ÇEVRE - 27 Mayıs 2025 Salı 16:49

Kastamonu’da Ulusal İklim Vizyonu Zirvesi

A
A
A
Kastamonu’da Ulusal İklim Vizyonu Zirvesi

Kastamonu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen "Ulusal İklim Vizyonu Zirvesi"nde iklim değişikliğinin etkileri ele alındı.


Kastamonu Üniversitesi tarafından düzenlenen "Ulusal İklim Vizyonu Zirvesi", Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirildi. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve Türkiye Ulusal Ajansı’nın desteklediği zirve, Kastamonu Üniversitesi, Kastamonu İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve Cide Belediyesi başta olmak üzere çeşitli kurumların iş birliğiyle düzenlendi. İklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik politikalar, sürdürülebilir çevre çözümleri ve gençlerin iklim vizyonu gibi konularının ele alındığı etkinliğe Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekçi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.



"İklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik etkileri giderek derinleşiyor"


Zirvede konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, "İklim krizi, dünyanın her tarafından etkileri derinden hissediliyor. Yakın zamanda farklı coğrafyalarda seller oldu. Kış mevsiminde Kaliforniya’da, hatta Güney Kore’de orman yangınları meydana geldi. Önümüzdeki dönem sıcakların artacak olacağı bir dönem, kuraklık ve aşırı sıcaklara bağlı olarak hem tarımsal noktada yaşanacak sıkıntılar hem bazı bölgelerde ani yağışlar neticesinde meydana gelen sel ve su baskınları, orman ekosistemlerini, maki ekosistemlerini, çayır ekosistemlerini etkileyen orman yangınlarının tamamını değerlendirdiğimizde iklim krizinin yakından yansımalarıdır. İklim krizi dediğimiz bu küresel kriz kavramıyla tüm insanlar bir mücadele içerisinde. Bu mücadele toplumların tek başına yapabileceği bir mücadeleden çıkıp birlikte yapabilme, birlikte üretme kavramını da beraberinde zorunlu hale getirdi" dedi.


Ormancılık ve tabiat turizmi alanında yaptıkları akademik ve uygulamalı çalışmalarla çevre dostu kalkınma hedeflerine çözün sunmayı temel öncelikli hedef olarak gördüklerini belirten Prof. Dr. Küçük, "Bu projeyle gençlerin iklim krizine aktif katılımını destekledik. Sürdürülebilir bir gelecek için sadece bilgi üretmek değil, aynı zamanda sorumlu olan bir üniversite iddiamızı bir kez daha ortaya koymuş bulunuyoruz. Üniversiteler sadece bilim üretme merkezleri değil, aynı zamanda toplumsal meselelere karşı ki iklim değişikliği bunlardan en önemlisidir. Bu sorunlara karşı çözüm üreten, bölgesel ve ulusal kalkınmaya etki eden ortak akılı teşvik eden, geleceğe dair umutları besleyen kurumlardır. İklim krizinin her geçen gün derinleştiği bu çağda genç kuşakların bilgi ile bilinçle ve sorumluluk duygusuyla donatılması geleceğimiz açısından en büyük güvencelerden birisidir. Bu doğrultuda üniversitemiz, sadece akademik başarılarıyla değil, çevresel duyarlılığı yüksek bireyler yetiştirme çabasıyla da örnek olmayı sürdürmektedir. Bu zirvede gençlerimizin oluşturduğu tematik gruplar aracılığıyla; iklim eğitimi, afet yönetimi, teknoloji ve girişimcilik, sürdürülebilir şehircilik ve yerel iklim eylemi gibi alanlarda değerli öneriler paylaşılacak" diye konuştu.


Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Küçük, yapay zeka gibi bilimsel verileri, yenilikçi teknolojilerle, sürdürülebilir politikalarla tartışarak gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için somut adımlar


atmayı hedeflediklerini söyledi.


"Türkiye, iklim krizini an ağır yaşayacak ülkelerden biri"


Çevre ve iklim temelli girişimlerin yalnızca bilimsel düzeyde değil, toplumsal farkındalık boyutunda da desteklenmesi gerektiğini belirten Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci ise, "Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye, iklim krizini an ağır yaşayacak ülkelerden biri. Devletimizin diğer ülkelerden çok daha önce harekete geçmesi elbette ülkemiz adına bir umut. Paris İklim Anlaşması’nı onayladık ve 2053 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefimizi açıkladık. Bu hedefe ulaşmak için adil, kapsayıcı ve bilim temelli mücadele içindeyiz. Bu toplantı da zaten bu hedefin dayanaklarından, parçalarından, ürünlerinden biri" şeklinde konuştu.


