KÜLTÜR SANAT - 19 Şubat 2026 Perşembe 12:23

Kilis’te iftar sofralarının gözdesi: Cennet çamuru

A
A
A
Kilis’te iftar sofralarının gözdesi: Cennet çamuru

Kilis’te iftar sofralarını süsleyen ve hafifliğiyle öne çıkan coğrafi işaretli "cennet çamuru", Ramazan ayında en çok tercih edilen tatlılar arasında yer aldı. Yarım asrı aşkın süredir tatlıcılık yapan üçüncü kuşak usta Uğur Bekan, tatlının lezzet sırrını anlattı.


Kilis’e özgü ve 2017 yılında coğrafi işaret belgesi alan cennet çamuru, çiğ kadayıf, sade yağ, toz şeker, fıstık, kaymak, pudra şekeri, tarçın ve şerbetle hazırlanıyor. Kadayıf, şeker ve fıstığın mükemmel uyumuyla yapılan tatlı, özellikle iftar sonrası hafif bir lezzet arayanların tercihi oldu.



Asıl adı kaymaklı kırma künefeydi


Dede mesleğini sürdürdüğünü belirten üçüncü kuşak tatlı ustası Uğur Bekan, "Ben üçüncü kuşak olarak çalışıyorum. Cennet çamurunun asıl adı kaymaklı kırma künefeydi. Babamın döneminde bir müşterimizin ‘Fıstık katalım, cennet çamuru gibi olmuş’ demesiyle bu isimle anılmaya başlandı ve büyük ilgi gördü. 2017 yılında Kilis Valiliği adına coğrafi işaret belgesi alındı. Cennet çamuruna lezzeti veren en önemli unsurlar fıstık ve kaymaktır. Fıstıklı kaymak mükemmel bir uyum sağlıyor. Herkesi bu tatlıyı tatmak için Kilis’e davet ediyoruz" dedi.



"Hafif bir tatlı’’


Müşterilerden Abdurrahman Kurucu ise cennet çamurunu sürekli tercih ettiğini belirterek, "Hafif bir tatlı, insana ağırlık yapmaz. Fıstık lezzeti var, kaymak lezzeti var. Künefe deriz, kırma künefe onun lezzeti var. İftar için hazırlık yaptım" diye konuştu.



