SAĞLIK - 16 Nisan 2026 Perşembe 11:38

Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı: ’Sihirli değnek değil’

A
A
A
Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı: ’Sihirli değnek değil’

Diyetisyen Hande Selin Ok, son yıllarda popülerleşen zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde etkili olabildiğini ancak bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Ok, "Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzıyla mümkündür. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın." dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, son yıllarda kullanımının giderek arttığı zayıflama iğneleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Obezite tedavisinde kullanılan bu ilaçların doğru şekilde kullanılmasının önemli olduğunu belirten Ok, bilinçsiz kullanımın sağlık açısından riskler oluşturabileceğini söyledi.


Zayıflama iğnelerinin "Liraglutide, Semaglutide ve Tirzepatid" etken maddelerini içeren farklı grupları bulunduğunu belirten Ok, bu ilaçların cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulandığını ifade etti. Bu ilaçların GLP-1 reseptör agonistlerini taklit ederek mide boşalmasını yavaşlattığını, tokluk hissini artırdığını ve iştahı baskılayarak kilo kaybını desteklediğini dile getiren Ok, söz konusu ilaçların ilk olarak diyabet tedavisi için geliştirildiğini ancak obezite tedavisinde de kullanılabildiğini söyledi. Zayıflama iğnelerinin tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını vurgulayan Ok, "Etkili ve sağlıklı sonuçlar için doğru beslenme alışkanlıklarıyla desteklenmeleri gerekir. Aksi halde kas kaybı, halsizlik, mide problemleri ve hızlı geri kilo alımı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu ilaçlar bir sihirli değnek değildir." diye konuştu.



Amaç sadece kilo kaybı değil, yağ kaybı olmalı


GLP-1 tedavisi sırasında beslenmenin tedavinin en önemli parçalarından biri olduğunu belirten Ok, iştahın azalması nedeniyle kişilerin çok az yemeyi doğru bir yöntem olarak görmemesi gerektiğini ifade etti. Ok, tedavi sürecinde hedefin sadece kilo vermek değil, yağ kaybını sağlamak olması gerektiğini vurgulayarak protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.


İştahın azalmasıyla birlikte daha küçük porsiyonlarla doygunluk hissi oluşabildiğini belirten Ok, bu durumda tüketilen besinlerin besin değerinin yüksek olması gerektiğini söyledi. Ok, "Her öğünde yeterli protein kaynakları, lif içeren sebze ve tam tahıllar ile sağlıklı yağlar bulunmalıdır." dedi.



Yağlı ve ağır yemekler mide şikayetlerini artırabilir


GLP-1 tedavisi sırasında mide boşalmasının yavaşladığını belirten Ok, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerin mide bulantısı ve rahatsızlık hissini artırabileceğini söyledi. Bu nedenle daha hafif pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Ok, aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların da kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini ifade etti. Küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemenin önemli olduğunu dile getiren Ok, hızlı tüketilen büyük porsiyonların mide bulantısına neden olabileceğini söyledi. Ayrıca basit karbonhidrat tüketiminin azaltılması ve lifli gıdaların kademeli olarak artırılması gerektiğini belirtti.



Su tüketimi ve düzenli öğün önemli


İştahın azalmasıyla birlikte su tüketiminin de ihmal edilebildiğini söyleyen Ok, suyun gün içine yayarak tüketilmesinin kabızlık riskini azaltacağını ve metabolizmayı destekleyeceğini belirtti. Öğün atlamanın da yanlış bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Ok, gün içinde dengeli iki veya üç ana öğünün genellikle daha iyi tolere edildiğini ifade etti.


Haftada en az iki veya üç gün direnç egzersizi yapılmasının ve yeterli uykunun da kilo kontrolü açısından önemli olduğunu söyleyen Ok, sağlıklı kilo kaybı için yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunu belirtti.



Hızlı kilo kaybına aldanmayın


Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı olmadığına dikkat çeken Ok, kontrolsüz ve yetersiz beslenmenin saç dökülmesi, halsizlik, kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasına yol açabileceğini söyledi. Diyet planlanırken yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıkların dikkate alınması gerektiğini belirten Ok, makro ve mikro besin ögelerinin dengeli şekilde planlanmasının önemine işaret etti.



