GÜNDEM - 08 Kasım 2025 Cumartesi 13:07

Perviz Altay: "Karabağ zaferi kardeşliğimizin simgesidir"

A
A
A
Perviz Altay: "Karabağ zaferi kardeşliğimizin simgesidir"

İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Başkanı Perviz Altay, 8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü’nün 5. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Karabağ zaferinin Türk dünyasında birlik, kardeşlik ve dayanışmanın sembolü olduğunu belirtti.


İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Başkanı Perviz Altay, 8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü’nün 5. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama metni yayımladı. Altay açıklamasında, Azerbaycan’ın 44 gün süren mücadele sonucunda elde ettiği tarihi başarının sadece ülkenin toprak bütünlüğünü değil, Türk dünyasının ortak değerlerini ve kardeşliğini de pekiştirdiğini ifade etti. Altay, bu zaferin Türk milleti için onur, bölge içinse kalıcı barışın kapısını araladığını söyledi.



"44 gün süren destansı mücadelenin 5. yılında gururluyuz"


İZAZDER Başkanı Perviz Altay, Azerbaycan ordusunun 2020 yılında 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı’nda elde ettiği tarihi zaferin, milletin azim ve kararlılığının bir simgesi olduğunu söyledi. Altay, "Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşmasının 5. yılında, bu büyük zaferi bir kez daha gururla kutluyoruz. Bu destan, hem Azerbaycan halkının cesaretini hem de Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin gücünü tüm dünyaya göstermiştir." dedi.



"Bir millet, iki devlet" anlayışı güçleniyor


Mesajında iki ülke arasındaki kardeşliğe vurgu yapan Altay, "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Azerbaycan’ın sevinci sevincimizdir, kederi kederimizdir’ sözü ve Haydar Aliyev’in ‘Bir millet, iki devletiz’ ifadesi, iki kardeş ülkenin ruhunu anlatmaktadır. Bugün bu birlik, sadece duygusal değil; ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda da her geçen gün daha da güçlenmektedir." diye konuştu. Altay, ayrıca Karabağ zaferinin ardından Şuşa Beyannamesi ile Türkiye ve Azerbaycan’ın askeri müttefikliklerini resmen ilan ettiğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: "Bu beyanname, iki ülke arasındaki kardeşliği ebedi bir ittifaka dönüştürmüştür. Üstelik hem Türkiye Büyük Millet Meclisi hem de Azerbaycan Milli Meclisi, Şuşa Beyannamesi’ni oylayarak resmen kabul etmiş ve böylece kardeşliğimiz hukuki bir zemine taşınmıştır."



Karabağ’da hayat yeniden yeşeriyor


Perviz Altay, Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan topraklarında yürüttüğü yeniden imar çalışmalarının örnek bir kalkınma modeli haline geldiğini dile getirdi. "Zengilan, Fuzuli, Şuşa ve Laçın’da yükselen akıllı şehirler, havalimanları ve tarım alanları, özgür Karabağ’ın yeniden doğuşunu temsil ediyor. Bu yatırımlar, hem bölgesel barışın hem de ekonomik canlılığın temelini oluşturuyor." diye konuştu.



Türkiye’nin desteği unutulmadı


Altay, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği güçlü destek için teşekkür ederek, "Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de vurguladığı gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Azerbaycan yalnız değildir’ sözü o dönemde tüm Türk dünyasına moral kaynağı olmuştur. Türkiye’nin bu kardeşçe desteğini ve dayanışmasını her zaman minnetle hatırlıyoruz." dedi.



"Karabağ Azerbaycan’dır ve öyle kalacaktır"


Mesajının sonunda Perviz Altay, "Beş yıl önce kazanılan bu zafer, sadece askeri bir başarı değil; milli iradenin, kardeşliğin ve adaletin zaferidir. Karabağ Azerbaycan toprağıdır ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. Şehitlerimizi rahmetle anıyor, Türk ve Azerbaycan halklarına barış, huzur ve birlik diliyorum." ifadelerine yer verdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.