Kuraklık artarken bir yandan da sel baskınlarının arttığını söyleyen Ekmekci, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel planların hazırlanması gerektiğine dikkat çekti.


Zirvede konuşan Öğretim Görevlisi Dr. Berkan Güngör de, iklim krizinin, artık yaşamın içinde olan bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Açılış konuşmalarının ardından Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Tevfik Erdem, "İklim Krizi ve Yeni Sosyal Hareketler" başlığı adı altında sunum gerçekleştirdi.



Kastamonu’da Ulusal İklim Vizyonu Zirvesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın uçuş testleri Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde yapılıyor. Testlerin yanı sıra merkezde, kursiyerlere pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri veriliyor. Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi Birim Lideri Halil Akar, "5 adet KIZILELMA prototipi ürettik, 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız. Şuana kadar AKINCI hava aracında 110 adet hava aracını hem yurt içi hem yurt dışı olmak üzere teslimini gerçekleştirmiş durumdayız. İnşallah bu rakam yıl sonu itibariyle bu rakam 120’ye çıkacak" dedi. Türk savunma sanayisinin lider firması Baykar oyun kurucu teknolojileriyle dünyada adından söz ettiriyor. Tamamen kendi öz kaynaklarıyla milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı ve Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA gelişmiş kabiliyetlerine her geçen gün yenisini ekliyor. Bayraktar KIZILELMA ve Bayraktar AKINCI TİHA’nın testleri Tekirdağ Çorlu’da bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gece gündüz aralıksız devam ediyor. Yaklaşık 200 personelin çalıştığı merkezde büyük bir titizlikle çalışılıyor. Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde AKINCI TİHA ve Bayraktar KIZILELMA’nın test uçuşları İhlas Haber Ajansı tarafından görüntülendi. Baykar tarafından pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri de veriliyor Merkezde testlerin yanı sıra, yurt içi ve yurt dışına ihraç edilen AKINCI TİHA’nın pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri veriliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ve yurt dışından gelen kursiyerler burada çeşitli eğitimlerden geçiyor. Bugüne kadar 2 binin üzerinde son kullanıcıya AKINCI TİHA pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri verildi. KIZILELMA’nın pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri ise 2026 yılında başlayacak. Pilot adayları ilk olarak uçağın üzerindeki sistemlerin anlatıldığı teorik sınava tabi tutuluyor, daha sonra simülasyon da uygulamalı eğitime geçiliyor. Simülasyon da başarılı olan kursiyerler uçuş eğitimine katılmaya hak kazanıyorlar. Uçuş testinde başarılı 30 sorti gerçekleştiren kursiyerlere pilotluk sertifikası veriliyor. Pilotluk eğitimleri 5 ay teknisyenlik eğitimleri ise 4 ay sürüyor. "200 personelimle bize verilen test görevlerini eğitim ve sevkiyat görevlerini etkin bir şekilde yerine getiriyoruz" 24 saat esasına göre çalışıldığını ifade eden Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi Birim Lideri Halil Akar, "Baykar Çorlu Uçuş Eğitim Merkezi’miz, 2019 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Burada ki ana faaliyetlerimiz Bayraktar AKINCI ve Bayraktar KIZILELMA hava araçlarımızın test faaliyetleri, son kullanıcı olarak adlandırdığımız kullanıcıların pilotları ve teknisyenlerinin eğitimlerinin verildiği ve son kullanıcıya hava araçlarımızın teslim edildiği yer olarak faaliyetlerimize devam etmekteyiz. Yaklaşık 200 personelimle bize verilen test görevlerini eğitim ve sevkiyat görevlerini etkin bir şekilde yerine getiriyoruz" diye konuştu. "AKINCI hava aracı pilotları ve teknisyenlerine eğitim