ASAYİŞ - 17 Mart 2026 Salı 18:35

İzmir’de araç ve iş yerine yönelik silahlı saldırıda 2 tutuklama

A
A
A
İzmir’de araç ve iş yerine yönelik silahlı saldırıda 2 tutuklama

İzmir’de bir araç ve iş yerine düzenlenen silahlı saldırının failleri polis ekiplerince yakalandı. Gözaltına alınan 2 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.


Silahlı saldırı olayının aydınlatılması amacıyla Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde geniş çaplı soruşturma başlatıldı. İstihbarat Şube Müdürlüğünün destek verdiği çalışmalar neticesinde şüphelilerin kimlikleri kısa sürede belirlendi. Tespit edilen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonla F.K. ve E.A. yakalanarak gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüphelilerin detaylı kimlik sorgulaması yapıldı. Yapılan incelemede, şüphelilerden E.A.’nın uyuşturucu madde kullanmak ve bulundurmak suçundan arandığı anlaşıldı. Emniyetteki ifade işlemleri tamamlanan F.K. ve E.A., sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi.



İzmir’de araç ve iş yerine yönelik silahlı saldırıda 2 tutuklama

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Başkan Albayrak: "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak basın mensupları adına düzenlenen iftar yemeği sonrasında, "O çukuru kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip değiliz" dedi AK Parti Eskişehir İl Başkanlığı tarafından basın mensupları için iftar yemeği düzenlendi. Program, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın karşılama konuşması ile başladı. Basın mensuplarının ve protokol üyelerinin iftar açmasıyla devam eden programda Başkan Albayrak, geçtiğimiz gün saat 19.30 sıralarında Zincirlikuyu Mahallesi Çağlayanlar Sokak’ta elektrikli bisikletle sürat yapan 9 yaşındaki Ömer Çelik’in otopark rampasından savrulup sokaktaki çukura düşüp hayatını kaybetmesi hakkında konuştu. "Bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir" AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak yaptığı konuşmada "Bakınız, bu şehir hepimizin; bu şehir bizim, bu şehir çocuklarımızın şehri. Oynamak zamanı değil, vakit geçirme zamanı değil; bu şehir için hayallerini ortaya koyma zamanı diyoruz. Onun için de üzerimize düşen ne varsa yapmamız lazım. Geçenlerde yine CHP İl Başkanı ’bunlar pazara çıkamaz’ diyor ama biz günde bin 700 tane insanı çadırımızda misafir ediyoruz. Orada belki birkaç tane gazeteci arkadaşımız geldi; hususi bizimle görüşmek isteyen insanlar geliyor oraya. Geliyor, ’Başkanım benim bir sorunum var, konuyla alakalı şöyle bir sıkıntım var’ diyen insanlar geliyor. Aslında biz halkımızla hep iç içe olduk, hâlâ da iç içeyiz. Geçenlerde Cumartesi Pazarı’na girdim; girer girmez adama döndüm, -onu arkadaşlar özellikle çekmişler- dedim ki ’arkadaş merhaba’, dedi ki ’sen CHP’liysen konuşmayacağım seninle.’ ’Yok’ dedim, ’ben AK Parti İl Başkanıyım’, ’o zaman’ dedi, ’Allah işini rast getirsin.’ Biz halkımızla her zaman iç içe olan bir yapıdayız. Niçin biliyor musunuz? Şundan dolayı; biz bu şehrin değil, bu ülkenin geleceğini düşünen insanlarız. Çünkü her zaman söylüyoruz; bir lider olmak, bir genel başkan olmak şov işi değildir. Yalan söylemeyle bir yere varılmaz; bir yere varamadılar da" dedi. "Mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir" Konuşmasına 9 yaşındaki Ömer’in hayatını kaybetmesine neden olan çukur hakkında devam eden Başkan Albayrak, "O çocuğun da bir annesi ve babası var. Biz neyi tartışacağız? O kuyuyu kim açtı, sorumlusu kim, kimin kapatması gerekiyordu diye tartışacağız ama giden bir can; bunu geri getirme şansına sahip miyiz? Değiliz. Bazen siyaset