EĞİTİM - 14 Ocak 2026 Çarşamba 14:14

Kastamonu Teknokent, bölgesel Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemine dönüştü

A
A
A
Kastamonu Teknokent, bölgesel Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemine dönüştü

Kastamonu Üniversitesi bünyesinde kurulan Kastamonu Teknokent, 2025 yılı itibarıyla bölgesel ölçekte bir teknoloji ve Ar-Ge ekosistemine dönüştürdü.


Bakanlar Kurulu’nun 2018 tarihli kararıyla kurulan ve 2019 yılı sonunda şirketleşerek faaliyete geçen Kastamonu Teknokent, 2020 yılı Mayıs ayında ilk firmalarını bünyesine kattı. Takip eden süreçte özellikle altyapı yatırımlarıyla büyümesini sürdüren Kastamonu Teknokent, Ocak 2022’de faaliyete geçen 5 bin 834 metrekarelik idare binası ve kuluçka merkezi ile kurumsal kapasitesini önemli ölçüde arttırdı. 2021 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile teknoloji geliştirme bölgesi alanının yaklaşık 110 bin metrekareye çıkarılması ise uzun vadeli büyüme hedeflerinin önünü açtı. Genişleme alanına ilişkin imar çalışmaları 2022 yılında tamamlanırken, 2023’te yapı kullanma izni alındı.


2025 yılı itibarıyla Kastamonu Teknokent’te faaliyet gösteren firma sayısı 43’e ulaştı. Firmaların sektörel dağılımında yazılım ve bilişim alanı yüzde 42,5’lik oranla öne çıkarken, orman ürünleri, imalat, mühendislik, mimarlık ve bilgisayar teknolojileri gibi alanlar da bölgenin üretim ve araştırma potansiyelini yansıtan başlıklar arasında yer aldı. Teknokent bünyesinde 25 akademisyen girişimci ile 153 Ar-Ge personeli görev yaparken, toplam 186 kişilik nitelikli insan kaynağı istihdam ediliyor.


Ar-Ge çalışmalarının ticarileşmesi konusunda da çıktılar üreten Kastamonu Teknokent firmaları 2020-2025 yılları arasında, fikri sınai mülkiyet hakları alanında 1 endüstriyel tasarım, 12 marka tescili ve 3 yazılım tescili gerçekleştirdi. Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firmaların fikri ve sınai mülkiyet hakları alanındaki çalışmalarını desteklemek amacıyla da 2025 yılında bir uygulama hayata geçirildi. Bu kapsamda firmalara ücretsiz danışmanlık ve başvuru hizmeti sunulmaya başlanırken, yürütülen desteklerle firmaların yatırımcılarla buluşturulmasına da katkı sağlandı.


Girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren Fikir ve İş Geliştirme Destek Ofisi (FİDE) ise ön kuluçka ve kuluçka programlarıyla genç girişimcilere destek sağladı. 2021-2025 döneminde yürütülen eğitim, mentorluk ve söyleşi programlarıyla yüzlerce katılımcıya ulaşıldı. Bu süreçte 10 farklı ürün ticarileşme aşamasına geçerken, Teknokent bünyesindeki girişimler TEKNOFEST ve çeşitli ulusal yarışmalarda dereceler ve şampiyonluklar elde etti.


Teknolojik üretimi toplumsal faydayla buluşturmayı hedefleyen Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisi de Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisi iş birliğiyle hayata geçirildi. Sosyal Ofis kapsamında alınan 187 proje başvurusu arasından kabul edilen 160 çalışma, 96 akademisyen ve 64 öğrencinin katkısıyla yürütülerek teknoloji temelli sosyal etki projelerine zemin hazırladı. 2025 yılı itibarıyla 43 Ar-Ge ofisi, 11 kuluçka ofisi ve aktif sosyal alanlarıyla faaliyetlerini sürdüren Kastamonu Teknokent, üniversite ile sanayi arasında kurduğu iş birliği modeliyle bölgesel kalkınmaya katkı sunmaya devam ediyor.