veriyoruz" Baykar Çorlu Uçuş Eğitim Merkezi’nde AKINCI TİHA pilotları ve teknisyenlerine eğitim verildiğini belirten, Akar, "2021 yılından beri AKINCI hava aracı pilotları ve teknisyenlerine eğitim veriyoruz. Şuana kadar yaklaşık 2 binin üzerinde yurt dışından ve yurt içinden gelen kursiyerlerimize başarılı bir şekilde eğitimlerimizi verdik. Şuan 13 farklı ülkede artı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin envanterinde hava araçlarımız etkin bir şekilde kullanılmakta. Baykar firmamız dünyada en fazla İHA ihraç eden en büyük savunma sanayi şirketi. Şuan da 37 farklı ülkede yüzlerce hava aracımız operasyon icra etmekte. Şuana kadar AKINCI hava aracında 110 adet hava aracını hem yurt içi hem yurt dışı olmak üzere teslimini gerçekleştirmiş durumdayız. İnşallah bu rakam yıl sonu itibariyle bu rakam 120’ye çıkacak" ifadelerini kullandı. "F-16 hava aracı boyutunda bir savaş uçağıdır" Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı olan Bayraktar KIZILELMA’nın özelliklerinden bahseden Akar, "Biz uçağımızı insansız savaş uçağı olarak adlandırıyoruz. Hava aracımız 10 metre kanat açıklığına sahiptir. Kıyaslamak gerekirse yaklaşık bir F-16 hava aracı boyutunda bir savaş uçağıdır. 8.5 ton maksimum kalkış ağırlığına sahiptir. Faydalı yük kapasitesi 1.5 tondur. Yaklaşık 3 saat hava da kalış süresine sahiptir. Hava aracımızın üzerinde 8 adet mühimmat yükleme istasyonu vardır. Bunlardan 6 adeti kanat altında 2 adeti gövde içerisindedir. KIZILELMA hava aracının en önemli özelliklerinden bir tanesi düşük görünürlüğe sahip olmasıdır. Düşük görünürlüğü sağlamak maksadıyla gövde içerisine iki adet mühimmat yükleme istasyonu geliştirildi. Bu sayede hava aracı düşman radarlarında düşük bir iz görüntüsüne sahip olacak. Bu da harekatta hem hava aracının bekası için hem de icra edeceği görevin bekası için önemli bir etken roldür. KIZILELMA savaş uçağımızın operasyonel irtifası 25 bin feettir. Projedeki gelişmelere göre ilerleyen süreçte bu operasyonel irtifa artacaktır. Yapay zekayı etkin bir şekilde kullanıyoruz. KIZILELMA uçuşlarında kalkış ve inişlerde 2 pilot görev yapıyor. Görev esnasında bir pilot hava aracını uçurmak için yeterli" ifadelerini kullandı. "5 adet KIZILELMA prototipi ürettik, 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız" KIZILELMA 5 tane prototipi olduğunu ifade eden Akar, "Baykar tarafından geliştirilen İHA sistemleri 3 ana alt sistemden oluşmaktadır. Birincisi uçağın kendisi diğer uçağın kontrol edildiği yer kontrol istasyonu ve bu her iki sistemi bir birine bağlayan yer veri terminallerinden oluşmaktadır. Yer veri terminallerimizin bir kısmı anten anteni görme prensibi ile çalışmakta. Bir tanesi de uydu antenleri vasıtasıyla çalışmaktadır. Biz uçuş esnasında gerçek zamanlı veri alışverişi sağlaya biliyoruz antenler vasıtasıyla. Hava aracımız üzerinde bulunan görev bilgisayarları seyrüsefer bilgisayarları ve yazılım bilgisayarlarıyla etkin bir şekilde 3 yedekli olarak kontrol edilmektedir. KIZILELMA hava aracının ilk uçuşu 14 Aralık 2022 yılında bu tesisimizde gerçekleştirildi. Şuana kadar olan süreçte 5 adet KIZILELMA prototipi ürettik. 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız. 2026 yılının ilk çeyreğinde hava aracımızı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin envanterine teslim etmiş olacağız" dedi.