yaptığımızı düşünüyorlar, tabii ki siyaset de yapacağız ama bugün kenar mahallelerdeki sokaklar ve caddeler gerçekten perişan durumda. Kuyunun açılmasıyla alakalı bir doğal gaz, bir elektrik diyorlar; açılmış olabilir ama bunu hemen kapatması gereken kurumlar, görev ve yetki alanları var. Bir şehrin veya bir ilçenin sahibi belediye başkanıdır. Aynı olay bugün Baksan’da da yaşanıyor; Baksan yıllardan beri sıkıntılı, her yer çukur ve çamur içinde. Adamın biri çukura olta atıyor; haber yapılıp sosyal medyada paylaşılınca bakıyoruz ki hemen oraya mıcır dökmüşler. İlla birinin olta atmasını beklemeye gerek yok; bu şehrin içinde gezmiyor musunuz, bu şehirde yaşamıyor musunuz? O küçük yavrumuzu büyüten anneyi, babayı düşünün; dokuz yıl emek veriyor, gece gündüz çalışıp evladını belli bir noktaya getiriyor ve bazı insanların hataları yüzünden biz o çocuğu kaybediyoruz. İnşallah tedbir alırlar çünkü kenar mahallelerde durum hep aynı; bir çukur açılıyor, herkes suçu birbirine atıyor ama sonuç itibarıyla devlet bunun parasını ESGAZ ise ESGAZ’a, OEDAŞ ise OEDAŞ’a veya belediyelere veriyor; belediyeler buraları kapatmak zorunda çünkü yetki alanı onlarda. Mazeret insanın kendine söylediği en büyük yalandır; mazeret üreten insan o işi yapmak istemiyor demektir. Bu yüzden akıllarını başlarına almaları ve bir an evvel teyakkuz haline geçerek belediyeyi yönetmeleri lazım. Bazen CHP İl Başkanı çıkıp ekonomi ve emekliler hakkında konuşuyor. Siz bugün Tepebaşı Belediyesinde çalıştırdığınız insanın parasını veremiyorsunuz, emekli olmuş bir insanın tazminatını ödeyemiyorsunuz ama emekliler hakkında şov yapmaya devam ediyorsunuz. Sandığı getirin diyorlar; evet, bugün Eskişehir’e bir sandık gelmeli ama o sandık belediyeler için olmalı. Ne Odunpazarı ne Tepebaşı ne de Büyükşehir yönetilebiliyor. Yönetilemeyen bir belediye anlayışı olduğu için sandığı bir an evvel getirmeliler ve burada bir belediye seçimi olmalı ki bu şehir bu akıbetten kurtulmalı" ifadelerini kullandı.
Bursa Başkan Yılmaz: "Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor" Bursa Büyükşehir Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı’nın ikinci birleşimi ardından açıklama yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Bursalıları susuz bıraktılar ve geldiğimiz noktada da sudan değil, suyu yönetememekten, şehri yönetememekten, BUSKİ’yi yönetememekten, ulaşımı yönetememekten bahsediyoruz. Aslında problem yönetememedir. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu noktada eleştirilerimiz var. Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Mart Ayı Meclis Toplantısı’nın ikinci birleşiminde 22 gündem maddesi görüşülürken, bazı maddeler oy birliğiyle kabul edildi, bazıları ise partiler arasında tartışmalara sahne oldu. Mecliste özellikle imar planı değişiklikleri, belediye iştiraklerine ilişkin finansman kararları ve sosyal destek projeleri gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Meclis toplantısı çıkışı konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’da su faturalarına gelen fahiş fiyatlara dikkat çekti. Yılmaz, "Bu tüm ilçe belediye başkanının ortak kanaati ve ihtiyaçları ile birlikte konuşulmuş ve yine birlikte karar verilmiş ancak tekrar altını çizmek istiyorum ki burada problem katı atık bedeli değil suya yapılan fahiş zamlar. Biz buna rağmen AK Parti grubu olarak Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte şöyle bir karar aldık, dedik ki tamam su zamları geri alınsın, 2024 seçimleri öncesinde nasıl bir usul takip ediliyorsa ki her ay suya zam yapılıyordu enflasyon oranında burada aynı sistem devam etsin. Evine 300 lira fatura gelirken