ASAYİŞ - 31 Mart 2026 Salı 17:35

İlaç yolsuzluğunu ortaya çıkartan tanık hakim karşısına çıktı

A
A
A
İlaç yolsuzluğunu ortaya çıkartan tanık hakim karşısına çıktı

Kayseri’de şikayeti ile milyonluk ilaç yolsuzluğunu ortaya çıkaran C.B., tutuklu sanıklardan eczacı E.A.’nın Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı açtığı davada tanık olarak yaşadıklarını anlattı.


Kanser hastalarının kimlik bilgileri kullanılarak milyonlarca liralık sahte reçete düzenlediğini iddiasıyla başlatılan süreç, 4’ü tutuklu 12 sanığın yargılanmasının yolunu açtı. Şikayeti ile söz konusu davanın başlamasını sağlayan C.B., tutuklu sanıklardan E.A.’nın Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) karşı açtığı davada tanık olarak hakim karşısına çıktı. Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davaya taraf avukatları katıldı. Duruşmada dinlenen C.B., kanser teşhisi almasının ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Prof. Dr. A.Ü.’nün hastası olarak tedavisinin başladığı, A.Ü.’nün kendisine akıllı hap önerdiğini ve ’bu haplar çok pahalı, devlet baba ödemiyor. Bakalım, değerlendirelim’ dediğini söyledi. Kendisinin bu akıllı ilaçları ne zaman kullanacağını A.Ü.’ye sorduğunda ise ’ısrar ediyorsunuz, yan etkileri çıkıyor, sonra bizi suçluyorsunuz’ dediğini söyledi. Sonrasında kendisine başka bir tedavi uygulandığını, iyileşerek ayağa kalktığını belirten C.B., A.Ü.’nün kendisini yeniden hastaneye yatırmak istediğini, kendisinin ise iyi olduğunu söylediğini belirtti. Kemoterapi almamak için ısrar etmesine rağmen A.Ü.’nün kendisini hastaneye yatırdığını, sonrasında kangren olduğunu ve komaya girdiğini ifade eden C.B., yarı ölü halde ailesinin kendisini genel cerrahiye götürdüğünde söyledi. İyileştikten sonra eczaneden ilaç almaya gittiğinde eczacının uyarısı ile A.Ü.’nün kendisine yazmadığı ilaçların farklı eczanelerden kendisi adına alındığını tespit ettiğini belirten C.B., "Benim için hayati önem taşıyan ilacı bana vermiyorlar ama benim adıma ilaç yazıp, eczaneden almışlar. Bunun üzerine SGK’ya şikayet ettim" dedi.


SGK’ya şikayetinden sonuç almadığını ve oyalandığını düşündüğü için CİMER’e de şikayetçi olduğunu belirten C.B., konunun haber yapılmasının ardından operasyon yapıldığını belirtti. C.B., "Rabbim bana bu yanlış insanları çıkarmak için fırsat verdi. Ben çok acılar çektim ama kendime üzülmüyorum. Birçok insanın öldüğünü gördüm" dedi.


