıda jeofizik yöntemi, jeolojik gözlemlerimizi bir araya getirerek bu kararı vermek durumundayız. Yarın, ertesi gün belki diğer gün de buradaki bu çalışmalarımız devam edecek. Özellikle bir yandan değişik jeofizik yöntemleri kullanırken diğer yandan da yine dün tahliye edilmiş olan binaların etrafında daha detay bir takım jeolojik gözlemler yaparak buralara vatandaşlarımızın tekrar dönüp dönemeyeceği konusunda kafamızı netleştirmemiz gerekiyor. Daha büyük ölçekte de bölgede gerçekten bir risk var mıdır? Yok mudur? Bunu da ortaya koymak tabii son derece önemli" diye konuştu.



"Yarın akşama doğru belki biraz daha önümüzü görebileceğiz"


Yapılan testler sonucunda yarın daha net verilere ulaşacaklarını belirten Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Tatar, "Bu çalışmaların dışında özellikle yine kamu kurum ve kuruluşlarımızdan da çok ciddi şekilde veri elde ediyoruz. Özellikle Büyükşehir Belediyemizin elindeki tüm verileri bugün değerlendirdik inceledik. Yarın Devlet Su İşlerini’nin elindeki yeraltı sularıyla ilgili bütün bilgileri inceleyeceğiz. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün elinde çok ciddi bölge jeolojisiyle alakalı veriler var onları inceleyeceğiz. Dolayısıyla birçok farklı parametreyi farklı bilimsel ve teknik veriyi bir araya getirip sonuçta ortaya sağlıklı bir bakış açısıyla bir rapor koyacağız. Bu anlamda özellikle üniversitelerimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok büyük bir gayretle ve sahaya yüzü dönük öğretim üyelerimizin burada gece gündüz çabasıyla bu işi yürütüyoruz. Bugün de akşam geç saatlere kadar yine ölçümler devam edecek yarın sabah tekrar erkenden başlayacak. Yarın akşama doğru belki biraz daha önümüzü görebileceğiz" ifadelerini kullandı.



"Sındırgı depreminin buraya bir etkisi olduğunu düşünmüyoruz"


Sındırgı depreminin buraya etki etmediğini düşündüklerini dile getiren Prof. Dr. Tatar, "6.1 büyüklüğündeki Sındırgı depreminin buraya bir etkisi olduğunu düşünmüyoruz. Tabii diğer açıdan burada zeminden kaynaklı bir problem mi var, binanın kendisiyle ilgili bir münferit bir problem mi var, bunları zaten bütün yaptığımız bu çalışmaların sonucunu anlamış olacağız" dedi.



Gebze’de 40’ın üzerinde uzman bölgede inceleme yapıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Artvin Artvin’de çığ altındaki Bülent Gezer’in cansız bedeni 4 ay sonra kar altından çıkarıldı Artvin’in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından çığ altından çıkarıldı. Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyünde yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yeri tespit edilen Gezer’in cansız bedeni, ekiplerin yoğun çalışması sonucu bulunduğu noktadan çıkarıldı. Zorlu arazi ve hava şartlarına rağmen sürdürülen çalışmalarda, çığ kütlesi altında kalan Gezer’e ulaşılmasının ardından dikkatli şekilde çıkarma işlemi gerçekleştirildi. Ekiplerin koordinasyonuyla bölgeden çıkarılan Bülent Gezer’in cenazesi, otopsi için Artvin Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. 31 Aralık 2025 günü Zekeriya köyünde meydana gelen çığda, sürülerini yayladan köye indirmeye çalışan 6 çoban ve yaklaşık bin 200 küçükbaş hayvan çığa yakalandı. Çobanlardan 3’ü kendi imkânlarıyla kurtulurken, Suat Temel ile Kerimullah Azizullah’ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Bülent Gezer ise kaybolmuştu. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgede artan çığ riski ve olumsuz hava şartları nedeniyle 3 Ocak 2026 tarihinde durduruldu. AFAD ekiplerinin bölgede sürdürdüğü ölçüm ve risk analizleri sonucunda çığ tehlikesinin azalmasıyla birlikte arama faaliyetlerine geçtiğimiz hafta sonu yeniden başlamıştı.
