ASAYİŞ - 24 Mart 2026 Salı 17:51

7 işçinin can verdiği yangın davasında sanık konuştu: "Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünü"

A
A
A
7 işçinin can verdiği yangın davasında sanık konuştu: "Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünü"

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın oğlu İsmail Oransal savunmasını yaptı. Şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu ve asıl yöneticinin babası olduğunu savunan Oransal, "Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür" dedi. Müşteki avukatının "Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi" sorusuna sanık, "Televizyonda gördüğüm kadar" yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise "Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın" diyerek tepki gösterdi.

 

Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılan duruşmada ilk savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik’in resmi yetkilisi İsmail Oransal, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek, şirketteki yönetim pozisyonunun sadece kağıt üzerinde olduğunu savundu.

Radyo, sinema ve televizyon bölümü mezunu olduğunu belirten Oransal, şirket yapılanmasına ilişkin şunları anlattı:

"2014 yılında babam ile annem boşandı. Biz bu süreçte annem ile kalmayı tercih ettik ve kozmetik işi ile uğraştık. Babam borçları olduğunu, bu borçları ödeyebilmek için üretim yeri açmak istediğini söyleyerek borç istedi ve bizim üzerimize şirket kurdurttu. Oraya gitmişliğim yoktur. Sadece 6 ayda 3 kez babamı ziyarete gittik. Bu sebeple orayı yönetmem mümkün değildir. Fabrikadan maddi kazanç elde etmedim. Abimle 2 marka yönetmekteyiz. Shauran parfüm dünya markasıdır. Bunun üretimini Fransa’da yapmaktayız. Diğeri ise krem satışı. Kremler Ravive’de üretiliyor. Sadece yılda 4, 5 kez babamın yanına Ravive’ye gitmişimdir. Çalışanların hiçbiri ben ve abimden emir almamışlardır. Biz yurt dışında fuarlara katılır, kendi markamızın ürünlerinin satışını yapardık."

Söz konusu fabrikanın 2021 yılında açıldığını söyleyen Oransal, "Sadece kağıt üzerinde üzerimizdeydi. İşin yürütülmesiyle ilgili süreçlerle babam ilgileniyordu. Ravive üzerinden kendi markamızı satıyorduk" dedi.

"Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür"

Olay günü yaşananlara da değinen sanık Oransal, kaçma hazırlığı yaptıkları yönündeki iddiaları reddetti. Yangını babasının telefonuyla öğrendiğini ifade eden Oransal, "Kaçtığımızı, hazırlık yaptığımızı medyadan öğrendik. Olay günü babam aradı ve patlamanın olduğunu söyledi. Dilovası’na doğru yola çıktım. Abime de bilgi verdim. Birol’u da aradım, bilgi aldım. Avukatım, oraya gittiğimde can güvenliğimin olmadığını söyledi. Bilgisayarımı Gökberk’ten istedim. Ondan aldım, abimi de aldım ve yola çıktım. Ali Osman A.’nın fabrikasına gittik. Bugüne kadar hiçbir suç kaydım yok. Kaçma niyetim de yok. Babam kalp krizinden vefat etti. Acının ne demek olduğunu biliyorum. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum. Gökberk’ten bilgisayarımı aldım, ağabeyimi de alarak dayım olan sanık Ali Osman A.’nın Tekirdağ’daki fabrikasına gittik. Ali Osman A. bize, fabrikaya gitmememizi ve Onay Y.’nin bizi eve götüreceğini söyledi. Ayarlanan o eve gittik. Dayım ile 8 aydır konuşmuyoruz. Bizi yurt dışına kaçıracağı iddiası hayal ürünüdür. İstesem çok rahat gidebildirdim, bunu yapardım çünkü sorumluluğum olmadığını düşünüyorum" şeklinde savunma yaptı.