Kendisine ilaç raporunda ilaç kullanmasına izin vermeyen A.Ü.’nün yanı sıra 3 doktorun daha imzasının olduğunu belirten C.B., sorulan bir soru üzerine konuya ilişkin Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Hakim eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(İsrail parlamentosunun Filistinlileri hedef alan idam yasası) Bu büyük bir insanlık suçudur" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail parlamentosunun Filistinlileri hedef alan idam yasasıyla ilgili, "Bu büyük bir insanlık suçudur. Yani aynı suçu işleyen Filistinli olduğu zaman idam cezası, başkası olduğu zaman ise başka bir hukuk uygulanacak. Bunun asla izahı yoktur. Bütün dünyanın bu konuda mutlaka uyanık olması lazım ve sonuna kadar karşı çıkması lazım. Aynen Gazze’deki soykırım gibi şimdi İsrail parlamentosunun aldığı bu kararla birlikte dünya büyük bir sınavın içindedir" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin Şeyh ve Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Rawhi Fattouh ile Meclis’te bir araya geldi. Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devletin bütün kurum ve kuruluşlarının Filistin’e destek olmak için seferber olduğunu dile getirerek, "Milletin temsilcileri olarak bizler de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Filistin meselesini her zaman en üstteki dış politika meselemiz olarak gördük. Parlamenter diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak uluslararası platformlarda Filistin devletinin ve halkının hakkını korumak için gayret sarf ettik, sarf ediyoruz" ifadesini kullandı. Kurtulmuş, Batı Şeria’da Müslümanların evlerini ve arazilerini işgal eden soykırımcıların işi fiili şiddete döktüğünü söyleyerek, "Netanyahu çetesinin özellikle son iki uygulaması, bütün sabır taşlarını çatlatmıştır. Asla kabul edilemez ve bütün Müslümanların, bütün insanlığın gözünü açmalıdır. Bunlardan birincisi ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa’nın kapalı tutulmasıdır. Bu doğrudan doğruya 2 milyarlık İslam alemine ve Müslümanların inançlarına karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu kapatma kararının arkasındaki esas meselenin bir güvenlik gerekçesi olmadığını gayet iyi biliyoruz. İsrail hükümetinin esas niyeti Mescid-i Aksa’nın yıkılmasına hazırlık yapma sürecini başlatmaktır. Siyonist yönetim, kendi sapkın dini ideolojilerinden kaynaklanan nihai bir kıyamet savaşına hazırlanıyor ve bunun için de Mescid-i Aksa’nın yıkılmasını bir kilometre taşı olarak görüyor olabilir. Ancak boşuna hayal kurmasınlar, ham hayal içinde olmasınlar, Mescid-i Aksa’nın yıkılmasına asla ve asla ne İslam dünyası ne insanlık izin verecektir. Bu büyük bir insanlık suçudur. Yani aynı suçu işleyen Filistinli olduğu zaman idam cezası, başkası olduğu zaman ise başka bir hukuk uygulanacak. Bunun asla izahı yoktur. Bütün dünyanın bu konuda mutlaka uyanık olması lazım ve sonuna kadar karşı çıkması lazım. Aynen Gazze’deki soykırım gibi şimdi İsrail parlamentosunun aldığı bu kararla birlikte dünya büyük bir sınavın içindedir. Bakalım böyle cılız bir iki tane protesto cümleleriyle bunu geçiştirecekler mi yoksa başta Batı dünyası olmak üzere bütün dünya böylesine önemli bir hukuki alandaki çifte standardı, bu yanlış uygulamayı bir şekilde durdurmak için harekete geçecekler mi? Bunu göreceğiz. Bu kararıyla da İsrail’in, Gazze’deki soykırımı hukuki yollarla Batı Şeria’da genişletmek istediğini anlıyoruz. Buna dünya müsaade etmemelidir. Biz sonuna kadar bu konuda uluslararası alanda neler yapılabilirse bunun mücadelesini vermeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle Filistinli şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, bütün Filistin halkına sabır, direnç ve cesaret diliyorum. İnşallah en kısa süre içerisinde nehirden denize özgür bir Filistin devletinin kurulmasını görmek hepimize nasip olur. Sizlere de böylesine özgür bir Filistin devletinin yöneticileri olarak halkınıza hizmet imkanı doğar diye ümit ve temenni ediyorum. Türk milleti olarak hepimizin ortak duası budur. Bu duaların gereğini yerine getirmek için bütün gücümüzle gayret sarf ediyoruz" dedi. Batı Şeria ve Kudüs’teki saldırılara da işaret eden Şeyh, "Filistin halkımızın sebatı ve direnişi gerçekten takdire şayandır. Bu halk büyük bir fedakarlıklarla toprağına bağlı kalmak için çalışmaktadır" dedi. Şeyh, Filistin halkının, Araplar ve Müslümanların, dost ve kardeş ülke Türkiye’nin desteğini takdirle karşıladığını belirterek, "Filistinliler hürriyetlerine, bağımsızlıklarına kavuşmak için çabalarını devam ettirmektedir. Nihai amacımız başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasıdır" ifadesini kullandı.