Denizli Kaliteli, günlük ve uygun fiyatlı Merkezefendi Belediyesi, Halk Et Mağazasının ikinci şubesini açılış töreniyle Sevindik Mahallesi’nde hizmete sundu. İlçe genelindeki çalışmalarına devam eden Merkezefendi Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmetlerini sürdürüyor. Halk Süt, Halk Ekmek, Halk Market ve Halk Et projelerini ilçeye kazandıran Merkezefendi Belediyesi, Halk Et Mağazası’nın 2. Şubesini Sevindik Mahallesi’nde hizmete açtı. Gerçekleştirilen açılış törenine Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ali Marım, Cumhuriyet Halk Partisi Merkezefendi İlçe Başkanı Müjdat İlhan, Cumhuriyet Halk Partisi Denizli İl Kadın Kolları Başkanı Ayşen Kocabay, Merkezefendi Belediye Başkan Yardımcıları, Pamukkale Belediye Başkan Yardımcısı Himmet Yavaş, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sosyal projelere ara vermeden devam edeceklerini belirten Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "2019’da göreve geldiğimiz günden itibaren sosyal, halka dokunan, halkın ihtiyaçlarını karşılayan projelerle yolumuza devam ediyoruz. Bugün itibariyle Merkezefendi’de yaptığımız birçok üreten projeyle Denizlimiz ve Türkiye’ye örnek olduk. Yaptığımız projeler ile hemşehrilerimizin yüzünün gülmesini istiyoruz. Sevindik Mahallemize açmış olduğumuz Halk Et Mağazamızın 2. Şubesi hayırlı ve uğurlu olsun. Güvenilir, kaliteli, hijyenik ve ekonomik eti hemşehrilerimiz ile buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Güzel işleri, güzel hizmetleri hep birlikte yapacağız. Biz Merkezefendimizi gerçekten bütün kalbimizle, ilgimizle, ihtiyaçları bilerek ve tespit ederek yönetiyoruz" dedi. Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, "Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’a verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Merkezefendi Belediyesi devam eden hizmetleriyle Türkiye’nin gündeminde. Şeniz Doğan, Türkiye’de ilçe belediye başkanlarının içerisinde en başarılı belediye başkanı. Halk Et Mağazasının açılmasında emeği geçen herkesin emeğine sağlık" diye konuştu. "Başkanımız elinden geleni yapıyor" Cumhuriyet Halk Partisi Merkezefendi İlçe Başkanı Müjdat İlhan, "Merkezefendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan’a, bu özel açılış gününde bizi bir araya getirdiği için teşekkür ediyorum. Merkezefendi Belediye başkanımız halkın temel ihtiyaçlarına en sağlıklı, en güvenilir, en hızlı ve en ucuz ulaşmasını sağlamak için elinden gelen gayreti gösteriyor. Ekonomik sıkıntıları görüyoruz. Vatandaşımızın derdini biliyor, çözüm olmaya çalışıyoruz" dedi. "Merkezefendi’de oturmaktan gurur duyuyorum" Sevindik Mahalle Muhtarı Bülent Koçyiğit, "Mahallemize açılan Halk Et Mağazamız hayırlı ve uğurlu olsun. Merkezefendi Belediye Başkanımız Şeniz Doğan’a yaptığı projeler ve hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Sevindik’te oturmaktan, Merkezefendili olmaktan büyük gurur duyuyorum" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar Halk Et Mağazasının açılış kurdelesini dualarla birlikte kesti. Kurdele kesimi sonrası vatandaşlar mağazadan alışveriş yaptı.
Kahramanmaraş Hava sıcaklığı eksilere düştü, inşaatlarda çalışmalar durma noktasında geldi Kahramanmaraş’ta hava sıcaklığının eksilere düşmesiyle birlikte inşaat sektöründe çalışmalar büyük ölçüde durma noktasına geldi. Şantiyelerde işçi faaliyetleri tamamen dururken, iş makineleri ve kule vinçler de olumsuz hava şartları nedeniyle çalışamaz hale geldi. Türkiye’nin birçok noktasında etkili olan kar yağışı ve sonrası soğuk hava 6 Şubat depremlerinin merkez üssü Kahramanmaraş’ta da etkili oluyor. Kentte etkisini artıran soğuk hava ve don olayları, özellikle açık alanda yürütülen inşaat faaliyetlerini olumsuz etkiledi. Düşük sıcaklıklar nedeniyle iş güvenliği riski oluşurken, inşaat işçilerinin şantiyelerde çalışamadığı bildirildi. Şantiyelerde beton dökümü ve ağır yapı imalatlarının don riski nedeniyle yapılamadığı, kule vinçler ve iş makinelerinin de güvenlik gerekçesiyle devre dışı bırakıldığı öğrenildi. Olumsuz hava şartları öncesinde deprem konutlarının yapımının hızlı şekilde sürdüğünü, ancak soğuk hava dalgasının