Kilis’te iftar sofralarının gözdesi: Cennet çamuru

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Uzman diyetisyenden iftar ve sahur arasında 2 litre su tüketimi önerisi Siirt İl Sağlık Müdürlüğünde görev yapan Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, ramazan ayında yanlış bilinen başlıklara dikkat çekerek, "İftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmektedir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlar tercih edebiliriz" dedi. Ramazan ayıyla birlikte yeme içme alışkanlıklarında değişikliklerle ilgili Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, 12 saatlik oruç tutma süresinin sahura kalkılmadığı durumda 19 saate kadar çıktığını, bu süre zarfında neler tüketilip nelerin tüketilmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Ortalama 12 saatlik bir oruç tutma süresinin olacağını belirten Ertaş, "Sahura kalkılmaması durumunda bu süre 18-19 saatlere kadar uzayabilir. Bilinenin aksine vücut yağ tutmaya daha yatkındır. Çünkü bazal metabolizma hızımız minimum seviyelere düşmektedir. Sahura kalkılmadığı durumda uzun açlık riskleri oluşabilmektedir. Bu açlık risklerinden en önemlisi kan şekeri düşüklüğüdür. Bir diğer büyük risk ise vücuda alınan su miktarından daha fazlasının atılmasıyla ortaya çıkan dehidratasyon durumudur. Sahura kalkıldığı takdirde hem dehidratasyon hem de hipoglisemi görülme riskini minimuma indirebiliriz" dedi. İftar öğününde ise uzun süren açlıktan sonra birden yemek yemeyle ilgili uyarıda bulunan Ertaş, "Bu durum hem midede hazımsızlık, şişkinlik oluşturabilir hem de kilo almaya sebep verebilir. Bizim önerimiz burada su ve hurma ile orucu açtıktan sonra bir kase çorba tüketilmesi, sonra da ara verilmesi çok elzemdir. Çünkü açlık ve tokluk mekanizmasını kontrol eden hipotalamus tarafından tokluk hormonları ortalama 20 dakika içerisinde oluşturulmaktadır. Bu arada vereceğimiz 10-15 dakikalık ara hem tokluk hormonunun salınması için gereken süreye katkı sağlayacaktır hem de sindirim sistemimize yardımcı olacaktır. Günlük hayatta var olan kalori ihtiyacımızı Ramazan ayında da aynı şekilde yerine koymak mecburiyetindeyiz. Bunu sadece 2 öğüne sığdırmak zor olabilir, bundan dolayı iftar ve sahur dışında bir de ara öğün önerilebilir" diye konuştu. İftardan 2.5-3 saat sonra eğer çay saatine denk geliyorsa beraber birkaç kuru meyve, birkaç da sert kabuklu meyvelerden olan fındık, ceviz, badem tüketimini öneren Ertaş, "Veya meyve saatine denk geliyorsa belirli bir miktarda meyve yanında da bir su bardağı süt veya bir miktar yoğurt ile beraber tüketilmesi hem kan şekeri dengesi açısından hem de günlük almamız gereken kaloriyi yerine koymamız açısından önem arz etmektedir. Bunun dışında iftarla sahur arasında yeterli miktarda su içilmezse yapılan bir çalışmaya göre vücut bu susuzluk hissini açlık olarak algılayabilmekte, daha fazla kalori tüketimine sebep olmaktadır. Bu sebeple iftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz" şeklinde konuştu. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmekte olduğunu aktaran Ertaş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlılar tercih edebiliriz daha hafif olmasından dolayı. Toplumumuzda çay ve kahve tüketimi oldukça yaygın. Çay ve kahve, kafein içeren içecekler olduğu için bunlar boşaltım sistemimizi daha iyi çalıştırır. Aldığımız su ve diğer sıvıların da hızlı şekilde vücuttan uzaklaşmasına sebebiyet vermektedirler. Bundan dolayı çay su yerine geçer mantığı yanlıştır. İftardan hemen sonra bireyler maden suyu tüketmektedir. Bu durum şişkinliğe yardımcı olmaz, aksine şişkinliği artırır. Maden suyunun uygun saatte tüketimi, iftardan ya da yemeklerden 1 buçuk saat kadar sonra tüketildiği takdirde sindirime yardımcı olacaktır" dedi. Vatandaşlardan Engin Ekin, Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyle ilgili "Dikkat edeceğiz tabii yiyeceğimize, içeceğimize çünkü sonuçta sabahtan akşama kadar mide boş kalıyor. Birden bire midemize yüklenmeyeceğiz. Bizim Siirt yemekleri meşhurdur. Mumbar, dolma, perde pilav, içli köfte tabii midemizi bunlarla dolduracağız" şeklinde konuştu.