Doktor ve diyetisyen kontrolünün önemini vurgulayan Ok, şöyle konuştu: "Zayıflama iğneleri doktorun uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavinin hekim tarafından planlanması ve süreçte diyetisyenin tıbbi beslenme tedavisini yürütmesi sağlıklı sonuç için büyük önem taşır. GLP-1 tedavisi bir başlangıçtır, ilacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde kilo geri kazanımı kaçınılmaz olabilir. Sağlıklı kilo kaybı planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Okan Buruk: "4 sene üst üste şampiyon olacağımıza yüzde 100 inanıyorum" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, son 5 haftaya girilen Süper Lig’de şampiyonluk için iplerin kendi ellerinde olduğunu belirterek, "Oyuncularıma çok güveniyorum ve onlarla birlikte yine 4 sene üst üste şampiyon olacağımıza yüzde 100 inanıyorum. Bundan hiçbir şüphem yok" dedi. Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında cumartesi günü deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak Galatasaray’da Teknik Direktör Okan Buruk, Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’nde taraftara açık yapılan antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Galatasaray taraftarının takıma verdiği desteğin çok önemli olduğunu söyleyen Buruk, "Onlar bu desteği bize zaten her zaman veriyorlar. Biz de onlara layık olmak için büyük bir emek ve çaba sarf ediyoruz. Sezon başından beri yaklaşık 47 maç oynadık. Hem Şampiyonlar Ligi hem Türkiye Ligi hem de Türkiye Kupası’nda hedeflerimize gitmek için önemli bir yol kat ettik. Şampiyonlar Ligi performansımız özellikle bu sene, geçtiğimiz senelere göre bir Türk takımının yakaladığı yüksek performanslardan biriydi. Daha yukarıya da gitmek isterdik tabii ki. Buna yaklaştığımız bir dönem de oldu aslında. Ama Liverpool’a elendikten sonra tabii ki lige döndük. Biliyorsunuz bir milli takım arası geçirdik. Üstüne üç tane çok zor fikstürümüz vardı; Trabzon deplasmanı, Göztepe deplasmanı, içerideki Kocaelispor maçı. Bu aya geldiğimizde bu kadar maç oynamak bazen oyuncularımızı hem psikolojik hem fiziksel anlamda yıpratabiliyor. Osimhen’in sakatlığı, Asprilla’nın Göztepe maçındaki sakatlığı, Lang’ın parmağının kopması, Yunus’un sakatlıkları, bir yandan yarım oyuncular, bir yandan eksik olan oyuncular.. Bu da aynı oyuncu grubunun üzerine bazen büyük yük binmesine neden oluyor. Sonrasında takım için zor maçlar da olabiliyor, zorlandığımız maçlar da olabiliyor" diye konuştu. "4 sene üst üste şampiyon olacağımıza yüzde 100 inanıyorum" Ligde lider durumda olduklarını hatırlatan 52 yaşındaki teknik adam, "İki puan öndeyiz. En yakın rakibimizle de sahamızda oynayacağız. Son 5 haftaya girdik, bütün ipler bizim elimizde. O yüzden ben her zaman olduğu gibi oyuncularıma çok güveniyorum ve gerçekten hepsiyle çalışmaktan büyük gurur duyuyorum. Hepsiyle çalışmaktan dolayı çok mutluyum. Hatalarımız, yanlışlarımız olabilir ama bu hataları, yanlışları veya puan kayıplarını eğer birine yükleyeceksek o tabii ki bu takımın teknik direktörüdür. Yani benim hatalarım. Her şeyin sorumlusu benim ve bu zamana kadar da hep bu şekilde oldu. Oyuncularıma çok güveniyorum ve onlarla birlikte yine 4 sene üst üste şampiyon olacağımıza yüzde 100 inanıyorum. Bundan hiçbir şüphem yok. Bunu da hep dile getiriyorum. Bundan sonra bizim için önemli bir fikstür var. Bu fikstür içerisinde önümüzdeki hafta bir Türkiye Kupası maçı var ama onun dışında lig maçlarına çok daha net bir şekilde hazırlanacağımız bir döneme giriyoruz. Bu da Galatasaray takımının, bundan önceki senelerde olduğu gibi bu sene de yine şampiyonluğun en güçlü adayı