çalışmaları yavaşlattığını ifade edildi. Vatandaşlardan Mehmet Bilgiç, "Biz kar bekliyorduk o da oldu devamı da gelir kuraklıktan sularımız ve ağaçlarımız kurumuştu" dedi. Vatandaşlardan İbrahim Sarı da , "Kar yılı var yılı görüldüğü gibi, kar berekettir. Her kar yağdığında bolluk olduğu yıllar yaşanır soğukların olması da gayet normal" diye konuştu. Çevre sakinlerinden Ali Gürbak ise, "Bir haftalık inşaatlar durdu beton dökümlerine don nedeniyle izin verilmiyor. Su olarak düşündüğümüzde çok güzel oldu kar senesi var senesi denilir" ifadesini kullandı.
Yalova Ablası annesi Güllü’yü öldürmekten tuttuklanan Tuğberk Gülter: "Yaptığım en büyük hataydı" Yalova’daki evinin terasının penceresinden düşen Güllü’nün ölümüyle ilgili soruşturmada ablası Tuğyan Ülkem Gülter, kasten öldürme suçlamasıyla tutuklanan sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter sosyal medyadan yaptığı açıklamada, "Annem için rahatlıkla ’ölsün’ ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı" dedi. 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova’nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi üzerindeki apartmanın 5’inci katındaki kapalı terasta ünlü şarkıcı Güllü (52), kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmişti. Güllü olarak bilinen Gül Tut’un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, olay sırasında evde bulunan Tuğyan Ülkem Gülter annesini öldürme suçlamasıyla tutuklanmıştı. Yaşanan olaylarla ilgili sanatçının oğlu Tuğberk Yağız Gülter, yazılı açıklama yaptı. Açıklamasını sosyal medya üzerinden paylaşan Gülter, "Yaşadığım bu süreç, hayatımın açık ara en zor günleri ve ayları olmuştur. Ne geçmişte kalmıştır ne de kolayca geçecektir. Annemi, bir gece uykusunda kaybetmemle başlayan bu dönem, daha en başından en ağır noktadan başlamıştır. Bu kaybın hemen ardından, şahsıma yönelik ardı arkası kesilmeyen iddialar, seviyesiz ithamlar, iftiralar ve açık yalanlar ortaya atılmıştır. Annem hayattayken onu tanıyan ya da tanımayan kişilerin, sanki her gün annemle birlikteymiş gibi anlattıkları akıl almaz hikâyeler; medyada konuşulanların büyük bir kısmının gerçek dışı olduğu kanaatini bende güçlendirmiştir. Zamanla, duygusallıktan uzaklaşıp mantıkla düşünmeye başladığımda bazı gerçekleri daha net görür hâle geldim" dedi. "Yaptığım en büyük hataydı" Gülter, tutuklu yargılanan ablasıyla ilgili ise, "Annem için rahatlıkla ’ölsün’ ifadesini kullanabilen bir insanın masumiyetine güvenmek, belki de yaptığım en büyük hataydı. Ablamın anneme zarar vermiş olabileceği ihtimalini düşünmek dahi benim için son derece ağırdır. Hâlâ aşabilmiş değilim. Hâlâ kabul etmek, sizin anlayamayacağınız kadar zordur. Buna rağmen, ’Bir annenin kızı annesine nasıl zarar verebilir?’ düşüncesiyle bu ihtimali reddettim ve sustum. Hakkımda ortaya atılan iddiaların tamamı asılsız ve seviyesiz olduğu için uzun süre ciddiye almadım. Ancak bu süreç bana çevremizde, annemin hayatında ve medyada ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksız insanların bulunabildiğini ve güvenerek izlediğimiz haberlerin ne denli yönlendirilebilir, yalan ve iftira içerebilir olduğunu açıkça göstermiştir diye konuştu. "Gerçekleri bildikleri hâlde sustular" Gülter, ablasının planlarıyla ilgili bilgi sahibi olan kişilerin olay öncesi sessiz kalmasını eleştirerek, "Bazı kişiler, ablamla geçmişte yapılan mesajlaşmaları kamuoyuyla paylaşmıştır. Ancak bu kişiler, bu mesajlar ortaya çıkana kadar sessiz kalmayı tercih etmiş, herhangi bir engelleme girişiminde bulunmamış ve annem hayattayken ne annemi ne de beni bilgilendirme yoluna gitmemiştir. Gerçekleri bildikleri hâlde sustular. Annem yaşarken sessiz kaldılar. Daha sonra konuşmayı tercih ettiler. Yetmezmiş gibi, annem ve mirası