EKONOMİ - 26 Nisan 2026 Pazar 11:19

Kayseri pastırmasının Avrupa zafer, plaketle taçlandı

A
A
A
Kayseri pastırmasının Avrupa zafer, plaketle taçlandı

Antalya’da düzenlenen 14. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’na ’AB Tescilli Kayseri Pastırması’ damgasını vurdu. Şehrin gastronomi değerlerini dünyaya açan Kayseri Ticaret Odası’nın (KTO) bu başarısı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından takdim edilen teşekkür plaketi ile onurlandırıldı.


Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde, TOBB’un desteğiyle kapılarını açan 14. YÖREX Fuarı, bu yıl çok özel bir törene ev sahipliği yaptı. Kayseri’nin kadim lezzeti Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili alması dolayısıyla, Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy’a teşekkür plaketi takdim edildi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun elinden plaketi alan Başkan Gülsoy, bu tescilin Kayseri’nin dünya mutfağındaki yerini sağlamlaştırdığını vurguladı. Fuar süresince ziyaretçilerin akınına uğrayan KTO standında açıklamalarda bulunan Başkan Ömer Gülsoy, coğrafi işaretli ürünlerin sadece birer kültürel miras değil, aynı zamanda dev bir ekonomik güç olduğunu belirtti. Gülsoy şunları söyledi;


"Dünyada coğrafi işaretli ürünler pazarı gelişerek artmakta. 16 senede neredeyse 18 kat arttı ve 1800’ün üzerine çıktı. TOBB’un desteğiyle AB’de tescilli ürün sayısı 46’ya çıktı. Daha bir bu kadar ürünümüz de sırada bekliyor. Dünya genelinde coğrafi işaretli ürünler 200 milyar dolarlık bir pazar payına sahip. Amacımız bu büyük pastadan Kayseri olarak hak ettiğimiz payı almaktır. Hedefimiz, ürünlerimizin sadece sergilenmesi değil, sürdürülebilir bir ekonomik kazanca dönüşmesidir. Bu kapsamda hem Coğrafi işaret algısının hem de bilinirliğinin artmasını sağlayan YÖREX Fuarı, şehrimiz ve ülkemiz adına oldukça önemlidir. YÖREX, yöresel ürünlerin getirildiği, gösterildiği fuar olmanın dışında kendini geliştiren bir fuar. Yerel ürünlerimizin tanıtımına olan bağımlılığımızı vurgulamak istiyoruz. Bizde Kayseri Ticaret Odası olarak geniş bir ekiple fuarda yerimizi alarak kadim şehrimizin coğrafi işaretli ürünlerini sergiledik. Standımıza gelen misafirlerimize pastırma, sucuk, mantı, tandır böreği, kayseri yağlaması, çemen ve nevzine ikramında bulunduk. Kayseri’nin diğer illerle göre marka bilinilirliği daha yüksek."



"7 tescilli lezzet tek bir stantta buluştu


KTO standı, fuarın en çok ziyaret edilen noktası olurken; başta AB Tescilli Kayseri Pastırması olmak üzere; sucuk, mantı, yağlama, nevzine, tandır böreği, fırın ağzı kebabı, gül baklava, yağ mantısı ve purov mantısı gibi toplam 17 tescilli lezzet görücüye çıktı. Fuarın açılışının ardından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve beraberindeki heyet KTO standını ziyaret ederek Kayseri’nin eşsiz lezzetlerini deneyimledi. Başkan Gülsoy, yerel değerlere sahip çıkmanın önemine değinerek, "Sağlıklı ve doğal ürünlere olan ilgi arttıkça, coğrafi işaretli ürünlerimizin katma değeri de artıyor. Bu tesciller sayesinde ürünlerimiz muadillerine göre daha yüksek değerle alıcı buluyor. Bu da yerel kalkınmaya, kadın istihdamına ve ülke ihracatına doğrudan katkı sağlıyor. Biz bu topraklardan çıkan zenginliğin farkındayız ve onu dünyaya pazarlamaya kararlıyız" dedi. Fuarın verimliliğine ve gördüğü ilgiye dikkat çeken Başkan Gülsoy; "Ürünlerimizin aldığı tam not, şehrimizin mutfağına olan güvenimizi bir kez daha perçinledi. Bu başarının mimarlarından olan, yerel değerlerin markalaşması yolunda her zaman önümüzü açan ve bizleri bu plaketle onurlandıran TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu organizasyona öncülük eden Antalya Ticaret Borsası Başkanı Sayın Ali Çandır’a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.


22-26 Nisan tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayan fuarda, yerel üreticiler doğal gıdalar, el emeği ürünler ve yöresel lezzetlerle kültürel mirası tanıtma fırsatı buldu.



