GÜNDEM - 11 Temmuz 2025 Cuma 14:23

Srebrenitsa Soykırımı Menemen’de unutulmadı

A
A
A
Srebrenitsa Soykırımı Menemen’de unutulmadı

30 yıl önce tüm dünyanın gözü önünde işlenen bir insanlık suçu olarak hafızalara kazınan Srebrenista Soykırımı’nın yıl dönümünde, Menemen’de anma töreni gerçekleştirildi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Srebrenitsa, bize gösterdi ki; eğer birlik olmazsak, eğer zulme sessiz kalırsak, yarın biz de aynı acılarla sınanabiliriz. O yüzden bu meydanda duran her bir yüreğe sesleniyorum: Unutma, unutturma! Çünkü unutan, tekrar yaşar! Şehit olan tüm Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyorum. Rabbim bir daha böyle acılar göstermesin." dedi.


Bosna Hersek’te 8 bin 372 kişinin yalnızca soyu ve inancı nedeniyle sistemli bir soykırıma uğramasının 30. yıl dönümünde Srebrenitsa Soykırımı Menemen’de anıldı. Anma törenine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan ile birlikte Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar, AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Balkan Federasyonu Genel Başkanı Ekrem Selim İleri, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, Bosna Hersek Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aykut Taylan Varlı, kamu kurum ve kuruluşlarının başkan ve temsilcileri, STK başkan ve yöneticileri, gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı.



"Unutan tekrar yaşar"


Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, 30 yıl önce, Avrupa’nın göbeğinde tüm dünyanın gözleri önünde, Birleşmiş Milletler’in koruması altındaki bir şehirde, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gençler sistemli bir şekilde katledildiğini belirtti. Yüzlerce yıldır kader birliği yaptığımız Boşnak kardeşlerimizin bu dostluk ve kardeşlikten dolayı acılarla sınandığını ifade eden Pehlivan, "Bu, sadece Boşnak kardeşlerimize değil, tüm insanlığa karşı işlenmiş bir suçtu. Biz bugün burada sadece bir anma yapmıyoruz. Aynı zamanda bir duruş sergiliyoruz. Bir daha böyle acıların yaşanmaması için, her zaman hakkın, adaletin ve insanlığın yanında olduğumuzu haykırıyoruz. Sessiz kalmadığımızı, unutmadığımızı ve asla unutturmayacağımızı gösteriyoruz! Srebrenitsa, bize gösterdi ki; eğer birlik olmazsak, eğer zulme sessiz kalırsak, yarın biz de aynı acılarla sınanabiliriz. O yüzden bu meydanda duran her bir yüreğe sesleniyorum: Unutma, unutturma! Çünkü unutan, tekrar yaşar! Şehit olan tüm Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyorum. Rabbim bir daha böyle acıları ne Bosna’ya, ne bu coğrafyaya ne de insanlığa yaşatmasın." ifadelerini kullandı.



"Dilsiz şeytan olmadık"


Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz ise konuşmasına Aliya İzzetbegovic’in, "Ve her şey bittiğinde hatırladığımız tek şey, düşmanlarımızın sesleri değil, dostlarımızın sessizliğidir." sözleriyle başladı. "Kosova Savaşı sonrası Balkan coğrafyasında birliği beraber kurduk." diyen Menemen Kaymakamı Yılmaz, "21. yüzyıl ne yazık ki birçok insanın soykırımlarla, acılarla karşılaştığı bir yıl oldu. Srebrenitsa’da Birleşmiş Milletler’in ihmal ve ihlalleri ölümlerle sonuçlandı. Çok hüzünlü bir olay bu. Öncelikle Aliya İzzetbegovic önderliğinde tüm direnişçilerin kahramanlığı karşısında saygıyla eğiliyoruz. Bugün ne yazık ki Gazze’de, Arakan’da bu katliamlar yaşanıyor. Uygur Türkleri bunları yaşıyor. Yine de millet olarak gururluyuz. Çünkü millet olarak hep zalimin karşısında durduk. Dilsiz şeytan olmadık. Karakterimizin özelliği bu bizim. Ecdadımız ve Kurucu Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize bunu öğretti. Hep beraber Srebrenitsa Soykırımı’nı anıyoruz. Anadolu olarak onları her zaman hatırlayacağız. Allah hepsine rahmet eylesin." dedi.



"Sessizliğin bir çığlığı var"


AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Balkan Federasyonu Genel Başkanı Ekrem Selim İleri de "Sessizliğin bir çığlığı var. Bu çığlığı ancak kalp gözüyle bakan insanlar duyabilir. Bosna’da 2 yıl önce Srebrenitsa anneleriyle bir araya geldik. Onların duygularını sizlerle paylaşmak isterim. Dediler ki, ’Sizlerden tek bir şey istiyoruz; dünya gözüyle evlatlarımızın en azından mezar taşı olmasını istiyoruz.’ Bu beni çok duygulandırmıştı. Yine oradayken fakir bir köyde oyuncak bebek vermek istediğimiz kız çocukları, anne ve babalarının hayatta olduğunu ve bu oyuncakları onların alabileceğini söyleyerek, kendilerinden daha ihtiyaçlı bir köydeki çocuklara oyuncakları götürmemizi söyleyip, onlara verdiğimiz oyuncakları bize geri verdiler. Asil yürekli evlatlarımız yetişiyor." dedi.


Bosna Hersek Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aykut Taylan Varlı ise Srebrenitsa’da soykırımın üstünden 30 yıl geçmesine rağmen bugün bile definlerin devam ettiğini söyledi. Yaşanan zulmün unutulmayacağını vurgulayan Varlı, Srebrenitsa’da bir cenazede yalnızca 50 santimetre boyunda bir tabuta eli değdiği anda bir ebeveyn olarak çok etkilendiğini ifade etti. 8372 kayıp başvurusuna rağmen bugüne dek mezarı bulunan isim sayısının 6 binlerde olduğunu belirten Varlı, "Unutmayacağız." dedi.


Konuşmaların ardından Cumhuriyet Meydanı’ndaki Srebrenitsa Anıtı’na karanfiller bırakılırken, anıt etrafında oluşturulan sergi alanı gezilerek, 30 yıl öncesinde yaşanan korkunç soykırımın boyutları bir kez daha görüldü. Ayrıca Menemen Belediyesi tarafından soykırımda hayatını kaybedenler için lokma döküldü.



AK Parti ve MHP’den aşure ikramı


Öte yandan Cumhuriyet Meydanı’nda Srebrenitsa Anması ile birlikte AK Parti ve MHP’nin Menemen ilçe başkanlıkları tarafından Aşure ayı olması nedeniyle aşure dağıtıldı. Aşure dağıtım alanını ziyaret eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz ve MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı’ya yaptıkları etkinlik için teşekkür ederken, aşure hayrının kabul olmasını diledi. Başkan Pehlivan, "Paylaştıkça çoğalan aşure gibi, kardeşliğimiz ve muhabbetimiz de daim olsun." dedi.



Srebrenitsa Soykırımı Menemen’de unutulmadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.