POLİTİKA - 30 Ekim 2025 Perşembe 15:10

DEM Parti Genel Başkanı Bakırhan: "PKK’nın kendisini feshetmesi, en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesi tarihi bir önemdedir"

A
A
A
DEM Parti Genel Başkanı Bakırhan: "PKK’nın kendisini feshetmesi, en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesi tarihi bir önemdedir"

DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, PKK’nın kendisini feshetmesinin, silahları yakması ve en son da Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesinin çok önemli olduğunu belirterek, bütün aksaklıklara rağmen yürüyen bir süreç olduğunu söyledi.


DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, memleketi Kars’ta partisinin düzenlendiği "Halklar ve İnançlar Buluşması"na katıldı. Bir otelin toplantı salonunda düzenlenen toplantıda konuşan Bakırhan, "1 Ekim’le birlikte yeni bir sürece girdik. Sayın Bahçeli’nin işte grubumuza gelip el sıkışmasıyla başlayan, 1 yıldır bütün eksiklerine, aksaklıklarına rağmen yürüyen bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç, Kars’ın aslında on yıllardır, yüz yıllardır kendi coğrafyasında yaşamış olduğu bir arayışı oluşturmaya çalışıyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kitaplar teorik olarak barışın, kardeşliğin, dayanışmanın, demokratik cumhuriyetin ne olduğunu belki yansıtıyor. Ama Kars bunu yaşıyor, Kars bizzat yaşamda bunun kendisidir. Dolayısıyla hakların, inançların kardeşçe yaşamasının cevabını aradığımız bu süreçte Kars’ın, Kars’taki bu renkliliğin ve farklılığın bize öğreteceği çok büyük şeyler vardır" dedi.



"Bizim Cumhuriyet ile herhangi bir sorunumuz yok"


Cumhuriyet ile herhangi bir sorunlarının olmadığınr mxşldşdı Bakırhan, "Cumhuriyetin 102. yılı, bir kez daha Kars’tan da söyleyeyim. Bizim Cumhuriyet ile herhangi bir sorunumuz yok. Biz Cumhuriyetin demokrasi ile barışmasını istiyoruz. Barışık mı? Barışık değil. Barışsın, Cumhuriyet demokratik olsun. Türkiye’de yaşayan bütün renkleri, bütün kimlikleri kapsasın, kucaklasın. Kimse kimliğinden, dilinden, renginden, düşüncelerinden dolayı dışlanmasın. Bizim bütün isteğimiz, yıllardır yürüttüğümüz ama bir türlü anlatamadığımız meramımız tam da budur. Cumhuriyet demokrasi ile barışsın" diye konuştu.



"PKK Türkiye devletine silah çevirmeyecek"


Bakırhan, "Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın kendisini feshetmesi, silahları yakması ve en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini, silah kullanmayacağını belirtmesi, çok çok tarihi bir önemdedir. Bugüne kadar hepimiz silah diyorduk, şimdi yok. O zaman silah sorunsa, bugün devreden çıkmışsa, silahın ortaya çıkmasına tek sebep olan tekçliği, ırkçılığı, antidemokratik uygulamaları kaldırmakta bizim devletimizin, iktidarımızın bir görevi, bir sorumluluğu değil mi? İşte tam da silahların devreden çıktığı, tamamıyla çıkacağı bir süreçte siz Karslılara, kanaat önderlerine, siyasi parti temsilcilerine ve halka büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Barışı birlikte yaşamayı, demokratik bir anayasayı, demokratik bir hukuku birlikte sesli bir şekilde dile getirmemiz gereken bir sürece girdik. Silah devreden çıktı, örgüt ise kendisini feshetti. Kavga ise kavga yok, çatışma ise çatışma yok. Şimdi artık bunları gerekçe yaparak bu ülkenin 2-3 trilyon dolarını çatışmaya ve savaşa harcayanlar, bence artık bu ülkenin bütün renklerini nasıl kapsayacağını hesaplamalı ve buna uygun bir hukuk yapmalıdır" şeklinde konuştu.


Yaşanan süreçte artık birinci aşamanın bittiğini ifade eden Bakırhan, şunları söyledi:


"Irkçılara, bu ayrımcılık yapanlara da vallahi geçmiş olsun. Artık kullanacakları bir şey kalmadı. İkinci aşamadayız. Tam da hukuk arıyoruz dedik ya, bu hukuku barışa uygun bir şekilde hayata geçirecek bir dönemdeyiz. Biz çözüm etrafında odaklanacağız. Birlikte odaklanacağız, inşallah daha büyük toplantılarla bu anlayışı egemen kılmaya çalışacağız. Süreç hepimizindir; DEM Parti’nin değil, sadece Kürtlerin değil, bu sürecin sonunda ülke demokratik olacaksa hepimiz yaralanacağımız için çocuklarımızın tabutu yerine barışı, demokrasiyi, onurlu bir yasayı ve anayasayı taşıyacağımız bir süreç hepimizindir. Hepimiz sahip çıkmak durumundayız. Ben çıkacağımıza inanıyorum."


Kars’ta düzenlenen toplantıya partililer, STK’lar, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı. Bakırhan’ın açıklamasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.



DEM Parti Genel Başkanı Bakırhan: "PKK’nın kendisini feshetmesi, en son da artık Türkiye sınırları dışına çıkarak, Türkiye devletine silah çevirmeyeceğini belirtmesi tarihi bir önemdedir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."