EĞİTİM - 31 Mart 2026 Salı 19:14

Kastamonu Üniversitesi’nde 89 akademisyen cübbe giydi

A
A
A
Kastamonu Üniversitesi’nde 89 akademisyen cübbe giydi

Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen törende 89 akademisyen cübbe giyerken, başarılı bulunan 95 akademisyen de ödüllendirildi.


Kastamonu Üniversitesi tarafından 2025 yılında ataması yapılan ve akademik ünvanları yükseltilen öğretim üyeleri için tören düzenlendi. Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen törende, 2025 yılı içerisinde akademik başarılarıyla öne çıkan akademisyenlere de ödülleri takdim edildi. Törene, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı’nın yanı sıra dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile çok sayıda akademisyen katıldı.



"Ünvanda yükselen ve ödül alan arkadaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum"


Törende konuşan Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Atama ve yükseltilmesi yapılan ve akademik cübbe giyecek olan 21’i profesör, 30’u doçent ve 38’i doktor öğretim üyesi olmak üzere 89 arkadaşımızı ve başarılı çalışmaları ile ödüle hak kazanan 95 arkadaşımızı gönülden tebrik ediyorum. Çalışanı, iyi ve başarılı olanı, ilme katkı vereni, üniversitemizin, ilimizin, ülkemizin gelişmesi için gayret eden arkadaşlarımızı ödüllendirmek ve teşvik etmek önceliğimizdir. Biliyoruz ki başarılı çalışmalar desteklendikçe gelişmekte, yayılmakta, büyümekte ve elbette toplumun bütün kesimleri tarafından takdir görmektedir. Takdir edilen başarılı çalışmalar aslında yeni başarı hikayelerinin de mihmandarı olmaktadır" dedi.



"Üniversitemiz saygın bir bilimsel duruş ve istikrarlı bir gelişim göstermiştir"


2006 yılında kurulan Kastamonu Üniversitesi’nin 20’inci yaşını kutladığını hatırlatan Rektör Topal, "Üniversitemiz bu süre zarfında kurumsallaşmasını üst düzeye taşımış, eğitim öğretimde, araştırma geliştirmede, kalite ve akreditasyon süreçlerinde, uluslararasılaşmada, bölgesel kalkınma ve ihtisaslaşmada, sosyal sorumluluk çalışmalarında ve fiziki yapılanmada önemli bir mesafe kat etmiştir. Üniversitemiz, henüz 20 yaşında genç bir üniversite olmasına rağmen, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde güçlü bir akademik kimlik, saygın bir bilimsel duruş ve istikrarlı bir gelişim göstermiştir. Kuruluş yılımızı sadece tarihi bir başlangıç olarak değil, aynı zamanda bir iradenin, bir vizyonun ve daha yüksek hedeflerin bir miladı olarak görmekteyiz. Bugün geldiğimiz noktada akademik ve idari kadromuzun alın teri, fikri, emeği, mesuliyet ve aidiyet duygusu bulunmaktadır. Emek ve gayretleri için tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.



"30’a yakın program akredite oldu"


YÖK 2030 Eylem Planı çerçevesinde dijitalleşme ve veri analitiğinin önemine değinen Rektör Topal, "Bu noktada dijitalleşme, yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kalite anlayışını yeniden tanımlayan güçlü bir dönüşüm alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Üniversitemizde kaliteyi merkeze alan çalışmaların neticelerini kısa sürede 30’a yakın programımızın akredite olması ile gördüğümüzü memnuniyetle ifade etmek isterim. Bizler biliyoruz ki akreditasyon ve kalite çalışmaları, üniversitemizin sadece bugünkü performansını değil, gelecekteki saygınlığını ve tercih edilebilirliğini de belirleyen temel alanlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla bu çalışmaların sürdürülebilirliği büyük ehemmiyet arz etmektedir. Kalite ve akreditasyon çalışmalarını kurumsal yapımızın ayrılmaz parçası haline getirmek zorundayız" şeklinde konuştu.



