ASAYİŞ - 17 Mart 2026 Salı 14:55

İzmir’de taksi şoförü cinayetinde kan donduran görüntüler ortaya çıktı

A
A
A
İzmir’de taksi şoförü cinayetinde kan donduran görüntüler ortaya çıktı

İzmir’in Konak ilçesinde taksi şoförü Deniz Örer’in aracına binen yolcu tarafından tabancayla vurularak öldürülmesine ilişkin dehşet veren görüntüler ve detaylar gün yüzüne çıktı. Olayın ardından taksiyi gasp eden şüphelinin, araç içerisinde arkadaşıyla uyuşturucu kullandığı anlar kayıtlara yansıdı. Cinayetin ücret tartışması yüzünden yaşanmadığı da ortaya çıktı.


Olay, 9 Mart gecesi saat 22.18 sıralarında Eşrefpaşa Caddesi üzerinde başladı. Taksiye binen Doğuş Meşe (24), şoför Deniz Örer’e (52) bir ay önce ayrıldığı iş yerine gideceğini ve oradan valizlerini alacağını söyledi. Saat 22.20’de Hurşidiye Mahallesi 1308 Sokak’a varıldığında, araçtan inen şüpheli, ücretin ne kadar tutacağını sordu. Şoförün "700 TL civarı tutar" cevabı üzerine aralarında herhangi bir tartışma yaşanmazken, Doğuş Meşe yanında getirdiği tabancayı çıkartarak açık olan camdan Deniz Örer’in başına bir el ateş etti. Bilincini kaybeden şoförü araçtan çekerek yola atan şüpheli, direksiyona geçerek taksiyle olay yerinden uzaklaştı.



Gasp ettiği takside uyuşturucu partisi verdi


Cinayetten hemen sonra saat 22.25’te bir kadını arayarak yanına çağıran Doğuş Meşe, gasp ettiği taksinin babasına ait olduğunu söyledi. Şüpheli, yanına aldığı F.A. adlı kadına sentetik ecza verdikten sonra farklı adreslere giderek metamfetamin ve esrar satın aldı. İkili, öldürülen şoförün kanı bulunan taksi içerisinde yaklaşık bir saat boyunca uyuşturucu kullandı. Şüpheli, kadını bıraktıktan sonra saat 23.30 civarında telefonla ulaştığı ablası ve annesine "Taksiciyi vurdum, moralim bozuk" diyerek itirafta bulundu.



Araç takip sistemiyle evinde yakalandı


Deniz Örer’in gece saat 02.00’de eve gelmemesi üzerine şüphelenen ailesi, araç takip sisteminden taksinin konumunu inceledi. Direksiyondaki kişinin eşkali uymayınca durum polise bildirildi. Kamera kayıtlarını geriye dönük inceleyen ekipler, cinayetin işlendiği noktayı tespit etti. Polis, taksiyle evine giden zanlıyı düzenlediği operasyonla yakaladı.



Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi


İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, kan donduran olayın tüm detayları gün yüzüne çıktı. Hazırlanan iddianamede, sanık Doğuş Meşe’nin Basmane semtinde faaliyet gösteren bir konfeksiyon atölyesinde işçi olarak görev yaptığı bilgisi yer aldı. Olayda kullandığı ateşli silahı eylemden yaklaşık 30 gün önce temin eden şüphelinin, suç aletini iş yerine yakın bir konumdaki elektrik trafosunun civarına sakladığı belirlendi. Zanlının, günlük hayatında işe gidiş gelişlerini ise toplu taşıma araçlarıyla gerçekleştirdiği kaydedildi. 9 Mart tarihinde yaşanan olay öncesinde, sakladığı tabancayı yanına alarak ikametine götürmeyi planlayan Meşe’nin, yakalanma korkusuyla toplu ulaşımdan vazgeçtiği ve bu nedenle taksi kullanmaya karar verdiği ifade edildi. Saat 22.00 sıralarında Gaziosmanpaşa Caddesi üzerinde Deniz Örer idaresindeki taksiye binen zanlının, Karşıyaka’ya gitmek istediğini söylediği ancak kısa süre sonra "Valizimi almam gerekiyor" diyerek şoförü silahı gizlediği 50 metre mesafedeki ara sokağa yönlendirdiği aktarıldı. Şüphelinin yönlendirmesiyle ulaşılan 1307 Sokak’ta aracın durdurulduğu, Meşe’nin "Eşyalarımı alıp hemen döneceğim" diyerek taksiden indiği belirtildi. Gizlediği yerden silahını alan zanlının, tekrar aracın yanına gelerek maktul Deniz Örer’in doğrudan kafa bölgesini hedef alıp tetiği çektiği iddianameye yansıdı. Talihsiz taksicinin olay yerinde hayatını kaybettiğinin vurgulandığı iddianamede, soğukkanlı katilin cansız bedeni araçtan indirip sokağa terk ettiği, ardından gasp ettiği ticari taksiyle olay mahallinden hızla uzaklaştığı bildirildi. Zanlının sorgusunda ileri sürdüğü "Bana küfrettiği için vurdum" savunmasının, suçtan kurtulmaya veya ceza indirimi almaya yönelik olduğu değerlendirildi. İddianamede, maktul Örer’in küfretmesini gerektirecek bir durumun bulunmadığına dikkat çekildi. Ayrıca, katil zanlısı Meşe’nin gasp ettiği taksiye F.A. isimli şahsı da bindirdiği ve araç içerisinde birlikte uyuşturucu madde kullandıkları bilgisi de dosyada yer aldı. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, sanık Doğuş Meşe hakkında, ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis, gece vakti silahla yağma suçundan 15 yıla kadar hapis ve ’6136 Sayılı Kanuna Muhalefet (ruhsatsız silah)’ suçundan da 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Trafikte kavga çok pahalıya patladı: 2 tutuklama, 1 milyon TL ceza Nevşehir’de trafikte sollama nedeniyle çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Bıçak ve sopaların kullanıldığı olay sonrası taraflara toplamda 1 milyon 80 bin TL ceza kesilirken, 2 sürücü tutuklandı. Yaşanan kavgada cep telefonu ile kaydedildi. Olay, Nevşehir’de 2000 Evler Mahallesi Nar yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 38 AIF 551 plakalı otomobilin sürücüsü Ahmet Efe D. ile 06 CTB 057 plakalı otomobilin sürücüsü Suat T. arasında trafikte sollama nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine sürücüler araçlarını yol kenarında durdurarak araçlarından indi. Kısa sürede büyüyen tartışmaya araçlarda bulunan Ali D., Samet D. ile diğer araçtaki Necati S. ve Onur K. de dahil oldu. Taraflar, araçlarında bulunan bıçak ve sopaları alarak birbirine saldırdı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Kavgaya müdahale eden ekipler, sürücüler ve olaya karışan diğer şahısları gözaltına aldı. Şüpheliler, sağlık kontrolünün ardından Nevşehir İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen iki araç sürücüsü, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Sürücülerin ehliyetlerine 6 ay süreyle el konulurken, araçlar ise 60 gün süreyle trafikten men edildi. Öte yandan cep telefonu ile kaydedilen olayda yer alan sürücü ve yolculara kişi başı 180 bin TL olmak üzere toplamda 1 milyon 80 bin lira idari para cezası uygulanacağı öğrenildi. Yetkililer, son dönemde yürürlüğe giren ve trafikte saldırgan davranışlara ağır yaptırımlar öngören düzenlemeler kapsamında; trafikte kavga, tehdit ve araçtan inerek saldırıda bulunma gibi eylemlere yüksek para cezalarının yanı sıra ehliyete el koyma ve araç men cezası uygulandığını belirtti. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Zonguldak BEUN Açık Deniz Teknolojileri Merkezi Kütüphanesi hizmete sunuldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim, kültür ve eğitimin buluşma noktası olacak yeni bir eseri daha öğrencileriyle buluşturdu. Çaycuma Kampüsünde hayata geçirilen Açık Deniz Teknolojileri Merkezi Kütüphanesi, düzenlenen görkemli törenle hizmete açıldı. BEUN Çaycuma Kampüsü bünyesinde akademik gelişime katkı sunacak bu önemli yatırım, bilgiye erişimin kolaylaştığı ve geleceğin inşa edildiği bir merkez olarak kapılarını araladı. Açılış törenine; Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, Zonguldak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mehmet Türkmen Köse, Filyos Belediye Başkanı Erol Acar, Subsea7 Türkiye Genel Müdürü Hülya Özgür, ilçe protokolü, akademik ve idari personel, basın mensupları, vatandaşlar ve çok sayıda öğrenci katıldı. Program, aziz şehitlerin anısına gerçekleştirilen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından BEUN Devlet Konservatuvarı tarafından sunulan müzik dinletisi katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Üniversitenin tanıtım filminin izlenmesiyle devam eden program, açılış konuşmalarıyla devam etti. Günün anlam ve önemine dair konuşma yapmak üzere kürsüye gelen Subsea7 Türkiye Genel Müdürü Hülya Özgür, şu ifadeleri dile getirdi: "Bugün burada, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ile Subsea7 iş birliğinde hayata geçirdiğimiz Açık Deniz Teknolojileri Merkezi Kütüphanesinin açılışını gerçekleştirmenin büyük mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. Kütüphaneler Haftası gibi anlamlı bir zaman diliminde, böylesine kıymetli bir eseri üniversitemize ve Zonguldak’a kazandırmak bizler için ayrıca anlam taşımaktadır. İnanıyorum ki bu kütüphane; öğrencilerimizin sadece ders çalıştıkları bir alan olmanın ötesinde, aynı zamanda dostluklarını pekiştirdikleri, birlikte ürettikleri ve geleceklerine yön verdikleri bir yaşam alanı olacaktır. Burada geçirilen her an, onların akademik yolculuklarına değer katacak, hayatlarında unutamayacakları izler bırakacaktır. 144 metrekarelik kullanım alanına sahip olan kütüphanemizde, 1500’ün üzerinde basılı kaynak titizlikle kataloglanarak öğrencilerimizin hizmetine sunulmuştur. Bunun yanı sıra RFID altyapısı, gelişmiş otomasyon sistemi, katalog tarama ve self-check cihazlarıyla donatılan bu merkez, kullanıcılarımıza hızlı, pratik ve çağın gereklerine uygun bir deneyim sağlamaktadır. Ayrıca zengin elektronik kaynak altyapımız sayesinde tüm kampüs kullanıcıları bilgiye her an, her yerden erişim imkânına sahiptir. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde başta Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere emeği geçen tüm paydaşlara, özveriyle çalışan ekip arkadaşlarıma ve bir parçası olmaktan gurur duyduğum Subsea7 ailesine gönülden teşekkür ediyorum. Bu kıymetli eserin, başta öğrencilerimiz olmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesine ve tüm Zonguldak halkına hayırlı olmasını temenni ediyorum." Subsea7 Türkiye Genel Müdürü Hülya Özgür’ün ardından kürsüye gelen BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu müstesna zamanda böylesine anlamlı bir açılış vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Atalarımızın veciz ifadesiyle ‘Bir mekânın değeri, orada bulunan o anı anlamlı kılan insanlarla ölçülür.’ İşte bugün bu ortam; kıymetli çalışma arkadaşlarım, değerli öğrencilerimiz ve bu mutlu günümüze değer katarak ilme gönül veren siz saygıdeğer misafirlerimizle anlam kazanmaktadır. Nitekim bugün Kütüphaneler Haftası’nda yalnızca bir kütüphanenin kapılarını hizmete aralamıyoruz. Bilginin ve ilmin sayfalarını gençlerimizin ufkuna açıyoruz. Bilimin ışığıyla öğrencilerimizin ilerlediği kutlu yolu aydınlatıyoruz. Ecdadımız, kitaplarla dolu mekânları en kıymetli hazinelerden üstün görmüş; kütüphaneleri adeta birer ilim bahçesi olarak değerlendirmiştir. Bu sebeple kütüphaneler, yalnız kitapların bulunduğu mekânlar değildir. Aynı zamanda aklın, vicdanın ve hakikatin buluştuğu müstesna irfan ocaklarıdır. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu güzide eser de geleceğe bırakılan güçlü bir mirastır. Burada okunacak her kitap, yapılacak her araştırma, üretilecek her fikir, akademisyenlerimiz ve öğrencilerimizin Baki’nin de ifade ettiği gibi ‘hoş bir sada’ olarak yarınlara taşınacaktır. Bu anlamlı eserin hayata geçmesinde büyük emeği olan başta Subsea7 Türkiye Genel Müdürü Hülya Özgür Hanımefendi olmak üzere tüm Subsea7 ailesine verdikleri kıymetli desteklerden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Sözlerime son verirken; kütüphanemizin üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Yükseköğrenim süreçleri boyunca kütüphanemizden faydalanacak öğrencilerimize Rabbimden üstün muvaffakiyetler diliyorum." Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer tarafından Subsea7 yönetim ekibine plaket takdim edildi. Program, kurdele kesimiyle devam ederken katılımcılar kütüphaneyi ziyaret edip çalışmaları yerinde inceledi. BEUN’dan Bilim ve Geleceğe Değer Katan Yatırım Modern altyapısı, zengin kaynakları ve teknolojik donanımıyla dikkat çeken Açık Deniz Teknolojileri Merkezi Kütüphanesi; öğrencilerin akademik gelişimine katkı sunarken, bölgenin bilimsel ve kültürel hayatına da önemli bir ivme kazandıracak. BEUN’un vizyoner yaklaşımıyla hayata geçirilen bu anlamlı yatırım, üniversitenin bilgi üretme ve paylaşma misyonunu daha da ileriye taşırken; gençlerin hayallerine, araştırmalarına ve geleceğine ışık tutacak güçlü bir ilim merkezi olarak hizmet verecek.
Samsun Ortaokul projelerinde zirve Samsun’un Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "20. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması"nın kazananları açıklandı. Bölge genelinde en fazla birincilik elde eden il Samsun oldu. TÜBİTAK tarafından 20.’ncisi düzenlenen Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın Samsun Bölge Sergisi, OMÜ ev sahipliğinde tamamlandı. Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsarken, yarışmaya 10 alanda 3 bin 280 projenin başvurdu ve 100 proje sergilenmeye hak kazandı. 100 proje arasından Türkiye finallerine gidecekler belli oldu. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, ilk olarak kürsü konuşmalarıyla başladı. İlk konuşmayı yapan TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topcu, "12 bölge merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bu yarışmanın Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsamaktadır. Bu yıl, ortaokul düzeyinde 3 bin 280 proje ile Türkiye’de en çok proje üretilen bölge Samsun Bölgesi olmuştur. Bugün burada sadece bir ödül töreninin açılışını yapmıyoruz. Aynı zamanda merakın, emeğin, sabrın ve hayallerin bir araya geldiği çok özel bir bilim yolculuğuna birlikte tanıklık ediyoruz. Unutmayın, bu yolculukta en önemli şey kazanılan ödüller değildir. Asıl değerli olan; düşünmeyi öğrenmeniz, soru sormaktan korkmamanız ve kendi fikirlerinize inanmanızdır. Çünkü sizler bugün sadece bir proje hazırlamadınız; aynı zamanda genç yaşınıza rağmen sabretmeyi, araştırmayı ve üretmeyi öğrendiniz. Belki bugün birazdan açıklanacak olan dereceler arasında olacaksınız, belki de olmayacaksınız. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki burada bulunan her biriniz bu yolculuğun kazananısınız. Çünkü bilim yolculuğu, varılacak bir yerden çok insanı geliştiren bir süreçtir" dedi. "Proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşti" Akabinde konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise "Bu yıl Samsun Bölgesi olarak önemli bir başarıya imza attık. Türkiye genelinde yapılan toplam 19 bin 436 proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşmiş ve bu sayı ile Samsun Bölgesi birinci sırada yer almıştır. Bu sonuç, bölgemizin bilimsel potansiyelini ve gençlerimizin azmini açıkça ortaya koymaktadır. Hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır. Sizler yalnızca projelerinizi sergilemediniz; aynı zamanda merak eden, sorgulayan, çözüm üreten bireyler olduğunuzu da gösterdiniz. Bilim, doğru cevaplardan çok doğru sorular sorabilme cesaretidir. Sizler bu cesareti gösterdiniz. Hepinizi gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. En fazla birincilik Samsun’dan Yarışmada; Samsun 4 birincilik, 1 ikincilik, 3 üçüncülük; Tokat 3 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Ordu 3 birincilik, 3 ikincilik, 4 üçüncülük; Amasya 2 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Giresun 1 birincilik, 2 ikincilik; Çorum 1 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Sinop 1 birincilik ve Kastamonu 1 ikincilik kazandı.
Ankara Bakan Göktaş: "Erken müdahale otizmli bireylerimiz için hayati önem taşıyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Erken tanı, erken müdahale otizmli bireylerimiz için hayati önem taşıyor. Çünkü erken tanıda çocuklarımızın yaşam becerilerini erken zamanda fark ettiğinizde onları aslında günlük yaşamlarını da güçlendirmiş oluyorsunuz" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara Kavacık Otizm Aktif Yaşam Merkezi açılışına katıldı. Burada kurdele kesiminin ardından Bakan Göktaş’a otizmli bireyler tarafından hediye takdim edildi. Ardından atölyeleri gezen Göktaş, merkeze gelen bireylerle sohbet etti, etkinliklere katıldı ve ilahi söyledi. Ziyareti sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Göktaş, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında ülke genelinde etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Etkinlikleri tek bir güne değil ay boyunca yapmaya gayret ettiklerini dile getiren Göktaş, "Bugün de Keçiören Belediyemiz iş birliğiyle aktif yaşam merkezi açtık. Burada da 13 yaş üstündeki otizmli bireylerimize yönelik bir yaşam merkezi aynı zamanda hem sosyalleşme hem bakım merkezi hizmeti görecek bu merkezimiz. 50 kapasiteli. Çocuklarımız hem rehabilite olacak aynı zamanda sosyalleşme imkanına sahip burada. Çeşitli etkinliklerle de onları yaşam becerilerini güçlendirmeye yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor" ifadelerini kullandı. "Amacımız hem ailelerimizi hem bireylerimizi güçlendirmek" Merkezin, ailelerin çocuklarını bırakabilecekleri bir yer olduğunu aktaran Göktaş "Dolayısıyla hem aileleri hem çocuklarımızı güçlendirdiğimiz, destek olduğumuz önemli bir merkezi hayata geçirmiş bulunuyoruz. Keçiören’deki bu merkezden çeşitli yerlerde de yapmaya devam edeceğiz. Gündüz engelli engelsiz yaşam merkezlerimizle beraber bu tür merkezlerimizi aslında ülke genelinde de çoğaltıyoruz. Amacımız burada hem ailelerimizi hem bireylerimizi güçlendirmek" şeklinde konuştu. "Erken müdahale otizmli bireylerimiz için hayati önem taşıyor" Otizmde erken müdahalenin önemine dikkati çeken Göktaş, "Erken tanı, erken müdahale otizmli bireylerimiz için hayati önem taşıyor. Çünkü erken tanıda çocuklarımızın yaşam becerilerini erken zamanda fark ettiğinizde onları aslında günlük yaşamlarında güçlendirmiş oluyorsunuz. Biz de özellikle hem bu süreçte ailelerimizin yanında olmaya, çocuklarımızın yanında olmaya ve otizmi özellikle bütün Türkiye’de kalıcı halde farkındalığı oluşturmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız farkındalık gününü, farkındalık ayına yaymak, aynı zamanda bütün Türkiye’de bu farkındalığı kalıcı halde 81 ilimizde oluşturmak" açıklamasında bulundu. "Böyle kurumların mutlaka açılması gerekiyor" Merkeze ziyarete gelenlerden Pervin Sabur ise "25 yaşında otizmli birey annesiyim. Nisan ayı otizm farkındalık ayı. Bugün böyle kurumların mutlaka açılması gerekiyor. Çünkü bizim çocuklarımız kabul gördüğü yerler ya da eğitim-öğretim hayatı bittikten sonra uğraş terapisinin yapılacağı yerler burası. Bu merkezlerin çoğalması bizim için çok güzel, çok anlamlı" diye konuştu.