Eskişehir Anadolu Üniversitesi EADTU Zirvesi’nde uluslararası temaslarda bulundu Açık ve uzaktan öğrenme alanında önde gelen kuruluşlardan Avrupa Uzaktan Öğretim Üniversiteleri Birliği (EADTU) tarafından Brüksel’de düzenlenen Genel Kurul Toplantısı, Rektörler Toplantısı ve EADTU-AB Zirvesi gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel üniversiteyi temsilen toplantılara katılım sağladı. EADTU Başkanı Prof. Dr. Theo Bastiaens, EADTU Genel Sekreteri George Ubachs ve Avrupa’da açık ve uzaktan öğretim alanında faaliyet gösteren 28 üniversitenin rektör ve temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda Avrupa yükseköğretim politikaları, dijital öğrenme ekosistemleri ve üniversiteler arası stratejik iş birlikleri ön plana çıktı. Genel Kurul Toplantısı’nda EADTU’nun stratejik öncelikleri ve kurumsal iş birlikleri değerlendirilirken, Rektörler Toplantısı’nda üye üniversiteler arasında deneyim paylaşımı yapıldı. Bu kapsamda dijitalleşme, esnek öğrenme modelleri ve mikro yeterlilikler gibi güncel başlıklar ele alındı. EADTU-AB Zirvesi’nde ise Avrupa Birliği yükseköğretim politikaları üzerinde çalışan komisyon temsilcileri ile yükseköğretimde yenilikçi yaklaşımlar, yapay zekâ destekli öğrenme ortamları ve yaşam boyu öğrenme politikaları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Zirvede Avrupa Yükseköğretimde Kalite Güvencesi Birliği Başkanı Anna Gover açık ve uzaktan yükseköğretimde kalite süreçlerine ilişkin düzenlenen panele katıldı. Zirve, üniversiteler ile politika yapıcılar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturdu. Rektör Adıgüzel, toplantılar süresince Avrupa’nın farklı ülkelerinden üniversite rektörleri ve temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirerek Anadolu Üniversitesinin açık ve uzaktan öğrenme alanında uluslararası iş birliklerini geliştirmeye yönelik temaslarda bulundu. Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Rektör Adıgüzel "Açık ve uzaktan öğrenme alanında uluslararası düzeyde önde gelen kuruluşlardan biri olan EADTU çatısı altında gerçekleştirilen bu toplantılar, yükseköğretimde dönüşüm süreçlerine yön veren önemli platformlardır." ifadelerini kullandı. Anadolu Üniversitesi, uluslararası akademik ağlardaki etkin rolünü sürdürerek açık ve uzaktan öğretim alanında küresel ölçekte değer üretmeye devam etti.
İstanbul Bakan Kacır: "Avrupa’nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, savunma sanayi ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa ülkeleri için Türkiye’nin bir çözüm ortağı olabileceğini belirterek, "Sektörümüz, Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın açılışında konuştu. Dünyada amansız bir mücadele yaşandığına dikkat çeken Bakan Kacır, "Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma umutlarıyla inşa edilen küresel düzen, dünyanın dört bir yanından şiddetlenen çatışmalar karşısında vaat ettiği huzur, güvenlik ve istikrarı sağlayamıyor. Meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığı bu ortamda uzlaşmazlık aktörleri diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ediyor. Uzun yıllardır savunma harcamalarını kısan, başka ülkelerin oluşturduğu güvenlik şemsiyesine kayıtsız itimat eden ülkeler, yapay huzur ikliminin bedelini ağır biçimde ödüyor. Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte değişen ve dönüşen tehdit karakterleri, güvenlik rekabetini klasik harp sahalarının çok daha ötesine taşıyor. Artık bir ülkenin güvenlik kapasitesi yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını, deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil, siber alanda dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hakimiyetle de ölçülüyor. Bu yeni gerçeklik karşısında ülkeler caydırıcılıklarını arttırmak için çok daha yüksek maliyetleri göze alıyor. Küresel savunma harcamaları son on yılda yüzde 41 artarak 2.9 trilyon dolara ulaştı. Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artışın yükselerek devam edeceğine işaret ediyor. Ancak bilinmelidir ki savunmaya ayrılan devasa bütçeler güvenlik hedeflerini teminat altına almak için tek başına yeterli değildir. AR-GE ile, altyapılarıyla, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayii kurmak tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır" dedi. Türkiye’nin dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayi ekosistemine sahip olduğunu belirten Bakan Kacır, "Bugün dünyada satılan her üç asgari insansız hava aracının ikisini Türk firmalarımız üretiyor. Kendi savaş gemisini geliştiren 10 ülkeden biriyiz. Savunma sanayii gibi uzun soluklu bir alanda yalnızca son iki yılda hanemize eklediğimiz kazanımlar, teknolojide ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor. Bu dönemde 5. nesil savaş uçağımız Kaan, gökyüzü ile buluştu. Bayraktar TB3 kısa pistli gemilere iniş kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. Hava-hava füzelerimiz Gökdoğan ve Bozdoğan ile dünyada bu teknolojiye sahip sayılı ülkeler arasına girdik" dedi. "Avrupa’nın savunma sanayiinde ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye" Türkiye’nin Avrupa ülkeleri için savunma sanayiinde bir çözüm ortağı olabileceğini vurgulayan Bakan Kacır, "Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağının Türkiye olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Sektörümüz; sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş bir ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır. Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğine eşsiz katkılar sunabileceği gerçeğini görmezden gelmek isteyenler, Türkiye’nin yükselişini yavaşlatamaz fakat Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamakta zafiyet yaşamasına neden olurlar. Türkiye’nin dışarıda tutulduğu herhangi bir program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacaktır. Avrupa’daki karar vericiler, miyop yaklaşımlara teslim olmadan, vizyoner bir perspektifle Türkiye ile çok daha sıkı bir iş birliğine bir an evvel yönelmelidir. NATO standartlarında üretim altyapımız; Türk savunma sanayi ürünlerinin müttefik ülkelerin platformlarına hızla entegre edilebilmesine imkân tanıyor" ifadelerini kullandı. "Sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık" Türkiye’nin yapılan yatırımlar ve teşviklerle küresel üretimin merkez üslerinden biri haline geldiğini, sanayinin Anadolu’nun tamamına daha dengeli bir şekilde yayılması için kapsamlı adımlar attıklarını vurgulayan Bakan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler olarak kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafya yayacağız, Anadolu’da yeni savunma sanayii kümelenmeleri oluşturacağız. Tabi savunma sanayiinde geliştirilen kabiliyetlerin sivil alanlara aktarılması, yüksek teknoloji odaklı kalkınmamız açısından büyük önem taşıyor. Ancak bunun kadar öncelikli ve önemli gördüğümüz bir husus, sivil sanayimizdeki bilgi ve tecrübe birikiminin savunma sanayiimize kazandırılmasıdır. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve Ar-ge süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Otomotiv ve mobiliteden bilişime, telekomünikasyondan sivil havacılık ve uzaya, enerjiden malzeme ve kimyaya, elektronikten makineye, sağlık ve biyoteknolojiden tekstile farklı sektörlerin sağladığı kabiliyetleri bu doğrultuda değerlendirmek arzusundayız. Üretim tecrübesine ve kapasitesine sahip olduğumuz bu alanlardaki yetkinliklerimizin savunma sanayiimize aktarılması; sektörümüz için daha hızlı prototipleme, daha çevik ürün geliştirme, Ar-Ge süreçlerini daha kısa sürede tamamlama, seri üretime daha hızlı geçiş anlamına geliyor. Daha açık ifadeyle. Tüm imalat süreçlerinde daha hızlı ve daha yüksek adetlerde üretim yapmanın yollarını, yöntemlerini hızla keşfetmeliyiz. Ve halihazırda Ankara ve İstanbul’da yoğunlaşmış savunma sanayii kümelenmelerini Anadolu’nun güçlü üretim merkezlerinde hızla çoğaltmalıyız."
