GÜNDEM - 17 Mayıs 2026 Pazar 11:25

Karabük’te ceza infaz personeli ve aileleri piknikte buluştu

A
A
A
Karabük’te ceza infaz personeli ve aileleri piknikte buluştu

Karabük’te ceza infaz personeli ve aileleri, 6 Haziran Ceza İnfaz Personel Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen piknikte bir araya geldi.


Adalet Bakanlığı tarafından 6 Haziran’ın "Ceza İnfaz Personel Günü" olarak ilan edilmesinin ardından Karabük’te ilk kutlama etkinlikleri kapsamında ceza infaz personeline yönelik moral pikniği düzenlendi.


Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Karabük Cumhuriyet Savcısı ve Cezaevi İnfaz Savcısı Oğuz Yılmaz’ın organizasyonuyla Aladağ Mesire Alanı’nda gerçekleştirilen pikniğe yaklaşık 400 ceza infaz personeli ile aileleri katıldı.


Yoğun iş temposundan uzaklaşma fırsatı bulan personel, aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirdi. Etkinlikte çocuklara yönelik çeşitli oyunlar düzenlenirken, Cezaevi İnfaz Savcısı Oğuz Yılmaz da masa masa dolaşarak personelle sohbet etti ve katılımcılara köfte ikramında bulundu.


Programa Karabük Valisi Oktay Çağatay, Karabük Cumhuriyet Başsavcısı Selçuk Akman, Karabük İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay İsmail Gökçek ve Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya da katıldı.


Ceza infaz personeli ve aileleri, kendileri için düzenlenen etkinlik dolayısıyla memnuniyetlerini dile getirerek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.