"Gerek ÜNİDES gerekse sosyal sorumluluk projelerinde üniversitemiz saygın bir yere sahip"


Kastamonu Üniversitesi’nin bilgi üreten bir kurum olmanın ötesine geçtiğini vurgulayan Topal, "Topluma hizmet anlayışı, asli varlık sebeplerimizden biridir. Bizler insan hayatına dokunan, problem çözen, rehberlik eden ve toplumun değerlerini koruyan ve gelişimi destekleyen çalışmalar yapmakla mükellefiz. Akademik yetkinliğin, toplumun değerleri ile birleşmediği bir yerde kalıcı etki bırakmanın mümkün olmadığını biliyoruz. Bundan dolayı sosyal sorumluluk projelerini üniversitemizin yalnızca dışa dönük faaliyetleri olarak değil, aynı zamanda değerler eğitimimizin ve insan merkezli bakışımızın bir yansıması olarak görüyoruz. Gençlerimize rol model olan, bilimsel birikimini sosyal faydaya dönüştüren, dezavantajlı gruplara, çevreye, kültüre ve insana karşı sorumluluk duyan her bir akademisyenimiz, üniversitemizin ahlaki ve entelektüel seviyesini yükseltmektedir. Bu sebeple üniversitemizin yürüttüğü topluma hizmet faaliyetleri ve sosyal sorumluluk çalışmalarının kıymeti izahtan varestedir" şeklinde konuştu.


Programda profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrolarına atanan toplam 89 akademisyene cübbeleri takdim edildi. Teşvik puanları, SCI indeksli yayınlar, TÜBİTAK ve TÜSEB destekli projeler, patent ve faydalı model çalışmaları, TEKNOFEST ve benzeri yarışmalarda başarılı olan 95 akademisyen de ödüllendirildi.



