SAĞLIK - 14 Kasım 2025 Cuma 10:08

Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor

A
A
A
Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor

Halk arasında ’kelebek’ hastalığı olarak da bilinen ’lupus’ hakkında önemli açıklamalarda bulunan Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının çoğu zaman diğer hastalıklarla karıştırıldığını, tanının gecikmesinin ise hayati risklere yol açabileceğini ifade etti. Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bu hastalığın kalp, böbrek, akciğer gibi hayati organları etkileyebildiğini söyledi.


Yüzde burun ve yanaklarda kızarıklıklarla kendini gösteren ve bu nedenle de halk arasında kelebek hastalığı olarak da bilinen lupus hastalığı hakkında bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit, "kelebek hastalığı" tanımının hastalığı tam anlamıyla tanımlamadığını aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığın bir çok semptomu olduğunu ve de kronik bir hastalık olduğunu vurguladı.


Lupus hastalığının neden meydana geldiğinin kesin olarak bilinmediğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bağışıklık sistemiyle ilgili, vücutta birçok sistemi tutan, birçok organı etkileyen bir hastalık. Bağışıklık hücrelerinin dokulara gösterdiği reaksiyonla ortaya çıkan bir hastalık. Birçok dokuyu etkiliyor; bunlar eklemler, akciğer, cilt, karaciğer, böbrek, kalp, organ zarları, batın zarı... Tüm bu organlara ve dokulara karşı bağışıklık sistemi reaksiyonu gelişmesine neden oluyor" diye konuştu.



Güneş ışığı ve dışarıdaki alerjenler hastalığı tetikleyebilir


Hastalığın sebepleri arasında birçok neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bunlar arasında genetik faktörlerin yanında çevresel faktörlerin de olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bazı nedenlerden dolayı bağışıklık sistemi reaksiyon gösteriyor ve bunun sonucunda lupus hastalığı görülebiliyor. Bu nedenler arasında genetik faktörler etkili olabilir. Ancak tek başına değil! Çevresel faktörler; örneğin güneş ya da dışarıdaki diğer alerjenler, radyasyon gibi etkenler hastalığa neden olabilir" dedi. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Kelebek görüntüsünün dışında; halsizlik, yorgunluk, kas-eklem ağrısı, yüksek ateş, eklem ağrısı, ciltte döküntü olabiliyor. Eklemlerde şişlikler olabiliyor. Yüzde kızarıklıklar olabiliyor. Bunları gördüğümüzde bu hastalığı da düşünebiliriz" ifadelerini kullandı.



Romatizmal hastalıklarla karıştırılabiliyor


Lupus hastalığının belirtileri arasında yer alan eklem ağrısı, eklemlerde şişlik durumlarının romatizmal hastalıklarla karıştırılmasına neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Özellikle romatoid artritle bu çok karıştırılıyor. Romatoid artritte de eklemlerde ağrılar ve şişlikler olabiliyor. Bu lupusta da olabiliyor. Dolayısıyla sadece eklem ağrısıyla doktora gelen hastada tanı karışabiliyor. Bunu detaylıca incelemek ve gerekli testleri yapmak gerekiyor" mesajını verdi. Doğru tanının konulması için öncelikle hastanın ağrı durumunu iyi takip etmesi gerektiğini ve bazı testler yaptırması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Lupus hastalığında belirtilerin aktifleşme ve sakin dönemleri oluyor. Eğer hasta hastalığın sakin döneminde hekime başvurursa bir semptom tanımlanamayabilir. Ama aktifleşme döneminde giderse tanı konulması daha kolay olur. İşte eklemlerde şişlik, ağrı, yüzde kızarıklık gibi belirtiler hastalığın alevlendiği dönemlerde ortaya çıkar. Bu dönemde hasta, hekime başvurursa daha kolay tanı konulabilir. Aksi takdirde doğru teşhis alması kolay olmayacaktır" açıklamasını yaptı.