üzerinden planlar yaptığımı iddia ettiler; sanki bu dünyada annemi kaybettikten sonra maddi bir şeye ihtiyacım varmış gibi. Kendi vicdanlarındaki yükü benim üzerimden hafifletmeye çalıştılar. Ne canlı yayından korktum ne de konuşmaktan ya da sorulara cevap vermekten kaçındım. Kimin oğlu olduğumu unutanlara açıkça hatırlatmak isterim: Hayattayken aramadığınız, zor günlerinde yanında olmadığınız; annem, iki çocuğuyla birlikte haciz sonrası on karton koliyle sokakta kaldığında dahi destek olmadığınız bir insanın ardından, ölümünden sonra sanki hep yanındaymış gibi davranarak prim yapmaya çalıştınız. Kendinizi, sözde annenizmiş gibi; sözde sizi çok seven merhume sanatçı Güllü’nün çocukları gibi tanıttınız. İftira atanların ve yalan söyleyenlerin; bana daha önce ve sonrasında gönderdikleri mesajlar, kendileriyle ilgili belgeler ve somut bilgiler elimdedir. Bunların tamamı, çok yakında yapacağım canlı yayınlarda ve tamamen yasal çerçevede kamuoyuyla paylaşılacaktır. O zaman isim isim konuşulacak; gazla yorum yaparak beni katil, hırsız, yalancı ya da başka sıfatlarla yaftalamaya çalışan herkes bu gerçekle yüzleşecektir. Hepsiyle hukuki yollarla hesaplaşacağım. Hep birlikte bu süreci izleyeceğiz" ifadelerini kullandı. "İddiaların tamamı iğrenç iftiradır" Kendisiyle ilgili kamuoyunda atılan iddiaları da yalanlayan Gülter, şunları kaydetti; "Ne film şirketleriyle görüştüm, ne annemin tek bir kostümüne başkasını dokundurdum, ne de annemden kalan herhangi bir şeyi kendi menfaatime kullandım. Bu gerçekleri ailem, yakın çevrem ve savcılık makamı eksiksiz şekilde bilmektedir. Ayrıca bu konu kimseyi ilgilendirmez; kimsenin haddine de değildir. Ortaya atılan iddiaların tamamı iğrenç iftiralardır. Kamuoyunu bilinçli şekilde yanıltan; beni annesini sevmeyen bir evlat, acı üzerinden güç gösterisi yapmaya çalışan biri ya da annesinin ölümünde payı olan biri gibi göstermeye çalışan herkesle hukuk önünde tek tek hesaplaşacağım. Şahsıma yönelik hakaret, küfür ve iftira içeren tüm paylaşımlar hakkında gerekli yasal başvurular yapılacaktır. Bu yalanların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve neye dayanarak üretildiği de ortaya konacaktır. Şimdi daha kişisel ve içsel bir noktaya geliyorum. Beni karalamak ve en yakın çevremi bana karşı kışkırtmak amacıyla; söylemediğim sözleri söylemiş, yapmadığım eylemleri yapmış gibi göstererek beni ’kötü evlat’ ilan ettirmeye çalışan ablamın motivasyonunu gerçekten bilmiyorum. Annesini ani ve sarsıcı bir şekilde kaybetmiş kardeşini bu acıyla yalnız bırakmakla kalmayıp, üzerine daha fazlasını eklediğini artık net şekilde görüyorum. Annemin acısıyla boğuştuğum bir dönemde bunları düşünebilen bir insanın sözlerine artık güvenmiyorum. Kendisi ve kızı için her zaman iyi dileklerde bulundum; elimden geldiğince destek olmaktan başka bir şey yapmadım. Cenazede ’Ben ne yapacağım?’ diye ağlayan bir ablaya evimden bir oda vermek, annemin oğlu olarak boynumun borcuydu. Buna rağmen, beni insanlara yalan ve iftiralarla anlatmasının sebebini hâlâ anlayabilmiş değilim. Bu durum beni derinden düşündürmektedir. Bugüne kadar ortaya çıkan mesajlar, ses kayıtları ve savcılık makamının değerlendirmelerine rağmen tutunmaya çalıştığım ’inşallah yapmamıştır’ düşüncesi, artık tamamen kopmuştur. ’Ben yapmadım’ yönündeki beyan da benim nezdimde inandırıcılığını yitirmiştir. Bu saatten itibaren kendisiyle tüm iletişimimi kestiğimi kamuoyuna saygıyla bildiririm. Çünkü aklı susturup yalnızca kalple hareket etmek, annemin hakkına girmek demektir. Ve ben annemin hakkını yedirmem, yedirmeyeceğim. Soruşturma dosyasında bu olayla ilişkili ne kadar kişi var ise sonuna kadar şikayetçi sıfatı ile annem adına tüm yasal haklarımı kullanacağım. Saygılarımla."