Denizli Denizli’nin Nisan ayı ihracatı yüzde 26,5 artışla 458 milyon Dolara ulaştı Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, nisan ayı ihracat verilerini açıkladı. Denizli ihracatı nisan ayında yüzde 26,5 artışla 458 milyon dolara yükselirken, ilin Türkiye ihracatındaki 8’inci sıradaki konumu korundu. Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, nisan ayına ilişkin ihracat rakamlarını kamuoyuyla paylaştı. Uğurlu, Türkiye’nin nisan ayı ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Denizli’nin nisan ayı ihracatının yüzde 26,5 artışla 458 milyon dolara ulaştığını belirten Uğurlu, Denizli’nin şubat ve mart aylarında yükseldiği Türkiye ihracat sıralamasındaki 8’inci konumunu nisanda da koruduğunu ifade etti. DENİB kayıtlarına göre ise nisan ayında ihracat yüzde 30,7 artış göstererek 367 milyon dolara çıktı. Ocak-Nisan döneminde 1,6 milyar dolarlık ihracat Yılın ilk dört ayına ilişkin verileri de değerlendiren Osman Uğurlu, ocak-nisan döneminde Denizli ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,9 artarak 1 milyar 601 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Mart ayında bayram nedeniyle yaşanan iş günü kaybı ile jeopolitik gerilimlerin ihracat üzerinde geçici bir yavaşlamaya neden olduğunu belirten Uğurlu, Denizli ihracatçısının hızlı adaptasyon kabiliyeti sayesinde bu dalgalanmanın etkilerinin dengelendiğini söyledi. Geçen yılın nisan ayına göre iş günü fazlası ve parite etkisinin de ihracata olumlu katkı sunduğunu ifade eden Uğurlu, nisan ayında yakalanan performansın yılın geri kalanında artarak sürmesini temenni ettiklerini dile getirdi. Önde gelen sektörlerde çift haneli artış Nisan ayında Denizli’nin önde gelen sektörlerinde dikkat çekici artışlar yaşandı. Tekstil ve konfeksiyon ihracatı yüzde 20,5 artışla 129 milyon dolar olurken, elektrik-elektronik sektörü yüzde 31,7 artışla 109 milyon dolara ulaştı. Demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 38 artışla 83 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 27,1 artışla 37 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 26,5 artışla 28 milyon dolar olarak kaydedildi. Uğurlu, nisan ayında önde gelen tüm sektörlerde ihracat artışı yaşandığını vurgulayarak, son dönemde daralma yaşayan tekstil-konfeksiyon sektöründe yeniden çift haneli büyüme görülmesinin ayrıca memnuniyet verici olduğunu söyledi. İhracatta zirve İngiltere’nin Nisan ayında Denizli’nin en fazla ihracat yaptığı ülke İngiltere oldu. İngiltere’ye yapılan ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 51 artışla 72 milyon dolara yükseldi. İngiltere’yi yüzde 30,5 artışla 41 milyon dolarlık ihracatla İtalya izledi. ABD’ye ihracat yüzde 32,7 artışla 36,4 milyon dolar, Almanya’ya ihracat yüzde 27,4 artışla 36,3 milyon dolar, Hollanda’ya ihracat ise yüzde 20,5 artışla 25 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uğurlu, Almanya’nın yeniden dördüncü sıraya gerilediğine dikkat çekerken, en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülkenin tamamında çift haneli artış kaydedildiğini vurguladı. Küresel imalat PMI geriledi İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Küresel İmalat PMI verilerine de değinen Uğurlu, mart ayında endeksin 51,3 seviyesine gerilediğini belirtti. Savaşın ilk etkilerinin tedarik zincirleri, girdi fiyatları ve beklentiler üzerinde görüldüğünü ifade eden Uğurlu, tedarikçi teslim sürelerinin uzadığını ve girdi maliyetlerinde hızlı artış yaşandığını söyledi. Türkiye İmalat PMI verisinin ise mart ayında 1,4 puan düşüşle 47,9’a gerilediğini belirten