Manisa Manisa Büyükşehir Belediyesinde en düşük kadrolu işçi maaşı 80 bin TL oldu Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Hizmet-İş Sendikası arasında, kadrolu işçileri kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı. Yeni sözleşmeyle birlikte en düşük kadrolu işçi maaşı 80 bin liraya yükseltildi. Mevcut sosyal hakların iyileştirildiği sözleşmeyle ‘doğum yardımı’ ve ‘icap nöbeti’ gibi haklar da ilk kez tanımlandı. Başkan Besim Dutlulu, "İşçi kardeşlerimizin yaşam standartlarını artırmak için elimizden gelen en iyi şartlarda mutabakata vardık" dedi. Kadrolu işçilerin mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve yeni kazanımları içeren toplu iş sözleşmesini Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ile Hizmet-İş 2 Nolu Şube Başkanı Tekin Turgut imza altına aldı. İmza töreninde Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz ile MASKİ İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Hayri Okkalı da yer aldı. Sosyal haklar arttı Sözleşme kapsamında çalışanların refah seviyesini korumak amacıyla daha önce 190 lira olan yemek yardımı 315 liraya çıkarıldı. Yılda bir kez ödenen sosyal yardımlar güncellenerek her ay 3 bin 273 lira olarak ödenmesine karar verildi. Bayram yardımlarında da artışlar yapıldı. Ramazan Bayramı yardımı 500 liradan 2 bin 600 liraya, Kurban Bayramı yardımı ise 3 bin liraya yükseltildi. Ayrıca personelin görev niteliğine göre ödenen risk ve sorumluluk primlerinde de artışa gidildi. Bazı hakların ilk kez tanımlandığı sözleşmede, Ramazan Bayramı yardımı 500 liradan 2 bin 600 liraya, Kurban Bayramı yardımı 3 bin liraya çıkarılarak günün şartlarına uygun hale getirildi. "En iyi şartlarda mutabakata vardık" Ekonomik anlamda zor bir dönemden geçildiğini belirten Başkan Besim Dutlulu, yerel yöneticilerin çalışanlara destek olmasının önemine değindi. İlçe belediye başkanlığı döneminden bu yana işçilerle dostça bir çalışma ortamı oluşturmaya çalıştığını ifade eden Dutlulu, "Manisa Büyükşehir’de de Ferdi Başkanımız döneminden itibaren güzel işler yapılmaya başlandı. İşçilerin hakları çoğaltıldı. Gönül daha fazlasını vermek isterdi ancak ülkenin ekonomik şartları ve belediyenin sürdürülebilirliği çerçevesinde işçi kardeşlerimizin yaşam standartlarını artırmak için elimizden gelen en iyi şartlarda mutabakata vardık" diye konuştu. "Şehre birlikte hizmet ediyoruz" Başkan Dutlulu, belediyeyi çalışanlarla birlikte yönettiklerinin altını çizerek, "İşçi arkadaşlarımızı sadece personel değil, şehrimize hizmet ettiğimiz yol arkadaşlarımız olarak görüyoruz. Bu uyumlu süreç için sendikamıza ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hepimize hayırlı olsun" dedi. Hizmet-İş Sendikası 2 No’lu Şube Başkanı Tekin Turgut ise törende yaptığı konuşmada, "Besim Başkanımıza, işçinin yanında durduğu ve bütçe imkanlarını sonuna kadar zorlayarak emeğin hakkını koruduğu için tüm arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Iğdır Iğdır’da kayısı ağaçları çiçek açtı, ova beyaza büründü Havaların ısınmasıyla birlikte "Doğu’nun Çukurovası" olarak bilinen Iğdır’da kayısı ağaçları çiçek açtı. Mart ayında yaşanan bu görsel şölen, hem üreticilerde bereket umudunu artırdı hem de fotoğrafçılar ile doğaseverlerin ilgisini çekti. Doğu Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden biri olan Iğdır’da baharın gelmesiyle birlikte kayısı bahçeleri çiçek açtı. Havaların ısınmasıyla ovaya yayılan yaklaşık 350 bin kayısı ağacı, bölgeyi adeta beyaz bir örtüyle kapladı. Her yıl ortalama 40 bin ton kayısı rekoltesinin elde edildiği kentte, ağaçların çiçek açması üreticiler için bereketli bir sezon beklentisini de beraberinde getirdi. Mart ayında gerçekleşen çiçeklenme dönemi, hem çiftçiler hem de doğa tutkunları için önemli bir zaman dilimi olarak görülüyor. Baharın gelişiyle birlikte yeşil ve beyazın buluştuğu kayısı bahçeleri, adeta doğal bir stüdyoya dönüştü. Kartpostallık manzaralar sunan bahçeler, fotoğrafçılar ve doğaseverlerin ilgisini çekerken, yöre halkı da bu eşsiz görüntüleri görmek için bölgeye akın ediyor. "Doğu’nun Çukurovası" olarak anılan Iğdır Ovası’nda çiçek açan kayısı ağaçları, hem bölgenin tarımsal zenginliğini hem de baharın gelişini gözler önüne seriyor. Üreticiler ise bu yıl hava şartlarının uygun gitmesi halinde verimli bir sezon geçirmeyi umut ediyor. Bisikletiyle kayısı bahçelerini gezen Harun Cengiz, her yıl mart ve nisan ayında doğal bir tablonun içinde olduklarını söyleyerek, "Şu anda Iğdır’da kayısı bahçelerindeyiz. Muhteşem bir görüntü var. Ağaçlar adeta gelinlik giymiş gibi çiçek açmış. Bugün buraya fotoğraf ve video çekmek için geldim. Tüm doğaseverleri bu muhteşem görüntüyü gelip çekmeye ve görmeye davet ediyorum" dedi.