HTS kayıtları, yeşil pasaport ve sigortasız işçi iddialarına yanıt

Savunmasının ardından mahkeme heyetinin ve avukatların sorularını yanıtlayan Oransal, iddianamede yer alan "olay günü ve sonrasında yapılan yoğun telefon trafiği, para transferleri, çek tahsili talimatları ve uzun süre haber alınamaması durumunda ticari evrakların kime teslim edileceği" yönündeki HTS kayıtları ve mesajlara ilişkin, "Çek ile ilgili o mesajları ben atmadım. Şirketin yönetimini ve denetimini tamamen babama devretmiştik" yanıtını verdi. Oransal’ın bu sözlerine salondaki müştekiler "yalan söylüyor" diyerek tepki gösterdi.

"Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi"

Sanık Oransal, fabrikadaki "14 sigortasız işçi" ile "itfaiye ve iş güvenliği raporlarına" ilişkin sorular üzerine ise şu ifadeleri kullandı:

"Kimin sigortasız çalıştırıldığını ben değil, babam bilirdi. İtfaiye raporu veya iş güvenliğinden de haberim yok, çünkü orası babamın iş yeriydi. E-ticaret uzmanı olarak kendimi tanıtabilirim. Son 2 ayda çok krem satışımız vardı. Ravive’nin 100 binin üzerinde takipçisi vardı. Bu sebeple Ravive’yi bırakıp başka bir şirket açmadım, çok takipçisi olması sebebiyle. Hayatım boyunca üretim tecrübem olmadı, ben e-ticaret ile uğraşıyordum. Yakalandığımda yanımda yeşil pasaportumun bulunması tamamen işim gereğiydi. Haberi aldığımda evden eşofmanla çıkmıştım."

"Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın"

Müşteki avukatının "Ölenlerin isimlerini öğrendiniz mi" sorusuna sanık, "Televizyonda gördüğüm kadar" yanıtını verdi. Bunun üzerine hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir’in babası ise "Kızım bağıra bağıra can verdi. Malın batsın" diyerek tepki gösterdi.

Müşteki: "Emir veriyordu çalışanlara"

Sanığın savunmalarının ardından müşteki Emine Bulut da söz aldı. Bulut, "Songül Yılmaz’ın kardeşiyim. Ben de orada çalıştım. İsmail kendisi bize makineyi getirdi 2023 yılında. Emir veriyordu çalışanlara. İsmail, 1 ay boyunca krem dolumu yapılırken oradaydı" dedi. Sanık Oransal, Bulut’un bu söylemlerini kabul etmedi.

Duruşma ertelendi

Çalışanlardan Gülhan Bendi ise, "Maaşımı istedim. Gülerek ’babam ne zaman isterse o zaman verir’ demişti. Olaydan 2 gün önce oldu" diye konuştu. Sanık da, "Ödeme işlerine karışmam" yanıtını verdi. Sanık İsmail Oransal’ın savunmasının ardından duruşma yarın 10.00’a ertelendi.

Ne olmuştu?

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir parfüm dolum tesisinde meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.

Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti.

İstenen cezalar

İddianamede; kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.

