SAĞLIK - 07 Kasım 2025 Cuma 11:07

Kumar endüstrisinin gizli silahı: Kazanmaya "ramak kala" hissi bağımlılığı artırıyor

A
A
A
Kumar endüstrisinin gizli silahı: Kazanmaya "ramak kala" hissi bağımlılığı artırıyor

Bağımlılıkla mücadele uzmanı, sanal bahis ve kumar bağımlılığının nörobiyolojik bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, ailelerin duygusal tepkiler yerine profesyonel destek almasının önemine dikkat çekti.


Bağımlılık Uzmanı Çağlar Erdem, sanal bahis ve kumar bağımlılığının nörobiyolojik bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, ailelere ve gençlere önemli uyarılarda bulundu. Erdem, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, bağımlılığın nörobiyolojik temelleriyle birlikte aile, adli ve sosyal yönleri olan çok katmanlı bir olgu olduğuna dikkat çekti. "Bağımlılıkla mücadelede bütün boyutlarıyla yaklaşılırsa sağlıklı sonuçlar elde edilir" diyen Erdem, sanal bahis, kart oyunu, slot cihazı ve at yarışı gibi oyunlarda bilinmeyeni bilmiş olmanın insanda bir haz ve yükselme hissi oluşturduğunu söyledi.


Kumar endüstrisinin bu psikolojik eğilimi iyi bildiğini belirten Erdem, "Bütün kumar cihazları, özellikle gençlerin dikkat etmesi gereken şekilde, kazanca değil kayba uyarlanmıştır. ’Ramak kala’ anlayışı vardır. Kumar endüstrisi bunu çok iyi bildiği için ’kıl payı kaybetmek’, kişide bir dahaki sefere kazanacağı düşüncesini diri tutar ve tekrar risk alarak oynamasına sebep olur" dedi.



"Adeta kangren haline getiriyor"


Kumar bağımlılığında kişinin en büyük yanılgısının, ’artık kazanmayı öğrenecek kadar tecrübem var’ düşüncesi olduğunu ifade eden Erdem, bunun bağımlılığı daha da pekiştirdiğini söyledi. Türkiye’de ailelerin bağımlılıkla mücadelede en büyük hatasının durumu gizlemek veya kendi başına çözmeye çalışmak olduğunu dile getiren Erdem, "Problem ister kumar bağımlılığı, ister madde bağımlılığı olsun, insanlar kafalarındaki kalıplarla çözmeye çalışıyor, saklıyor, gizliyor ya da utanıp kimseyle paylaşmıyor. ’Ben çözerim’ sanıyor. Bu tutum bağımlılığı daha da pekiştiriyor, adeta kangren haline getiriyor" diye konuştu.



"Mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır"


Ailelerin ilk yapması gerekenin duygularını kontrol etmek olduğunu vurgulayan Erdem, "Kumar bağımlısına ya da diğer bağımlılara öfkeyle yaklaşmak, onlara acımak veya aşırı merhamet göstermek, bağımlılığı artırdığı gibi aileyi de dibe çeker. Ailenin profesyonel bir yardım alması bu noktada çok önemlidir. Duygularını kontrol etmek, bana göre tüm bağımlılıkların temel tedavi prensibidir. Hastanın kendi sorumluluğunu alması, kurallı bir yaşama adapte olması gerekir. Aile bunu tek başına yapamaz, mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır" ifadelerini kullandı.


Kumar bağımlılığında dört evre olduğunu açıklayan Erdem, "İnsan, acıdan kurtulmak için intihar eder. Baş edemeyeceği bir acı vardır. Acı çok genel bir kavramdır. Kumar bağımlılarında dört evre vardır: Kazanma evresi, kaybetme evresi, tükenme evresi ve koyuverme evresi. Kişi bilinçsiz bir şekilde bahis oynamaya başlar. Tamamen tükenmiştir, borçlarını ödeyemeyeceğini, yalnız kaldığını düşünür. O acıdan kurtulmak için intihar yolunu seçer" uyarısında bulundu.



"İntihar konusunda toplumda yanlış bir anlayış var"


İntihar eğilimi gösteren kişilerin mutlaka uzman desteği alması gerektiğini belirten Erdem, "İntihar konusunda toplumda yanlış bir anlayış vardır: ’İntihar edecek kişi bunu söylemez, gider eder.’ Oysa bu doğru değildir. Eğer bir kişi intihardan bahsediyorsa, çok bunaldığını söylüyorsa, vasiyet veya hatıra bırakıyorsa, o kişi büyük ihtimalle intiharı düşünüyordur. Böyle birini gördüğünüzde mutlaka bir uzmana yönlendirmenizi tavsiye ederim" diye konuştu.


Bağımlılıkla mücadelede devletin önemli adımlar attığını belirten Erdem, "Umarım bu çabalar daha başarılı şekilde devam eder" dedi.



Kumar endüstrisinin gizli silahı: Kazanmaya "ramak kala" hissi bağımlılığı artırıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Bu laleleri gözleri gibi koruyorlar Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi Değişören mahallesi, ilkbaharla birlikte çiçek açan ve yörede ‘Turşail’ olarak isimlendirilen ters lalelerle süslendi. Nadide bitkiye çok değer veren yöre halkı tarafından laleleri adeta gözleri gibi korunuyor. Bazı bölgelerde "Ağlayan gelin" ya da "Hüzün çiçeği" olarak da bilinen endemik tür ters laleler, kanunen koruma altında da bulunuyor. Türkiye genelinde 43 türü bulunan ve bunlardan 20’si endemik olan laleyi koparanlara 700 bin liralı cezai işlem uygulanacağı belirtilerken Değişören mahallesi halkı, bu bilinçle hareket ediyor. Her yıl nisan ve mayıs aylarında çiçek açan laleler, kısa ömürlerinde renkleri ve duruşları ile çevresine büyük güzellik katıyor. Mahalle sakinlerinden Selami Özdemir, ters lalelerinden açması ile geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu ilkbaharda da mutlu olduklarını anlattı. Gerek kendiliğinden yetişen ve gerekse soğanları ile sayıları artan lalelerin uzun yıllardır köy mezarlığı başta olmak üzere birçok evin bahçesinde, çevrede yetiştiğini anlatan Özdemir, "Biz bu lalelerin kıymetini elbette biliyoruz. Bu laleler mahallemize ayrı bir renk katıyor. Koparmanın cezasını da biliyorum, ama zevkle koruyoruz. Her yıl yaklaşık 20 günlük bir sürede mahallemizin birçok yeri bu laleler ile süsleniyor. Eskiden köy içinde daha fazla vardı, ama bu yıllarda sayılarında bir azalma var. Biz yöremizde bu laleye ‘Turşail’ ismini veriyoruz" dedi.