olduğunu net bir şekilde gösteriyor" şeklinde konuştu. "Bu zamana kadar çok büyük yol kat ettik" Taraftarlarının her zaman yanlarında olduğunu belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Bugün burada yanımızdalar, Ankara’ya gideceğiz, Ankara’da yanımızda olacaklar, sonra derbide yine yanımızda olacaklar. O yüzden onlarla birlikte gerçekten bu zamana kadar çok büyük yol kat ettik. Şampiyonlar Ligi’ne baktığımızda belki de bütün dünyanın ilgisini çeken ve herkesin hayranlıkla baktığı bir stadımız var, taraftarımız var. Bu stat ve bu taraftar birlikte olduğunda oyuna çok net etki edebilen bir Galatasaray takımı var. Bunu daha önce çok fazla gösterdik" dedi. "Bu takımın mental olarak bir doygunluğu yok" Maçlara odaklanıp, şampiyonluğu kazanmak istediklerini vurgulayan Okan Buruk, sözlerine şöyle devam etti: "Çok net bir şekilde lige odaklanıp, şampiyonluk kazanmak istiyoruz. Burada da kendimize güveniyoruz. Hep söylüyorum; ekibime, oyuncularıma, en başta da taraftarımıza güveniyorum. Başkanımız ve yönetimimiz her zaman maddi manevi anlamda takımıma destek veriyor. Yine başaracağız, bundan hiç şüphemiz yok. Sizlerin de Galatasaraylıların da hiç şüphesi olmasın. Onlarla birlikte yine bu şampiyonluğu kutlayacağız. Bunun dışında kafamızda hiçbir düşünce yok. Moralimiz bozmuyoruz, hiçbir şeye takılmıyoruz. Sadece futbolu, takımı, oyunu ve şampiyonluğu düşünüp inşallah en kısa zamanda da buna ulaşacağız. Bu döneme geldiğimizde ligde 1. durumdaysak, Türkiye Kupası’nda yine kazanmak için çeyrek finaldeysek, Şampiyonlar Ligi’nde son 16’yı gördüysek bu takımın mental olarak bir doygunluğu yok. Sadece fiziksel olarak yorgunluklar var. Burada sakatlıklar oluyor. Farklı durumlar yaşanıyor. Bu döneme geldiğimizde her oyuncu zaman zaman yüzde 100 performansında olmayabiliyor. Ufak sakatlıkları oluyor. Bunu Yunus ile ilgili çok fazla yaşıyoruz. Yüzde yüz olmadan, ağrılarıyla oynayan birçok oyuncumuz oldu. Noa Lang’da bunu yaşıyoruz. Parmağı koptu ama dikildi, oynamaya çalışıyor. Bu döneme geldiğimizde aslında dünyada birçok takım zorlanıyor. Bunu Premier League şampiyonunda da Fransa Ligi şampiyonunda da İspanya Ligi şampiyonunda da görebiliyorsunuz. Şampiyonlar Ligi ile birlikte ligi götüren birçok takım bu anlamda zorlanabiliyor. Çok yoğun bir maç fikstürü var. Bu fikstür içerisinde inişler çıkışlar olacak. Önemli olan şu anda biz o fikstürü atlattık ve artık haftada tek maç oynayacağız. Sadece önümüzdeki hafta Türkiye Kupası var, ikinci Türkiye Kupası maçı da üç hafta sonra inşallah finale kalırsak olacak." "Real Madrid için Mbappe, Bayern Münih için Harry Kane neyse, Osimhen de Galatasaray için o" Futbolcuların genel performanslarından çok memnun olduğunu dile getiren Buruk, "Dediğim gibi şanssızlıklar var. Osimhen’in sakatlanması da onun bu sezonki üçüncü sakatlığı. Sezon başından beri Osimhen’in olmadığı özellikle üçüncü bölüm bu. Ama burada da takımın birçok bölümde çok iyi performans verdiğini söyleyebiliriz. Bazı oyuncular takımlar için çok önemli ve çok değerlidir. Dün Bayern Münih - Real Madrid maçını seyrettik. Real Madrid için Mbappe neyse, Bayern Münih için Harry Kane neyse, Osimhen de Galatasaray için o. Bu anlamda çok önemlidir. Buraları oynamak istiyorsanız zaten çok güçlü oyuncularla, çok güçlü profillerle oynamanız gerekiyor. Sakatlıklar olabilir, yorgunluklar olabilir ama biz aynı şekilde açız, aynı şekilde istekliyiz ve şampiyon olmayı çok istiyoruz. Her şeyden çok şampiyon olmayı istiyoruz. Oyuncular da bunu benden daha çok istiyor, öyle söyleyeyim. Ben de çok istiyorum ama onları birinci sıraya koyarım" ifadelerini