bin lira gelen, bin 500 lira gelen, 2 bin lira gelen hemşehrilerimizin isyanı var. Burada topu taca atıyor, ipe un seriyor. Ramazan’a yakışmayan bir tablo. Bursa’da birçok şey yönetilemediği gibi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin de yönetilemediğine maalesef şu aziz günde bile şahitlik etmiş olduk. Sayın Başkan’ın bahsettiği konularla ilgili açıklama yapma gereği duydum. Çünkü mecliste mikrofonumun sesi kısıldı, konuşmamıza fırsat verilmedi, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum" dedi. Gündeminin su zammı ve katı atık bedeli olduğunu söyleyen Başkan Oktay Yılmaz, "Tabii öncelikle gündem su zammı ve katı atık bedeli. Aslında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey yine ipe un sermiştir. Bırakın benim sorularıma vatandaşın haklı isyanına cevap vermesini Cumhuriyet Halk Partili Osmangazi Belediye Başkanını bile isyan eder hale getirmiştir. Osmangazi Belediye Başkanı, Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak kendi evindeki su faturasının örneği ile birlikte su zammının fahiş bir zam olduğunu basın mensuplarıyla, sizlerle kendisi de paylaşmıştı. Bunun katı atık bedelinden kaynaklanmadığını suya yapılan fahiş zamlardan kaynaklandığını ifade etmişti. Burada evine gelen su faturasından vatandaş şikayetçi ama Mustafa Bozbey neden örnek veriyor? Bakkala gelen su tüketimi olmayan su faturasından bahsediyor. 100 liradan bahsediyor. Evine 135 lira, 200 lira gelen hiç kimsenin isyanı yok aslında" diye konuştu. CHP’li belediyelerin maaş ödeyememe sıkıntısı çektiklerine de dikkat çeken Yılmaz, "Geçmişe dönük yine isim vermeden geçmişte yaptığımız katı atık bedellerin alınmamasıyla ilgili konuştu. Evet, biz AK Partili belediyeler olarak 2021’de pandemi döneminde vatandaşımıza, hemşehrimize destek olmak adına katı atık bedellerini geri çekmiştik. Yeni dönemde bilhassa Cumhuriyet Halk Partili ilçe belediye başkanlarımızın da talebiyle beraber çünkü maaş ödeyememek gibi sıkıntı daha çok Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde söz konusuydu. Buradan gelen talepler, ilçelerin hakikaten kendi yönetimleriyle ilgili durumlarından dolayı katı atık bedelinin, yasal olarak belirlenen bedelinin çok altında bir bedel alınmaya başlandı. Bu Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer için 135 TL, diğer ilçeler için 100 TL ve daha sonrasında 70 TL olarak belirlendi. Geçmiş dönem Büyükşehir Belediyesi bir kuruş katı atık topluma bedeli almazken bu dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin talebiyle de artı 30 TL katı atık bedeli alınmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı Yılmaz, su zammının aynı sistemde enflasyonla beraber artmasını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Bu tüm ilçe belediye başkanının ortak kanaati ve ihtiyaçları ile birlikte konuşulmuş ve yine birlikte karar verilmiş ancak tekrar altını çizmek istiyorum ki burada problem katı atık bedeli değil suya yapılan fahiş zamlar. Biz buna rağmen AK Parti grubu olarak Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte şöyle bir karar aldık, dedik ki tamam su zamları geri alınsın, 2024 seçimleri öncesinde nasıl bir usul takip ediliyorsa ki her ay suya zam yapılıyordu enflasyon oranında burada aynı sistem devam etsin. Katı atık bedellerini ilçe belediyeleri de almasın. Biz AK Partili belediyeler olarak buna hazır olduğumuzu ifade ettik. Ancak bugün yine Sayın Mustafa Bozbey ipe un serdi, ’bu ikisini karıştırmayın’ dedi. Vatandaş neden şikayetçiyse gelin birlikte geriye dönün. Bu aslında bir suyu siyasete alet etmek değildir. Suyu siyasete alet etmek seçim öncesinde ’ben suya indirim yapacağım’ diyerek, insanları kandırarak oy almak siyasete alet etmektir suyu. Bugün zaten suyu yönetmesini beceremediler. Bursalıları susuz bıraktılar ve geldiğimiz noktada da sudan değil, suyu yönetememekten, şehri yönetememekten, BUSKİ’yi yönetememekten, ulaşımı yönetememekten bahsediyoruz. Aslında problem yönetememedir. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu noktada eleştirilerimiz var. Bursa’nın kaynakları maalesef doğru bir şekilde yönetilmiyor." Cumhur İttifakı olarak yapılması gereken ne varsa hazır olduklarını vurgulayan Yılmaz, "Bugün 5 bine yakın personel almış, 2 bine yakın personel çıkarmış. 5 binden fazla personel aldıklarını kendileri de ifade etmişlerdi daha önce. Bu Bursa’nın kaynaklarını verimli yönetemediklerinin de ayrı bir göstergesi suda yaşanan krizin bugün ulaşımda yaşandığına da şahitlik ediyoruz. Biz tartışmalardan uzak çözüm odaklı bir yaklaşımla istişare kültürü içerisinde gelin Bursa’nın problemlerini masaya yatıralım. Suyla ilgili de biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız ama siz de yapacaksınız. Ulaşımla ilgili ne gerekiyorsa, kentsel dönüşümle ilgili ne gerekiyorsa biz Cumhur İttifakı olarak taşın altına elimizi koymaya hazırız. Biz sorun üreten değil, çözüm üreten taraftayız. Bunu da hemşehrilerimize buradan paylaşmak istiyorum. Herkesin Ramazan’ını tebrik ediyorum. Birkaç gün sonra inşallah bayramı idrak edeceğiz. Şimdiden tüm hemşehrilerimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun" dedi.
İstanbul Emine Erdoğan, onursal başkanı olduğu dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle iftarda bir araya geldi. Emine Erdoğan, onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle Beykoz’da bir film platosunda düzenlenen iftar programında buluştu. Emine Erdoğan, vatandaşların ziyaretine de açık olan platoda seti ziyaret ederek, oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirdi. Emine Erdoğan, ziyaret sırasında platoda yer alan yönetmen koltuğuna geçerek, oyuncuların kısa bir performansını dinledi, ayrıca buradaki atlı dans gösterisini izledi. Ramazan’ın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, "Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri ’iyiliktir.’ Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, ’Allah’ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap’ duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh, bu memleketin taşına toprağına sinmiştir. Düşünün ki Osmanlı’da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar" dedi. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıldığını belirten Erdoğan, "İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER’in, Şule Yüksel Şenler Vakfı’nın, Afrika Evi’nin, Sıfır Atık Vakfı’nın çatısı atında, Allah’ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak. İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK’lerimiz, batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir" diye konuştu. Bugün bilhassa Batılı toplumlarda geleneksel yardımlaşma anlayışının yok olduğunu kaydeden Erdoğan, "Gençler sosyal sorumluluk projelerine, özgeçmişlerine yazmak ve üniversite ya da iş başvurularında rakiplerinin önüne geçmek amacıyla katılıyorlar. Kişisel fayda sağlandıktan sonra da bu faaliyetlerle kurulan bağ çoğu zaman zayıflıyor. Aslına bakarsanız bu tam anlamıyla iyiliğin ve yardımlaşmanın ticarileşmesi ve tıpkı Cemil Meriç’in ’İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir’ dediği gibi utanç verici bir alışverişe dönüşmesidir. Halbuki, bizim toplumumuzda öyle mi? Biz iyilik yapar, denize atar, bir daha da arkamıza bakmayız" ifadelerine yer verdi.