GÜNDEM - 28 Ekim 2025 Salı 11:15

Akran değil ‘ekran’ zorbalığı

A
A
A
Akran değil ‘ekran’ zorbalığı

Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, ailelerin ve eğitimcilerin dijital okuryazarlık konusunda daha fazla çalışma yapması gerektiğini söyleyerek, "İnsanlar artık her şeyin ekran başında olduğunu düşünerek duygularını kaybediyor" dedi.


Dijital okuryazarlık eğitimleri verilmediği sürece insanların teknolojiyi kendi kendilerine kullanmayı öğrendiğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Aslında şöyle; her zaman belirttiğimiz dijital okuryazarlık ile ilgili gerekli eğitimler verilmediği, altyapı oluşturulmadığı için ne yazık ki gençlerimiz, çocuklarımız ekran kullanmayı da teknolojiyi kullanmayı da kendi kendilerine öğreniyorlar ya da öğrenemiyorlar. Bu konuda gerekli altyapı olmadığı için ve haliyle de her bilgiye çok kolay ulaşabildiklerini düşündükleri için gerek arama motorları olsun gerek yapay zeka olsun, eskisi gibi kitap okuma alışkanlıklarının daha geride kalmasından kaynaklı olsun ya da çevresinde görebileceği örneklerin azalması sebebiyle artık her şeyin ekranda olduğunu düşünüyor ve haliyle de ekran başında da ne yazık ki duygularını birinin önünde kaybediyorlar. Tabii şöyle bu tarz platformlarda birbiri ile ilgili normal şartlarda yüz yüze söyleyemeyecekleri birçok şeyi yazabiliyorlar. Hatta bunu sadece gençlerde değil büyüklerde de yaşıyoruz. Yorumlarda böyle çok sert ve hiç akla gelmez ifadeler kullanan kişileri zaman zaman arıyorum ben. Ne söylüyorsanız bana söyleyin şimdi telefonda söyleyebilirsiniz dediğin zaman hemen ifadeleri değişiyor" dedi.


Topuzoğlu, dijital mecralarda insanlara zorbalık yapan kişilerin kendilerinin de mutlu olmadığını söyleyerek, "Aslında işin temelinde sosyoloji ve psikoloji de yatıyor. Yani insanların günlük hayattakinden daha farklı olma çabalarının da etkisi oluyor ve bu platformlarda birbirlerini ne yazık ki zorbalayan insanlar ya da gençler haliyle kendileri de mutlu olamıyorlar, başkalarını üzdüklerinin farkında olmuyorlar. Bu konuda hem ailelerin daha bilinçli olması özellikle öğretmenlerin, eğitimcilerin bu konuda daha fazla çalışma yapması, bu noktada hatta anaokulundan itibaren teknoloji kullanmanın öneminin anlatılması ve ‘Gerçek hayatta ne iseniz dijital ortamda o olmalısınız aynı şekilde hassasiyetle davranmalısınız’ mesajının verilmesi gerektiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.



Akran değil ‘ekran’ zorbalığı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Öğretmenlerin resen atamaları mahkeme tarafından iptal edildi Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, norm kadro fazlası öğretmenlerin iradeleri dışında resen atamalara itirazı üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi ve Adana 3. İdare Mahkemesi işlemleri iptal etti. Norm kadro fazlası oldukları gerekçesiyle, aile bütünlükleri ve mazeretleri göz ardı edilerek kilometrelerce uzaklıktaki ilçelere atanan öğretmenler için, Eğitim-Bir-Sen hukuk mücadelesi başlattı. Eğitim-Bir-Sen’in başvurusu üzerine Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, yürütmesi durdurulan genelge hükümlerinin dayanak alınarak bazı öğretmenlerin resen atamadan muaf tutulmasının, atama sıralamasını ve tercihlerini doğrudan etkileyeceğini belirterek idarenin atama işlemlerini hukuka aykırı buldu. Öte yandan, Adana 3. İdare Mahkemesi ise zorunlu yer değiştirmeye tabi polis memuru eşi olan bir öğretmenin, norm kadro gerekçesiyle aile birliğini bozacak şekilde resen atanmasını Anayasa’nın aile birliğini koruyan ilkesine aykırı bularak iptal etti. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, yargı kararlarının sendikanın haklılığını bir kez daha kanıtladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Geçtiğimiz aylarda kazandığımız davaların ardından bu hafta da yeni iptal kararlarıyla üyelerimizin hakkını teslim almanın gururunu yaşıyoruz. Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın’ın her platformda dile getirdiği gibi, resen atama bir çözüm yöntemi değil, başlı başına bir mağduriyet kaynağıdır. Öğretmenlerimizin aile düzenini, küçük yaştaki çocuklarının durumunu ve çalışma şevkini hiçe sayan bu dayatmalara yargı bir kez daha geçit vermemiştir. Eğitim-Bir-Sen olarak bu mağduriyetin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz." Eğitim-Bir-Sen’in sadece bir tepki mercii değil, aynı zamanda çözüm ve hak arama kapısı olduğunu vurgulayan Sarıgeçili, şubelerinin hukuk komisyonuna dikkat çekerek, "Şubemiz bünyesindeki hukuk komisyonumuz, üyelerimizin hak kaybına uğramaması için dosyaları titizlikle inceliyor ve tamamen ücretsiz bir hukuki kalkan sağlıyor. Kazandığımız bu son davalar, sadece bu öğretmenlerimizin değil, hakkı gasp edilen tüm eğitim camiasının ortak zaferidir. Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi olarak, tek bir üyemizin dahi haksızlığa uğramasına sessiz kalmayacağız" dedi.