Karabük’te ceza infaz personeli ve aileleri piknikte buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Bursa Bursa Erkek Liseliler, 143. pilav gününde buluştu ’Bursa Mektebi Sultanisi’ adıyla Sultan 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Bursa Anadolu Erkek Lisesi’nden mezun olanlar, 143’üncü Pilav Günü’nde eski günleri yâd etti. Yıllar sonra aynı okulun çatısı altında buluşan mezunlar hasretle bir birine sarılırken, yüzlerindeki tebessüm ise herkesi mutlu etti. Bursa Anadolu Erkek Lisesi Okulu ve Bursa Erkek Lisesi Mezunlar Derneği (BELDER) işbirliğiyle düzenlenen pilav günü etkinliği yoğun bir katılımla gerçekleşti. Türkiye’nin önemli siyasetçi ve sanatçılarını yetiştiren okulun mezunları, dün gibi yaşadıkları hatıralarına bir fotoğraf karesi daha ekledi. Salondaki mezunlara ve okumakta olan öğrencilere seslenen Okul Müdürü Şahin Boztepe, Bursa Erkek Lisesi’nin, 143 yıldır yetiştirdiği öğrencilerle Türkiye’nin kalkınmasında, yönetilmesinde, ekonomisinde, sanatın ve sporun gelişmesinde her zaman söz sahibi olduğunu söyledi. Pilav günü etkinliğine katılım sağlayan mezunlara teşekkürlerini ileten Boztepe, "Eğitim camiasında ulu bir çınar olan lisemiz, Sait Faik’in ilk öyküsüne, Reşat Nuri’nin Çalıkuşu’na, Orhan Şaik Gökay’ın şiirlerine ilham kaynağı olmuş, ülke yönetiminde, yerel yönetimlerde söz sahibi olan siyasetçi ve bürokratların, sanat ve bilimde iz bırakmış duayenlerin de beşiği olmuştur. Okul yönetimi olarak bugüne kadar büyük titizlikle taşınmış bu emaneti korumak ve kendilerinden sonrakilere aynı hassasiyetle devretmek için gayret ediyoruz. Bursa Erkek Lisesi, öğrenci merkezli anlayışıyla, ortak akılla alınan kararlarla, akademik ve psikolojik desteklerini alarak, bir okul değil yuva olma bilinciyle, araştırmacı, özgüveni yüksek, aklın ve bilimin ışığından sapmayan, milli ve manevi değerlere bağlı, gücünü şanlı mazisinden alarak geleceğe hazırlanan gençlerin yuvasıdır" dedi. Okulun en genç öğrencisi olarak konuşma yapan Bekir Berk de 2. Abdülhamid gibi eğitime büyük önem veren bir hükümdarın devrinde kurulan, köklü okulun koridorlarında Cumhuriyet’in ilk yıllarındayken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de yürüdüğünü dile getirdi. Bir milletin geleceğini değiştiren, büyük liderlerin iz bıraktığı koridorlarda bugün kendisinin ve arkadaşlarının yürüyor olmasının, tarifsiz bir gurur yaşattığını aktaran Berk, "Böyle bir okulda okumak sadece eğitim almak değil, büyük bir tarihin ve mirasın parçası olmak demek. Aramızda 50 yıl önce mezun olmuş büyüklerimiz var, farklı dönemler, farklı hayatlar, farklı hikayeler ama hepsini yeniden aynı avluda buluşturan bir şey var. Bu okulun, o insanlarda bıraktığı aidiyet duygusu" diye konuştu. Konuşmaların ardından 60 yıl önce liseden mezun olan kişiye onur belgesi verildi. Törende bazı mezunlar söz hakkı alarak davetlilerle geçmişte yaşadığı hatıraları paylaştı. Daha sonra törene katılan davetliler ile mezunlar okulda pilav yedi.
Bolu Kadınların renkli dünyası sokağa taşındı Bolu’da boş vakitlerini değerlendirmek için kurslara katılan kadınlar, hünerlerini İzzet Baysal Caddesi’nde sergiledi. Hazırlanan stantlarda, modern örgü sanatı amigurumiden, anneden toruna miras kalan iğne oyası Mudurnu gelin tacına kadar birçok eser göz kamaştırdı. Bolu’da Gençlik Haftası ve 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında İzzet Baysal Caddesi’ne kadınların el emeği ürünlerinin sergilendiği stantlar kuruldu. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı kurslarda boş vakitlerini değerlendirerek eğitim alan 18’den 65 yaşa kadar çok sayıda kadın, İzzet Baysal Caddesi’nde kurulan stantlarda eserlerini sergileme heyecanı yaşadı. Sergide; kara kalem çalışmaları, resim, el nakışı, iğne oyası ve kağıt ipten örgü çantaların yanı sıra özellikle amigurumi figürleri ziyaretçilerin ilgisini çekti. "Tekniği öğrenen bir günde bitirebiliyor" Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde eğitmenlik yapan Emine Sevgi Özçelik, kurslarda geleneksel Türk sanatlarından el işlemelerine kadar geniş bir yelpazede eğitim verdiklerini belirtti. Özellikle ilgi gören amigurumi sanatı hakkında bilgi veren Özçelik, "Amiguruminin de bütün el sanatlarında olduğu gibi bir tekniği var. Zincir çekmekle başlıyoruz, sık