kullandı. "Galatasaray taraftarına karşı sorumluluğumuz var" Sosyal medyadaki eleştirileri anlayışla karşıladığını aktaran sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Kabul etmek lazım ama bizim işimiz sosyal medyadaki eleştirileri dinlemek değil. Oraları göreceğiz, kabul edeceğiz. Sizlerin eleştirileri, yorumcuların eleştirileri, bunların hepsi olacak. Hepsine çok saygı duyuyorum. Oyuncuları kırmadıkça, kimseyi ezmedikçe eleştiriler olacaktır. Nasıl övgü varsa eleştiri de olacaktır. Bu sene baktığımızda birçok Şampiyonlar Ligi maçında çok fazla övgü aldık. Bu övgüyü alıyorsanız eleştiriyi de almak zorundasınız. Eleştiriye hiçbir zaman bir şey demiyoruz ama takım bir beraberlik aldığında çok farklı haberler çıkıyor. Belki her şey aynı şekilde işleyen düzen, iyi gittiğinizde farklı yorumlanıyor, kötü gittiğinizde farklı yorumlanıyor. Ama şunu kabul etmemiz gerekiyor; biz ligde birinci durumdayız ve en yakın rakibimizle kendi sahamızda oynayacağız. Pozitif anlamda düşünecek biri varsa, bir takım varsa, bu en başta Galatasaray’dır. O yüzden bunun dışında kafamızda hiçbir şey yok. Ama dediğim gibi bizim Galatasaray taraftarına karşı sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu da her zaman olduğu gibi yerine getireceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Oyuncularımla birlikte buna inandık ve bu yolda aynı şekilde devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "Osimhen’in antrenmana çıkması takımın enerjisini pozitif anlamda artırıyor" Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen’in durumu hakkında da bilgi veren 52 yaşındaki teknik adam, "Osimhen dün takımla büyük bölümde uzun bir antrenman yaptı. Fiziksel olarak bu anlamda iyi bir antrenman geçirdi ve rahat bitirdi. Her oyuncumuzun takıma katılması tabii ki çok olumlu yansıyor. Osimhen de buradaki lokomotiflerden biri. Ben bütün oyuncularıma çok güveniyorum. Bütün oyuncularımın takım içerisinde olması çok önemli. Onların antrenman performansları çok önemli. Osimhen’in antrenmana çıkması ve katılması da takımın enerjisini pozitif anlamda artırıyor. Hafta sonu için de bugün ve yarın bakacağız. Ankara’ya götürüp götürmeyeceğimize karar vereceğiz" şeklinde konuştu. "Şu andaki düşüncemiz aynı düzeni devam ettirmek" Kamp konusunda görüşlerini paylaşan Okan Buruk, "Biz hiçbir derbi maçında da kamp yapmadık. 4 senedir Fenerbahçe maçlarının hepsini sayabilirsiniz; içeride dışarıda hiçbirinde kamp yapmadık. O yüzden şu andaki düşüncemiz aynı düzeni devam ettirmek. Ama şunu da bugünkü toplantıda oyuncularıma özellikle söyledim; konsantrasyon ve disiplin anlamında bu dört hafta çok önemli. Oyuncularımızla birlikte çok daha disiplinli, çok daha konsantre bir şekilde bu dört haftayı kazanabilecek durumda olmalıyız. Konfor alanımızdan da fedakarlık edip, her şeyden fedakarlık edip o iki kupayı kazanmaya odaklanacağız. Bence sezon başında o imzayı atarken, antrenmana başlarken şampiyonluk sözünü bu taraftara verdiler ve onu yerine getirecekler" diyerek sözlerini tamamladı.
Trabzon Çelebi: "Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Trabzon’un ve bölgenin ihtiyacıdır" Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Erkut Çelebi, somon yetiştiriciliğinin Trabzon’da stratejik bir sektör haline geldiğini belirterek "Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Trabzon’un ve bölgenin ihtiyacıdır" dedi. Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükçü ve yönetim kurulu üyeleri, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nı (TTSO) ziyaret ederek ildeki sanayi bölgeleri başta olmak üzere çeşitli konularda istişarede bulundu. Ziyarette konuşan TTSO Başkanı Erkut Çelebi, Trabzon’un su ürünleri ve somon üretimi konusunda önemli bir yatırım potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekti. Çelebi "Somonu hem kültür yoluyla yetiştirerek hem de işleyerek mamül ürünlere dönüştürüyoruz. Fındıktan sonra ilimizde ve bölgemizde en yüksek ihracatı yapılan ikinci sektör haline geldi. Trabzon’da Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesine ihtiyacımız var. Bizim için çok önemli. Şu anda mevcut OSB’lerde firmalarımız arıtma tedbirlerini alarak faaliyetlerine devam ediyor. Sektördeki büyüme ve yeni yatırımlara baktığımızda 5 yıl sonra ihtisas OSB’ye çok büyük ihtiyacımız olacak ve bu nedenle bugünden çözüp hazır hale getirmeliyiz. Çünkü Trabzon’da yeni bir arsa üretmek zor. İstimlak çok pahalı ve zaman alıyor. İlçe belediye başkanları ile de görüşüp destek istiyoruz. Çünkü gerek bazı üyelerimiz gerekse bölgemizde üretim yapmak isteyen firmalarımızın bir kısmı farklı bölgelere kaydı" diye konuştu. "Su Ürünleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Trabzon’un ve bölgenin ihtiyacıdır" diyen Erkut Çelebi "Sanayi Bakanlığımızın Yerel Kalkınma Hamlesi Programında 2025 yılında Trabzon’da teşvik sağlanan dört başlıktan birisi su ürünleri yetiştiriciliği ve işleme sektörü olmuştu. Toplam 19 başvuru aldık. Başvuruların 10’u yatırıma başlamak için bakanlıktan onay sürecinde bekliyorlar. Bu yatırımların yüzde 90’ı Su Ürünleri sektörüne yönelik. Yerel Kalkınma Programının 2026 yılı teşvik kapsamında da su ürünleri üretimi ve işlenmesi sektörünü tekrar gündeme aldık. Su ürünleri sektöründeki bu büyük talebi ve gelişmeyi göz önüne aldığımızda Su Ürünleri İhtisas OSB’ye ihtiyacın çok olduğu açıktır" ifadelerini kullandı.
Bursa Maraş ve Urfa’da okula yapılan saldırı sonrası Bursa’da "Sıra bende" yazan şüpheliye operasyon düzenlendi Bursa’da sosyal medya üzerinden okullara yönelik saldırı planladığına dair paylaşımlar yapan 2 şüpheli, polis ekiplerinin hızlı müdahalesiyle gözaltına alındı. Paylaşımların ardından harekete geçen ekipler, adreste yaptığı aramada 2 adet kurusıkı tabanca, bu silahlara ait 24 mermi, 3 havalı tabanca ile 21 adet oyuncak tabanca ve tüfek ele geçirildi. Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, bir sosyal medya platformunda Bursa’da bir okulun ismini vererek saldırı planladığını yazan kullanıcı üzerine çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde söz konusu hesabın Ü.O. (16) isimli şahsa ait olduğu belirlendi. Şüpheli, ekipler tarafından ikametinde gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Öte yandan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından bir paylaşımın altına "sıra bende" şeklinde yorum yapan bir başka kişinin de Bursa’da yaşadığı tespit edildi. Kimliği belirlenen Y.İ. (19), polis ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin evinde yapılan aramalarda 2 adet kurusıkı tabanca, bu silahlara ait 24 mermi, 3 havalı tabanca ile 21 adet oyuncak tabanca ve tüfek ele geçirildi. Gözaltına alınan Y.İ.’nin ilk ifadesinde paylaşımları "şaka ve mizah" amacıyla yaptığını söylediği, olayın bu kadar ciddiye alınacağını öngöremediğini dile getirdiği öğrenildi. Ele geçirilen silahları ise "merak ve ilgi" nedeniyle bulundurduğunu beyan ettiği belirtildi. Olayla ilgili soruşturma sürerken, emniyet yetkilileri sosyal medya üzerinden yapılan bu tür paylaşımların ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