Kastamonu Üniversitesi’nde 89 akademisyen cübbe giydi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Prof. Dr. Hatice Kumcağız’dan sosyal medya uyarısı: "Sosyal medya bıçak gibidir" Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın evliliğe etkisi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Hatice Kumcağız, sosyal medyanın çiftler arasında kıskançlık oluşturduğunu, bu nedenle evliliklerin zedelendiğini vurguladı. Kumcağız, boşanmalarda sosyal medyanın da bir nebze etkisi olduğunu ancak sosyal medyanın çiftler arasında iletişim sağladığını da söyledi. "Evliliklerin yıpranmasına neden oluyor" Sosyal medyadaki pırıltılı yaşamın çiftlerin evliliklerinin yıpranmasına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "Araştırmalar, Türkiye’de bireylerin 3 ila 5 saatini sosyal medyada geçirdiklerini göstermektedir. Bu durumda çiftler aynı evde, aynı odada, aynı koltukta oturdukları halde uzun süre birlikte olmalarına rağmen fiziksel olarak birlikte, ancak ruhsal olarak birlikte değillerdir. Bu da ilişkilerin zamanla kopmasına vesile olmaktadır. Evlilik birliğinin zedelenmesine, evlilikteki eşlerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden oluyor. Sosyal medyadaki o pırıltılı yaşamı zamanla kendi evlilikleriyle kıyaslamaktalar ve gerçekte kendi evliliklerinde böyle bir durum olmadığını gördüklerinde bu, zamanla ilişkilerin yıpranmasına neden olmaktadır" diye konuştu. "Sosyal medya kıskançlık duygusu oluşturuyor" Sosyal medyanın eşlerin birbirini kıyaslamasına neden olduğunu vurgulayan Kumcağız, "Eşler arasında sosyal medyada paylaşılan içerikler zamanla kıskançlık duygularının yaşanmasına neden oluyor. Burada başkalarından gelen beğeniler, hikayelerde bırakılan notlar, başkalarının yorumları vesaire, eşlerin birbirine karşı olumsuz düşünceler içerisinde olmalarına yol açıyor. Çünkü eşlerin birbirleriyle kıyaslama yapmaları, ister istemez zamanla evlilik birliğinin çatırdamasına ve sonlanmasına doğru giden bir sürece çiftleri götürebilir" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri var" Prof. Dr. Hatice Kumcağız, "TÜİK verilerine göre 2025 yılında boşanma oranı binde 2,26 oranında artış gösterdi. Bu, son 25 yıl değerlendirildiğinde yüksek bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu boşanmalarda tabii ki sosyal medyanın doğrudan etkisi yoktur ancak dolaylı olarak sosyal medyanın evlilikleri bitirme noktasında etkileri vardır" dedi. "Sosyal medyanın iyi yanları da var" Sosyal medyanın olumlu yanlarına da vurgu yapan Hatice Kumcağız, "Sosyal medya hep kötü ve olumsuz bir şey olarak ifade edilmemelidir, böyle bir algı oluşmasını istemem. Örneğin uzun süre birbirinden ayrı kalan ya da farklı şehirlerde çalışan çiftler, birbirlerine gönderdikleri mesajlar ve videolarla ‘seni düşünüyorum, seni önemsiyorum, seni seviyorum’ mesajını iletmektedirler. Bu da çiftler arasındaki iletişime önemli katkı sunmaktadır." diye ifade etti. "Sosyal medya bir bıçak gibidir" Sosyal medyanın dikkatli kullanılması gerektiğini söyleyen Kumcağız, "Burada en temel kural, dijital dünya ile gerçek dünya arasında bir sınır çizmektir. Bunun için belirli zamanlarda sosyal medya detoksu yapılabilir. Aile üyelerinin bir arada olduğu zamanlarda, özellikle akşam yemeklerinde ve yatak odalarında sosyal medya kullanılmamalıdır. Kısacası şunu söylemek isterim: Sosyal medya bir bıçak gibidir; onunla bir ekmek de kesebilirsiniz, elinizi de kesebilirsiniz." dedi.
Ankara ABB’deki konser harcamalarına ilişkin davada 3 tutuklu sanık tahliye oldu Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarının, "kamu zararına sebebiyet verdiği" iddiasıyla 3’ü tutuklu 14 sanığın yargılandığı davada ara karar çıktı. Mahkeme tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar ABB eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, Festiva ve Enfest Organizasyon şirket sahibi Selahattin Çelikkaya, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon şirketi sahibi Onur Evren ile tutuksuz sanıklar ABB eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili Haluk Erdemir, ABB eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, Universe Prodüksiyon organizasyon şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon şirketi ortağı Kaan Alp, ABB çalışanı Celal Akbaş, Gurudan Turizm Organizasyon şirketi sahibi Arda Akman, Yalınayak Gıda Organizasyon şirketi sahibi Eren Demir, ABB çalışanı Kurtuluş Bakır, Yalınayak Gıda Organizasyon şirket ortağı Levent Erdoğan ve Craft Sanat Organizasyon şirketi sahibi Üstün Alpay ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme başkanı bu celse tanık dinleneceğini belirtti. "Uzunoğlu’nun bilgisi dışında kurum içinde en küçük bir değişikliğin dahi yapılması mümkün değildi" Ankara Büyükşehir Belediyesinde (ABB) konser organizasyonuyla ilgilendiğini ifade eden tanık C.T., "2024 yılı itibarıyla konser ücretlerinde ciddi artışlar yaşandı ve bu durum geniş kesimler tarafından eleştiriliyordu. Fiyatların fahiş olduğu yönündeki şikayetler özellikle dile getiriliyordu. Bu geri bildirimleri sanıklar Hacı Ali Bozkurt ve Haluk Erdemir’e ayrıca Nevzat Uzunoğlu’na iletiyordum. Uzunoğlu’nun bilgisi dışında kurum içinde en küçük bir değişikliğin dahi yapılması mümkün değildi" diye konuştu. Tanık