Kastamonu Teknokent, bölgesel Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemine dönüştü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla B-Reçete bilgilendirme toplantısı Muğla’da düzenlendi Bitki koruma ürünlerinin doğru, kontrollü ve izlenebilir şekilde kullanılması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek B-Reçete Sistemi hakkında, ziraî ilaç bayileri, reçete yazma yetkilileri ve sektör paydaşlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi B Salonunda gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Tarladan sofraya kadar izlenebilir ve sürdürülebilir bir üretim sistemi hedefiyle geliştirilen B-Reçete Sistemi’nin Ocak 2026 itibarıyla pilot uygulama kapsamında hayata geçirildiğini belirtti. Baydar, sistem sayesinde bitki koruma ürünlerinin hatalı ve gereğinden fazla kullanımının önlenmesi, pestisit kalıntılarının azaltılması, çevre ve insan sağlığının korunması ile denetim etkinliğinin artırılmasının amaçlandığını ifade etti. Ayrıca mevcut kayıt ve izleme uygulamalarının elektronik ortama taşınarak ürün ve parsel bazlı izlenebilirliğin sağlandığını vurguladı. Konuşmasında çevre duyarlılığına da değinen Baydar, il genelinde başarıyla yürütülen zirai ambalaj atıklarının toplanması ve bertarafı projesi ile çevreye yönelik sorumluluğun somut adımlarla ortaya konulduğunu belirterek, "Temiz su, temiz toprak ve temiz çevre hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu toplantının, B-REÇETE Sisteminin doğru anlaşılması ve sahada etkin uygulanması açısından faydalı olacağına inanıyor, katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram ise bitkisel üretimde zirai mücadelenin kaçınılmaz olduğunu, ancak bu mücadelenin doğru yönetilmemesi halinde ürün kayıplarının yanı sıra insan, çevre ve hayvan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu ifade etti. B-Reçete sisteminin Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkat çeken Bayram, "Bayiden üreticiye, reçete yazandan il ve ilçe müdürlüklerine kadar herkes bu sistemin bir paydaşıdır. Sistem sayesinde hangi tarlada, hangi ürüne, ne kadar bitki koruma ürünü kullanıldığı il, ilçe ve parsel bazında izlenebilecektir" şeklinde konuştu. Bayram ayrıca, B-Reçete sisteminin 4 pilot ilde 5 etken madde ile uygulanmaya başlandığını, 1 Temmuz 2026 itibarıyla ise tüm illerde hayata geçirileceğini belirterek, sistemle birlikte zirai ilaçların üretimi, satışı ve uygulamasının elektronik ortamda kayıt altına alınarak izleneceğini söyledi. Bu uygulamanın, zirai ilaçların hatalı ve aşırı kullanımının önlenmesi ile pestisit kalıntılarının azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı.
Ankara ABB Başkanı Yavaş’tan ilginç çıkış: "Ankara’da su problemi yok" Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, medyaya yansıyan su kesintisi haberlerinin dezenformasyon amaçlı yapıldığını iddia ederek, "Ankara’da su problemi yok" dedi. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Başkent’te yaşanan su kesintilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. ABB konferans salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Yavaş, Ankara’da su sıkıntısı olmadığını, bu konuda dezenformasyon yapıldığını öne sürdü. Mansur Yavaş, toplantının yapıldığı salonda bulunan vatandaşlara seslenerek, "Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın. Kaldırsın elini" dedi. Yavaş şunları kaydetti: "Dünyanın içinden geçtiği süreç, sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevreleri açıkça söylüyor. Akdeniz havzası Türkiye’nin de içinde olduğu bu kuşak, dünyadan en hızlı kuruyan bölgesi haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor. Kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu küresel tablo Elazığ’ı da vuruyor. Kayseri’yi de, Konya’yı da, Malatya’yı da, yurdun çeşitli yerlerini ve elbette Ankara’yı da. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil, rakamlarla söylüyoruz. Bakın nüfusumuz da artarken barajlara gelen su azalıyor. 1994’te Ankara’da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü, 2008’de 45 metreküptü, 2025’te bu rakam 19 metreküpe düştü." "200 gün dediğiniz göz açıp kapatıncaya kadar geçer" Ankara’nın su açısından oldukça fazla fakirleştiğini ifade eden Yavaş, "Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir, öte yanda her geçen yıl daha az gelen su. Az önce ekranda gördüğünüz baraj görüntüleri, işte bu gerçeğin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo iklim krizinin Ankara’ya düşen payıdır. Bizim görevimiz şudur arkadaşlar. Bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara’yı ayakta tutmaktır. Ben bugün burada siz Ankara’yı izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara’nın 200 günlük suyu var demiştim. 