Samsun Okullardaki saldırılar sonrası uzmanlardan dikkat çeken analiz: "En kritik eşik, suç aracına ulaşılabilirlik" Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda peş peşe yaşanan silahlı saldırılar Türkiye’yi yasa boğarken, uzmanlardan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, çocukları şiddete sürükleyen sürecin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayarak, en kritik kırılma noktasının "suç aracına erişim" olduğunu söyledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda 1 gün arayla meydana gelen silahlı saldırılar sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar toplumda büyük üzüntüye neden oldu. Olayların ardından çocukları bu noktaya getiren etkenler yeniden gündeme gelirken, Samsun’da Büyük Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, şiddete yönelimin tek bir nedene bağlı olmadığını belirterek, aile yapısından sosyal çevreye kadar birçok faktörün bu süreçte etkili olduğunu söyledi. "Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir" Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, "Çocukları bu noktaya getiren risk faktörleri tek bir nedene bağlı değildir. Birkaç nedenin bir araya gelmesi böyle bir sonucu doğurabilir. Bu olayların başlıca nedeni çocuğun duygusal ve psikolojik durumudur. Uzun süreli öfke, dışlanmışlık ve depresyon, böyle bir şiddete yönelmeyi tetikleyebilir. Öncesinde çocuğun aile içinde gördüğü davranışlar ve tutumlar, bu konuya maalesef katkı sağlayabilir. Ailenin fazla baskıcı olması veya ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir. Ailede şiddetin normalleştirilmesi, şiddete sık sık maruz kalmak veya buna şahit olmak, bu tür durumların tetikleyici ya da destekleyici unsurları olarak yorumlanabilir" dedi. "En önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmek" Çocuğun sosyal çevredeki konumunun da kritik olduğuna işaret eden Dr. Taşdemir, özellikle dışlanmanın yoğun öfke ve kin duygusunu besleyebileceğini dile getirdi. Ancak bu duyguların davranışa dönüşmesinde belirleyici olanın farklı bir eşik olduğunu vurgulayan Taşdemir, "Düşünceden eyleme geçişte en önemli kilit etken, suç aracına ulaşabilmektir. Bu tür düşünceler çoğu zaman zihinde kalır fakat silah ya da kesici aletlere kolay erişim, olayların yaşanma ihtimalini ciddi şekilde artırır" diye konuştu. "Dijital oyunlar da etkenlerden biridir; ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir" Taşdemir, şöyle devam etti: "Önemli etkenlerden biri de sosyal medyada görünür olma motivasyonudur. Hiç beklenmeyen anlarda, hiç beklenmeyen davranışlar görülebilmektedir; sırf görünür olmak, konuşulmak adına. Dijital oyunlar da etkenlerden biridir ancak diğerlerine göre daha belirleyici değildir. Bu tür içerikteki oyunları oynayan çocukların çok büyük bir kısmı bu tür davranışlara yönelmez. Bu noktada oyunların içeriğinden ziyade, çocuğun bunlara ne derece maruz kaldığı ve hayatında ne kadar yer tuttuğu daha önemlidir. Çocuk bu tür dijital içeriklerle çok fazla vakit geçiriyorsa, sosyal izolasyonu artıracak derecede bu oyunlarla meşgulse ve oyunlarda yoğun rekabetçi tutumlara maruz kalıyorsa, bu tür durumlar ortaya çıkabilir." Aileler bu belirtilere dikkat Ailelerde en uyarıcı olması gereken etken, çocuklardaki değişiklikler olduğuna dikkat çeken Taşdemir, "Hiç beklenmeyen tutumlar gözlenmeye başlandıysa, daha önce kendi hâlinde olan çocuk öfke patlamaları yaşamaya başladıysa, sosyal medyada garip içerikli mesajlar paylaşmaya başladıysa veya birilerini tehdit etmeye başladıysa, aileler mutlaka durumu sorgulamalıdır. Önemli uyarıcılardan biri de çocuğun sosyal izolasyonudur. Bir çocuk içine kapandıysa ve odasından çok fazla çıkmıyorsa, bu da aileler için önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.