Uğurlu, üretim, yeni siparişler, istihdam ve satın almalarda düşüşlerin hızlandığını, özellikle girdi maliyetlerinde enflasyonist baskının arttığını dile getirdi. Döviz dönüşüm desteği uzatıldı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yurt dışı kaynaklı dövizlerin Türk lirasına dönüşümünü destekleyen uygulamasının süresinin 31 Temmuz 2026’ya kadar uzatıldığını hatırlatan Uğurlu, bu kararın ihracatçılar açısından olumlu bir gelişme olduğunu söyledi. Kur istikrarı, maliyet yönetimi ve nakit akışı açısından firmalara nefes aldıran desteğin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına katkı sunduğunu belirten Uğurlu, özellikle emek yoğun sektörlerde rekabet gücünün korunabilmesi için destek oranının en az yüzde 5 seviyesinde uygulanmasının daha etkin olacağını ifade etti. Yeni vergi düzenlemesi ihracatçıya destek olacak Uğurlu, yeni vergi düzenlemesi kapsamında ihracatçı firmalar için kurumlar vergisi oranının yüzde 14’e, imalatçı ihracatçılar için ise yüzde 9’a indirildiğini hatırlattı. Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve belirsizliklerin ticaret üzerindeki etkilerinin hissedildiği bir dönemde bu düzenlemenin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracağını kaydetti. Finansmana erişim beklentisi sürüyor Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttuğunu belirten Uğurlu, bu kararın beklentiler doğrultusunda geldiğini söyledi. Enflasyonla mücadele önceliğinin sürdüğünü ancak mevcut faiz seviyesinin kredi maliyetleri ve finansmana erişim açısından reel sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini ifade eden Uğurlu, ihracatçıların rekabet gücünün korunabilmesi için finansman şartlarının daha öngörülebilir ve erişilebilir hale gelmesini beklediklerini belirtti. Osman Uğurlu, tüm bu gelişmeler ışığında Denizli’nin üretim gücü, ihracat tecrübesi ve değişen küresel şartlara hızlı uyum kabiliyetiyle yoluna kararlılıkla devam ettiğini vurgulayarak, yılın geri kalanında daha güçlü bir performans hedeflediklerini söyledi.
Denizli Honaz’a 7,4 milyonluk yeni altyapı kazandırılıyor Denizli Büyükşehir Belediyesi DESKİ Genel Müdürlüğü, Honaz ilçesinin içme suyu sorununu kökten çözecek 7,4 milyon TL’lik altyapı projesini tamamlayarak hizmete sundu. Yeni iletim hattı ile Menteşe ve Afşinbey mahalleleri kesintisiz ve sağlıklı suya kavuştu. Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi (DESKİ) Genel Müdürlüğü, kentin dört bir yanındaki altyapı seferberliğini Honaz ilçesinde sürdürüyor. İlçenin içme suyu kapasitesini artırmak ve modern bir sisteme kavuşturmak amacıyla başlatılan projede, toplam 6.800 metre uzunluğunda yeni iletim hattı inşa edildi. En son teknoloji ve uzun ömürlü malzemelerin kullanıldığı çalışma kapsamında; Honaz merkezden Menteşe ve Afşinbey mahallelerine kadar uzanan güzergâhta hat döşeme, bağlantı ve test işlemleri başarıyla sonuçlandırıldı. Basınç sorunları giderildi, kesintisiz su sağlandı Honaz ilçesinde hayata geçirilen 7,4 milyon TL’lik yatırım, bölgenin önümüzdeki uzun yıllar boyunca içme suyu ihtiyacını sorunsuz bir şekilde karşılayacak. Özellikle yaz mevsiminde artan su tüketimine bağlı olarak yaşanan basınç düşüklüğü ve yetersizlik problemleri, bu yatırımla birlikte tarih oldu. Yeni devreye alınan sistemle birlikte, mahallelerin su sistemi yeni hat üzerinden beslenerek ideal basınç seviyesine ulaştırıldı. Herhangi bir arıza ve yetersizliklerin önüne geçilerek 7/24 kesintisiz su akışı sağlandı. Modern boru hatları sayesinde bölge halkına daha nitelikli ve hijyenik içme suyu ulaştırılması güvence altına alındı.