GÜNDEM - 18 Ocak 2026 Pazar 10:13

Başkan Yalçın: "Devletin gücü, bir canı kurtarabilme kudretindedir"

A
A
A
Başkan Yalçın: "Devletin gücü, bir canı kurtarabilme kudretindedir"

Talas Belediyesi; afetlere hazırlık konusunda kurumsal kapasitesini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Talas Belediyesi ile Kayseri İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) iş birliğinde belediye personeline yönelik ’Enkaz Arama Kurtarma Makine ve Teçhizat Tanıtımı ve Çalıştırılması’ programı düzenlendi.


Talas Belediyesi Reşadiye Ek Hizmet Binası bahçesinde gerçekleştirilen programa; Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, başkan yardımcıları, birim müdürleri, belediyenin acil durum ekibi ile AFAD yetkilileri katıldı. Program kapsamında, AFAD tarafından hibe edilen 20 adet jeneratör başta olmak üzere enkaz kaldırma ve arama-kurtarma çalışmalarında kullanılan makine, cihaz ve ekipmanlar uygulamalı olarak tanıtıldı. AFAD yetkililerinden ekipmanlar hakkında detaylı bilgi alan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın; afetlere karşı hazırlığın hayati bir mesele olduğuna dikkat çekti. Başkan Yalçın, geçmiş depremlerden çıkarılan derslerin bugün gelinen noktayı oluşturduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı;


"Bir devlet bir orduyu 100 yıl besler, bir defa savaş olur. Bu cihaz ve ekipmanlar ise bir can kurtarmak için bile olsa devletin gücünün nerede durduğunu gösterir. Allah devlete zeval vermesin. 1999 depreminde çok çaresizdik. 6 Şubat depremlerinde daha bilinçliydik. Van depreminde teknolojiyi daha fazla kullandık. Bugün geldiğimiz nokta, tüm bu yaşananların ve edinilen tecrübelerin birikimidir. Kayıplarımızı üst üste koyduğumuzda bu konuda ne kadar dikkatli olmamız gerektiği çok net ortaya çıkıyor. AFAD bu alanda son derece deneyimli, genç ve dinamik bir ekipten oluşuyor. İçişleri Bakanlığımıza bağlı çok önemli bir yapı. AFAD’a ve belediyemizin ekiplerine gönülden teşekkür ediyorum."


Talas Belediyesi, afet yönetimini yalnızca müdahale anıyla sınırlı görmeyen önleyici, hazırlık ve hızlı toparlanma odaklı bir anlayışla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda belediye bünyesinde oluşturulan acil durum ekipleri düzenli eğitimlerden geçirilirken, teknik donanım ve lojistik altyapı da sürekli olarak güçlendiriliyor. Bu vizyon istikametinde Talas’ın 4 farklı noktasındaki büyük parklara yerleştirilen afet konteynerleri, muhtemel bir afet durumunda vatandaşların temel ihtiyaçlarına hızlı şekilde ulaşabilmesini amaçlıyor. Ayrıca Başakpınar Mahallesi Malatya yolu yanında kurulan, çok sayıda konteynerden oluşan acil durum yaşam alanı ile barınma, koordinasyon ve ilk müdahale süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi hedefleniyor. Enkaz arama-kurtarma ekipmanları, enerji temini için jeneratörler, afet konteynerleri ve yaşam alanlarıyla Talas Belediyesi can güvenliğini önceleyen, bilinçli ve dirençli bir şehir anlayışıyla afetlere karşı hazırlıklarını kararlılıkla sürdürüyor.



Başkan Yalçın: "Devletin gücü, bir canı kurtarabilme kudretindedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.