200 gün dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte de ciddi miktarda tasarruf ettik. Bunu da söyleyeyim size" diye konuştu. "Ankara’da su problemi yok" Ankara halkının güvenini boşa çıkarmadıklarını ve çıkarmayacaklarını savunan Yavaş, "Kimsenin hakkını da kimseye yedirmedik. Bundan sonra da yedirmeyeceğiz. Bir gün hepimizin görevi bitecek. Önemli olan o gün geldiğinde geriye ne bıraktığımız kalacak. Başınız dik olsun, bizim başımız dik, sizlerin de içi rahat olsun. Değerli basın mensupları, Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da şu anda su problemi yok. Tekrar ediyorum yayın yapacaklara. Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da su problemi yok" dedi.
İzmir Thomas Reis: "Kupada hedefimiz çeyrek final" Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis, Aliağa FK karşısında iyi bir oyun sergileyip önemli bir maçı kazandıklarını belirterek, "Türkiye Kupası’nda birincil hedefimiz çeyrek finale kalmak, ardından da Konferans Ligi’nde play-off’lara yükselmek" dedi. Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 2. hafta maçında Samsunspor, deplasmanda TFF 2. Lig takımı Aliağa FK’yı 6-2 mağlup ederek grupta 2’de 2 yaptı. Karşılaşmanın ardından Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis, düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Aldıkları galibiyetten dolayı çok mutlu olduklarını, üç farklı kulvarda mücadele etmenin bilinciyle sahada iyi bir performans sergilediklerini ve galibiyeti hak ettiklerini dile getiren Reis, "Rakibimizin kırmızı kart görmesinin ardından o bölümde sergilediğimiz performanstan dolayı üzgün olduğumu söylemeliyim. Çünkü bu süreçte rakibimize fazla fırsat verdik ve bunun sonucunda da gol yedik. Golden hemen sonra doğru ve çok iyi bir reaksiyon gösterdik, daha agresif oynamaya başladık ve sonunda 6-2’lik bir galibiyet elde ettik. Bu galibiyet elbette bizi mutlu ediyor ancak defansta yaptığımız hataları da mutlaka konuşmamız gerekiyor. Biz takım olarak her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz ve her zaman maç maç ilerliyoruz; takımım da bunun bilincinde" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz çeyrek finale kalmak" Eksik ve sakat oyuncuların çokluğu nedeniyle zaman zaman farklı kadrolarla sahaya çıktıklarını ancak hangi kulvarda olursa olsun her zaman tecrübe kazanmaya ve iyi performans ortaya koymaya çalıştıklarını vurgulayan Alman teknik adam, "Önümüzde çok sayıda maç olduğunu biliyoruz; yanlış hatırlamıyorsam şubat ayında oynamamız gereken 7 karşılaşma var ve her kulvarda bu maçlara hazır çıkmaya çalışıyoruz. Hazır olduğumuzu düşünüyorum, ancak sakat oyuncularımızın da bir an önce dönmesi gerekiyor. Onların dönüşüyle birlikte daha fazla opsiyonumuz olacak. Bugünkü galibiyet bu açıdan da çok önemliydi. Türkiye Kupası’nda birincil hedefimiz çeyrek finale kalmak, ardından da Konferans Ligi’nde play-off’lara yükselmek. Zaten birkaç gün içinde rakibimizin Finlandiya’dan mı yoksa Makedonya’dan mı olacağını öğreneceğiz" şeklinde konuştu.
Muğla Mahalle muhtarından Datça’ya 2 bin harnup fidanı Muğla’nın Datça ilçesindeki İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora, Datça’nın doğasına sahip çıkmak ve sürdürülebilir turizme destek vermek amacıyla bağışlarla temin edilen 2 bin harnup fidanını ücretsiz olarak dağıttı. İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora’nın, Datça’nın doğasına sahip çıkmak ve sürdürülebilir turizme destek vermek amacıyla başlattığı fidan kampanyası meyvelerini verdi. Esnaf ve turizmcilerin bağışlarıyla temin edilen 2 bin harnup fidanı, Muhtar Bora ve ekibi tarafından halka ücretsiz olarak dağıtıldı. Muhtar Bora dağıtım sırasında yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir Turizm Belgesi kapsamında esnafımız ve otelcilerimiz derneğe bağış yaptı. Biz de her zaman esnafımızın ve turizmcimizin yaptığı bağışın memlekette kalması gerektiğini düşündük ve bu girişimi başlattık. Ben, ekibim ve vatandaşlarımız çok destek verdi. İki bin harnup fidanını aldık ve Datça’ya getirdik. Marmaris İçmeler Mahallesi Muhtarı da bize çok büyük destek verdi. Merkezde ve mahallelerimizde dağıtım noktalarını belirledik. Karaköy, Emecik ve Betçe’yi de programa dahil ettik. Amacımız daha güzel, daha yeşil, daha sürdürülebilir bir Datça" dedi. Harnup ağacının faydalarına da dikkat çeken Muhtar Bora; "Harnup ağacı toprağı verimli kılar, bal üretiminde değer taşır, gölgesi ve oksijen üretimi ile doğaya katkı sağlar ve yüzde yüz Datça’nın doğal yapısıyla uyumludur" ifadelerini kullandı.