ASAYİŞ - 20 Ocak 2026 Salı 16:37

Mihriban cinayetinde kan donduran ifade: "Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm"

A
A
A
Mihriban cinayetinde kan donduran ifade: "Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm"

İzmir’in Bornova ilçesinde kayıp olarak aranırken ormanlık alanda gömülü cesedi bulunan 25 yaşındaki Mihriban Yılmaz’ın cinayet zanlısı F.İ.’nin ifadesi ortaya çıktı. Zanlı ifadesinde, "Niyetim Mihriban’a zarar vermek değildi, panikleyince ağzını kapattım. Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" dedi. Öte yandan, zanlı F.İ.’nin 2023 yılında Manisa’da bir fabrikada yüksekten düşerek hayatını kaybeden Naile Büşra Sarıgül’ün (23) ölümüyle ilgili de bağlantısı tespit edildi.


Bornova ilçesi Ümit Mahallesi’nde meydana gelen olayda, 25 yaşındaki Mihriban Yılmaz’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü ekiplerince başlatılan geniş çaplı soruşturma, genç kızın bir cinayete kurban gittiğini belirledi. Güvenlik kameralarını inceleyen ve teknik takip yapan ekipler, cinayet zanlısı F.İ. (26) ile birlikte yardım ve yataklık şüphesi bulunan 4 kişiyi gözaltına aldı. Zanlının yer göstermesiyle talihsiz kızın cansız bedeni Pınarbaşı mevkisindeki ormanlık alanda gömülü halde bulundu. Yapılan incelemelerde, zanlının sadece Mihriban Yılmaz’ı öldürmediği, 2023 yılında Manisa’da yüksekten düşerek öldüğü sanılan Naile Büşra Sarıgül dosyasının da baş şüphelisi olduğu anlaşıldı ve bu suçtan da tutuklandı.


"Panikledim ve düşünce yetimi kaybettim"


İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin titiz çalışması sonucu yakalanan cinayet zanlısı F.İ., emniyetteki ifadesinde olay gününü anlattı. Mihriban Yılmaz ile otomobil içerisinde tartıştıklarını belirten zanlı, genç kızın kendisini tehdit etmesi üzerine paniklediğini iddia etti. F.İ. ifadesinde, "Telefonu almaya çalıştım, vermedi ve otomobilden inmeye çalıştı. Ağabeylerinin beni öldüreceğini söyleyerek tehdit edince iyice panikledim ve düşünce yetimi kaybettim. Niyetim zarar vermek değildi, sadece yaşayacağım sorunlardan dolayı inmesine engel olmaya çalıştım. Bu sırada bir elimle kendime çektim, diğeriyle bağırmasın diye ağzını kapattım" dedi.


"Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm"


Genç kızın bir süre sonra bayıldığını ve otomobilden aşağı düştüklerini öne süren zanlı, ilk yardım yapmasına rağmen sonuç alamadığını savundu. Olayın vahametiyle şoka girdiğini belirten F.İ., "Yüzüne vurarak uyandırmaya çalıştım ancak tepki vermedi. Kalp masajı yaptım ama netice alamadım. Telefonu çaldı, yengesi ve annesi arıyordu ama açmadım. Cansız bedeni kamyonetin arka koltuğuna bindirip Pınarbaşı’ndaki ormanlık alana götürdüm. Öldüğünü anlayınca ormana gömdüm" ifadelerini kullandı.


Eski dosya yeniden açıldı: ikinci cinayetten tutuklama


Mihriban Yılmaz cinayeti soruşturması derinleştirilirken, zanlı F.İ.’nin 2023 yılında Manisa’da bir fabrikada yüksekten düşerek hayatını kaybeden Naile Büşra Sarıgül’ün (23) ölümüyle ilgili de bağlantısı tespit edildi. Sarıgül’ün tırnaklarında zanlıya ait DNA örneklerine rastlanması ve aile üyeleri arasındaki "Eskisinden korkmuyorum, bundan korkuyorum" şeklindeki yazışmalar üzerine dosya yeniden açıldı.