iğneyle devam ediyoruz. Daha sonra sayılarla çalışarak bu figürleri ortaya çıkarabiliyoruz. Tekniği öğrendikten sonra bir günde bitirebiliyorlar. Önemli olan işçiliğin kalitesi. Kaliteli işçilik olduğunda bir günde tamamlanabiliyor" dedi. "Anneden çocuğa, toruna kadar aktarılabilecek çok güzel bir el işi mirası" Sergide dikkat çeken bir diğer ürün ise Mudurnu yöresine ait geleneksel gelin tacı oldu. Tamamen iğne oyasıyla yapılan eser hakkında bilgi veren kursiyer Emine Arslan, "Bu bizim yöresel bir işlememiz. Gelinlerimizin başında taç olarak kullanılıyor. Anneden çocuğa, toruna kadar aktarılabilecek çok güzel bir el işi mirası. Mudurnu’da 7’den 70’e herkes bunları yapıp çocuklarının çeyizine bırakır. Biz de hocamızın sayesinde bu güzel sanatları öğrenip burada sergileme imkanı bulduk" şeklinde konuştu.
İzmir Menemen’de festival coşkusu yağmur dinlemedi Cuma günü başlayan 16. Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, ikinci gününde de İzmir ve çevre illerden insan seline sahne oldu. Akşama doğru başlayan yoğun yağış, meydanı hıncahınç dolduran kalabalığa geri adım attırmadı. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yağmur da yağsa gök de gürlese ben bu gençlerden ayrılmam. Ben bu gençliği asla yalnız bırakmam" dedi. Emiralem’de bu yıl uluslararası boyuta taşınan festival coşkusu, ikinci gününde de muhteşem anlara sahne oldu. Dev festival alanında binin üstündeki stantta, çilek başta olmak birçok ürünün alışverişi yüzleri güldürürken, gerçekleştirilen etkinlikler de ziyaretçilerden tam not aldı. Festivalin ikinci gününde coşkunun doruğa çıktığı anlarsa akşam saatlerinde yaşandı. Yoğun yağmurdan kaynaklı olarak konser alanında oluşabilecek teknik riskler hakkında bilgilendirilen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, liderlik sorumluluğuyla ekibine gerekli talimatları vererek konserin gerçekleştirilmesine karar verdi. Başkan Pehlivan’ın kararı, konser alanında duyurulduktan sonra, alanda gençlerin yoğun alkışı yükseldi. Konser alanına yalnızca Menemen’den değil Ege’nin her şehrinden ve İzmir’in her ilçesinden gelen gençler büyük sevinç yaşadı. "Yağmur da yağsa, gök de gürlese, ben bu gençlerden ayrılmam" Hakan Doğanay ve Sevtuğ Kasapbaşoğlu’nun sunum ve performansıyla başlayan program, Girift Band, Okan Bear ve Royal ile müzik ziyafetine dönüşürken, gençlerin heyecanla beklediği Murat Boz konseri öncesindeyse sahneye Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan çıktı. Kürsüye adımını attığı anda ilk olarak gençlere hitap eden Başkan Pehlivan, "Kıymetli gençler, yağmur altında bile sizlerle birlikte olmak ne güzel. Yağmur da yağsa gök de gürlese ben bu gençlerden ayrılmam. Ben bu gençliği asla yalnız bırakmam" derken, alanı dolduran gençler de bu sözlere alkışlarla karşılık verdi. "Ne yapıyorsak, bu meydanı dolduran muhteşem gençlerimiz için yapıyoruz" Başkan Pehlivan, "Mega projelerimizden dev hizmetlere kadar ne yapıyorsak, ilçemiz için yapıyoruz. Kadınlarımız için yapıyoruz. Çocuklarımız için yapıyoruz. Bu meydanı dolduran muhteşem gençlerimiz için yapıyoruz. Çünkü gençlik varsa umut vardır. Ne diyor Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk? ’Bütün ümidim gençliktedir’ diyor. Biz de ümidimizi gençliğe taşıyoruz. Bu gece bu meydanda da emeğin, alın terinin, üretimin ve gülen yüzlerin festivalinde, siz gençlerin enerjisi bize de geçiyor. İşte bu yüzden Menemen’de yüzmeden cimnastiğe 17 farklı branşta spor kursunu, piyanodan dramaya kadar 18 farklı branşta kültür sanat kursunu; toplam 35 ayrı kursu, başka yerlerde kaç lira diye hesap etmeden, Menemen’imizde tamamen ücretsiz olarak sunuyoruz. Nasıl iyi mi gençler? Çünkü bizim siyaset anlayışımızın merkezinde eser üretmek var. İnsanlarımızın hayatına dokunmak var. Çok şükür bugüne kadar Menemen’imize nice eserler kazandırdık. İnşallah başta 19 Mayıs’ta açacağımız Kent Gözü Alanımız olmak üzere nice eseri de bu güzel kente kazandırmaya devam edeceğiz" dedi. Murat Boz sahnede devleşti Başkan Pehlivan’ın sık sık alkışlarla kesilen konuşması sonrasındaysa gecenin ritmini belirleyen isim, sahnelerin sevilen yıldızı Murat Boz oldu. Boz, konser alanını dolduran binlere hayranının ezbere eşlik ettiği şarkılarıyla birlikte, konsere katılanlara unutulmaz bir gece yaşattı.