Kayseri pastırmasının Avrupa zafer, plaketle taçlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Türkiye Paintball Şampiyonası Osmaniye’de başladı Türkiye Paintball Şampiyonası’nın Osmaniye ayağı, Zorkun Yaylası Şenlik Tepesi Spor Tesisleri’nde düzenlenen törenle start aldı. Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu tarafından, Osmaniye Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen Paintball Büyükler Kulüpler Türkiye Şampiyonası 1. Ayak Müsabakaları, Osmaniye Zorkun Yaylasında gerçekleşti.Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcuların katıldığı organizasyonda, 4’er kişilik takımlardan oluşan 5 grup şampiyonluk için mücadele edecek. Müsabakaların açılışı, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet tarafından yapılan başlangıç atışıyla gerçekleştirildi. İki gün sürecek turnuvada sporcular, zorlu parkurlarda mücadele ederken, organizasyonun hem spora hem de Osmaniye’nin tanıtımına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından sporcuların Zorkun Yaylası’nda buluştuğunu aktaran Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, "Zorkun, Türkiye Paintball müsabakalarının şampiyonasına ev sahipliği yapıyor. Tabii Hakkari’den Tekirdağ’a kadar, Kayseri’den Antalya’ya, Rize’ye, Trabzon’a, Ankara’ya ve Kocaeli’ne kadar birçok ilden sporcu burada bulunuyor. Gelen sporcular, Osmaniye’mizin yaptığı bu ev sahipliğini ve hazırlıkları büyük övgüyle bizlere ilettiler. Biz de tüm sporcu kardeşlerimize başarılar diliyoruz" diye konuştu. "Paintball savaş değil, strateji oyunudur" Avrupa Paintball Asbaşkanı ve Türkiye Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Barkul, "Paintball sporuyla ilgili yanlış bilinen bazı gerçeklerden bahsetmekte fayda var. Her şeyden önce bunun bir savaş simülasyonu ya da şiddet oyunu olduğu düşüncesi yanlıştır. Bu spor, geometrik ve matematiksel zeka gerektiren, stratejiye dayalı bir oyundur. Tıpkı satranç gibi. Siperlerin her birinin ortalama 9 farklı açıdan görüş alanı bulunuyor ve oyuncular bu açılardan birbirlerini boya toplarıyla işaretlemeye çalışıyor. Bu sporda ’silah’ ifadesi yerine ’işaretleyici’ ya da ’marker’ dediğimiz ekipmanlar kullanılmaktadır. Oldukça yüksek adrenalin içeren bu oyun, aynı zamanda ciddi bir konsantrasyon gerektirir" ifadelerini kullandı. Bu sporun stratejik düşünmeyi geliştiren bir oyun olduğunu belirten Kayseri Pars Kulübü’nden Elif Kağan, "Biz Kayseri’den geldik. Kayseri’den dört takım olarak katıldık. 4 takım içinde belki de tek kadın sporcu olarak geldim. Kadınların da bu sporu yapabileceğini göstermek istiyorum. Bu spor zararlı değil, aksine stratejik düşünmeyi geliştiren, gençlerin bakış açısını değiştiren ve dünyaya farklı bir perspektiften bakmalarını sağlayan bir oyundur" diye konuştu. Osmaniye Tempo 80 Spor Kulübü Paintball Takımı oyuncusu Mehmet Ali Çamsarı, "Paintball, gelişmekte olan bir branştır. İlimizde ve ülkemizde il müdürlüğü, belediye ve federasyon tarafından desteklenmektedir. Bu branşın amacı savaşmak değil; keyif almak ve o heyecanı yaşamaktır. Amacımız hem bu branşı geliştirmek hem de ilimizin tanıtımına katkı sağlamaktır" dedi.
İzmir Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar’dan, Satranç Turnuvası’nda şampiyonluk Manisa’da bu yıl ikincisi düzenlenen ve yoğun katılımla gerçekleşen Mesir Uluslararası Açık Satranç Turnuvası, kıyasıya mücadelelere sahne oldu. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından çok sayıda sporcunun yer aldığı turnuvada, Çeşme Belediyespor Kulübü sporcuları önemli bir başarıya imza attı. Turnuvada B Kategorisi’nde mücadele eden Çeşme Belediyesporlu Ali Arda Eracar, sergilediği üstün performansla rakiplerini geride bırakarak şampiyonluğa ulaştı. Turnuva boyunca oynadığı stratejik ve sabırlı hamleleriyle dikkat çeken Eracar, elde ettiği sonuçla hem kulübünü hem de Çeşme’yi gururlandırdı. Şampiyon sporcu için Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç açıklama yaptı. Sarısaç, Eracar’ın başarısından duydukları memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: "Zeka, sabır ve disiplini bir araya getirerek elde ettiği bu başarıyla bizleri gururlandıran sporcumuz Ali Arda Eracar’ı tebrik ediyor; kendisine ve antrenörlerimize kulübümüze yaşattıkları bu mutluluk için teşekkür ediyoruz. Çeşme Belediye Spor Kulübü olarak spora ve sporcuya verdiğimiz desteğin bu tip başarılarla taçlanması en büyük motivasyon kaynağımız olmaya devam edecektir." Turnuvada elde edilen bu şampiyonluk, Çeşme Belediyespor’un satranç branşındaki yükselen başarısının da önemli bir göstergesi oldu.
İzmir Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.