Zanlı F.İ., Mihriban Yılmaz cinayetinin yanı sıra Naile Büşra Sarıgül’e yönelik ‘Nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘Tasarlayarak öldürme’ suçlarından da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beykoz’da tarihi çeşme restorasyonu tartışması büyüyor: "300 yıllık çeşme 1984 yılında yıkıldı, burası 26 yıllık bir yapı" Beykoz Yalıköy’de 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin büyük tepki gören restorasyon çalışmalarıyla ilgili açıklama yapan Yalıköy Mahalle Muhtarı Necmi Gösterit, eski tarihi çeşmenin 1984’te yol çalışmasında yıkıldığını belirterek, "Yıkıldığı zaman yalnızca tarihi sütun Beykoz Belediyesi tarafından korunarak kaldırılmıştır. 1999 yılında belediye buraya yeni bir çeşme yapmıştır. Bu yapılan çeşme o dönem gelişigüzel yapılmış bir çalışmaydı" dedi. Beykoz Yalıköy’deki 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin restorasyon sonrası görüntüsü tartışmalara yol açtı. Tarihi silindir gövdenin yerini dikdörtgen bir yapının alması ve kitabenin akıbetine yönelik iddialar üzerine açıklama yapan Vakıflar Genel Müdürlüğü, uygulamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. Beykoz Yalıköy’de yer alan ve 1741 yılında İstanbul Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yaptırılan tarihi "sütun çeşme", restorasyon çalışmalarıyla gündeme geldi. Kültür envanterinde silindir gövdesi ve üç satırlık kitabesiyle kayıtlı olan eserin, restorasyon sonrası mevcut formundan farklı bir görünüme bürünmesi "özgün yapının korunamadığı" eleştirilerine neden oldu. Yalıköy Serbostan Mustafa Ağa Camii önündeki tarihi yapının restorasyonun ardından orijinal silindir formunu kaybederek dikdörtgen bir mermer kütle haline getirilmesi sosyal medyada ve kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı. 300 yıllık tarihi üzerinde barındıran "Sâhibu’l-hayrât ve’l-hasenât Es-Seyyid İshak Ağa Voyvada-i Galata" yazılı kitabenin akıbeti ise merak konusu oldu. Tepkilerin ardından bölgede bulunan tarihi çeşmenin 1984 yılında yol çalışmaları nedeniyle yıkıldığı; yıkım sırasında yalnızca tarihi sütunun koruma altına alındığı ifade edildi. Ardından 1999 yılında Beykoz Belediyesi tarafından bölgede yeni bir çeşme yapılırken, söz konusu yapının yaklaşık 26 yıllık olduğu ve zamanla yıpranarak kullanılamaz hale geldiği belirtildi. "Vatandaşın talebi doğrultusunda hareket ettik, tarihe zarar verme gibi bir niyetimiz kesinlikle yoktur" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Beykoz Yalıköy Mahalle Muhtarı Necmi Gösterit, şu ifadelere yer verdi: "Burası yaklaşık 280 yıllık tarihi bir çeşmeydi. Eski çeşme çatılı bir yapıydı, fotoğrafları da elimizde mevcut. 1984 yılında yol çalışması nedeniyle bu çeşme yıkılmıştır. Yıkıldığı zaman yalnızca tarihi sütun Beykoz Belediyesi tarafından korunarak kaldırılmıştır. 1999 yılında belediye buraya yeni bir çeşme yapmıştır. Bu yapılan çeşme o dönem gelişigüzel yapılmış bir çalışmaydı. Yaklaşık 26 yıllık bir yapıdır. Burada şu soru da sorulabilir;’26 yıllık bir yapı gerçekten tarihi doku sayılır mı?’ Bizim kastımız eski bir belediye yapısının da artık yıpranmış, işlevini kaybetmiş olmasıdır. Bu çeşme zamanla mermerleri kırılmış, atıl duruma gelmiş ve artık kullanılmaz hale gelmiştir. Buraya da yakışmadığı için mahalle sakinlerimiz ve esnafımız yenilenmesini talep etti. Biz de vatandaşın talebi doğrultusunda hareket ettik. Tarihe zarar verme gibi bir niyetimiz kesinlikle yoktur. Biz tarihi yok etmek değil, tam tersine koruyarak yenilemek için bu süreci yürüttük. Büyükşehir Belediyesi’ne yazı yazdık ancak süreç uzayınca vatandaş mağdur olmasın diye çalışmayı başlattık. Eski çeşmeden kalan tarihi sütun şu anda mevcut çeşmenin ortasında duruyordu. Bu sütun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir unsurdur. Yeni yapılacak çeşmede tekrar değerlendirilmek üzere alınması planlanmaktadır. Biz tarihi düşman değiliz. Tam tersine mevcut yapıyı koruyarak, vatandaşın ihtiyacına göre yeniledik."
Bolu 2 aylık kızını öldürdüğü iddia edilen anne ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklandı Bolu’nun Gerede ilçesinde 2 aylık kızını boğazını keserek öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan anne Serpil Cankurtaran, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Olay, önceki gün akşam saatlerinde Gerede ilçesine bağlı Kitirler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 aylık Ela Cankurtaran evde boğazı kesilmiş halde ölü bulundu. Cinayet şüphelisi olan anne Serpil Cankurtaran, evden çıkarak D-100 kara yolu üzerinden Yeniçağa ilçesi istikametine kilometrelerce yürüdükten sonra polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ilk sorgusunda, "Bebeğimi kesinlikle ben öldürmedim, onu kimin öldürdüğünü de bilmiyorum" diyerek suçlamaları reddeden şüpheli kadın, buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Gerede İlçe Adliyesi’ne sevk edildi. Canavarca hisle kasten öldürme suçundan tutuklandı Gerede İlçe Adliyesi’nde Nöbetçi Mahkemeye çıkarılan şüpheli anne Serpil Cankurtaran’ın savcılık ve hakimlik sorgusu tamamlandı. Nöbetçi Hakim Yavuz Selim Karademirtok tarafından sorgulanan Cankurtaran, bebeğe karşı ’canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hayatını kaybeden minik Ela ise bugün Demircisopran köyünde acılı babasının gözyaşları arasında toprağa verilmişti.