Fehime Kartal - Ahmet Cüneyt Kulak



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Darp olayıyla ilgili açıklama yapan Başkan Tuncer: "Görevimin başındayım" Mersin’in Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, kamuoyuna yansıyan darp olayıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Tuncer, "Görevimin başındayım. Çalışmalarıma aynı kararlılık ve aynı tempoyla devam ediyorum. Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" dedi. Başkan Tuncer yaptığı yazılı açıklamada, "Son günlerde kamuoyuna yansıyan hadise, hayatın akışı içerisinde herkesin karşı karşıya kalabileceği talihsiz ve üzücü bir olaydır. Yaşanan bu sürecin, şahsımın tercihi, yönlendirmesi ya da kişisel bir tasarrufu sonucu ortaya çıkmış bir durum olmadığı; anlık gelişen ve tarafımın dışında şekillenen bir hadise olduğu özellikle bilinmelidir. Ortaya çıkan görüntülerden dolayı beni seven, bana güvenen ve yol arkadaşlığı yapan birçok insanın üzülmüş olması beni de derinden etkilemiştir. Hiç arzu etmediğim bu görüntülerin kamuoyuna bu şekilde yansıması ayrıca üzüntü vericidir" ifadelerini kullandı. "Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" Açıklamalarına devam eden Tuncer, "Daha da dikkat çekici olan ise söz konusu kamera görüntülerinin art niyetli kişiler tarafından basına servis edilmiş olmasıdır. Bu durumun, olayın kendisinden çok şahsımı yıpratmaya ve kamuoyu nezdinde farklı bir algı oluşturmaya dönük maksatlı bir girişim olduğu yönünde ciddi bir kanaat bulunmaktadır. Ancak bütün bunlara rağmen, kişisel polemiklerin ve yönlendirilmiş tartışmaların içinde olmayacağım. Benim önceliğim her zaman olduğu gibi Mezitli’ye hizmet etmek, hemşehrilerimizin sorunlarına çözüm üretmek ve görevimi sorumlulukla sürdürmektir. Görevimin başındayım. Çalışmalarıma aynı kararlılık ve aynı tempoyla devam ediyorum. Temennim, bu talihsiz olayın sağduyu ve hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir" dedi.
İstanbul ’Yenidoğan Çetesi’ davasının 8’inci duruşmasının görülmesine devam edildi İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davanın 7’nci duruşması bugün görüldü. İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’ne yönelik düzenlenen 2’nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı’yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şahıslara yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61’e yükselmişti. "Tape konuşmalarıyla cımbızlanan metinlerle mahkum edildik ve bu mahkumiyetimiz sürüyor" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Fırat Sarı, "23 aydır cezaevindeyim. Bütün banka hesaplarıma bakıldı, yasa dışı bir harcama tespit edilemedi. Telefonlarım dinlendi, burada da olağan dışı bir durum görülmedi. İstanbul’da bebek yoğun bakım sorunu vardır. Bebekleri öldürmek için hastaneye yatırmadığımız ortaya çıktı. 1 Ekim’de savcı tehdit edildiğini söyledi. Sonra fiili tehdit gerçekleştiğini belirtti. Savcı tehdit sürecinde bizim dosyamız hazırlandı. Dosya incelendi ve tehdit olmadığı anlaşıldı. Başka suçtan ceza aldılar. Çok küçük cezalarla tahliye oldular. Savcı ise bu olayı, ‘Yenidoğan Çetesi var, bunlar bebek katili’ şeklinde lense etti. Savcıyı tehdit edenleri biz tanımıyoruz ama savcı kendini tehdit edenleri tanıyor. Savcı, bu davayı hukuksal bir süreçle hazırlamadı. Biz medya önünde linç edildik. Tape konuşmalarıyla cımbızlanan metinlerle mahkum edildik ve bu mahkumiyetimiz sürüyor. Bebek ölümlerinin yaşandığı hastanelerde, bütün Çorlu Reyap Hastanesi ’Yenidoğan’ sürecine dahil edildi. İstanbul Reyap Hastanesinde hiç bebek vefat etmedi ama hastane kapatıldı. Beylikdüzü Medilife Hastanesinde de hiç bebek vefat etmedi ama hastane kapatıldı. Bağcılar Medilife Hastanesinde en çok bebek kaybı yaşandı. Hastane başhekimi vardı ama buraya gelmedi. Biz şirket olarak oradan para bile almadık. Oradaki tıbbı olaylardan ben yargılanıyorum, hastane sahipleri yöneticileri nerede? Burada bir örgüt falan yok, benim hayatımı aldınız. Ben örgütüm olsa örgütüm var derdim. Bize iftira atıyorlar, beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan tutuklu sanık Zeki Ötünç ise, "Ben bebek katili değilim. 5 kuruş için birilerini öldürmeye kalkışmam" dedi. Savunma yapan diğer sanıklar da mahkemeden beraatlerini ve tahliyelerini talep ettiler. Duruşma yarın devam edecek Savunmaların ardından mahkeme, diğer sanıkların savunmalarının alınması için duruşmayı yarına erteledi.