Siirt Uzman diyetisyenden iftar ve sahur arasında 2 litre su tüketimi önerisi Siirt İl Sağlık Müdürlüğünde Uzman Diyetisyen olarak görev yapan Nevzat Ertaş, ramazan ayında yanlış bilinen başlıklara dikkat çekerek, "İftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmektedir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlar tercih edebiliriz" dedi. Ramazan ayıyla birlikte yeme içme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geliyor. Uzman diyetisyen 12 saatlik oruç tutma süresinin sahura kalkılmadığı durumda 19 saate kadar çıktığını, bu süre zarfında neler tüketilip nelerin tüketilmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Uzman Diyetisyen Nevzat Ertaş, ramazan ayında beslenme ve yaşam şeklinin değişmekte olduğunu söyledi. Ortalama 12 saatlik bir oruç tutma süresinin olacağını belirten Ertaş, "Sahura kalkılmaması durumunda bu süre 18-19 saatlere kadar uzayabilir. Bilinenin aksine vücut yağ tutmaya daha yatkındır. Çünkü bazal metabolizma hızımız minimum seviyelere düşmektedir. Sahura kalkılmadığı durumda uzun açlık riskleri oluşabilmektedir. Bu açlık risklerinden en önemlisi kan şekeri düşüklüğüdür. Bir diğer büyük risk ise vücuda alınan su miktarından daha fazlasının atılmasıyla ortaya çıkan dehidratasyon durumudur. Sahura kalkıldığı takdirde hem dehidratasyon hem de hipoglisemi görülme riskini minimuma indirebiliriz" dedi. İftar öğününde ise uzun süren açlıktan sonra birden yemek yeme durumu görülebildiğini söyleyen Ertaş, "Bu durum hem midede hazımsızlık, şişkinlik oluşturabilir hem de kilo almaya sebep verebilir. Bizim önerimiz burada su ve hurma ile orucu açtıktan sonra bir kase çorba tüketilmesi, sonra da ara verilmesi çok elzemdir. Çünkü açlık ve tokluk mekanizmasını kontrol eden hipotalamus tarafından tokluk hormonları ortalama 20 dakika içerisinde oluşturulmaktadır. Bu arada vereceğimiz 10-15 dakikalık ara hem tokluk hormonunun salınması için gereken süreye katkı sağlayacaktır hem de sindirim sistemimize yardımcı olacaktır. Günlük hayatta var olan kalori ihtiyacımızı Ramazan ayında da aynı şekilde yerine koymak mecburiyetindeyiz. Bunu sadece 2 öğüne sığdırmak zor olabilir, bundan dolayı iftar ve sahur dışında bir de ara öğün önerilebilir" diye konuştu. İftardan 2 buçuk 3 saat kadar sonra eğer çay saatine denk geliyorsa çayla beraber birkaç kuru meyve, birkaç da sert kabuklu meyvelerden olan fındık, ceviz, badem tüketimini öneren Ertaş, "Veya meyve saatine denk geliyorsa belirli bir miktarda meyve yanında da bir su bardağı süt, bir su bardağı kefir veya bir miktar yoğurt ile beraber tüketilmesi hem kan şekeri dengesi açısından hem de günlük almamız gereken kaloriyi yerine koymamız açısından önem arz etmektedir. Bunun dışında iftarla sahur arasında yeterli miktarda su içilmezse yapılan bir çalışmaya göre vücut bu susuzluk hissini açlık olarak algılayabilmekte, daha fazla kalori tüketimine sebep olmaktadır. Bu sebeple iftar ve sahur arasında muhakkak 2 litre kadar su tüketimine önem göstermeliyiz" şeklinde konuştu. Ramazan ayı içerisinde şerbetli tatlıların tüketiminde artış görülmekte olduğunu aktaran Ertaş, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyveli tatlılar tercih edebiliriz daha hafif olmasından dolayı. Toplumumuzda çay ve kahve tüketimi oldukça yaygın. Çay ve kahve, kafein içeren içecekler olduğu için bunlar boşaltım sistemimizi daha iyi çalıştırır. Aldığımız su ve diğer sıvıların da hızlı şekilde vücuttan uzaklaşmasına sebebiyet vermektedirler. Bundan dolayı çay su yerine geçer mantığı yanlıştır. İftardan hemen sonra bireyler maden suyu tüketmektedir. Bu durum şişkinliğe yardımcı olmaz, aksine şişkinliği artırır. Maden suyunun uygun saatte tüketimi, iftardan ya da yemeklerden 1 buçuk saat kadar sonra tüketildiği takdirde sindirime yardımcı olacaktır" dedi. Vatandaşlardan Engin Ekin, Ramazan ayında sofrada ne bulunsa onu yiyeceğini belirterek, "Dikkat edeceğiz tabii yiyeceğimize, içeceğimize çünkü sonuçta sabahtan akşama kadar mide boş kalıyor. Birden bire midemize yüklenmeyeceğiz. Bizim Siirt yemekleri meşhurdur. Mumbar, dolma, perde pilav, içli köfte tabi midemizi bunlarla dolduracağız" şeklinde konuştu. (ZG-AKK-Y)