100 bin kişiden 15-20’sinde görülen bir hastalık olduğunu aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığa tanı konulmasının zor olmasından kaynaklı verilerin düşük olabileceğini aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle alevlenme dönemi dışında hastaya tanı konulmasının güç olmasından dolayı hastalar rahatsızlıklarını anlamlandırmak ve doğru tedaviye ulaşmak için doktor doktor gezebiliyor. Lupus hastalığı tanısı konulmasında en etkili yöntem, otoimmün testlerdir. Yüzde kızarıklıklar, eklemlerde sıvı birikmesi, akciğer, kalp gibi organlarda sıvı toplanması gibi ciddi semptomlar ortaya çıktığında hastaya yapılan testlerle tanı konulabiliyor. Düzenli olarak normal kan testlerini yapmak şart. Testlerde otoimmün panel dediğimiz antinükleer antikor (ANA) pozitifliği değeri görünce büyük oranda ‘lupus hastasıdır’ denilebiliyor. Bunların yanında da anti-dsDNA, antifosfolipid antikorlar da pozitif olabiliyor."



Ömür boyu takip ve tedavi gerektiriyor


Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü açıklayan Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının vücutta yarattığı doku hasarına bağlı olarak ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Öte yandan lupus hastalarına bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar verildiği için hastaların enfeksiyonlara açık olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, enfeksiyon sebebiyle de hastanın hayatını kaybetme ihtimalinin olabileceğini vurguladı.


Lupus hastalığının tedavisi hakkında açıklama yapan Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle tamamladı: "Lupus semptomlarına göre tedavi edilebilen bir hastalık. Hastalığın alevlenme döneminde, bağışıklık sisteminin ortaya çıkardığı etkileri baskılamak için yüksek doz kortizol tedavisi kullanılıyor. Kortizol yetersiz kaldığında immün sistemi baskılayıcı tedavilere geçilebiliyor. İmmün sistemi düzenleyerek hastalığın seyrini düzeltmek amaçlanıyor. Bu tedavilerin dozu, hastalığın alevlendiği dönemlerde artırılabilirken, hastalığın sakinlediği dönemlerde dozu düşürülerek uzun süre bu şekilde devam edilmesi bekleniyor. Hastanın ömür boyu takibinin ve tedavisinin devam ettirilmesi gerekiyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Sarı kule, Çanakkale Boğazı’na giren düşman gemilerini beyaz flama ile bildiriyordu Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kilitbahir köyündeki Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerini beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryalara bildiriyordu. ÇOMÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, sarı kulenin çevresindeki gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinlemesiyle ve bu haberleri de karada bulunan askerlere de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyledi. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için 1462-1463 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Avrupa Yakası’ndaki üç yapraklı yonca şeklindeki Kilitbahir Kalesi Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları’nda önemli bir role sahip oldu. Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule ise, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerinin boğaza girdiğinde üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak olan beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryaların buna göre hazırlık yapmalarını sağladı. Sarı kulenin Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında önemli bir role sahip olduğunu ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, "Şu anda bulunmuş olduğumuz yer Kilitbayır köyü ve Kilitbahir Kalesi önünde bulunan sarı kuledeyiz. Aslında Çanakkale Muharebesi esnasındaki en kritik yerlerden bir tanesiydi. Sarı kule özellikle haberleşmenin ana merkezlerinden birisini oluşturuyordu. Kara Muharebeleri esnasında özellikle Güney Grubu ve Eceabat arasındaki bağlantının geçtiği ana nokta burasıydı. Ancak sarı kulenin daha önemli kritik bir rolü vardı. Özellikle Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında Çanakkale Boğazı içerisine bir düşman gemisi girdiğinde, yani bir baskın yapıldığında sarı kule üzerinden özel bir işaret çıkarılacaktı. Bu işaret beyaz bir flama olarak belirlenmişti ve hemen arkamızda bulunan sarı kuleden açılan bu beyaz flama üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak bir işaret bulunuyordu. Bu işaret boğaza bir baskın yapıldığı anlamına gelecekti. İşte bu baskın olduğunda boğazın çevresinde bulunan tabya, bataryalar buna göre hazırlık yapmaya başlamışlardı. Bu durum Çanakkale Kara Harbi esnasında devam etmiş ve Çanakkale Kara Savaşları’nda da sarı kule özellikle boğaz içerisindeki baskınların ana işaretçisi haline gelmişti. Aynı zamanda kule üzerindeki flama haberleşmesi marifetiyle hemen arkasında bulunan gonca suyu telsiz istasyonuyla bir bağlantı olduğunu göreceğiz. Bu bağlantı aynı zamanda Avrupa’daki özellikle İtilaf Devletlerinin kendi aralarındaki haberleşmenin dinlenebildiği yerlerden birisi haline geldiğini göreceğiz. Böylece sarı kule çevresinde gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinliyor ve bu haberleri de karada bulunan askerlerimize de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz" dedi.