F.K. ise, 2019 yılı seçimlerinden itibaren ABB’de iştirak şirketi üzerinden görevlendirildiğini ve 3 daire başkanıyla çalıştığını söyleyerek, "Hacı Ali Bozkurt emekli olduktan sonra ben de işten ayrıldım. Kendisiyle aramızda adeta baba-kız ilişkisi vardı. İş ilişkimiz sona ermiş olsa da kendisine saygı duyarım; ancak ne yazık ki güzel ayrılmadık, aramızda tartışma yaşandı. Süreç, Selahattin Bey ile yaşadığımız bazı anlaşmazlıklarla başladı. Bu durumu birkaç kez başkana ilettim. Zaman zaman barıştık ancak Selahattin Bey’in egolu bir tavrı olduğunu düşünüyordum. Ali Başkan emekli olduğu gün ayrılmak istediğimi söyledim, bana ’Git güzel kardeşim buradan’ dedi. ’Yolun açık olsun’ diyerek vedalaştık. Mamak Aile Başkanlığı’na verilmemin ardından herhangi bir gerekçe gösterilmeden görevden alındım ve evime oldukça uzak olan Sincan Rehabilitasyon Evi’ne gönderildim" dedi. "Ali Başkan’ın kültürel faaliyetleri artırma isteği nedeniyle etkinliklerin bu dönemde artış gösterdiğini düşünüyorum" Görev yaptığı dönemde yoğun şekilde konser organizasyonları gerçekleştirildiğini söyleyen tanık F.K. "Normal işleyişte firmalar aracılığıyla sanatçılar belirlenirdi. Ali Başkan’ın bu alanda deneyimli olması nedeniyle süreci etkin şekilde yönettiğini düşünüyordum. Toplantılarda bulunmadığım için sürecin detaylarına vakıf değilim; ancak Selahattin Bey’in sık sık Ali Başkan ile görüştüğünü biliyorum. Bu görüşmelerin içeriğine şahit olmadım. Ali Bozkurt ile iyi bir ilişkimiz olduğu için zaman zaman sohbet eder, bazı isimleri kendisinden duyardım. Daha önce çalıştığım iki daire başkanı döneminde özel konserler düzenlenmemişti. Ali Başkan’ın TRT kökenli olması ve kültürel faaliyetleri artırma isteği nedeniyle etkinliklerin bu dönemde artış gösterdiğini düşünüyorum" ifadelerinde bulundu. İhalelere ilişkin söylentilerin kamuoyunda yayıldığını, fiyatların yüksekliği nedeniyle bazı çalışanların imza atmaktan çekindiğini duyduğunu söyleyen tanık F.K., "Ayrıca son dönemlerde Osman Cem Taşbaş ile Hacı Ali Başkan’ın arasının, yine fiyatların yüksekliği nedeniyle açıldığını biliyorum; ancak bunlar benim duyumlarımdır. Kültür Etkinlikleri Şube Müdürlüğü’nde saha personeli olarak çalışan bir arkadaşımız vardı. Bir gün belediye başkanlığına giderken araç bulamayınca Onur Bey’in aracına bindiğini söyledi. Orada bir saat bulunduğunu, bu saatin Ali Başkan’a verileceğini iddia ederek bunu çevresine yaydı. Daha sonra bu kişi başka bir müdürlüğe gönderildi. Aradan yaklaşık iki ay geçmişti. Ali Başkan, odasına izinsiz girildiğini söyledi. Odanın anahtarı bende ve birkaç kişide daha vardı; görevimiz odayı düzenlemekti. Odayı düzenlerken bir Rolex poşeti gördüm. Ben yalnızca saatin poşetini gördüm. Bu poşetin fotoğrafını, o sırada telefonda konuştuğum Osman Cem Taşbaş’a göstermek amacıyla çektim. Ancak bu görüntüyü kesinlikle sosyal medyada paylaşmadım" dedi. Avukat beyanlarının ardından savcı mütalaasını açıkladı. Tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını talep eden savcı tanığın zorla getirilmesine şeklinde mütalaa açıkladı. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre, delillerin toplanmış olması, tanıkların dinlenmesi ve savunmaların alınması ile tanıklar üzerinde baskı kurulması ihtimalinin ortadan kalktığını değerlendirdi. Mahkeme, kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığı, bu aşamadan sonra tutukluluğun amacına hizmet etmeyeceği ve ölçülülük ilkesine aykırı olacağı gerekçesiyle sanıkların adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine, diğer sanıklar yönünden adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi. Olayın geçmişi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hacı Ali Bozkurt, eski belediye çalışanları Haluk Erdemir ve Selahattin Çelikkaya ile bazı özel şirket yöneticileri dahil toplam 14 kişi şüpheli olarak yer aldı. İddianamede, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu’nun raporuna dayanarak, belediyenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/b maddesini usulsüz biçimde kullanarak konser hizmeti alımlarını "tek kaynaktan temin" yöntemiyle gerçekleştirdiğini, bu yolla belediyenin zarara uğratıldığını belirtildi. Mülkiye müfettişlerinin 31 Ocak 2025 tarihli raporunda, konser organizasyonlarının mevzuata aykırı şekilde belirlenen firmalar üzerinden yapıldığı, piyasa fiyat araştırması yapılmadığı, bazı konser bedellerinin "rayiç değerlerin oldukça üzerinde" belirlendiği anlatıldı. İddianamede, şüphelilerin "Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarını kamu yararına aykırı biçimde kullanarak zimmet suçunu işledikleri" ifade edildi. İddianamede, sanıklar eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili ve Daire Başkan Vekili Haluk Erdemir, eski Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon Şirketi sahibi Onur Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon Şirketi ortağı Selahattin Çelikkaya, Universe Prodüksiyon Şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon ortağı Kaan Alp ile ABB çalışanı Celal Akbaş hakkında, eylemlerini bir suç işleme kararı kapsamında farklı tarihlerde gerçekleştirdikleri gerekçesiyle "zincirleme şekilde nitelikli zimmet" suçundan 31’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.