ASAYİŞ - 04 Kasım 2025 Salı 16:16

Enkazdan kurtarılan Dilara’ya acı haber verildi

A
A
A

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim günü yaşanan facianın ardından gergin bekleyiş sürüyor. Bilim adamları "sismik yansıma" ve "tomografi" ile yerin metrelerce altını incelerken, enkazdan sağ kurtulan 18 yaşındaki Dilara’ya yoğun bakımdan çıkınca 4 kişilik ailesini kaybettiği haberinin psikologlar eşliğinde verildiği bildirildi.

Mevlana Mahallesi’nde 29 Ekim günü 7 katlı bina yıkılmış, binada kiracı olarak yaşayan Emine (37) ve Levent Bilir (44) ile çocukları 12 yaşındaki Muhammet Emir ve 14 yaşındaki Hayrunnisa Nur Bilir hayatını kaybetmiş, 18 yaşındaki Dilara Bilir ise enkazdan sağ kurtarılmıştı. Facianın ardından bölgedeki zemin ve yapı güvenliği araştırmaları sürerken, 3 gün sonra Gaziler Mahallesi İbrahim Ağa Caddesi’ndeki 5 katlı binanın kolonlarında çatlama meydana gelmişti. Olayın ardından tedbir amacıyla toplamda 21 bina, 28 iş yeri ve 79 bağımsız birim güvenlik önlemleri kapsamında boşaltılmıştı.

Enkazdan kurtarılan Dilara’ya acı haber verildi

Dilara’ya acı haber verildi

Bugün yoğun bakımdan çıkarılıp normal servise alınan Dilara Bilir’e, psikologlar eşliğinde ailesinin 4 ferdini de kaybettiği bilgisinin verildiği bildirildi.

Vatandaşlar acil eşyalarını ekipler eşliğinde çıkarıyor

Gebze’de Güzeller Mahallesi’nde boşaltılan bazı binalara gelen vatandaşlar, acil eşyalarını ekipler eşliğinde alarak bölgeden uzaklaştı. 4 gündür dükkanlarının mühürlü olduğunu söyleyen Diyar Hamitoğulları (23), "1 saat aralıkla iş yerimizi boşalttık. Anahtarımızı teslim ettik. Maddi olarak zarar uğradık. Belirsiz bir durum var. İkinci bir emre kadar burası kapalı olacak" dedi.

Jeofizik çalışmalar yürütülüyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda binden fazla binanın taranması devam ediyor. Bilim adamları, bilinen tüm teknikleri kullanarak detaylı analiz yapıyor. AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile üniversitelerden gelen bilim insanları, hem çökme nedenini tespit etmek hem de çevredeki binaların güvenliğini değerlendirmek için kapsamlı jeofizik çalışmalar yürütüyor.

Enkazdan kurtarılan Dilara’ya acı haber verildi

Yerin metrelerce altı görüntüleniyor

Uzman ekipler, yıkılan binanın bulunduğu bölgede "sismik yansıma" yöntemiyle yerin metrelerce altını inceliyor. Özel bir ağırlık düşürme sistemiyle oluşturulan sismik dalgalar ölçülerek zemindeki tabaka farklılıkları, su birikintileri ve zayıf zemin bölgeleri belirleniyor. Bununla birlikte, "Elektriksel Direnç Tomografisi (EDT)" sistemiyle yere belirli aralıklarla kablolar serilerek elektrik akımı veriliyor. Bu yöntem sayesinde zeminin yapısı, tabaka farklılıkları ve muhtemel boşluklar santim santim görüntüleniyor. Elde edilen verilerle bölgenin zemin haritası çıkarılacak.

Georadar ve jeodezik ölçümlerle binalar izleniyor

Sadece zemin değil, çevredeki binalar da ileri teknoloji cihazlarla takip ediliyor. Binalara yerleştirilen georadar tarama cihazları sayesinde muhtemel hareketlenmeler ve yapısal sapmalar gözleniyor. 135 derece açıyla çalışan sistem, tüm binaları tarayarak en küçük hareketliliği dahi tespit edip raporluyor. Ayrıca jeodezik ölçüm cihazları ile bölgedeki deformasyon, sapma ve hareketlilik kayıt altına alınıyor. Bu sayede binaların hareket edip etmediği, statik bir problem bulunup bulunmadığı ve zemindeki değişimlerin yapıları nasıl etkilediği belirleniyor.

427 personel ve 120 araç çalışma yapıyor

Sahada 27 kamu kurum ve kuruluş ile toplam 427 personel ve 120 araç çalışma yapıyor. Ayrıca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü haritaları inceliyor. Böylece birçok parametre ve teknik veri bir araya getirilip sağlıklı rapor hazırlamaya çalışılıyor.

Su kuyuları olup olmadığı araştırılıyor

Ayrıca, enkazı kaldırılan Arslan Apartmanı’nın zemininde su kuyusu olup olmadığının tespiti amacıyla üniversitelerden gelen uzmanlar tarafından sondaj çalışması yürütülüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü ekipleri de söz konusu çalışma esnasında, 135 derece açıyla tarama yapan georadar cihazı ile binalardaki hareketliliği ölçüyor. Binalara yerleştirilen sensörler aracılığıyla milimetrik verilerin toplandığı ve risklerin raporlandığı bildirildi.

Fehime Kartal - Recep Barış Aksu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.